loading
close
SON DAKİKALAR

29 Ekim Kadınları Derneği'nden 29 madde deklarasyonu

29 Ekim Kadınları Derneği'nden 29 madde deklarasyonu
Tarih: 21.11.2021 - 06:10
Kategori: Gündem

29 Ekim Kadınları Derneği, tüm siyasi partilerden kadın insan hakları ve kadın mücadelesi konusunda alınması gereken önlemler ve politikalar hakkında 29 maddeden oluşan manifesto için ilk ziyareti CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yaptı.

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Av. Şenal Sarıhan ve 38 şube başkan ve yöneticileri  yaptıkları geniş katılımlı toplantıda, halının  altına süpürülen ve görmezden gelinilen kadın sorunlarına ilişkin genel bir değerlendirme yaptılar.

Kılıçdaroğlu ve CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ile bir saatten fazla yapılan toplantıda sonrasında kadınlar ile daha fazla alanda çalışma yapılacağı, dayanışma ile sorunların çözülmesi için çalışılacağı konusunda ortak karara varıldı.

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Sarıhan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'na "'Altı Ayda Altı Kolaylık' başlığı ile kadının insan hakları alanında yapacaklarınızı açıkladınız. Bu açıklamalar için teşekkür ederiz. Bunların köklü bir reform dizgesi olmadığını, biz kadınlara nefes aldıracak ilk 6 aylık kolaylıklar olduğunu söyleyerek, uzun vadeli reformların da programlarınızda olduğunu belirttiniz. Biz 29 Ekim Kadınları Derneği yöneticileri olarak bizde bugün ve ya da iktidara geldiklerinde tüm siyasi partilerden beklediklerimizi, sizlerle paylaşmak istedik. Genel Başkanlığınız sürecindeki parti politikalarınızda, uygulayıcı ve destekleyici liderliğinizi, kadın mücadelemizde yanımızda görmekten sevinç duyarak, istemlerimizi 29 başlıkla bilgilerinize sunuyoruz" dedi.

29 Ekim Kadınları Derneği’in 29 talebi şöyle: 

1. Son 19 yıl, iktidar güçlerinin kadınların, Cumhuriyet Devrimleri ile elde ettiği ve yıllardır mücadele ederek ileriye taşımaya çalıştığı haklarını fiilen ve yasal planda ortadan kaldırma girişimlerine sahne oldu. Bu bağlamda hakları için ayakta olan kadınlar, muhalefet partileri ile sağlıklı  bir işbirliği içinde olamadılar. Son olarak İstanbul Sözleşmesi’ni fesih girişimi karşısında, hak mücadelesi, kadınlara terk edildi. Parlamentoda çoğunluğunun eril yapısı ve anlayışı sonuçta, tüm dünya kadınlarının kendi emeğinin ürünü olan Sözleşme’nin, ülkemiz kadınlarına sağladığı koruyuculuğu yok etti. Bu konuda, içinde bulunduğumuz EŞİK platformunun, tarafınıza sunduğu beş temel istemi yineliyoruz. Ancak, tarafınızdan yapılan açıklamada Sözleşme’nin iktidara geldiğinizde yeniden bağıtlanacağı vaadine saygı duymakla birlikte, bugün de Sözleşmenin fiilen ve hukuken yürürlükte olduğu gerçeğini kabul eden, böylece onun tüm gereklerini yerine getirilmesini sağlayacak bir politika izlenmesini talep ediyoruz.

2. CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’ni dayanak olarak görmeyen, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için hazırlanan “Dördüncü Ulusal Eylem Planı”na müdahale edilmelidir.

3. İçinde bulunduğumuz süreçte her gün, en az dört kadın cinayetinin işlenmekte olduğu gerçeği karşısında en temel hak olan yaşam hakkımızın tehdit ve tehlike altında olduğu açıktır. Bu nedenle yaşam hakkının güvenceye alınması için her türlü önlemin alınması birincil görev olarak görülmelidir. Ancak, cinayetleri engelleyecek olan güç, sadece eylemcilere daha ağır cezalar vermek ya da hukukun temel kurallarından olan indirimlerden yararlandırmamak olmadığını, sorunun, kadının insan olduğu bilincini yaratacak politikaların yaşama geçirilmesi ile çözülebileceği kabulü ile eylem planları hazırlanmasını talep ediyoruz.

4. İstismar yapanların tutuksuz yargılandığı, kadın cinayetlerinin göz göre göre geldiği ve kadına şiddet mağdurlarının kolluktan geri döndüğü bir Türkiye’de, Kadına şiddet ve ısrarlı takip Türk Ceza Kanunu’nda tanımlı suçlar haline getirilmesini talep ediyoruz.

5. Bu çerçevede yasal korumanın yanı sıra 100.000 nüfusa en az bir sığınak, 200.000 nüfusa en az bir cinsel şiddet kriz merkezi açılmalıdır. Şiddet mağdurlarının kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için barınma ve istihdam olanaklarının yaratılmasını talep ediyoruz.

6. Kadın cinayetlerinin bu denli arttığı bu süreçte en son 2015 yılında araştırma yapılmıştır. Bugün için acilen  kadına şiddet konulu detaylı bir çalışma programının yapılmasını talep ediyoruz.

7. Kadınların eşit yurttaş olarak kabulü, bir demokrasi sorunudur. Ancak, eşitliğin, yasalarda yer almasına karşın, yaşamın içinde yok olması, demokratik bir hukuk devleti olamayışımızın sonucudur. Demokrasi ve hukuk, yurttaşlar arasında, ırk, din, dil, etnik kökenlerine, cinsiyetlerine, cinsel yönelimlerine, cinsiyet kimliklerine göre de ayırım yapmamayı emreder. Muhalefet, ayırımlara izin vermeyen bir politika izlemelidir.

8. Şiddet mağdurları yalnız kadınlar değildir. Çocuklar da fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddetle karşı karşıyadır. Onlara yönelik şiddetin önlenmesi konusunda çocuğun üstün yararı gözetilerek, örselenmeden ve kaybedilmeden korunması için her türlü devlet koruması yaratılmalıdır. Aynı koruma olanakları, suç mağduru çocuklar kadar suça sürüklenen çocuklara için de yaratılmalıdır. Cinsel yönelimlerinin farklılığı nedeni ile  şiddete maruz kalanlar da aynı yasal olanaklarla korunmalıdır. Bu farklılığı, bir suç ya da ahlaksızlık olarak niteleyerek nefret suçu işlenmesinin önüne geçilmelidir.

9. Çocuklara yönelik, çocuk yaşta evlendirme, cinsel taciz ve istismar gibi her türlü suçların bağışlanamaz suçlar olduğu ön kabulü ile çocuğun üstün yararı gözetilerek TCK 103. Maddeye dokunulmasına izin verilmeyeceğine inanıyoruz.

10. Türkiye’de görmezden gelinen ciddi sorunlardan biri olan “Ensest” hakkında bir Türkiye haritası çalışmasının yapılmasını, aileyi korumak adına sorunun gizli tutulmasının mağdurun onuruna ve beden bütünlüğüne saldırı olduğu gerçeğinin açıkça tarışılması ve bu konuda yasal ve idari sorumlulukların yerine getirilmesini talep ediyoruz.

11.  Toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin yerleştirecek olan eğitim müfredatları, ancak insan haklarına ve bilime  dayalı, ayırımcılıktan uzak bakış acısına sahip eğitim kadrolarının ürünü olabilir. Bu nedenle, eğitim müfredatları, bu kadrolarca yeniden düzenlenmelidir.

12.  TBMM’ nin önüne taşınan, kadınların mücadelesi ile kazanılmış olan yasal düzenlemelerin, esnek çalışma, evde bakım gibi sözde kadınlar yararına bir görüntü ile sunulmaları karşısında, iktidarın gerçek amacını teşhir eden bir tutum izlenmesi gerektiği inancındayız.

13.  4+4+4 Eğitim sisteminden hemen vazgeçilerek, 12 yıllık, kesintisiz ve parasız eğitime geçilmelidir. Kızların öğrenim olanaklarının geliştirilmesi için devlet destekli yükseköğretim olanakları yaratılmalı, eğitim alanında pozitif ayırımcılığa gidilmelidir.

14.  Parlamentoya hakim olan eril bakış açısının, erkek – kadın parlamenterlerin diline de yansımakta olduğu gerçeği karşısında cinsiyetci söylemlerden vazgeçilmesi için çaba gösterilmelidir. Doğal olarak dil, düşüncenin bir   yansımasıdır. Bu nedenle  meclis üyeleri ve partililerin  kadın- erkek eşitliği  konusunda eğitim uygulanmalısı gerektiği düşüncesindeyiz.

15.  M.Kemal ATATÜRK, ‘Bir toplum kadın ve erkek olmak üzere iki cinsten oluşur’ diyor. Bu anlatım, kadınların da eşit yurttaş olduklarının altının çizilmesidir. Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit olarak yer alması için kota değil, yüzde 50-50 temsiliyet istiyoruz.

16.  Kadınların ekonomik özgürlüğe sahip olabilmesi, eğitim yaşamında var olabilmesini ve toplumun her alanında temsil edilebilmesinin yolu,  siyasette  eşit temsildir inancındayız. Bu nedenle Siyasi Partiler Yasası’nda bu hakkı yaptırıma bağlayacak düzenlemelere önderlik  bekliyoruz.

17.  “ Anadır baş tacımızdır ” diyerek özel günlerde övgüler sunulan kadını belli bir göreve hapseden düşünceye sahip bugün Türkiye’ sinde her 2 kadından biri kayıt dışı çalıştırılıyor. Çalışma yaşamındaki kadınlarımızın eşit işe eşit ücret almasını sağlayacak politikalar talep ediyoruz.

18.  “ Elinin Hamuruyla ” diye nitelendirilen cinsiyetçi meslek alanlarında, bir kadını gördüğünde takdir etmeyi ve destek olmayı misyon edinecek politikalar üretilmesini umuyoruz.

19.  Kadının sağlık hakkı, yaşam hakkının özüdür. Bu nedenle üreme sağlığından başlayarak beden bütünlüğüne ilişkin tüm sağlık haklarının sosyal devlet anlayışı ile ücretsiz karşılanması sağlanmalıdır diyoruz.

20.  Ülkemizde her iki kadından birinin kayıt dışı çalıştığı bilinmektedir. Özellikle merdiven altı ya da ev işlerinde çalışan kadınların  çalışma yaşamı içinde yer almalarına karşın herhangi bir sosyal güvenceden tamamen sahipsizdir. Emekleri istismar edilen bu grubun haklarının korunması için ciddi denetim mekanizmalarına ve haklarını güvence altına alan yasal yaptırımlara gereksinim bulunmaktadır.

21.  Emekçi kadınların, sendikalı olmaları ve haklarını savunmalarının önüne getirilen fiziki ve psikolojik engeller, denetim altına alınmalı ve kadınların örgütlü hak arama hakları korunmalıdır.

22.  Kamuda çalışan kadınların, yönetim mevkilerinden sistemli bir biçimde mahrum bırakılmalarının engellenmesi için yönetici atamalarında eşitlik ilkesine uymanın yasal zorunluluk olarak belirlenmesi esas olmalı, bu amaçla yasal düzenlemelere gidilmelidir.

23.  Kadın sorunlarını çözebilmek için, soruna bütüncül bir bakışla  ele   alan, kadını, “aile” kavramı içine sıkıştırmayan, kadının insan hakları için ve kadın-erkek eşitliğini güçlendirmek konusunda politika üretmekle görevli olan gerçek bir Kadın Bakanlığı’ nın kurulmasına gereksinim vardır.

24.  Kadın Bakanı, Kadın mücadelesi içinde emek vermiş, kadın   sorunlarının bilincinde, kadınların güvenini kazanmış ve kadın örgütlerinin önerileri dikkate alınarak atanmalıdır.

25.  Kadın Bakanlığı, toplumda kadınlıkların var olduğu düşüncesini dışarıda bırakmayan, kadınlardan gelen istemlerin politikasını oluşturup, bunların devlet politikasına dönüşmesini sağlayacak resmi mekanizmalar oluşturmalıdır.

26.  Tüm bakanlıkların ve yerel yönetimlerin bütçe düzenlemelerinde kadına duyarlı bütçelerin hazırlanması için özel çaba gösterilmelidir.

27.  Sivil Toplum İş birliğinin yeniden ve acilen daha güçlü bir yapıya kavuşturulmasını ve kurumsal bir yapıya dönüştürülmesini talep ediyoruz.

28.  Türkiye’ de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin devlet eliyle derinleştirilmeye çalışıldığının önemli bir göstergesi olan kadınların nafaka hakkının ortadan kaldırılması kararına izin vermeyiniz.

29.   Her siyasi partinin kadın-erkek eşitliğini yaşama geçirmekteki samimiyet ölçütü, kendi partisi içindeki fotoğrafında yansıyacaktır. Bu nedenle, siyasi partilerin, yasal düzenlemeleri beklemeden tüm görev dağılımlarında eşit hakların gözetildiği ve fiilen uygulandığı bir yapıya kavuşturulması  ve bu tavrı ile güven vermesi talebimizdir.

Kaynak : www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları