loading
close
SON DAKİKALAR

'Türkiye'nin insan hakları gerilemesi'

'Türkiye'nin insan hakları gerilemesi'
Tarih: 29.09.2014 - 12:22
Kategori: Gündem

Sivil toplum kuruluşu Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) Türkiye 'de insan hakları ve demokrasiyle ilgili bir rapor hazırladı...

Sivil toplum kuruluşu Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) Türkiye 'de insan hakları ve demokrasiyle ilgili bir rapor hazırladı. Türkiye'deki yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü konularının eleştirildiği raporda, Gezi eylemleri hatırlatılarak polisin cezasız kaldığına dikkat çekildi. Raporun bir kısmı şu şekilde:

"Türkiye insan hakları konusunda endişe verici bir gerileme yaşıyor. 2002'den bu yana görevde olan ve güçlü bir meclis çoğunluğuna sahip AKP , siyasi muhalefete, protestolara ve eleştirel medyaya artan bir hoşgörüsüzlük gösteriyor. Geçen dokuz ay içinde, yolsuzluk soruşturmalarını bastırma çabalarıyla, AKP hükümeti yargı bağımsızlığını engellemek ve hukukun egemenliğini zayıflatmak istedi. İnsan haklarının medya özgürlüğüne kısıtlamalar, eylemlerin bastırılması ve Türkiye'nin siyasallaşmış ceza adalet sistemine güvenin azalmasıyla zayıflaması ülkedeki siyasî kutuplaşmayı derinleştirdi.

Hükümetin aralarında toplanma ve ifade özgürlüğünü kısıtlama ve online medyaya müdahale etme gibi artan baskıcı önlemler alması, geçen yıl Gezi Parkı eylemlerinde dünyanın dikkatini çekti. 2013'ün Aralık ayında, polisin hükümet yetkilileri ve aile bireylerini gözaltına aldığını açıklamasıyla büyük bir yolsuzluk skandalı ortaya çıktı. Hükümet bu duruma polisin yetkisini kısıtlayarak ve yargıyı yöneten kurum üzerinde yürütme gücünü artırarak yanıt verdi; hakimlerin, savcıların ve polislerin yerleri değiştirildi ve yakın zamanda yolsuzluk soruşturmasına katılan polisler tutuklandı; sosyal ve geleneksel medya bu konuları bildirmelerini engellemek amacıyla susturmaya çalışıldı.

Yolsuzluk soruşturmaları ve hükümetin cevabı birçok kişi tarafından AKP'nin, Türkiye'deki eğitim sisteminde, medyada, polis, bürokrasi ve yargıda etkin olan Gülen hareketiyle artan geriliminde değerlendirildi. Özellikle, Gülen-AKP gerilimi Türkiye'nin hali hazırda siyasileşmiş ve fraksiyon dolu yargı sistemindeki krizi derinleştiriyor.

Büyük çoğunlukla art arda seçimleri kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve AKP hükümeti Bakanları, çoğunlukçu gücün hukukun üstünlüğünden önde geldiğini düşünüyor gibi duruyorlar. Bu rapor, AKP'nin polisin ve yargının üzerinde daha büyük yürütme kontrolünü ve ifade ve toplanma özgürlüğü gibi temel hakları bastırmayı haklı çıkarmak amacıyla muhaliflerinin hareketlerini kullandığını savunuyor.

Bu rapor, hükümetin otoriterleşmeye doğru giden çizgisini geri döndürmek için atması gereken acil adımları belirtiyor. Raporda dört noktaya odaklanılıyor: PKK 'yla barış sürecinde insan hakları adımları; hukukun üstünlüğüne yönelik tehditler; kadına şiddete karşı cezasızlık da dahil olmak üzere dokunulmazlık kültürünün varlığının değiştirilmesi ve iyileştirilmesi; ifade ve basına yönelik kısıtlamalar ve toplanma ve örgütlenme haklarının kısıtlanması.

İNSAN HAKLARI VE PKK'YLA BARIŞ SÜRECİ

Henüz oluşum safhasındaki barış süreci, Türkiye'nin, Kürtlerin haklarının yetersizliğini düzelterek insan hakları karnesini iyileştirmesi için büyük bir fırsat sunuyor. Eğer hükümet daha insan hakları merkezli bir süreç benimserse, özellikle Aleviler olmak üzere Türkiye'deki diğer azınlıkların hakları konusunda da ilerleme potansiyeli meydana gelebilir.

İnsan hakları konusunda başlıca endişeler Kürtçenin korunması ve kültürel haklar üzerine; terörizm yasalarının yasal Kürt partilerinin binlerce üyesi ve destekçilerinin, öğrencilerin ve şiddet eylemlerine başvurduklarına dair kanıt olmayan gazetecilerin tutuklanmasına zemin oluşturacak şekilde suistimal edilmesi ve PKK'yla mücadele çerçevesinde özellikle 1990'larda yapılan insan hakları ihlallerinin sorumluluğunu üstlenme.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Türkiye'nin cezai adalet sistemi uzun zamandır siyasî ve bağımsız değil. Bu, toplumun mahkeme kararlarına duyduğu güveni azaltıyor. Bu ciddi eksiklikler sürekli olarak Avrupa Konseyi, Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütler tarafından dile getirildi.

Son yıllarda yapılan reformlar üstünkörü bir iyileşme sağladı, ancak davaların çok uzun sürmesi ve yargı bağımsızlığı gibi büyük sorunlara çözüm üretmedi. Hükümetin yakın zamandaki önemli yolsuzluk iddialarına yanıt olarak yargıya müdahale etmesi adalet sistemini daha da küçük düşürdü.

Adalet sisteminde gerçek reformlar Türkiye'ye ve vatandaşların haklarına uzun dönemli yarar sağlar. Adalet sisteminin siyasî baskının tüm türlerinden ve sistemin içindeki fraksiyonların hakimiyetinden bağımsızlığını sağlamak için acil bir ihtiyaç var.

CEZASIZLIK
Polis, asker ve devlet görevlileri tarafından insan hakları ihlallerine maruz bırakılmış kişilere adalet sağlanması konusunda ciddi sorunlar devam ediyor ve bu cezasızlık kültürünün oluşmasına neden oluyor.

Örneğin, yakın zamanda bir savcı 34 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan ve 2012'de Uludere'nin bombalanmasına dahil olan hava kuvvetleri ve devlet yetkilileri hakkında takipsizlik kararı verdi. Bunun yanı sıra, Mayıs ve Haziran 2013'te meydana gelen Gezi eylemlerinde yaygın bir şekilde görülen polis şiddetinin de neredeyse cezasızlığı var.

Nisan'da, hayata geçirilen ve MİT personeline dokunulmazlık sağlayan MİT yasası, Türkiye'nin insan hakları yükümlülükleriyle bağdaşmıyor ve MİT personelinin görevleri boyunca işkence de dahil olmak üzere yaptıkları insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulmamaları riskini doğuruyor.

Cezasızlıkla mücadele için gereken güçlü adımlar aynı zamanda barış süreci için de kritik önem taşıyor. 1990'larda devlet görevlilerinin binlerce Kürt'ün öldürülmesi ve kaybolmasına neden olmasına rağmen az sayıda yetkili yargılandı. Bu durumda zaman aşımının 20 yıl olması, yaşam hakkının 1993 ile 95 yılları arasında ihlal edilmesi göz önünde bulundurulduğunda yargının önünde büyük bir engel oluşturuyor. Hemen yargılamalara başlanmazsa, zaman aşımı meydana gelecek.

Türkiye'de kadına şiddet uygulayanlar, yaygın olarak erkek partnerler, eski eşler, sevgililer ve aile üyeleri, çoğunlukla ceza almıyor. Yetkililer, 2012'deki Ailenin Korunması ve Şiddetin Engellenmesi Yasası'nın uygulaması konusunda başarısız oldu. Hatta, bazı kadınlar eşleri veya eski eşleri tarafından polis koruması altında öldürüldü. Kadına şiddetin cezasız kalması mücadele edilecek noktalar konusunda öncelikli olmalıdır.

İFADE, TOPLANTI VE GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜ ÜZERİNDE KISITLAMALAR
Türkiye hükümetinin haksız yere medya özgürlüğü, sosyal medya ve toplantı ve gösteri özgürlüğünü kısıtlama konusunda uzun bir geçmişi var. Hükümet, bu alanlardaki baskılarını Gezi eylemlerinin ardından daha da artırdı. Hükümet aynı zamanda, özellikle YouTube ve Twitter'a erişimi engelleyerek geçen yıl Aralık'taki yolsuzluk iddialarının tartışılması ve konu hakkında bilgi edinilmesini engellemeye çalıştı.

Gezi eylemleri esnasında ve o zamandan bu yana, yetkililer İstanbul, Ankara , İzmir ve birçok kentten binlerce kişiyi izinsiz gösterilere katılmak, polise direnmek ve kamu malına zarar vermekle suçladı ve en az 5 bin 500 kişi yasal takibe maruz kaldı. 2013-2014 boyunca, aralarında saygın tanınmış gazeteciler ve yorumcuların bulunduğu çok sayıda medya çalışanı, hükümeti eleştirdikleri için kovuldu veya işlerini bırakmaya zorlandı.

TÜRKİYE İNSAN HAKLARINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN NE YAPMALI?
Türkiye'nin, kamu görevlilerin davranışlarını incelemek için daha sağlam ve bağımsız resmî organları ve gözetim mekanizmalarına sahip olması gerekiyor. Bu organlar, hesap verilebilir ve saydam yönetimi desteklemeli ve insan hakları konusunda güçlü tavsiyelerde bulunmalı.

Bugüne kadar, her ikisi de 2012'de kurulan Türkiye Ulusal İnsan Hakları Kurumu veya Ombudsman Ofisi, böyle bir rolü üstlenmek istemedi. Her iki kurum da devlet yetkililerinin insan hakları ihlalleri konusunda bir açıklama yapmadı veya hükümete bu konuda tavsiye vermek için bir istek göstermedi. Türkiye Ulusal İnsan Hakları Kurumu, yürütmeden bağımsız, Başbakanlık Ofisi'ne bağlı ve 11 üyesinin yedisi kabine tarafından atanıyor.

'Türkiye'nin insan hakları gerilemesi'

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları