loading
close
Dolar: 5,70 TL
Euro: 6,31 TL
Sterlin: 7,12 TL
SON DAKİKALAR

Kuyrukta

Atay Sözer
Tarih: 28.02.2019
Kaynak: Atay Sözer

Atay Sözer: Çay yokmuş onu bizzat reis dağıtıyormuş, “Reisi nerede bulacağım?” diye sormayın, o illa ki sizi buluyor, nasıl olsa; hangi köşeyi dönseniz karşınıza çıkıyor.

Absürt bir filmin içinde gibiyim gene…

Sabah sokağa çıktığımda bir kuyruk çıktı karşıma ucu görünmüyor, hemen sordum kuyruğun sonundakine;
“Bu varlık kuyruğu mu, yokluk kuyruğu mu?” diye.
O da bilmiyormuş, kuyruk görünce takılmış.
Ben de takıldım kuyruğa, artık ne çıkarsa bahtıma.
Tanzim Satış yerlerindeki kuyruklar seçim atmosferiyle beraber artmaya başladı…
Aynı anda benim ardıma da üç kişi takıldı.
Yaşlı teyze söylenip duruyor;
“Allah cezalarını versin bunların, çoluk çocuk aç kaldık, bir kuru soğana muhtaç olduk, gözlerine dizlerine dursun, gene kuyruklar başladı işte, hepsi kahrolsun…”
“Aman teyzem yavaş, öyle kahrolsun falan deme gelip götürürler yoksa.”
“Götürsünler hiç olmazsa götürdükleri yerde bir tas çorba verirler, bu ne rezillik, bu ne kepazelik, şu seçimler olsa da hepsi çekip gitse başımızdan…”
“Oyunu kime vereceksin peki?”
“Ne demek kime, tabii ki reise, başka adam mı var ortada?”
“E peki çekip gitsin dediğin kim o vakit?”
“Kılıştar… Bi de Cehape… Çünkü Cehape demek açlık demekmiş kıtlık demekmiş, reis öyle diyor…”
“Peki hükümette kim var şimdi?”
“Dedik ya evladım sen de pek kalın kafalıymışsın, tabii ki Cehahpe…”
Teyzeyle bu konuyu tartışmanın beyhude olduğunu bildiğim için yanıt vermedim kafamı çevirdim, önümdeki vatandaşa dert yandım…
“Bu kafayla bir cacık olmaz bizden, hâlâ reis diyor…”
“Haklısınız reis ne diyor ona bakmak gerek.”
“Ne diyor?”
“Yatay mimari diyor… Diktiler o fallik gökdelenleri güzelim şehrin görüntüsü değişti… Sonra her yerde çürük kaçak yapılar, bir de imar affı çıkartıp yasal hale getirdiler. Sanki affedince çürük bina sağlam hale gelecek. Al işte hepsi teker teker göçüyor… Ulan bu Cehapenin yatacak yeri yok…”
Onun önündeki destek verdi;
“Ama şimdi hepsini yıkıp yeniden yapacaklarmış; tabii çünkü yeni bina yapılacak yer kalmadı, müteahhitler zor durumda kaldı o yüzden hepsini yıkıp sıfırdan yapacaklar. Hani çocuklar iskambil kartından evler yaparlar sonra onları yıkıp tekrar yaparlar ya; bu da aynen öyle…”
Onun önündeki tamamladı “Tarihi eserleri de yıkıp yeniden yapacaklarmış isabet olur, misal Sülaymaniye’yi yeniden yaparken altına otopark yapılsa hoş olmaz mı, üstelik müşteri garantisi de koyarlarsa süper olur; kılmadığı namaz için para vermiş olmamak için bu kez gelip namazını da kılar hiç olmazsa. Ayasofya’yı yeniden yaparken de içine bir AVM pek yakışır. O yüzden reisin acilen başımıza geçmesi gerek… Bu Cehapeyle olmuyor.”
Sıra çok ağır ilerliyordu…
“Çok çeşit var galiba” dedim.
Önce patlıcan, patates, soğan, domates olarak başlamış; sonra baklagiller ve süt ürünleri eklenmiş en son da temizlik ürünleri gelmiş…
“Çay da var mı acaba?” diye sondum.
Çay yokmuş onu bizzat reis dağıtıyormuş, “Reisi nerede bulacağım?” diye sormayın, o illa ki sizi buluyor, nasıl olsa; hangi köşeyi dönseniz karşınıza çıkıyor.
Yanımdan tinerci çocuklar geçti, ellerinde beşer onar alışveriş torbaları;
“Hayrola?” dedim…
“Abi az önce otobüsün üzerindeki uzun boylu adam fırlatıp duruyordu, bir poşet çayla bu torbaları attı; biz hemen kaptık tabii…”
“Ne yapacaksınız onları?”
“Abi torbalar kenevirden, işlemden geçirip kafa bulacağız…”
Gerçekten de birileri iyi kafa buluyordu…
Sırayla birlikte ilerliyorum; baktım bir büfe, demet kuyrukta acıkanlar için böyle bir hizmet de düşünülmüş.
Tost makinasının başında temiz yüzlü, kepçe kulaklı şirin bir delikanlı; sürekli tost yapıp duruyor pek yabancı gelmedi biraz düşününce buldum yahu bu bizim baro başkanı.
“Hayrola başkan ne iş?” diye sordum.
“Her an baro başkanlığından ayağımı kaydırabilirler, kafama tuğla düştükten sonra bana pek güvenleri kalmadı o yüzden yedek iş olarak tostçuluk yapmaya başladım…”
“Nasıl gidiyor peki satışlar?”
“Çok iyi satıyoruz, biliyorsunuz, malzeme kalmasa iyi tostçusun demektir… Satışımız süper.”
“Yap o zaman bana bir çift kaşarlı tost…”
“Valla kaşar kalmadı, bütün kaşarları DSP’den istediler oraya yolladım…”
Hava kararıyordu kuyruk iyice yaklaşmıştı ama ortada tezgâh mezgah yoktu, sadece koca bir çöp konteyneri duruyordu. Millet içini karıştırıp bulduklarını kenevir torbasına dolduruyordu.
Başına bir de zabıta dikmişlerdi, milleti uyarıyordu.
“Üç parçadan fazla almak yok, sırada bu kadar insan var, saygılı olun…”
Bunca saattir beklediğim kuyruk meğer çöp konteyneri kuyruğuymuş; eh buraya kadar gelmişken bekleyeyim dedim, çok şanslıymışım çöplerin en dibinde herkesin gözünden kaçmış bir patlıcan buldum, bir ezik domatesi de hemen kaptım üçüncü hakkım olan parçayı aramaya başladım, arkadan uyarıyorlardı;
“Biraz çabuk ol akşam yemeğine yetişeceğiz” diye
Telaşla rastgele bir şey kaptım, boş bir kola şişesiydi;
Zabıta kızdı “Seçmece yok dokunduğunu almak zorundasın…”
Evime mutlu bir şekilde dönerken kafamda çılgın bir soru vardı…
“Ben bu şişeyi ne yapacaktım?”

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları