CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz bir basın açıklaması düzenledi ve gündeme dair açıklamalarda bulundu...
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz bir basın açıklaması düzenledi ve gündeme dair açıklamalarda bulundu...
29 Ocak 2014 tarihi itibariyle TBMM Başkanlığına 24 CHP Milletvekili tarafından aşağıda belirttiğimiz konularda Meclis araştırması yapılması ve komisyon kurulması isteminde bulunulmuştur.
CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz; Bugün hem bu araştırma önergesi hem de bununla bağlantılı olan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde (Özel yetkili) görülen Poyrazköy davasında alınan 20 ocak 2014 tarihli TÜBİTAK bilirkişi raporunu değerlendirmek için basın toplantısı yapma gereğini duydum...
17 ARALIK 2013 tarihinde başlatılan Bakanların çocuklarına kadar uzanan soruşturma ve tutuklamalar...
25 Aralık 2013 tarihinde Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve bazı işadamlarına dönük yürütülen soruşturma, ifadeye çağrı, malvarlıklarına tedbir konulması...
5 Bakan hakkında yolsuzluk,rüşvet ve yargıyı etkileme iddialarıyla fezlekelerin hazırlanmasının ardından mahkeme kararları uygulanmamış, savcıların elinden dosyalar alınmış, savcıların, yargıçların ve emniyet görevlilerinin görev yerleri değiştirilmiştir. Yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla yapılan soruşturmaların üstü örtülmeye çalışılmış, soruşturmalar engellenmiştir.
Buna karşın ise Başbakan ve Bakanlar, yargıda ve Emniyette paralel bir yasadışı örgütlenmenin olduğunu, bu yasadışı yapılanmanın örgüt saikiyle pek çok davada sahte ihbar mektuplarıyla ,yasa dışı dinlemelerle , sahte delillerle tasarlanmış ve ayarlanmış yargı mensuplarıyla insanları mahkum ettiğini ifade etmişler; hatta Başbakan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan “Kendi ülkesinin milli ordusuna, milli istihbaratına ,bankasına ve hükümetine kumpas kuranlardan” sözetmiştir.
ARAŞTIRMA ÖNERGESİYLE
Türkiye cumhuriyeti tarihinde ilk kez yaşanan bu vahim olaylar karşısında, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının üzerinin örtülmeye çalışılmasının, yargıç, savcı ve emniyet mensuplarının görev yerlerinin değiştirilmesinin nedenlerinin ve bu soruşturmaları engelleyen kamu görevlilerinin belirlenmesi, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının üzerinin örtülmemesi için yapılması gereken çalışmaların belirlenmesi ve ;
Herkesin bildiği bir sır olan, hükümet yetkililerince de var olduğu iddia edilen devlet içindeki yasa dışı yapılanmanın kimlerden oluştuğu, ne tür faaliyetlerde bulundukları, yasa dışı faaliyetleri tespit ettikleri halde göz yuman, anayasayı ve yasaları çiğneyen hükümet yetkilileri ve kamu görevlilerinin tespit edilmesi , devlet içindeki yasa dışı oluşumların tasfiyesi ve yapılması gerekenlerin belirlenmesi için meclis araştırması açılması teklif edilmiştir.
Bir hükümet hiçbir şekilde yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla açılan soruşturmaları engelleyemeceği gibi devlet içinde yasadışı bir yapılanmadan,çeteden, paralel devletten söz edip ardından sadece bu cemaat yapılanmasına mensup olan kişilerin görev yerlerini değiştirerek sorumluluğu üzerinden atamaz
Daha düne kadar hizmet hareketi diyerek büyük hizmetlerini övdükleri Fethullah Cemaatini bugün yasadışı yapılanma ,paralel devlet, milli orduya kumpas kurdular, hukuka aykırı yargılamalar yaptılar, insanları sahte delillerle mahkum ettiler diyerek AKP iktidarı suç ortaklıklarını örtemez.
Başbakan Ergenekon ,balyoz gibi davaların savcısıyım derken, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının başlamasıyla beraber özel yetkili mahkemelerin ve terör mahkemelerinin sakıncalarını keşfetti.
Oysaki 2007 yılından bu yana yargı eliyle Türkiye’nin aydınlarına, gazetecilerine, askerlerine, siyasetçilerine yapılan saldırılan AKP iktidarı tarafından görmezden gelinmiş, aksine desteklenmiştir.
Bu konudaki son bariz örnek 20 Ocak tarihli TÜBİTAK bilirkişilerinin verdiği raporda Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy, Casusluk davası gibi davaların dayanağı olarak gösterilen 5 nolu hard diskte oynamaların olduğu ve 28.7.2009 tarihinden sonra dosya aktarımları yapıldığı yönündeki rapordur.
Oysaki Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy, Kafes, Casusluk davalarına bakan mahkemeler davaya dayanak olarak gösterilen CD lerin ve 5 nolu hard diskin sahte dijital verilerle düzenlendiği yönündeki tüm iddiaları görmezden gelmişler ve şimdiye değin mahkemelerce bilirkişi incelemesi dahi yaptırılmamış Balyoz davası bu sahte delillerle karar verilerek kesinleştirilmiş, Ergenekon davası da karara bağlanmıştır. Diğer davalar halen daha devam etmektedir.
Balyoz davasının soruşturma aşamasında ise 19 CD nin incelemesini yapan TÜBİTAK bilirkişileri, balyoz darbe planının yapıldığı iddia edilen 2003 yılından sonra CD lerde hiçbir oynama yapılmadığı yönünde rapor vermişler ve savunma avukatlarının 2000 civarındaki sahteliği tek tek kanıtlamalarına rağmen tüm bunları görmezden gelmişlerdir.
Oysaki her iki raporu da TÜBİTAK’tan seçilen bilirkişi heyeti yapmış ve Erdem Alpaslan isimli bilirkişi de ortak bilirkişidir.
Bu durumda sahteliği TÜBİTAK bilirkişi raporuyla ispat edilmiş .üzerinde oynanmış CD ve hard diskteki uydurma delillerle ,gizli tanıklarla ve savunma hakkı kısıtlanarak insanları yıllarca özgürlüğünden mahrum bırakan, bazı insanların ölümüne, bazılarının ise ağır hastalıklarına neden olan...
-Sahte dijital verileri hazırlayan, sahte ihbar mektuplarını yazan, teğmen Çelebi’nin telefonuna sehven! yüklemeler yapan, hatta CD leri ve el konan pek çok delili yok eden emniyet mensupları yargılanmayacak mıdır? Görev yerlerinin değiştirilmesi ile mi yetinilecektir?
-Hazırlanmış sahte dijital verileri, tek tek ispat edilen 2000 e yakın çelişkili ve sahtelikleri ispat edilmiş delilleri görmezden gelen, bilirkişi incelemesi dahi yaptırmayan, yargıç ve savcılar için soruşturma açılmayacak mıdır, bu kişiler yargılanmayacak mıdır? Görev yerlerinin değiştirilmesi ile mi yetinilecektir?
-Sahte dijital verilerdeki, CD ve hard diskteki oynamaları inkar eden, bilimsel verilerle değerlendirme yapmayan, görevlerini kötüye kullanan bilirkişiler hakkında soruşturma açılmayacak mıdır?
Yukarda bahsedilen sahte dijital veriler, yönlendirilmiş gizli tanıklar ve tasarlanmış, ayarlanmış yargıç ve savcılarla haksız yere mahkum edilmiş, özgürlüklerinden yoksun bırakılan Balyoz, Ergenekon, Casusluk gibi davalardan halen daha cezaevinde olan kişilerin tahliyesi için acil yasal düzenleme neden yapılmamaktadır? Fatih Hilmioğlu, Kemal Alemdaroğlu ,İlker Başbuğ, Doğu Perinçek , Tuncay Özkan, Engin alan gibi onlarca insan daha ne kadar cezaevinde tutulmaya devam edecektir?
Bu konuda acilen çözüm için hem Barolar Birliği başkanı Metin Feyzioğlu’nun, önerileri , hem de CHP nin verdiği yasa teklifleri vardır. Tasfiye halindeki Özel yetkili mahkemelerin ve terör mahkemelerinin kaldırılması, uzun tutuklulukların sonlandırılması, gizli tanıklığın evrensel hukuka uygun olarak yeniden düzenlenmesi, yeniden yargılanma yolunun açılması için verilen teklif acilen Genel kurula getirilmeli ve bu davaların mağdurları acilen tahliye edilmelidir.
Öte yandan yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla hakkında fezleke hazırlanan bakanların fezlekeleri acilen TBMM ne gönderilmeli ve meclis soruşturması açılmalıdır. Adalet bakanlığı bu fezlekeleri ve bakan kendi hakkında düzenlenen fezlekesini daha fazla alıkoyamaz. Esasen savcılar üzerinde baskı uyguladığı iddia edilen ve hakkında fezleke düzenlenen ADALET BAKANI İSTİFA ETMELİDİR.
17 Aralıktan itibaren yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla başlatılan tüm soruşturma dosyalarının önündeki engeller kaldırılmalı , Başbakan’ın oğlu da olsa soruşturulmalıdır.
CHP olarak hem yolsuzluk, rüşvet soruşturmalarını engelleyen, iktidarını yargı üzerinde oyunlar oynayarak uzatmaya çalışan AKP iktidarına karşı hem de devlet içinde yasadışı bir yapılanma niteliğinde örgütlenmiş cemaate karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü çağdaş Türkiye’nin kurucu partisi olarak laik, çağdaş, demokratik bir hukuk devletinin yeniden inşası yine bizim omuzlarımızda yükselecektir.
CHP Uşak Milletvekili Av. Dilek Akagün Yılmaz