Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 02.08.2017 tarihinde (dün) verdiği kararla, devletin Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya gayet iyi baktığını, dosya içerisindeki 24 uzman hekimin raporuna rağmen, şimdilik hayati bir tehlike de görmediğine karar verdi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 02.08.2017 tarihinde (dün) verdiği kararla, devletin Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya gayet iyi baktığını, dosya içerisindeki 24 uzman hekimin raporuna rağmen, şimdilik hayati bir tehlike de görmediğine karar verdi.
AİHM, kararında ulusal mahkemelere başvuru konusunda akıl da verdi.
Mahkemenin bu kararı, temsil ettiği varsayılan “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi” değerleri açısından utanç verici olarak değerlendirildi. BirGün'den Erk Acarer'in haberine göre; Bu karar açlık grevindeki eğitmenlerin avukatları tarafından şöyle değerlendirildi: “Gülmen-Özakça tedbir kararı, eğer birgün bu çürümüşlükten kendisini kurtarabilirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tarihinde utançla ve payandası olduğu şeyle birlikte anılacaktır.”
Halkın Hukuk Bürosu avukatları, kararı şu şekilde değerlendirdi: “Böylece 24 Mayıs günü başladığımız haksız tutuklamaya itiraz mücadelesinin mevzuatta öngörülen hukuksal yolu sona erdi. En azından Nuriye ve Semih için yürürlükteki kanunların izin verdiği her yola sonuna kadar ve ısrarla başvurduk.
Artık geriye kalan Nuriye ve Semih'in başından beri güvendikleri ve tutkuyla sevdikleri Türkiye halkı ve onun vicdanı ile ömürlerini ortaya koyarak savundukları onurlarıdır. Onun da hukuka ihtiyacı yok, hep birlikte yanlarındayız.”
Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı: 32 sayfalık muayene, tıbbi belgeleme ve bilimsel görüşe tek bir atıf yok
Öte yandan AİHM'ye Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için muayene ve tıbbi belgeleme sürecine katıldığını ve 32 sayfalık rapor hazırlandığını belirten Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı muayene ve belgeleme sürecinde yaşananları Twitter hesabından paylaştı.
Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın paylaşımları şöyle:
"28 Haziran'da acil talepli AİHM başvurusu ile başlayan yazışmalar 10 Temmuz'da AİHM'in açlık grevini sonlandırmaları çağrısı ve Kendi seçtikleri bir hekimin varlığında muayeneleri ara kararı ulaşır.13 Temmuz 6 hekimlik heyet @ankaratabipoda tarafından iletilir. Tek hekim ısrarı üzerine ben görevlendirilirim zira kötü muamele işkence sorusu da vardır. 14 Temmuz sabahı hala haber gelmemiştir, atlar Ankara'ya giderim vardığımda karar çıkmıştır doğruca Sincan CİK Hastanesine giderim. Hatırlatırım 28 Haziran tarihli acil talepli başvuru üzerinden 16 gün geçmiştir ve 17 Temmuz'a kadar süre vermiştir AİHM. Akşam 18:30'da muayeneler başlar, bir iç hastalıkları, bir enfeksiyon hastalıkları ve bir nöroloji uzmanı, acilde görevli bir hekim, başhekim ve ben. 21:40'da biter, tüm tetkikler yapılır altına imza attığım tutanağın bir örneği istememe rağmen verilmez sonra avukatlar tüm tıbbi belgeleri ister, gene verilmez. 17'sinde görüşme ve muayene bulgularımı, gözleyebildiğim uzman muayenelerini içeren 9+8=17sayfa tıbbi belgeleme gider. AİHM tıbbi belgeler ve raporu 19.07.2017’de iletir, laboratuvar sonuçları ile 20.07.2017’de 4+3=7 sayfa bilimsel değerlendirme gönderilir. AİHM bir istisna yaparak 21/07'de durumun aciliyetine binaen(!)ara kararın Türkçesini de iletir, 17.07.2017 tarihli hastane raporu ve hükümet yanıtı eşliğinde, yanıtta benim neden seçtikleri hekim olduğumun açık olduğu, doktor değil avukat gibi davrandığım da eksik değil. Bu hafta Evrensel Gazetesi’nde pirimiz Virchow'u anmam boşuna değildi, hekim hastasının avukatı olmalıdır'ı boşuna alıntılamamıştım.
Yanıtta “Sincan CİK Hast hekimleri hayati tehlikeleri var ama infaz ertelemeye Numune karar versin” diyordu. Muayene olmazlarsa acil talebini düşürürüz diyen ve okuyabilmemiz için ara kararı Türkçe gönderen AİHM'e rahat okuyabilsinler diye hemen 24.07 2017’de 5 sayfalık bir ingilizce tıbbi görüş ilettik ve 3 uzman hekim tarafından yapılan çok ayrıntılı muayenenin yeterliliğini anlattım. Yeniden muayenenin, tüm aşamaların sağlıklarını olumsuz etkileyeceğini tüm etik belgeleri bilimsel araştırmaları da alıntılayarak yazdım. Ulusal otoriteyle kooperasyon göstermememiz halinde acil talebinin dikkate alınmayacağı vurgusu üzerine “olumsuzluk bizden kaynaklanmasın” dendi, ben de 25'inde tekrar Ankara'ya gittim, 8.50'de Numune'deydim, ortada kooperasyonun "k"si yoktu, tesadüfen okul arkadaşım ile karşılaşmasak, o da cezaevlerinden sorumlu başhekim yardımcısı olmasa muayene bilgisine ulaşmak dahi mümkün olmayacaktı.
Sonra hastane bahçesinde yüzlerce çevik, yüzlerce jandarma belirdi saat 12.30 sularında, böylece getirildiklerini anladık ve ambulanslar 13.00 sıralarında hastaneye geldi,denge ve yürüme güçlüğü nedeniyle zorlukla tekerlekli iskemleye aldık, çevik kalkanlarından yapılan bir çatı ve insan koridoru arasından Numune mahkum koğuşuna girdik.Girişte sağlık personel ve güvenlik odası olduğunu düşündüğüm odalara alındılar. Semih içeride koğuştaki odalardan birinde, Nuriye sağlık personeli odası olduğunu düşündüğüm odada biri 9, diğeri 10 uzmanlık alanından bazı uzmanlıklarda birden fazla hekim tarafından tekrar tekrar şikayetleri sorularak bir çoğu aynı sistem muayeneleri de tekrarlanarak. Tetkikler istendi,nöroloji MR ve EMG dediğimiz tetkikleri istediğinde anlamlı sonuçlar çıkmayabileceğini de anlatmaya çalıştım. Saat 6 civarı tüm bu işlemler bittiğinde her ikisi de film çekilmek üzere ambulansa bindirildiler, hastanede nereye götürüldüklerini bulmak mümkün olmadı ve çevik çekilme emri alınca tamamlandığını ve ayrıldıklarını anladım, 3 sayfalık son raporumu da İngilizce 27/07'de tamamlayıp, tüm gözlemlerimi paylaştım. Götürüldükleri yerin muayene için uygun olmaması, saatlerce aynı muayenelerin tekrarlanması ve muayenelerin kendisi ve ısrarın kötü muamele ve işkence kapsamında değerlendirilmesi gerektiği de dahil, sonuç "devlet iyi bakıyor".
Tüm hekimler hayati tehlike, bakıma gereksinim var diyor, ama cezaevi hastanesinde refakatçisiz tutulabiliyorlar. Üstüne hukukçular ruhsal olarak karar verme yeterliliği olan insanlara açlık grevini sonlandırın çağrısı yapıp “devlet size iyi bakar” diyor. Ayrıntı çok ama bu kadarı dahi tüm sürecin nasıl hak ihlalleri ile yüklü olduğunu sanırım açıkça gösterebilir. Pek çok bilimsel kaynaklı işkence tanılı, toplam 32 sayfalık muayene, tıbbi belgeleme ve bilimsel görüşe tek bir atıf yoktur.”
Vişne Haber Ajansı