Yeni KHK'yle Danıştay üyelerine sağlanan hakkın 'imtiyazlı sağlık hakkı' olduğu belirtildi. Böyle bir imtiyazın 'eşitlik ilkesine aykırı olduğu' vurgulandı.
Son yayımlanan KHK'yle Danıştay üyelerine sağlanan hakkın “imtiyazlı sağlık hakkı” olduğu ve bunun “eşitlik ilkesine aykırı olduğu" tepkisi geldi.
Son yayımlanan KHK’den Danıştay başkanı, Danıştay başsavcısı, başkan vekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile bunların emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık giderlerinin milletvekillerinin tâbi oldukları hükümler ve esaslar çerçevesinde Danıştay bütçesinden ödenmesi çıktı. Danıştay üyelerine sağlanan bu hakkın “imtiyazlı sağlık hakkı” olduğu belirtilirken “Eşitlik ilkesine de aykırılık yarattı” tepkisi geldi.
'ANAYASAYA AYKIRI'Eski Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir şube başkanı Dr. Ergün Demir ve eski İstanbul Tabip Odası yönetim kurulu üyesi Dr. Güray Kılıç, kaleme aldıkları yazıda, “Danıştay üyelerine tanınan böylesi bir ayrıcalık, niçin tüm yargı mensuplarına ve milletin aslına tanınmamaktadır? Sağlık ve sosyal güvenlik adaleti bakımından bir milli vicdan sorgulaması yapılması gerekmez mi” dedi.
Yayımlanan 696 Sayılı KHK ile Danıştay üyeleri ile bunların emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerine, milletvekillerine uygulanan ‘’ayrıcalıklı tedavi yardımı" hükmü getirilerek imtiyazlı sağlık hakkı verildiğini burgulayan Demir ve Kılıç, "Yurttaşlar gibi ceplerinden katılım payı ve ilave ücret ödemiyorlar. Faturayı kurum ödüyor. Oysa anayasanın kanun önünde eşitlik başlıklı maddesi, ‘Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar' diyor. Danıştay üyelerine eşitlik ilkesine aykırı bir imtiyaz, bir OHAL KHK’si ile verilemez" dedi.
Demir ve Kılıç'ın ortak imzasıyla yayımlanan yazıdan satır başladı şöyle:
Danıştay üyelerine tanınan böylesi bir ayrıcalık niçin tüm yargı mensuplarına ve milletin aslına tanınmamaktadır? Sağlık ve sosyal güvenlik adaleti bakımından bir vicdan sorgulaması yapılması gerekmez mi?
24 Aralık 2017 Pazar günü Resmi Gazetede yayımlanan 696 Sayılı KHK’nin 32.maddesinde 2575 sayılı Danıştay Kanununun aylıkları ve ödenekleri ile diğer mali hakları belirleyen 64'üncü maddesine “Danıştay Başkanı, Danıştay Başsavcısı, Başkan vekilleri, Daire Başkanları ve üyeleri ile bunların emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık giderleri, TBMM üyelerinin tabi oldukları hükümler ve esaslar çerçevesinde Danıştay bütçesinden ödenir” fıkrası eklenerek tüm bunların sağlık ve tedavi giderlerinin ödenmesinde ayrıcalıklı bir durum oluşturulmuştur.
Oysa Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. İnsanlar ve kurumlar arasında kanunların uygulanması açısından da hiçbir fark gözetilemez.
Vatandaşların sağlık hizmetine ulaşabilmeleri için sadece Genel Sağlık Sigortası primi ödemeleri yeterli olmayıp, ek olarak cepten SGK’una 14 kalem katkı–katılım payı, vakıf üniversitelerine ve özel sağlık kuruluşlarına SUT’taki bedelin yüzde 200 kadarını ilave ücret olarak ödemeleri zorunlu iken; 24 Aralık 2017 tarihinde yayımlanan 696 Sayılı KHK ile Danıştay Başkanı, Danıştay Başsavcısı, Başkan vekilleri, Daire Başkanları ve üyeleri ile bunların emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri hem kamu ve hem de özel sağlık kurum ve kuruluşlarında tedavi olabilmekte ve tetkik yaptırabilmekte, dilediği profesör veya doçent unvanlı hekime ilave ücret ödemeden muayene olabilmekte, yurt dışına tedaviye kolay gidebilmekte, prizmatik ve teleskopik gözlük camı alabilmekte,
Gerekli ortez ve protezleri gerekirse yurt dışından getirtebilmekte, implant diş yaptırabilmekte, kaplıcalarda tedavi olabilmekte, sağlık kurumlarında 1. sınıf odada yatabilmekte ve diğer yurttaşlardan farklı olarak yukarda belirtilenlerin hiç biri için cebinden katılım payı ve ilave ücret ödememektedirler. Tedavisi dolayısıyla yapılan bütün işlemler sonucunda ortaya çıkan faturayı kurum ödemektedir. Danıştay üyelerine tanınan böyle bir hak neden tüm hukukçulara ve vatandaşlara tanınmamaktadır?
soL