loading
close
SON DAKİKALAR

''2003'teki bir toplantıda 'muhtıra' sözü geçti''

''2003'teki bir toplantıda 'muhtıra' sözü geçti''
Tarih: 02.08.2012 - 10:42
Kategori: Gündem

Özkök, 2003'te kuvvet komutanlarıyla yapılan bir toplantıda muhtıra kelimesinin geçtiğini doğruladı...

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün Ergenekon davasında tanık olarak dinlenmesine başlandı.

Özkök'ün ifade vermesi ilk olarak 2008'de gündeme gelmişti. O dönem Özkök, "Darbe günlükleri ile ilgili ifade vermeyi düşünüyor musunuz?" sorusuna ''Ben kasaptaki ete soğan doğramam'' demişti. Bu sabah Silivri'ye giden Özkök'ün mahkemede "2003 yılında kuvvet komutanları ile yapılan toplantıda 'muhtıra' kelimesi geçti. 'Muhtıra' sözü toplantıdaki beyin fırtınasında söylendi. Resmi bir teklif değildi" dedi. Özkök, ''Ben göreve geldikten sonra AKP seçilince ben de dahil olmak üzere TSK mensuplarında bir tedirginlik oluştu'' dedi. Davada sanık olarak yargılanan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da duruşmaya katıldı.

CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu 65'i tutuklu 273 sanıklı “Ergenekon” davasının 213'üncü duruşması başladı.

Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral ilker Başbuğ da Ergenekon davalarının birleşmesinden sonra ilk kez duruşmaya katıldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekilli gazeteci Mustafa Balbay, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, emekli Orgeneral Hasan Iğsız ile gazeteci Tuncay Özkan'ın da aralarında bulunduğu 47 tutuklu sanık katıldı.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, CHP Milletvekili Mehmet Haberal, emekli tuğgeneraller Levent Ersöz ile Veli Küçük ve Sedat Peker'in de aralarında bulunduğu 18 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.

Duruşmada, bu dosyadan tutuksuz yargılanan “Odatv” davasının tutuklu sanığı Yalçın Küçük ile diğer tutuksuz sanıklar emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, Ertuğrul Orta, İlyas Çınar ve Nusret Senem de hazır bulundu.


Özkök ifade veriyor


Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, tanık olarak ifadesine başvurulmak üzere çağrılan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün de hazır olduğunu söyledi. Başkan Özese, kimlik tespiti yapılan Hilmi Özkök'e tanıklar için belirlenen yasal haklarını hatırlatarak, yeminini yaptırdı. Özkök, Özese'nin soruları üzerine sanıklarla bir akrabalığı olmadığını söyledi.

Kürsüde oturarak konuşabileceğinin söylenmesi üzerine Özkök, yanındaki sandalyeye oturdu.

Duruşmanın başlamasıyla tanık olarak ifade veren Hilmi Özkök ifadesinde şunları söyledi:

"Benim şahit olduklarım, askerlikle ilgili konulardır. Onun dışındaki hususları bilmem. Ancak sorulduğu takdirde, bildiklerimi de anlatırım. 2002 yılının ağustos ayında Genelkurmay Başkanlığı görevine getirildim. Bir müddet sonra genel seçimler yapıldı ve şu andaki parti iktidara geldi. İktidardaki parti (AK Parti)seçilince, ben de dahil olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarında bir tedirginlik oluştu. Bu kişilerin eski söylemlerine bakıldığı zaman, ‘acaba bir geriye dönüş olur mu, kötüye doğru gidiş olur mu?’ diye endişe ettik. Ben dahil hepimiz tedirgin olduk. Bu konuları kendi aramızda konuşmaya başladık. Askerlikte herkes görüşlerini özgürce dile getirir. Kimi zaman benim görüşlerimle astlarımın görüşleri arasında farklılıklar oldu. Bu çok normal."


'Bana Ayışığı ve Yakamoz sunumları geldi'


O dönemde Türkiye'yi ilgilendiren çok yoğun bir gündemin olduğunu dile getiren Özkök şöyle konuştu:

"2004 yılı bahar aylarında bana bir vasıtayla nasıl geldiğini bilmiyorum bir slayt sunum geldi. Sunumun içinde 'Ayışığı' ve 'Yakamoz' sunumlarını gördüm ve bunları okudum. Çünkü bunlar dezenformasyon da olabilirdi gerçekte olabilirdi. Bu, bilgi kirliliği oluşturmak amacıyla gönderilmiş olabileceği için Genelkurmay Başkanı olarak temkinli olmam gerekiyordu. Bu konuyu astlarımla dahi paylaşmadım. İddialar çok büyüktü. 'Hukuki bir müdahale yapılır mı?' diye düşündüm. Ancak hukuki işlem yapmadım. Ben bu 'Ayışığı' ve 'Yakamoz' meşru belge olmadığı için işlem yapmadım. Bulunduğumuz mevkiler çok önemli mevkiler. Örneğin Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın emrinde 300 bin kişi var. Astlarınıza olan güvensizlik büyük sorunlara neden olabilir. Meşru olmayan gerçek olup olmadığını bilmediğim bir belgeyle işlem yapamazdım. Astlarımdan şüphe duyduğum anlamına gelir. Astlara güven vermek çok önemlidir. Daha sonra dikkatler başka yöne kaydı. O günden sonra bazı arkadaşlar emekli oldu, bazıları kaldı. Ben emekli olduktan sonra bu konular gündeme geldi."


'Evet orada öyle bir söz söylendi'


Özkök'ün ifadesini tamamlamasının ardından savcılıkta verdiği ifadeler okundu.

Savcılıkta "Genelkurmay Başkanlığı yaptığınız dönem içerisinde mahiyetinizdeki kuvvet komutanlarından dönemin yürütme organına yönelik muhtıra verilmesi yönünde telkin ya da teklifte bulunan oldu mu? Olduysa kimler tarafından ne amaçla ve nasıl oldu?'' sorusuna verdiği cevap okunduğu sırada araya giren Hilmi Özkök bir şeyler söylemek istediğini belirtti.

Özkök, "Geçen bir gazeteci, bir röportajıma atıfta bulunarak 'teklif' diye soruldu, başka şekilde sorulsaydı cevabım başka olurdu' dediğimi belirtmiş. Buraya bir açıklık getirmek istiyorum. Teklif askerlikte çok özel bir terimdir. Daha önce emredilen bir konuda astlar bir çalışma yapar ve emri verene bu konuyla ilgili bir sunumda bulunur. Bunun dışında zaman zaman toplanır beyin fırtınası yaparız. Orada kişiler aniden aklına geleni söyler. Saldırı, savunma ve geri çekilme gibi birbirinden farklı 3 hareket tarzı vardır. Evet orada böyle bir söz yani 'muhtıra' söylendi. Muhtemel hareket tarzlarından biriydi.Resmi bir teklif değildi."


2008'de 'Kasaptaki ete soğan doğramam' demişti


Özkök’ün ifade vermesi gündeme geldikten sonra ilk açıklamayı Temmuz 2008’de yaptı. Özkök, "Darbe günlükleri ile ilgili ifade vermeyi düşünüyor musunuz?" sorusuna "Ben kasaptaki ete soğan doğramam. Büyüklerimden öyle duydum. Günü gelir konu olursa o zaman bakılır" şeklinde cevap vermişti.

Özkök, Ergenekon davasındaki ilk ifadesi ise 27 Nisan 2009 tarihine İzmir Adliyesi’ndeki özel bir odada, Ergenekon savcıları tarafından alındı. Özkök, Zekeriya Öz ve Fikret Seçen’in 8 saat boyunca sorularını yanıtladı.


Hilmi Özkök'e ne sorulacak?
 

Davada bilgisine başvurulan, Taraf gazetesi yazarı Alper Görmüş "Ergenekon mahkemesi tanıklığım" başlığıyla (24 Temmuz 2012) yayımlanan yazısında; "Zekeriya Öz, İzmir’de eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün tanık olarak ifadesine baş vurup da 3 Aralık 2003’teki toplantısında komutanlardan 'muhtıra teklifi' gelip gelmediğini sorunca, ondan, 'kimseden böyle bir teklif gelmediği' cevabını aldı" demişti.

Alper Görmüş'ün yazısının Hilmi Özkök'ün verdiği ifadeye ilişkin bölümü şöyle:

Mahkemede geçirdiğim altı saat boyunca tanıklığıma en fazla baş vurulan konulardan biri de, benim daha önce defalarca “Darbe Günlükleri’nin en önemli bölümü” dediğim 3 Aralık 2003 toplantısıydı...

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün başkanlığında yürütülen ve gayrı resmî başlığı “Hükümete karşı ne yapmalı” olan toplantıya TSK’daki bütün orgeneraller katılmış ve büyük bir çoğunluğu “muhtıra” ya da “müdahale” yönünde “görüş” (bu kelimeye bir mim koyun) bildirmişti.

Fakat savcı Zekeriya Öz, İzmir’de eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün tanık olarak ifadesine baş vurup da 3 Aralık 2003’teki toplantısında komutanlardan “muhtıra teklifi” gelip gelmediğini sorunca, ondan, “kimseden böyle bir teklif gelmediği” cevabını aldı.

Bu, Özkök’ün Günlükler’deki 3 aralık toplantısının içeriğini “tekzip ettiği” anlamına geliyordu. Tabii, bunu duyan “fasa fiso”cuların bir zil takıp oynamadıkları kaldı. Fakat Radikal’den (6 Ağustos 2009) Murat Yetkin’in Özkök’le yaptığı ve manşetten yayımlanan haberi her şeyi değiştirdi.

Yetkin’in, Özkök’ün ifadesine dayanarak sorduğu “(3 Aralık 2003 toplantısında) muhtıra teklif edilmedi, konuşulmadı mı” sorusuna Özkök aynen şu cevabı verdi:

"Böyle bir teklif gelmediği doğru. Soru teklif geldi mi şeklinde sorulmuştu. Ama teklif başka görüş başkadır."

Bu cevap, Hilmi Özkök’ün benimsediği tanıklık tarzına tamamen uygundu. Yani Özkök, savcı kendisine tam olarak ne sormuşsa ona cevap vermişti. Savcı “teklif” diye sormuş, o da “teklif” olmadığını söylemişti. Peki, bir gazeteci üzerinden sonradan yaptığı düzeltmeyi savcıyla konuşurken neden yapmamıştı? Yani savcıya neden, “Siz bana ‘teklif’ diye soruyorsunuz, böyle bir şey olmadı fakat bu yönde görüş açıklayanlar oldu” dememişti? Bu da Hilmi Özkök tarzı tanıklığın bir inceliği işte... Böyle yaparsa savcıyı yönlendirmiş, kendisini de kanaat açıklamış gibi hissediyor olmalı.

Ben bunları anlatınca, mahkeme başkanı “Yani savcı soruyu yanlış mı sormuş” dedi, ben de “Evet” cevabını verdim.

Şunu güvenle söyleyebilirim: Mahkeme Hilmi Özkök’ü tanıklığa çağırır da ona “3 aralık toplantısında muhtıra verme yönünde görüş bildirildi mi” diye sorarsa, bu defa “evet” cevabı alacaktır.
 

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları