Cezaevlerindeki çocuklarla ilgili rapor hazırlayan CİSST ve TCPS, Adalet Bakanlığı verilerine dayanarak ülkede toplam 2 bin 800 çocuğun tutuklu olduğunu belirtti.
Cezaevlerindeki çocuklarla ilgili rapor hazırlayan CİSST ve TCPS, Adalet Bakanlığı verilerine dayanarak ülkede toplam 2 bin 800 çocuğun tutuklu olduğunu belirterek, işkence ve kötü muameleye ilişkin olarak en fazla şikâyetin Sincan Çocuk Hapishanesi’nden geldiğini kaydetti.
Mezopotamya Ajansının haberine göre, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ve Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi (TCPS), 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla cezaevlerindeki çocuklarla ilgili hazırladığı raporu yaptığı yazılı açıklama ile kamuoyuna açıkladı.
Rapor, tutuklu çocuklara ilişkin hak ihlali iddiaları, bilgi ve denetim mekanizmalarına yapılan başvurular ile akıbetlerini kapsıyor. Raporda geçen 7 Nisan 2017 tarihli verilere göre, 12-18 yaş aralığında bin 715’i erkek, 63’ü kız olmak üzere bin 778 tutuklu bulunuyor. 994’ü erkek, 28’i kız olmak üzere bin 22 hükümlü çocuğun bulunduğu raporda, toplam 2 bin 800 çocuk tutuklunun olduğu açıklandı.
'CEZA ALAN ÇOCUK SAYISI 2016 YILINDA 12 BİN 423'E ULAŞTI'
Adalet Bakanlığının paylaştığı istatistiklerin, genellikle erkek-kadın ve tutuklu-hükümlü gibi sınıflandırmalara dayalı olarak yayınlandığı belirtilen raporda, “İstatistiklerin, sadece bu bağlamlarda paylaşılıyor olması, hapishanelerde bulunan yabancı, engelli, LGBTİ, azınlık gibi çocuk mahpus gruplarının ve ihtiyaçlarının görünmez olmasına sebep olabilmektedir. Ayrıca bu istatistikler anlık durumu göstermekte hapishanelerdeki nüfus sirkülasyonunu gösterememektedir. Bu nüfus sirkülasyonu, yıl içinde toplam hapis cezası alan çocukların sayısından gözlemlenebilmektedir. Adli Sicil ve İstatistik Müdürlüğü’nün istatistiklerine göre sadece Çocuk ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri’nde, hakkında hapis cezası kararı verilen çocukların sayısı iki katına çıkarak önemli bir artış göstermiştir” denildi. Raporda, ceza alan çocukların sayısı 2009 yılında 5 bin 728’iken, bu rakamın 2016 yılında 12 bin 423 ulaştığı aktarıldı.
'18 BAŞVURDAN 10’U CEZASIZ BIRAKILDI'
2010-2015 yılları arasında ceza infaz kurumları ve eğitim evlerinde bulunan tutuklu çocuklar tarafından yapılan işkence ve kötü muamele vakalarında adı geçen 31 personeller hakkında şikayet olduğu aktarılan raporda, “33’ü ise resen başlatılan 64 soruşturma açılmıştır. 64 soruşturma kapsamında da 484 personelle ilgili işlem başlatılmış; yalnızca 1 kişi hapis cezası almıştır” denildi. Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre ise 2015 ile 12 Eylül 2017 tarihine kadar 18 başvurunun yapıldığı ve bu başvurulardan, birinin akran şiddeti, diğerlerinin cezaevi görevlileri tarafından işkence ve kötü muameleye ilişkin iddiaları içeren başvurular olduğu ifade edilen raporda, şöyle denildi: "18 başvurudan 10’unun akıbetinin cezasızlık ile sonuçlandığı görülmekte, 2017’deki başvuruların akıbetleri veya soruşturmalar devam ediyorsa, soruşturmaların hangi aşamada olduğu bilgisi bulunmamaktadır. Bu rapor kapsamında ise, Kasım 2015 - Haziran 2017 tarihleri arasında 133 çocuğun şikayetine erişilebilmiştir. Çocukların şikayetleri, 12 farklı başlık altında derlenmiştir. 54 şikayet söz konusu olmuş, bu 54 şikayetten, çocuklar 203 kez mağdur olmuş ve bu şikayet konuları 38 soru önergesine toplam 45 kez yansımıştır. Bir çocuğun birden fazla şikayeti olabildiğinden, şikayetine erişilebilen çocuk sayısı gerçek çocuk sayısından fazladır.”
‘EN FAZLA ŞİKAYET SİNCAN ÇOCUK HAPİSHANESİ'NDEN'
133 çocuğun 203 şikayeti arasında 111’inin işkence ve kötü muamele ile ilgili olduğu vurgulanan raporda, “Kasım 2015-Haziran 2017 tarihleri arasında insan hakları örgütleri aracılığıyla 111 çocuğun işkence ve kötü muameleye ilişkin şikayetine erişilebiliyorken, 10 yılda sadece 92 çocuğun işkence yasağının ihlali nedeniyle şikayetçi olması, hak ihlallerin izlenmesi konusunda Adalet Bakanlığı’nın insan hakları örgütleri ile iş birliğine daha açık olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu şikayetler 15 hapishaneye dair bulunmakta olup, en fazla şikayet Sincan Çocuk Hapishanesi’nden gelmiştir” diye belirtildi.
'8 YILDA 18 ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRDİ'
Türkiye cezaevlerinde 2009 yılından Mart 2017 tarihine kadar 18 çocuğun yaşamını yitirdiğinin altın çizilen raporda, “Bu 18 çocuktan 10’unun tutuklu olması, tutukluluk koşullarının tartışılmasını bir kez daha gerekli kılmaktadır. Hayatını kaybeden çocuklardan 9’unun intihar sebebiyle hayatını kaybetmesi, çocukların intiharına yol açan koşullarında tartışılması gerektiğini ortaya koymaktadır. 2015 Kasım-2017 Haziran tarihleri arasında 6 çocuk hapishanelerde hayatını kaybetmiştir. Bu 6 çocuktan 5’i kendi bulundukları oda/koğuşta yangın çıkartmaları, 1’i ise intihar sebebiyle hayatını kaybetmiştir. 2015 Kasım ve 2017 Haziran tarihleri arasında çocuk mahpuslarla ilgili genel istatistiklere ilişkin elde edilen 68 bilgi edinme başvurusundan 42’sine yanıt alınamamış, 26’sı yanıtlanmıştır. Yanıtlanan bilgi edinme başvurularından 9’unda bilgi paylaşılmış, 17’sinde çeşitli nedenlerle bilgi paylaşılmamıştır. CİSST, TCPS, Kasım 2015 - Haziran 2017 tarihleri arasında Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, İl Cezaevi İzleme Kurulu, İl İnsan Hakları Kurulu olmak üzere 6 ayrı kuruma 29 şikayette ve 79 çocuk ile ilgili toplam 135 insan hakları başvurusunda bulunmuştur. Bu başvuruların herhangi birinde hak ihlali tespit edildiği tarafımıza bildirilmemiştir” ifadeleri yer aldı.
TUTUKLU ÇOCUKLAR İÇİN ÖNERİLER
Raporda, tutuklu çocuklar için bulunulan öneriler şöyle sıralandı:
Adalet Bakanlığı’nın stratejik planı gereği çocuk hakları ve insan hakları örgütleriyle ilişkilerini arttırması, hak ihlallerinin ve cezasızlığın önlenmesi konusunda politika belirlemesi gerekmektedir. Bu herhangi bir hak ihlali olmadan, olduğunda ve bir daha asla tekrarlanmaması için atılacak adımların belirlenmesi için önemlidir.
Adalet Bakanlığı’nın stratejik planı içinde yer alan Çocuk ve Gençlik İnfaz Kanunu Tasarısı’nın sivil toplum örgütleri, bağımsız araştırmacılar, meslek odaları, akademisyenler ve çocukların görüşüne açılması ve geliştirilerek yürürlüğe girmesi gerekmektedir.
Kanun Hükmünde Kararnameler’in çocuk mahpuslara etkileri göz önünde bulundurulmalı ve bu kararnamelerde yer alan avukat görüşleri, telefon hakkı, eğitim hakkı gibi en temel haklara ilişkin kısıtlamalar, başta statüleri gereği çocuk mahpuslar olmak için yürürlükten kaldırılmalıdır.
STÖ’lerin, bağımsız araştırmacıların, meslek odalarının ve akademisyenlerin bağımsız izleme yapabilmesine imkan verilmeli, hapishaneler şeffaflaştırılmalıdır.
İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları ve İl ve İlçe Cezaevi İzleme Kurul’larının çocuk hakları komisyonları oluşturması gerekmektedir. Bu komisyonların, yerinde incelemeler yapması ve bu incelemeler neticesinde tespit edilen sorunları, verilen tavsiyeleri kamuoyunun da izleyebileceği şekilde şeffaflık ilkesi doğrultusunda paylaşması gerekmektedir.
Çocuk mahpusların, şikayetlerini iletmeleri halinde işkence ve kötü muameleye maruz kalacaklarına ilişkin endişeleri dikkate alınmalı, özellikle yerel düzeyde bulunan denetim mekanizmaları ile merkezi düzeyde bulunan KDK, TİHEK, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu gibi mekanizmaların başvuru alma yöntemlerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu konuda baroların çocuk hakları merkezleri ile de koordinasyon kurulmalıdır.
Türkiye Barolar Birliği’nin, çocuk, kadın, engelli gibi özel ihtiyaçları olan mahpuslara ilişkin barolarda farkındalık yapacakları çalışmalar düzenlemesi ve barolardaki avukatların hak ihlallerini iletebilecekleri veri tabanı ve kriz masası kurması gerekmektedir.
Başta barolar olmak üzere çocuk hakları ve insan hakları örgütlerinin çocuk mahpuslar ile ilgili sorunları gündemine alması ve bu sorunlar çerçevesinde bir koordinasyon kurulması gerekmektedir.
Siyasi partiler, çocuk mahpuslar ile ilgili önergeleri gündemde tutmanın yanı sıra bütüncül bir çocuk politikası belirlenmesine odaklanmalıdır.
TBMM’de sunulan soru önergelerinin ve STÖ’lerin yaptığı bilgi edinme başvurularının yasal süresi içinde yanıtlanmadığı göz önünde bulundurulmalı, daha etkin ve etkili bir bilgi edinme mekanizmaları kurmak için destek gerekiyorsa STÖ’ler ile bu konuda iş birliğine gidilmelidir.