CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, Merkez Bankasının birincil görevinin enflasyonu düşürmek olduğunu belirterek "Türkiye'de enflasyon dünya enflasyonunun 2,5 katı" dedi.
CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, Merkez Bankasının birincil görevinin enflasyonu düşürmek olduğunu belirterek "Türkiye'de enflasyon dünya enflasyonunun 2,5 katı" dedi.
Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olan CHP'li Selin Sayek Böke, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı Türkiye'nin para politikası sunumu TBMM'de düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi.
Böke'nin açıklamaları şöyle:
Bugün Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı Plan ve Bütçe komisyonu toplantısında Türkiye’nin para politikasını değerlendiren bir sunum yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi Plan ve Bütçe Komisyonu adına bu sunumla ilgili bir değerlendirmemizi sizinle ve kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duyduk. Sunum önemliydi ama beklentilerimizi karşıladı dersek gerçeği söylememiş oluruz. Sanki Sayın Başçı, yorgun ve siyasi baskılardan yılmış. Mümkün olduğu kadar ayrıntılı ve cesur değerlendirme yapmaktan kaçındı, konuların ve kendisine sorulan soruların çevresinden dolaşmayı tercih etti. Yanıt alamadığımız soruları bir kez daha buradan paylaşmak ihtiyacı duyuyoruz:
1. Merkez Bankası kriz yılları dışında hiç bir yıl enflasyon hedefini tutturamamıştır. Hiç tutturulamayan bir şeye hedef denebilir mi? Hedef niye tutmamaktadır?
2. Merkez Bankası’nın hedefi 2002 enflasyonundan düşük enflasyon mudur yoksa açıkladığı yüzde 5 hedefi midir?
3. Merkez Bankası’nın nominal çıpası nedir? Politika faizi hangi faizdir?
4. Biz Merkez Bankası’nın alanında ne kadar yetkin olduğunu biliyoruz, doğru politikaları uygulamak isteyeceğini de biliyoruz ama uygulamadığını görüyoruz. Bunun sebebi nedir? Bir siyasi baskı altında mısınız?
5. Sadeleştirme ihtiyacını herkes dile getiriyor, Merkez Bankası bu adımı atmak için neyi bekliyor? Amerikan Merkez Bankası’nı mı? VIX endeksinin düşmesini mi? Bütün nominal çıpalar dış faktörlerden oluşuyor. Biz ülke olarak kendi çıpalarımız ve para politikamızı belirleyemiyor muyuz? Akıntı bizi nereye götürürse oraya mı sürükleneceğiz. Bu çıpaları koyabilmek için yoksa iktidarın ve Cumhurbaşkanı’nın ikna edilmesini mi bekliyorsunuz?
Bu arada haksızlık yapmayalım, yanıt aldığımız sorularımız da oldu. Döviz karşılık hesaplarına Merkez Bankası’nın faiz ödemesi yaptığını biliyoruz. Katılım bankalarının da döviz karşılık hesaplarından faiz aldıkları bilgisi bizimle paylaşıldı.
Bu sorularla birlikte sunumu temel alarak izlenen para politikaları konusunda şu tespitleri yapmak mümkün:
1. Merkez Bankası koyduğu hedefleri tutturamıyor. Enflasyon hedefindeki performans ortada. Yüzde 5 olarak belirlenen hedef, üstelik de artı/eksi 2 puan gibi çok geniş bir belirsizlik bandı tanımlanmış olmasına rağmen, kriz yılları haricinde hiç tutturulamamıştır.
Enflasyon uluslararası standartlarda da Merkez Bankası’nın kendi hedefine kıyasla da şu anda bir başarısızlık olduğuna işaret etmektedir.
Dünya Bankası’nın verilerine göre, yıl sonu TÜFE enflasyonu sıralamalarında 189 ülke içerisinde 2014 yılında en yüksek enflasyona sahip 25. ülke konumunda. Ekim 2015 IMF Küresel Görünüm Raporu verilerine göre gelişmiş ülkelerde enflasyon 2015’te %0,8; yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkelerde %5,7; Dünya ortalaması %3,6. Yükselen ve gelişmekte olan Avrupa ülkelerinde yüzde 3,1. Türkiye’de bu hafta açıklanan veri ile biz biliyoruz ki bu rakam daha da yüksek ve %8,81. Bu oran Dünya’nın enflasyonun 2,5 katı. Bize benzeyen gelişmekte olan ve yükselen piyasaların 1,5 katı.
Türkiye ekonomisinin kendi tarihsel hikayemize göre de tablo sıkıntılı. 2009 öncesi enflasyon hedeflemesine odaklı ve siyasa üreten ve uygulayan Merkez Bankası ile enflasyon %6,5’a düşmüştü. Sonra işini yapmayan, işini yapmasına imkan verilmeyen bir Merkez Bankası ile 2010-2014 arası % 8 enflasyon ortalamasına yükseldi.
2. Merkez Bankası’nın birincil görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Ancak, sunumun 66. sayfasına kadar enflasyon ile herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır. Bu da Merkez Bankasının kendisine yasayla verilmiş görev dışında bir çok konuda hükümetçe herhangi bir şey yapılmadığı için görev üstlendiğini ortaya koyuyor.
Bütüncül bir ekonomi politikası için para ve maliye politikalarının uyumlu olması gerekir. Bu uyum sağlanamadığı ve ekonomide gerekli yapısal reformlar yapılamadığı için Merkez Bankası görevi olmayan konularda da politika geliştirmeye çalışmıştır. Arabanın ön tekeri ile arka tekeri farklı yönlere girmekte olduğu için Türk ekonomisi de uzun süredir patinaj yapmaktadır. Öncelikle enflasyon hedefi neden tutturulamadığı söylenmeli daha sonra biz yasama organı olarak bu konuda ne yapabiliriz bu tartışılmalı.
Ayrıca petrol fiyatlarının ve emtia fiyatlarının bütün dünyada tarihi dip noktalar gördüğü bir dönmede bu konuda mazeretler üretmek gerçekçi olmuyor. Etkin çözüm önerebilmek için önce sorunu doğru tespit etmelisiniz. Öte yandan gıda fiyatlarının ülkemizde diğer ülkelerin tersine artıyor olması da acil bir tarım reformu ihtiyacına işaret etmektedir. Bunlar para politikasını tamamlayıcı olmalı. Ama bunlarla birlikte Para politikası çerçevesine dair bir netleştirilme ihtiyacı mevcut.
Siyasi baskılar sebebiyle TCMB piyasa faizleri ile resmi politika faizleri arasındaki farkın açılmasına izin verdi, politika faizindeki fonları kısıtlayarak piyasa faizlerini etkileri. Bu sebeple de politika faizi artık politikanın değerlendirmesine imkan veren bir ölçü olmaktan çıktı.
3. Sayın Başkan Merkez Bankalarının itibarının çok önemli olduğunu söyledi. Merkez Bankası’nın itibarının zedelenmemesi konusunda hemfikiriz ve bunu çok önemsiyoruz. Her fırsatta da ifade ediyoruz. Kendi özelimden örnek vermek gerekirse bana faiz ne olmalı diye sorulduğunda siyasetçi kimliğim sebebiyle bir fikir beyan etmiyorum. Faizin ne olması gerektiğini ancak Merkez Bankası teknik değerlendirmeleri ile bilebilir. Bu konuda değerlendirmelerin siyasi değil teknik olması gerektiğini bir kez daha ifade ediyorum. Biz Merkez Bankası’nın alanında ne kadar yetkin olduğunu biliyoruz, doğru politikaları uygulamak isteyeceğini de biliyoruz ama uygulamadığını görüyoruz. Bunun sebebi nedir? Bir siyasi baskı altında mısınız? Şu anda para politikasını tanımlayın deseniz ‘’uygularmış gibi yapılan, içeriği tamamen dışsal unsurlara teslim edilmiş, Türkiye’nin ekonomik ihtiyaçlarından ziyade Türkiye’yi yönetenlerin siyasi tercihlerine öncelik vererek uygulanan politika’’ derim. Oysa iyi bir para politikası piyasalara yön verici düzeyde açık ve şeffaf, koşullara uygun değişimleri risk yaratmadan ortaya koyabilecek kadar esnek ve ortaya koyduğu hedefi tutturacak kadar etkin olmalıdır. Şu anda uygulanan para politikası için bunların hiç birisini söylemek mümkün değil. Yön verici düzeyde açık ve şeffaf değil. Sadeleştirme ihtiyacını herkes dile getiriyor, Merkez Bankası bu adımı atmak için neyi beklediğini bir kez daha sorduk.
4. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak veri temelli iş yapılmasını önemsiyoruz. Bunu Merkez Bankası’nın da önemsediğini, bunu yapmak için insan kaynağı olduğunu da biliyoruz; ancak üzüntüyle bunu gerçekleştirebilecek özgürlüğünün olmadığını bugün bir kez daha tespit ettik. Merkez Bankası’nın siyasi baskı altında olduğu ve bağımsızlığının olmadığını bir kez daha bu sunumda anladık. Kendilerine de bugün söylediğimiz gibi, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Merkez Bankası’nın bağımsızlığının güvencesi olmaya devam edeceğiz.
Ama bu sunumda verilerin kullanılış ve sunuluş biçiminden endişe duyduğumuzu dile getirmeliyim. Mesela Merkez Bankası için her şey 2002’de başlıyor ve 2003’de de bitiyor. Hani orada enflasyon düşüyor ya, sonra artık düşüp düşmediği önemli değil. 2002’den düşük ya, o yetiyor. Ama 2006’dan yüksek, o önemli değil! Soru şu: Merkez Bankası’nın hedefi 2002 enflasyonundan düşük enflasyon mudur yoksa açıkladığı yüzde 5 hedefi midir?
Esasında Merkez Bankasının beklentileri yönetmesi ve istese etki yaratmasının mümkün olduğunu gösteren politika deneyimleri oldu geçmiş dönemde. Bu başarılar 2009 öncesinde kaldı. Anımsatalım, Merkez Bankası kuvvetli bir nominal çıpa için gerekli! İşini yapmaya çekinmeyen, siyasetin gölgesinde değil ekonominin gereklilikleri ışığında siyasa üreten bir Merkez Bankası eski kredibilitesini de tekrar kazanmaya başlayabilir. Türkiye’de konvansiyonel, geleneksel para politikası çalışıyor. Bunun için Merkez Bankası’nın bu yetkisini kullanabilmesi ön koşulu var.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim önceliğimiz zar zor kazanılan kurumsal itibarların kolay harcanmamasıdır, Merkez Bankası’nın bağımsızlığının güvencesi olmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim önceliğimiz vatandaşımızın enflasyon altında ezilmemişidir, bunun için Merkez Bankası’nı enflasyonu öncelemeye ve enflasyonla mücadele etmeye davet ediyoruz.”
Vişne haber Ajansı - Çiçek Güçlü