Vecdet Öz: AKP’nin Büyükçekmece’de kopardığı mesnetsiz bir yaygaradır

Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, "AKP’nin Büyükçekmece’de kopardığı mesnetsiz bir yaygaradır. Zira bu ülkede seçim sandıkta değil ne yazık ki yaygara ve iftira ile kazanılıyor. Diğer bir tabirle yavuz hırsız olan her zaman ev sahibini bastırıyor" dedi.
Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, AKP'nin Büyükçekmece'deki sahte seçmen iddiaları ile ilgili bir yazı kaleme aldı.
Vecdet Öz'ün yazısı şöyle:
"AKP’nin Büyükçekmece’de kopardığı mesnetsiz bir yaygaradır. Zira bu ülkede seçim sandıkta değil ne yazık ki yaygara ve iftira ile kazanılıyor. Diğer bir tabirle yavuz hırsız olan her zaman ev sahibini bastırıyor.
Ne demek istediğimi bir hikaye ile anlatayım:
Adamın biri dilencidir, üstelik de âmâdır. Her nasılsa yolda kalmış, kendisini terkisine atacak birini beklemektedir. O arada sicim gibi bir yağmur başlamıştır. Sonunda kendini kaldırır bir atın önüne atar. “Ayağına türap olayım, Allah rızası için beni şehre bırak” der. Adam, “Terkimde karım da var, o olmasaydı alırdım” der ama öbürünün yalvarışları kesilmez. Atlı naçar kabul eder. Karısı arkasında dilenci önünde olduğu halde, uzun ve zahmetli bir yolculuk sonucunda şehrin meydanına gelirler. Atlı, “Buyur in” der demez, âmâ dilenci vaveylayı koparır: “Yetişin Müslümanlar, bu adam beni kör ve zayıf buldu, atımı gasp etmek istiyor!”
Adam ne olup bittiğini daha anlamadan etrafını çarşı esnafı sarar. Her biri bir laf söyler: “Utanmıyor musun! Adamı kimsesiz buldun, değil mi! Şu gözleri görmeyen gariban adama bu yapılır mı!”
Bu arada dilenci ortalığı velveleye vermeyi sürdürür. “Bu adamdan şikâyetçiyim; bizi kadıya götürün” der. Sonunda atlıyı çarşı esnafı derdest edip kadının huzuruna getirirler. “Kadı efendi” der âmâ adam, “Ben yolda atıma atlamış şehre iniyorken, bu adama yolda rastladım. Yalvardı, ayaklarıma düştü, “Ne olur beni de atına al” dedi. O arada yağmur başladı. Dayanamadım, Allah rızası için aldım. Şehre gelince “Atımdan in” demez mi, “Beynimden vurulmuşa döndüm, şikayetçiyim.”
Kadı adamı azarlar, atı sahibinin elinden alıp “at hırsızı” dilenciye teslim edilmesi kararını verir. Atın gerçek sahibi hâlâ olan bitene akıl erdiremez ama yapacak bir şey de yoktur. “Hanım, hadi gidelim” der. Âmâ adam tekrar vaveylayı basar: “Ne! Kadı efendi atımı alamadı avradımı alacak, hem de senin huzurunda. At da benim avrat da benim!” der. İş çatallamıştır, tabi ki hanım itiraz eder. Yeni bir celse açılır. Mahkeme sil baştan başlar.
Bizim uyanık, şöyle mırıldanmaktadır: “Tuttuk bir dava; ya at kalır ya avrat!”
Kıssadan hisse!"
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












