ABD güdümlü gerici örgütlerin Taksim Gezi’sinde mevzilenerek işlediği cinayeti el altından kışkırtıp kollayan Demirel iktidarı, olaya seyirci kalmakla yetinmemiş, mitingi komünist tertibi sayarak suçluları gizlemiş, cinayeti örtbas etmiştir. İrticanın 45 yıl önce yaşanan Kanlı Pazar’da görevli militanları, sonraki yıllarda askerî darbeler ve özellikle faşist 12 Eylül cuntası eliyle yıllarca beslenerek adım adım iktidara taşınmıştır.
Bugün ülkemiz, şeriatçı müttefik çetelerce Cumhuriyet’in tüm kalelerinin ele geçirildiği, bütün kazanımlarının birer birer yok edildiği en karanlık süreçten geçmekte, dahası bölünme tehdidiyle tarihinin en zavallı dönemine sürüklenmektedir. Gırtlağına kadar borca ve yolsuzluğa batmış olan baskıcı iktidar, özgürlük isteyen halka ve yurtseverlere dört koldan saldırısını Haziran Direnişi’nden beri artan bir şiddetle besleyerek yerel seçimler öncesinde incir yaprağına bile ihtiyaç duymaksızın iyice açığa vurmuştur. Emperyalizmin yönlendirdiği bir genel taarruzla karşı karşıya bulunduğumuz şu günlerde, iktidarı ele geçiren müttefik çetelere ve onları mazur gösteren tavırlara karşı tüm yurtseverleri, sosyalistleri, devrimcileri ve gerçek demokratları Cumhuriyetçi saflarda birleştirmek öncü toplumsal güçlerin en ivedi görevidir. Yobaz ittifakının sendelemekte oluşu emek saflarında umarsızlığa yol açmamalı, saflar sıklaştırılmalıdır. Aymazlığa düşenleri ne tarih, ne de emekçiler affedecektir.
Kanlı Pazar’da öldürülen Duran Erdoğan ve Turgut Aytaç’ı işte bu bilinçle ve devrimciliğimizin olanca ateşiyle selamlıyor, tüm ilericileri çok geç olmadan gerici faşizme karşı seferber olmaya çağırıyoruz. Biz dağıtmadıkça karanlık çekip gitmeyecektir.
Sönmez Targan
68'lilr Birliği Vakıfı Başkanı