loading
close
SON DAKİKALAR

Ahmet Şık: Bu ülkede iktidarın hakikatle derdi var, yalanlarla kurulu saltanatları duyulsun istemiyorlar

Ahmet Şık: Bu ülkede iktidarın hakikatle derdi var, yalanlarla kurulu saltanatları duyulsun istemiyorlar
Tarih: 10.03.2018 - 11:33
Kategori: Gündem

Cumhuriyet gazetesinin yazar ve yöneticilerinin tutuklu yargılandığı davada, Ahmet Şık 435 gün, Murat Sabuncu 496 gün süren tutukluluğun ardından tahliye edildi.

Ahmet Şık ve Murat Sabuncu bugün gazete binasında açıklama yaptı.  

Murat Sabuncu: Biz Türkiye'de ilk hedef değiliz ama umarım son hedefizdir

Murat Sabuncu, Türkiye'de bağımsız bir medyaya ihtiyaç olduğunu söyleyerek, "Cumhuriyet kurulduğundan beri böyleydi. Biz bu demokratik ve bağımsız medya örgütlenmesinin son halkası bizleriz. Cumhuriyet ve bağımsız medya algısını nasıl büyütürüz düşüncesindeyiz. Şu medya grubu ne yaptı yerine kendi gazetemeiz ve arkadaşlarımızla ne yapabilirizin hayalini kuruyoruz. Meslek icabı bütün gazeteleri her gün alıyorduk esas tartıştığımız konu bağımsız yayıncılığı nasıl büyütürüzdü. Biz Türkiye'de ilk hedef değiliz ama umarım son hedefizdir. Fikir ve düşünce özgürlüğü biz çıktık diye gelmedi. Akın Atalay hala içeride. İçeride hala tutuklu gazeteciler, milletvekilleri, hak savunucuları var. Bağımsız gazeteciliği, yayıncılığı yapmak için elimizden geleni yapacağız" dedi.
 
Ahmet Şık: Bu iktidar elbet gidecek, geride bir Türkiye kalacak mı, kalan Türkiye'de bizler yaşayabilecek miyiz, insanlar bunu kendilerine sorsunlar

Ahmet Şık ise "Bu ülkede iktidarın hakikatle derdi var. Sözcüklerimi tartarak söylemeye çalışıyorum. Bu da neyi temsilen içeri atıldığımızın yanıtı" ifadelerini kullandı.

"Teslim alamadıkları bir avuç medyayı teslim alma operasyonu bu ama bunu yapamayacaklar" diyen Ahmet Şık'ın açıklaması şöyle: 

"Tutuklanırken de hukuki bir karar yoktu. Bir merkezin kararıyla serbest bırakıldık. Türkiye bir hukuk devleti değil. En büyük Türk yalanı yargının bağımsız olduğudur. Türkiye'de kimsenin iktidar mahfilleri de olmak üzere ne can ne mal güvenliği var. Bunun ayırdına vararak herkesin pozisyonunu alması gerekiyor. Medya ve toplumun sessizliği simbiyotik bir illşki. Medyanın bu kadar kolay teslim olmasının nedeni gazeteciler. Mesleğin onuruna ahlakına sahip çıkmadıkları için. Bir kenara çekilmiş, izleyen, kendini kurtaracak kitleye seslenmek istiyorum. Sessizliğin bir sesi olduğuna inanıyorum, onu duymak istiyorum. Herkesin kulak kabartıyor, 'Ahmet, Murat ne söyleyecek' diye. Ben merak ediyorum o insanlar ne söyleyecek. Bu artık varlık yokluk savaşı. Bu süreç gücü tek başına ele geçirmiş iktidarın ne kadar tehlikeli olduğunu da kanıtladı. Aynı zamanda bağımsız, herkese eşit mesdafede duracak medyanın ne kadar öenmli olduğunu da kanıtladı. Gazeteye sahip çıkın demeyi zul addediyorum. Sahip çıkın demiyorum insanların sahip çıkma zorunluluğu hissetmesi lazım. Daracık bir alan var elimizde insanlar sorumluluğun bilincinde olmalı. Bu iktidar elbet gidecek, geride bir Türkiye kalacak mı, kalan Türkiye'de bizler yaşayabilecek miyiz, insanlar bunu kendilerine sorsunlar.

Türkiye'de hapishaneler peişin bir cezalandırma hükmüyle inşa edilmiş, insani hiçbir şey barındırmayan yerler. Daha önce de benzer tecrübeyi yaşadım. Silivri diye bir gerçek var. En azılı katilin bile temel insan hak ve özgürlükleri vardır. İnsani hiçbir şey yok Silivri'de. FETÖ adı altında mücadele yapılıyor, devletin yağmalanması konusunda husumetli iki gücün bahanesiyle herkes hapsediliyor. Türkiye'nin 3. büyük partisinin 2 eşbaşkanı, siyasetçiler, 150ye yakın gazeteci, savaşa hayır diyen çocuklar var hapishanelerde. Düşmanlaştırılın herkes hapislere atılıyor.

Bu ülkede iktidarın hakikatle derdi var. Sözcüklerimi tartarak söylemeye çalışıyorum. Bu da neyi temsilen içeri atıldığımızın yanıtı. Belli yargı mensuplarının anlayışı var. İktidarın yalanlarla kurulu saltanatı duyulsun istemiyorlar. Haberin ne olduğunu değil neyi anlattığına bakarak ceza veriyorlar. Teslim alamadıkları bir avuç medyayı teslim alma operasyonu bu ama bunu yapamayacaklar. Bu ülke, bu halk satılık değil. Bu ülkeyi teslim almaya çalışanların teslim olduğunu hepmiz göreceğiz. Mesleğin ahlakına sahip  çıkmaya çalışan meslektaşlarımıza, haberlerimizi yapmaya çalışan arkadaşlarımıza, her gün hapishaneye gelen avukatlara teşekkür ediyorum."

Erdal Atabek: Cumhuriyet gazetesi birçok yazarının öldürüldüğü, hapislere girip çıktığı, herkesin mücadeleden geçtiği bir gazete

Cumhuriyet yazarı Erdal Atabek ise Cumhuriyet'in her dönem mücadele veren bir gazete olduğunu belirterek "Cumhuriyet hak arayanların yanında olacaktır. Karşımıza hangi engel çıkarsa çıksın yılmayacağız" diye konuştu.

Erdal Atabek'in açıklaması şöyle:

"İki arkadaşımızın tahliye olmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Bütün haksız yere yatanların, işten atılanların haklarının verildiği gün tamamlanmış olacağız. Dün hapisteydiler bugün aramızdalar ve kendileri için konuşmadılar. Herkes için konuşuyorlar. Hakkı yenmiş insanların, yenebilecek insanlar için konuştular. Bir tespitimiz var: Kendilerini güçlü sananlar güçlü değildir. Onların kendini güçlü sanması geri kalanların kendisini güçsüz sanmasından kaynaklıdır. Bu bir yanılgıdır. Cumhuriyet gazetesi birçok yazarının öldürüldüğü, hapislere girip çıktığı, herkesin mücadeleden geçtiği bir gazete. Bu dün böyleydi. Bugün de böyle, bilinsin ki yarın da böyle olacaktır. Halkın haber alma hakkından, doğruluktan yanadır. Arkadaşlarım ülkeye mesaj vermişlerdir. Hapiste yatmak mücadelenin parçasıdır. Arkadaşlarımızla gurur duyuyoruz. Cumhuriyet hak arayanların yanında olacaktır. Karşımıza hangi engel çıkarsa çıksın yılmayacağımızı ifade etmek istiyorum."

Konuşmaların ardından doğum günü olan Akın Atalay için pasta kesildi.  

Fotoğraf: Cumhuriyet

Kaynak : Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları