loading
close
Dolar: 5,64 TL
Euro: 6,35 TL
Sterlin: 7,08 TL
SON DAKİKALAR

Niyet okuma ve kör dövüşü

Şebnem Nur
Tarih: 07.04.2019
Köşe: Psikolog'dan denemeler

Şebnem Nur: Sorun, senin yaptıkların değilse, çözüm olmayı dene. Derdini sana anlatabilsin. Sor sadece... Çok zor değil

Adam, patronundan avans istemiştir ama patron, çeşitli sebeplerden dolayı adamın bu isteğini reddetmiştir. Adam, bu cevabın gerginliğiyle ne zamandır arasında sorun bulunan bir iş arkadaşıyla münakaşa yaşamıştır. Eve dönüş yolunda da yanından geçmekte olan bir araçla, şiddetli bir ağız dalaşına gitmiştir.

Adamın gün içerisinde yaşadığı tüm olumsuz durumlar neticesinde, evinin kapısını çaldığında gayet sinirli bir ruh hali içerisindedir...

Kadın; ev hanımıdır ve akşam yemeğini ocağa koyduğunda, bir yandan da ütüye başlamıştır. Bu esnada kapı çalar ve ‘ayaküstü’ uğramak için görümcesinin geldiğini görür. Tam da bu arada ütüyü gömleğin üzerinde bıraktığını hatırlayıp odaya geri döner. Ürünün gömleği yaktığını görüp, sinirlenir. Salona dönüp görümcesiyle muhabbet etmeye başlar.
Görümcesi; kadının elitlerinin kocalarından ‘gereksizce’ bahseder. Eşlerinin bir dediklerini iki etmediklerini, ne istiyorlarsa aldıklarını, evlerindeki tek anlayışsız erkek kardeşlerinin, kadının kocası olduğunu falan söyler.
Oysa aralarında önemsenecek bir uyumsuzluk yoktur. Yalnızca, ekonomik sebeplerle son dönemlerde aralarında ufak çaplı sürtüşmeler olmuştur. Görümce, ailenin en yakını olduğundan bu tartışmalardan da haberdarıdır. Oysa kadının doğumgününde, yıldönümlerinde ve diğer özel günlerde adamın eşine hediyeler aldığını da bilmektedir.
Kadın, görümcesinin bu sözlerine de içerlemiş ve sinirlenmiştir. Bu süre zarfında da çocuk, oyuncaklarını salona saçmış ve onlarla oynamaktadır. Kadın, görümcesini yolcu ederken;  mutfaktan yanık kokusu geldiğini duyar ve mutfağa vardığında da yemeğin yanmış olduğunu görür.
Eşinin eve varış saatinin yaklaşmakta olduğunu gördüğünde, daha basit bir yemek yapmaya karar verip makarna pişirmeyi uygun bulur.
Bir süre sonra telefon çalar ve arayan ‘kayınvalidesidir’. Görümcesinin ona uğradığı, kayınvalidesine uçmuştur. Kayınvalide de özverili olma gayretinde olduğu için, en küçük ve biraz da kıskanç görümcenin, bugün kadına söylediklerini pek de kafaya takmamasını söyler. Kadın da bir yandan yemeğe bakmaya çalışırken diğer yandan da görümcesine arka çıkmaya çalışır.
Tam da bu esnada kapı çalar ve kayınvalidesine, kapı çaldığı için görüşmeyi bitirmesi gerektiğini ‘saygıdan’ söyleyemez ve  ocakta da yemeği öylece bırakamaz. Bir süre sonra kapı ısrarla tekrar çalmaya başlayınca; kapıyı telefondaki kayınvalide de duyar ve ‘‘oğlumu daha fazla kapıda bekletme’’ deyip, telefonu kapatır.
Kadın, Ocak’taki yemeğinin altını kısıp kapıyı açmaya gider. Kapıyı açtığında, kocasının yüz ifadesinden, sinirli olduğunu anlar ve yalnızca “hoşgeldin” deyip mutfağa geri döner. Kapıyı geç açtığı için kocasının sinirli olduğuna ‘niyet okur.’
“Kapıyı neden geç açtığımı sorsaydı keşke.” diye ‘sadece’ içinden geçirir.
Adam salona geçer ve televizyonu açar. Haberlere, spordaki gelişmelere yüksek sesle sinirli sinirli söylenir. Bu sefer de kadın; çoçuğunun, oyuncaklarını salona saçtığı için kocasının sinirli olduğu ‘niyetini okur.’
Kadın da sinirli bir halde sofrayı kurar ve çocuğuna, “oyuncaklarını topla” diye bağırır.
Adam da; karısının, onun “hoşgeldin” lafına karşılık vermediği için sinirli olduğunun ‘niyetini okur.’
Aslında sinirli olmuş olmalarının birbirileriyle hiçbir ilgisi yoktur.
Çünkü aralarında hiçbir sorun yoktur.
“Günün nasıl geçti?” diye birbirlerine sormamışlardır.
Birbirlerini sinirli olarak algıladıklarında da bunun nedenini sormamışlardır.
Suçlu olmadıkları halde, kendi üstlerine alınmışlardır.
‘Niyet okumuşlardır’ sadece...
Dünyada başka hiçkimseye, birbirlerine yakın oldukları kadar yakın değillerdir oysa!
Ama bu yakınlığın basit sorumluluğunu yerine getirememektedirler.
“Komodinin yerini değiştirdiğim için bana kızgın.”
“En sevdiğim gömleğimi inadına ütülememiş”
“Yemeğe biber salçası koydum diye yapıyor”
“Ben anlarım...”
“Beş yıllık kocamı/ karımı tanımaz mıyım?”
“Ben malımı bilmez miyim?!”
Tanıyor musun gerçekten?
Sebebini biliyor musun?
Neden böyle yaptın, diye sor bir kez.
Bugün işyerinde/ evde seni kızdıran bir şey mi oldu diye sor.
Cevap gene ‘biber salçası’ ise, “neden?” diye sor.
Belki hazımsızlık yapıyordur ya da tadını beğenmiyordur.
Sorun, senin yaptıkların değilse, çözüm olmayı dene.
Derdini sana anlatabilsin.
Sor sadece...
Çok zor değil.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları