loading
close
SON DAKİKALAR

Tüketmeyelim de Ölelim mi?

Tüketmeyelim de Ölelim mi?
Tarih: 25.02.2012 - 07:29
Kategori: Gündem

Bir yandan “daha fazla enerjiye ihtiyacımız var” önyargısı, diğer yandan sonsuz olmayan doğal kaynakları tüketme yarışı..

Bir yandan “daha fazla enerjiye ihtiyacımız var” önyargısı, diğer yandan sonsuz olmayan doğal kaynakları tüketme yarışı...

Bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan biri, küresel iklim değişikliği... Sadece çevresel değil, ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçları pek çoğumuzun hayal gücünü zorlayacak denli kritik.

“İyi de alternatif ne? Tüketmeyelim, enerji üretmeyelim de Orta Çağ’a mı dönelim?” dediğinizi duyar gibiyim.
İliklerimize kadar işlemiş bu endişe, bilgisizlikten kaynaklanıyor. Zira küresel iklim değişikliğinin en büyük sorumlusu olan fosil yakıtları, yani petrol, kömür ve gaz bağımlılığını, 2040’a kadar yüzde 70 azaltmak pekala mümkün.

Fosil Türkiye

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) geçen hafta Yenilenebilir Enerji ve Türkiye Raporu’nu yayınladı. Buna göre;
* Türkiye, 2009 yılında elektriğin % 81’ini fosil yakıtlardan elde etti.

* Yenilenebilir enerjinin payı ise % 19’la sınırlı kaldı. En kötüsü, yenilenebilir enerjinin % 98’ini hidroelektrik santrallerden karşıladı. Bildiğiniz gibi HES’ler, “temiz enerji” başlığı altında sunulduğu ve ülkemizde son derecede yanlış yönetildiği için doğaya ve insana büyük zarar veriyor. 

* Rapora göre Türkiye’nin fosil yakıtlara, hidroelektrik santrallere ve nükleere yönelik enerji stratejisini değiştirerek, güçlü ve cesaretlendirici yasal düzenlemelerle güneş ve rüzgâr enerjisi potansiyelini değerlendirmesi gerekiyor.

Hedef tutturmak zor

Durban’da yapılan son iklim değişikliği toplantılarında, iklim değişikliğiyle ilgili hayati kararların ABD ve Kanada’nın taş koymasıyla ertelenmesine bizzat şahit olmuştum...

Hem insanlık, hem gezegen için yapılacak tek şey kaldı: Ulusal ölçekte adım atmak... Bununla ilgili Türkiye’nin de koyduğu hedefler var... Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2010-2014 Stratejik Planı’na göre, 2023 yılında elektrik üretiminin yüzde 30’unun yenilenebilir kaynaklardan temin edilmesi hedefleniyor.

Ancak “yenilenebilir enerji”de bütün yük, derelerimize, ırmaklarımıza hatta kömür ve nükleer seçeneklere bindirilmiş vaziyette.

WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar, “Ülkemizde özellikle güneş ve rüzgâr enerjisine verilen teşvikler Avrupa ülkelerine kıyasla çok düşük” diyor. 

Hükümetten ve iş dünyasından beklentimiz, yenilenebilir enerji hedeflerini, enerji ihtiyacı projeksiyonlarını ve dünyadaki iyi örnekleri gözden geçirmeleri.

Yoksa felaket senaryoları, sandığımızdan da önce kapımızı çalacak...

- Uluslararası Enerji Ajansı’na göre 2030’a kadar petrol ve gaz rezervlerindeki üretim, yüzde 40-60 oranında düşecek. Fosil yakıtlara bağlılık sürdükçe kıtlık artacak. Bu nedenle çevreye daha da büyük zararlar verilecek.
- Küresel enerji sektörü, sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte ikisinden sorumlu. Emisyon, tahminlerin ötesinde bir hızla artarak “tehlikeli” denen seviyenin üzerine çıkarak iklim değişikliğini hızlandırıyor.
- Nükleer seçeneğinde, tehlikeli atıklar binlerce yıl zehirli kaldığı için hem riskli, hem de çok pahalı bir seçenek. (WWF)

- Milliyet, Bağcılar’daki binadan taşınma telaşı yaşıyor. Herkesin elinde koli bantları, koridorlara yığılan karton kutular...
- Taşınmak güzeldir, heyecanlıdır... Fakat her gün karşılaştığımız, yardımını ve güler yüzünü esirgemeyen bazı dostları artık göremeyecek olmanın hüznünü yaşıyoruz.
- DMC’de yıllardır bizlere hizmet eden, bizimle çalışan ve dertlerimize ortak olan herkese teşekkür ederim.  

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları