loading
close
SON DAKİKALAR

10 Ekim Ankara Katliamı davasında ara karar verildi

10 Ekim Ankara Katliamı davasında ara karar verildi
Tarih: 10.02.2017 - 20:21
Kategori: Gündem

10 Ekim'de Ankara'da tren garı önünde yaşanan IŞİD saldırılarına yönelik görülen davada, Hakim Selfet Giray, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, yurtdışında olduğu tespit edilen firari sanıklar için kırmızı bülten çıkarılmasına karar verdi.

10 Ekim'de Ankara'da tren garı önünde yaşanan IŞİD saldırılarına yönelik görülen davada, Hakim Selfet Giray, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, yurtdışında olduğu tespit edilen firari sanıklar için kırmızı bülten çıkarılması için Adalet Bakanlığına başvurulmasına, sanıkların yargılandıkları diğer dava ve soruşturmalara ilişkin ilgili başsavcılıklardan talep edilmesine karar verdi.

Giray, ihmali olabilecek kamu görevlileri hakkında savcılık mütaalası ve müştekilerin beyanlarının çözülerek talepleri doğrultusunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verdi.

Mülkiye Müfettiş Raporunun dosyaya eklenmesi talebi kabul edildi

Tüm kurumların müdahillik talebi kabul edildi.

Duruşma 2-3-4 Mayıs günlerine ertelendi.

Katliamda yakınlarını kaybeden aileler kararı mutlulukla karşıladı.

Ankara Katliamı Davasının ikinci duruşmasının beşinci günü ailelerin Tren Garı’nda yaptığı katliamın 16’ıncı ayı anması ile başladı. Taleplerini ileten müşteki avukatları, “Kamu sorumluluğu göz ardı edilmesin” vurgusu yaptı. Avukatlar, “Mülkiye Müfettişleri Raporu’nun dosyaya dahil edilmesini, patlamadan sonra kaç ambulansın görevlendirildiğinin açıklanmasını, firari sanıkların kırmızı bültenle aranmasını, kovuşturmanın genişletilerek iddianamedeki eksiklerin tamamlanması, sanıklar hakkındaki dosyaların mahkemeye teslim edilmesi, patlama alanına gaz atanların soruşturulması” talep etti. Sanıkların “büyük bir cüret” ile müştekileri tehdit ettiği anımsatılarak, sanıklar hakkında asla ‘tahliye’ çıkmaması talep edildi.

Sanıklardan ortak savunma: ‘Masumum’, ‘suçsuzum’

Sanık Hacı Ali Durmaz’ın avukatı Hatice Aydın, müvekkilinin farazi suçlamalarla tutuklu olduğunu iddia ederken, Sanık Mehmedin Baraç da iddianamede yer alan Bağdadi’ye yazdığı belirtilen mektubun kendisine ait olmadığını ileri sürdü. Sanık Yakup Yıldırım, sevdiği bir kız nedeniyle yüzlerce kez Hakan Şahin’le görüştüğünü savunurken, iddianamede patlamada kullanılan aracı tahsis etmekle yer alan sanık İbrahim Halil Alçay, oğlunun adının Hezeyfe olduğunu belirterek Huzeyfe’nin babası anlamına gelen “EbuHuzeyfe” kod adının kendine ait olmadığını ileri sürdü. Salondaki aileleri tehdit eden Sanık Abdülmubtalip Demir ise, “Ellerim kelepçeli nasıl tehdit edebilirim” savunması yaptı. 10 Ekim Katliamı Davası Avukatları ise, “Olası bir tahliye durumunda yeniden bomba hazırlayıp patlamayacağının bir garantisi yok” uyarısı yaptı.

Provokatif savunma

Sanık avukatı Orhan Şahin’ın “provokatif” savunması sürekli salonda tansiyonun yükselmesine sebep oldu. Şahin, Mahkeme Başkanına “IŞİD mi, müvekkiller mi, İslamiyet mi yargılanıyor” diye sordu. Şahin’in savunmasına “Burası Şeri Mahkeme değil” yanıtı verildi.

Polis ve Jandarma sayısı iki katına çıkarıldı

Müşteki ve sanık avukatlarının beyanlarına geçilmeden, salondaki polis ve jandarma sayısı iki katına çıkarıldı. Avukatların talep ve itirazlarının dinlenebilmesi için kalan yaklaşık 40 müştekinin önümüzdeki duruşmada dinlenme kararı alındı.

Müşteki ifadeleri katliama yol verildiğini ortaya çıkardı

Müşteki avukatlarından İlke Işık, 4 gündür 125 büyük acının dinlendiğini belirterek, müşteki ifadelerinde yer alan şu beyanlara dikkati çekti: “İstihbaratlara rağmen önlem almak yerine önlemler zayıflatılmış. Polisin alanda olmasından kaynaklı özel bir durum var. Alana sağlık hizmeti ulaştırılmıyor, sağlık görevlisi yok. Polis katliamdan hemen sonra gaz sıkıyor ve ambulansların alana giriş yolunu kapatıyor.”

Mülkiye Müfettişleri Raporu dosyaya alınsın

Avukat Ziynet Özçelik, gaz kullanımı üzerinden devletin sorumluluğuna dikkati çekti.

Kamunun sorumluluğu göz ardı edilmesin

Müşteki Avukatlarından Sevinç Hocaoğulları, sanıkların diğer dosyaları üzerinden kamunun sorumluluğuna dikkati çekerek, “Gelen belge ve bilgiler bizim tespitlerimizin doğruluğunu ortaya koydu ve bu dosyalarda başkaca IŞİD’lilerle de ilişkiler ortaya çıktı. Cihatçıların sınır geçişlerinde nasıl rahat hareket ettiğine ilişkin çok fazla beyan var. Bütün ilişki ağının ortaya çıkarılsın” diye konuştu.

Kovuşturma genişletilsin, eksikler tamamlansın

Müşteki avukatlarından Kazım Bayraktar da kovuşturmanın genişletilmesini talep etti.

Tahliye durumunda yeniden bomba patlatabilirler

Müşteki avukatlarından Özcan Karakoç, “Cumhurbaşkanı, Başbakan değil, bütün kamu görevlilerinin sorumluluğu ile ilgili deliller toplansın. Sanıkların tutukluluğuna devam etsin. Çünkü olası bir tahliye durumunda yeniden bomba hazırlayıp patlatmayacaklarının bir garantisi yok.”

***

Bütün delillere karşın, tutuklu sanıklar “suçsuz” olduğunu iddia ederek beraatini talep etti. Sanıkların hepsi, ağız birliği etmişçesine “mağdurum, suçsuzum…” dedi.

Sanıkların “pervasızlığı” zaman zaman salonda gerginliğin yükselmesine neden oldu.

Sanık Hacı Ali Durmaz'ın avukatı Hatice Aydın, müvekkilinin farazi suçlamalarla tutuklu olduğunu iddia ederken, Sanık Mehmedin Baraç da iddianamede yer alan Bağdadi’ye yazdığı belirtilen mektubun kendisine ait olmadığını ileri sürdü.

Sanık Yakup Yıldırım, sevdiği bir kız nedeniyle yüzlerce kez Hakan Şahin'le görüştüğünü savunurken, iddianamede patlamada kullanılan aracı tahsis etmekle yer alan sanık İbrahim Halil Alçay, oğlunun adının Hezeyfe olduğunu belirterek Huzeyfe’nin babası anlamına gelen “EbuHuzeyfe” kod adının kendine ait olmadığını ileri sürdü.

Sanık Talha Güneş'in kendisini “Güneş ailesine üye olduğum için terör örgütü üyesi olduğum düşünülüyorsa, Öcalan, ya da Demirtaş ailesinin de tutuklanmasi lazim" diyerek savunmasi salonda gerginliğe sebep oldu.

Salondaki aileleri tehdit eden Sanık Abdülmubtalip Demir ise, “Ellerim kelepçeli nasıl tehdit edebilirim” savunması yaptı.

Halil Durgun’un eşi Esin Altıntuğ ise, tek suçunun “Halil Durgun’un eşi olmak” olduğunu iddia etti.

10 Ekim Katliamı Davası Avukatları ise, “Olası bir tahliye durumunda yeniden bomba hazırlayıp patlamayacağının bir garantisi yok” uyarısı yaptı.

Sanık avukatı Orhan Şahin'in "provoke" eden ifadeleri salonda sik sik gerilime neden oldu. Savunmasinda Kuran dan alintilar yapan ve mahkemr baskanina sadece kanunlara gore degil dini kurallari da gozeten hukuk kurallarina gore karar vermesi gerektigini belirtmesi uzerine salondan "şeri hukuk mu var" ikazi geldi. Musteki avukatlarinin mudahale etmesi ile gerginlik yatistirildi.

***

Savcı mütalaası

Savcı mütalaası şu şekilde:

Suçtan zarar gören kurumların katılma taleplerinin kabul edilmesi, ifadesi alınamayan müştekilerin ifadesinin alınması. Bir kısım müşteki beyanlarında yer alan sağlık hizmetlerinin zamanında gelmemesi, biber gazı sıkılması nedeniyle yaralılara müdahale edilememiş olması, bir kısmının biber gazı nedeniyle hayatını kaybetmiş olması, ayrıca acil servis hizmetlerinin yerine getirilmemesi, bir kısım sanıkların Antep'ten Ankara'ya gelişi sırasında sanık beyanında da belirtildiği üzere, uyuşturucu bulunmasına rağmen sanık hakkında her hangi bir işlem yapılmamış olmasından, ayrıca Mülkiye Müfettişlerinin raporunda kamu görevlilerinin ihmalinin bulunmuş olması, bazı müşteki beyanları dikkate alınarak beyanların çözümü yapılarak ayrıca mülkiye müfettiş raporunun dosyaya istenmesi, bir kısım yaralıların biber gazı dolayısıyla ölümün husile gelmiş olması beyanlar karşısında maktüllere ait Adli Tıp raporlarıyla birlikte halen, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları soruşturma bürosunda Ankara Tren Garında meydana gelen canlı bomba patlaması sonucu 101 kişinin ölümü 400'e yakın kişinin yaralanmasıyla neticelenen olayla ilgili kamu görevlilerinin ihmal, kusur kast gibi sorumluların araştırılarak ve devam edilen soruşturma nedeniyle, ilgili soruşturma birimine doküman ve beyanların gönderilmesine, bir kısım müştekilerin Sedat Peker isimli şahsın, ülkede kan dökülecek ifadesi nedeniyle suç duyurusunda bulunma talebinin bu davayla ilgisi bulunmadığı nedeniyle kendilerinin şikayette bulunmalarının muhtariyetine, Mülkiye müfettişlerinin düzenlediği raporun bir suretinin dosyaya istenmesi, yine Müşteki vekillerinden Ziynet Özçelik'in sorumlular hakkında araştırma yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, çoksayıda talebin duruşma sırasında bulunulması nedeniyle diğer taleplerin gelecek celseye kadar değerlendirilip, gelecek celsede beyanda bulunmama, müştekilerden Özcan Yaman'ın çektiği görüntülerin temin edilerek dosyaya eklenmesine, yurtdışında olduğu tahmin edilen sanıklar için kırmızı bülten çıkarılmasına, Sanıklar Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun'un evinde ele geçirilen dijital materyaller için bilirkişi raporunun beklenmesine, Sanık Abdülmubtalip Demir'in duruşmada savunma sınırlarını aşarak iddianameyi düzenleyen cumhuriyet savcısına sarhoş demek suretiyle hakaret içeren beyanlarıyla, mahkemeye hitaben 'Siz susturamazsanız, ben sustururum' diyerek müştekilere dönük tehditleri nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, bir kısım müştekilerin duruşmada ara verme sırasında duruşmanın güvenliğini sağlayan bir kısım polis memurlarından 747 veya 447 yaka numaralı polis memuru, yine 20225 yaka numaralı polis memuru ve 732 numaralı polis memurunun 'Teröristsiniz' ve sinkaflı küfürleri nedeniyle haklarında suç duyurusuna bulunulmasına, bazı müştekilerin bir kısım kamu görevlilerine hakaret içeren ifadeleri nedeniyle haklarında soruşturma açılmasına, tutuklu sanıkların kuvvetli suç şüphesi, delillerin toplanmamış olması, bu aşamada adli kontrolün yeterli olmayacağı, sanıkların delilleri karatma ve kaçma şüpheleri nedeniyle tutukluluklarının devam etmesine karar verilmesini talep ediyorum.

BirGün

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları