HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın talebi üzerine 25 Mart 2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Sur'un 'acele kamulaştırma' kararına ilişkin yazılı bir basın açıklama yayımladı.
Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın talebi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırılan ve 25 Mart 2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Sur'un 'acele kamulaştırma' kararına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Uca'nın açıklaması şöyle:
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde son sokağa çıkma yasağının 15. gününden itibaren TOKİ'nin Sur’da 4 bin konut yapacağı" iddialarının basına yansımıştır. 22 Aralık 2015 tarihinde söz konusu iddiaları Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması talebi ile verdiğim soru önergesi çeşitli gerekçelerle iki defa reddedilmiştir. Söz konusu önergede yer alan iki cümle ve bir sorudan dolayı kabul edilmediği 22 OCAK 2016 tarihinde TBMM başkanlığınca yazılı olarak tarafıma bildirilmiştir. Söz konusu iki cümleyi tamamen çıkartarak önergeyi 26 Ocak 2016 tarihinde yeniden verdim. Ancak 4 Mart 2016 tarihinde önceden belirtilen gerekçelerden farklı gerekçelerle TBMM başkanlığı önergeyi yine kabul etmediğini tarafıma yazılı olarak bildirmiştir. Bu kez “Sur’da Temmuz 2015’ten beri yaşanan çatışmalarda 19 yurttaş katledildi ve onlarca yurttaş yaralandı” cümlesi ile daha önce gerekçe gösterilmeyen iki soru da önergenin kabul edilmeme gerekçesi olarak gösterilmiştir.
Kısaca, üzerinden üç buçuk ay geçtiği halde Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması talebi ile Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yapılacağı iddia edilen TOKİ konutlarına, buna dair Başbakanlığın planlamasına ve uygulamanın yasal gerekçesine dair verdiğim soru önergesi çeşitli gerekçelerle kabul edilmemiştir. Bakanlar Kurulu’nun 25 Mart 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile Sur’da "acele kamulaştırma" kararı alındı.
Böylece, ilçedeki 15 mahallede bulunan toplam 368 adadaki 6 bin 300 parselin acele kamulaştırılmasına karar verildi. Bu karar, verdiğimiz önergenin usulsüz ve keyfi gerekçelerle reddedilmesi ile birlikte düşünüldüğünde açıkça Sur ilçesine dair stratejik bir planın kamuoyundan gizlenerek gerçekleştirilmeye çalışıldığını göstermektedir. Yasama mercii olan TBMM Başkanlığı'nın önergeyi kabul etmemiş olmasını, yürütmenin bu tartışmalı planının kamuoyundan gizlenme çabasına bir destek olarak görmekteyiz. Kuvvetler ayrılığının Türkiye’deki geleneksel ihlali, mevcut TBMM Başkanlığı tarafından tekrarlanmıştır.
117 gündür sürdürülen sokağa çıkma yasağı ve abluka ile birlikte, Sur ilçesinde yıkımların hala devam etmesi ve her gün onlarca kamyonla Sur'dan hafriyat çıkarılması, devletin bu planlamayı çok önceden yaptığını gösteriyor. Bu durum da aylardır Sur'da sürdürülen çatışmaların çok önceden planlandığı ve belli bir konseptin hayata geçirilmesi için gerekçe yapıldığını ortaya koymaktadır. Tüm bunlar bir “özel savaş” yöntemi olarak; “tehlikeli” görülen bölgelere dair geliştirilmeye çalışılan “zorla yerinden etme ve insansızlaştırma” politikasını hayata geçirme planıdır. Önergemizin iki defa usulsüz şekilde reddedilmesi, bu planı kamuoyundan gizleme amacını taşımaktadır. Yürütmenin başı olarak hükümetin ve buna bağlı kurumların geliştirdiği bu hukuksuz plana, yasama da TBMM Başkanlığı'nın tavrı üzerinden ortak olmuştur. TBMM Başkanlığı'nı ise kendi kurumsal ciddiyetine uygun davranarak, kendisini hükümete yedekleyen usulsüz karar ve tutumlarından vazgeçmeye davet ediyoruz.
Sonuç olarak, İçişleri bakanı Efkan Ala’nın 10 Mart 2016 tarihinde “Sur’da operasyonlar bitti” açıklamasının üzerinden 18 gün geçtiği halde hala Sur’un 5 mahallesinde abluka devam etmektedir. Bu açıklamadan sonra Sur ilçesinden 28 cenaze çıkarılmış bu cenazeler Malatya, Elazığ ve Diyarbakır illerinin morglarında hala bekletilmektedir. Ailelerin Sur’dan cenazelerini alamadığı ve kamuoyunun bu mahallerde ne olup bittiğine dair hiçbir şekilde bilgi alamadığı bir dönemde alınan “acele kamulaştırma” kararı halkımıza yönelik sürdürülen “özel savaş” politikalarının bir parçası olarak devreye sokulmuştur. Bu karar Sur halkının sürgün edilmesi anlamına gelmektedir. Halkımızı ve kamuoyunu bu hukuksuz uygulamaya karşı duyarlı olmaya, yasal yollardan bu hukuksuz uygulamaya karşı çıkmaya ve demokratik tepkisini ortaya koymaya çağırıyoruz.
Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü