loading
close
Dolar: 6,08 TL
Euro: 6,80 TL
Sterlin: 7,72 TL
SON DAKİKALAR

AKP ve Erdoğan yol ayırımında

İmambakır Üküş
Tarih: 15.04.2019
Kaynak: www.istanbulgercegi.com

İmambakır Üküş; AKP ve Erdoğan’ın İstanbul yenilgisini kabul etmesi halinde AKP’yi yenileme için önünde uzun bir zaman olacaktır. Aksi olduğunda, yeni bir İstanbul yenilgisi Türkiye’yi hızla bir genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimine götürür. AKP’de çözülmeyi kimse durduramaz. Onun için İstanbul kararı yol ayrımındaki AKP ve Erdoğan için var olma veya yok olma kararıdır…

AKP ve Erdoğan 2002’den bu yana girdikleri her seçimden birinci parti olarak çıkmış durumda…
Ancak 7 Haziran’dan bu yana AKP yine birinci parti olmakla birlikte “tek başına iktidar” partisi konumunu kaybetmiş durumda…
AKP hala birinci parti…
Ama artık tek başına iktidar değil…
***
AKP ve Erdoğan Türkiye siyaset tarihinde bir ilk…
Girdikleri her seçimde birinci olmuşlar…
Girdikleri her seçimden iktidar olarak çıkmışlar…
Girdikleri seçimden oylarını artırarak çıkmışlar…
***
İlk defa 7 Haziran’da AKP büyük oranda oy kaybetti…
Seçimden birinci olarak çıktı ama tek başına iktidar olma imkanını kaybetti…
7 Haziran’dan itibaren artık AKP hiçbir seçime tek başına giremiyor…
7 Haziran’dan bu yana (istisnai koşullarda olan 1 Kasım hariç) her seçimden AKP oy kaybederek çıkıyor…
***
AKP kuruluşunda “yenilikçi” ve “devrimci” parti olarak ortaya çıktı…
Kurulu düzene “itiraz” eden bir parti olarak ortaya çıktı…
Hem Refah Partisine-Milli görüşe “itiraz” ediyordu hem de “laikçi” ve “bürokratik” düzene “itiraz” ediyordu…
AKP, yoksulların, en yoksulların, ezilenlerin, sistemin dışladığı her kesimin “itirazı” olarak toplumda karşılık buluyordu…
***
İnsan hakları, temel özgürlükler, Avrupa Birliği normları AKP’nin ve Erdoğan’ın dilinden düşmeyen sözcüklerdi…
Üstünlerin hukukuna karşı hukukun üstünlüğünün sesiydiler…
Bürokratik, elitist düzene karşı ezilenlerin-dışlananların temsilcisiydiler…
Askeri vesayete karşı sivil demokrasinin sesiydiler…
***
Milli irade AKP’nin var oluş felsefesiydi…
Her yerde “milli iradeye saygı” mitingleri düzenliyorlardı…
AKP için demokrasi=sandıktan ibaretti…
Seçimlerde elde ettikleri oy gücüyle AKP için “sandık” artık bir “tabu” bir “fetişti”…
***
Ancak AKP süreç içinde kendini var eden tüm ilklerden hızla koptu…
İktidarın bütün yozlaştırıcı etkilerinden nasibini aldı…
Giderek otoriter ve baskıcı bir rejim inşa eden bir parti oldu…
Ezilenlerin, mağdurların, dışlananların partisi değil rantı elinde tutan ve paylaştıran parti oldu…
***
Dikkat ederseniz uzun zamandır AKP’nin söylediği yeni hiçbir şey yok…
AKP yeni şeyler söylemekten uzaklaştığı gibi giderek daha baskıcı daha otoriter bir rejim temsilcisi oldu…
“İleri demokrasi” ve “vesayete son” iddiasıyla iktidar olan AKP, demokrasiye dair ne varsa yok eden parti haline geldi…
“Vesayet rejimini yıkacağız” derken AKP yeni bir “vesayet rejimi” inşa etti…
***
Artık AKP için toplumun her kesimi kendi iktidarı için bir tehditti…
Parti ile devleti özdeşleştirdi, yetmedi sistem ile partiyi de özdeşleştirdi…
Dolayısıyla AKP’ye yönelik her eleştiren “düşman” ilan edildi…
Dolayısıyla içerden ve dışardan gelen her eleştiriye karşı düşmanca tutum alındı…
***
AKP yalnızca ülkede bir baskıcı ve otoriter rejim inşa etmeye yeltenmedi…
Aynı zamanda benzer bir yapıyı AKP içinde de inşa etmeye yöneldi…
Kuruluş sürecinde birlikte olduğu “erdemliler” grubundan neredeyse kimseyi AKP’de bırakmadı…
AKP’yi kendi kuruluş ilkelerinden ve kadrolarından hızla kopardı; artık bir partiden çok Erdoğancıların olduğu yapı bıraktı geriye…
AKP bu yapıyı inşa ederken başlarda birlikte hareket ettiği bütün toplumsal güçlerle bağını kopardı…
AKP’yi “özgürlükçü” ve “demokrat” görenler hızla yanıldığını gördü…
Daha baskıcı oldukça, daha otoriterleştikçe AKP hızla yalnızlaştı…
***
AKP ve Erdoğan yaşananlardan hiç ders almadı…
7 Haziran sürecinden ders almadı…
16 Nisan referandumundan ders almadı…
24 Haziran’dan ders almadı…
***
Ders almadığı için sürekli yenildi…
Artık hiçbir seçime tek başına giremez hale geldi…
Artık hiçbir seçimi tek başına kazanamaz hale geldi…
31 Mart gösterdi ki ortak ittifaklarla bile AKP her yerde kaybetmeye mahkum bir parti haline geldi…
***
Görünen o ki AKP 31 Mart sürecinden de ders almamış görünüyor…
Seçmenin iradesine saygı göstermek yerine seçmen iradesini yok saymaya çalışıyor…
Seçmen iradesine saygı göstermek yerine seçmen iradesiyle inatlaşma yoluna gidiyor…
Seçmen iradesiyle saygı göstermek yerine seçmen iradesiyle kavga etme yolunu seçiyor…
***
AKP-MHP bloğu 31 Mart’ta büyük kentleri kaybetti…
Ama bütün kayıplara rağmen AKP ve MHP bloğunun oyu hala %51’in üzerinde…
AKP’nin oyu bütün kayıplarına rağmen hala %44’ün üzerinde…
Seçmen hala AKP’den tam olarak kopmuş durumda değil…
***
Seçmen AKP’yi cezalandırdı ama hala eli CHP’ye oy vermeye gitmiyor…
Seçmen AKP’yi cezalandırdı ama eli hala başka partiye gitmiyor…
İlk defa sandığa gitmeyen seçmenlerin büyük çoğunluğu AKP seçmeni…
İlk defa geçersiz oy kullanan seçmenin büyük çoğunluğu AKP seçmeni…
***
AKP seçmeninin eli hala başka partiye oy vermeye gitmediği için bir bölümü sandığa gitmedi…
AKP seçmeninin bir bölümü eli hala başka partiye oy vermeye gitmediği için geçersiz oy kullandı…
AKP’nin seçmenin bu tavrından ders alması gerekir.
Başta CHP olmak üzere bütün muhalif partilerin seçmenin bu tavrından ders almaları gerekir…
***
AKP seçmenin bu tavrından ders almak yerine seçmen iradesini “yok” saymanın yollarını aramaya çalıştı…
Özellikle İstanbul’da kaybettiği seçimi YSK eliyle geri almanın yollarını aramaya başladı…
AKP’nin bu tavrı en çok AKP’den tam kopmamış seçmenin kopmasına yol açacak…
AKP kendi eliyle kendi sonunu getirecek…
***
Günlerdir devam eden sayım komedisi en çok AKP seçmenin vicdanında rahatsızlık yaratıyor…
AKP seçmeni eğer AKP kazanmış olsaydı 1 oy farkla bile olsa seçim sonucunun çoktan ilan edilmiş olacağını görüyor-biliyor…
AKP seçmeni AKP’nin “milli irade her şeydir” söyleminin içinin boş olduğunu görüyor…
AKP, MHP ile birlikte yaptıklarıyla en çok AKP seçmeninin tepkisini topluyor…
***
AKP ve Erdoğan İstanbul dolayısıyla bir yol ayrımında…
Ya seçmenin uyarısını dikkatte alacak kendini yenileyecek…
Ya da seçmenle kavga ve inatlaşma yolunu seçerek sonu başlatacak…
Erdoğan ve AKP alacağı kararla partiyi kurtarmayı deneyecek ya da İstanbul rantı uğruna partiyi ve iktidarı feda edecek…
***
AKP ve Erdoğan İstanbul yenilgisini kabul ederse dünya yıkılmayacak…
AKP ve Erdoğan İstanbul yenilgisini kabul ederse merkezi iktidarı kaybetmeyecek…
AKP ve Erdoğan İstanbul yenilgisini kabul ederse Cumhurbaşkanlığı makamını kaybetmeyecek…
AKP ve Erdoğan İstanbul yenilgisini kabul ederek belki İstanbul rantından olacak ama partiyi kurtarma için belki imkan bulacak…
***
AKP ve Erdoğan’ın İstanbul ısrarı AKP ve Erdoğan’ın sonu olacak…
Şu anda AKP ve Erdoğan yalnızca belediyeleri kaybetmiş durumda…
Hukuksuz bir şekilde yenilenecek bir İstanbul seçiminde kaybedilen yalnızca belediye olmayacaktır…
Bu kez Cumhurbaşkanlığı da, merkezi iktidar da kaybedilecektir…
İstanbul’u bir kez daha hem de farklı kaybedecek bir AKP ve Erdoğan’ın o koltukta oturması mümkün olmayacaktır…
***
AKP ve Erdoğan’ın İstanbul yenilgisini kabul etmesi halinde AKP’yi yenileme için önünde uzun bir zaman olacaktır…
Aksi olduğunda, yeni bir İstanbul yenilgisi Türkiye’yi hızla bir genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimine götürür…
AKP’de çözülmeyi kimse durduramaz…
Onun için İstanbul kararı yol ayrımındaki AKP ve Erdoğan için var olma veya yok olma kararıdır…

İmambakır Üküş
www.istanbulgercegi.com Genel Yayın Yönetmeni

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları