2 Ağustos'tan beri Ankara'da devam eden Akıncı davasının 10'uncu celsesi cuma günü çapraz sorgusu yarım kalan Mehmet Dişli'nin savunması ile başladı.
2 Ağustos'tan beri Ankara'da devam eden Akıncı davasının 10'uncu celsesi cuma günü çapraz sorgusu yarım kalan 15 Temmuz darbesinin kritik isimlerinden, AKP milletvekili Şaban Dişli'nin kardeşi Mehmet Dişli'nin savunması ile başladı.
Akıncı Üssü kripto koridoru ile 143. filo koridorundaki fotoğrafları ve kamera görüntüleri izlettirilen Dişli, "Evet, benim" dedi. Telefonla görüştüğü görülen Dişli, Başkan Selfet Giray'ın elindeki cismi sorması üzerine, iki telefonu olduğunu ama görüşmeleri resmi telefonla yaptığını söyledi. Dişli, hemen diplerindeki bir odaya Yaşar Güler'in getirilmesi görüntülerini izlediğinde, "Ben Yaşar Güler'in o akşam orada olduğunu Akın Öztürk'le ertesi gün Çankaya Köşkü'nde görüştüğümüzde öğrendim. Burnumuzun dibindeymiş, ama haberimiz olmadı" dedi.
O ALBAY'LA İLİŞKİSİSanık avukatlarından Şemsettin Altay, kozmik oda operasyonunun önemli ismi Albay Baki Kaya ile ilişkisi ve operasyon öncesi buluşmalarının sebebini sorunca Dişli şunları anlattı: "Bu soruyu sorması hoşuma gitti. Çok başarılı olmama rağmen terfi ettirilmediğimi anlatmıştım. O yıl iç güvenlikte en başarılı komutan seçilmiştim. Ödül töreninin provası için Ankara'ya gelmiştim. Ancak sırf o törene çıkmamam için apar topar Almanya'ya gönderildim. Baki Kaya'yı teğmenliğinden tanırım, o sırada Genelkurmay'da çalışıyordu. Karşılaşmışızdır."
'NEDEN ERKEN DAVRANDINIZ' DEDİ Mİ?
Avukat Ayten İzmirli, Genelkurmay'daki görüntü izleme merkezi dışında dışarıda yedi ayrı yerde kayıt yapıldığını bilip bilmediğini sordu. Dişli, kurum dışında böyle bir şey olduğunu bilmediğini belirtince avukat İzmirli, Genelkurmay'a yazı yazılarak bu görüntülerin getirtilmesini istedi. Avukat İzmirli'nin, Hulusi Akar'ın kendilerini götüren pilota, "Neden erken davrandınız?" gibi bir şey söyleyip söylemediği sorusu üzerine Dişli, "Komutan onunla bir şeyler konuştu. İçeriğini duymadım. Belki şuraya, buraya gidin demiş olabilir" dedi.
"NİÇİN SAHİP ÇIKMIYORLAR"
Kursiyer üsteğmenlerin avukatı, Dişli’ye mevcut komutanların 12 Eylül darbesindeki konumlarını hatırlatarak, “Geçmişlerini unuttular mı? Niçin bu teğmenlere çıkıp sahip olmuyorlar, onların suçu yok demiyorlar?” sorusunu yöneltti. Dişli bu soruya “Bunları bilmiyordum, çok ilginç” karşılığını verdi. Aynı avukat, Hulusi Akar’ın lakabının “Seri Paşa” olup olmadığını sordu. Dişli, “Çok lakabı var ama söylemeyeyim” dedi.
"ÇOK ÇELİŞKİ VAR"
Sanık avukatlarından İbrahim Arıkan’ın sorusu üzerine de Mehmet Dişli, Hulusi Akar’ın ‘Darbe olmuş’ diye duyduğunu ilk kendisinden duyduğunu ileri sürdü. Darbeyi başlatan Akın Öztürk’ün aynı zamanda enterne edilen Hulusi Akar tarafından çağırılmış olmasının bir çelişki olup olmadığı sorusuna da dişli şu karşılığı verdi, “Tek çelişki bu değil çok çelişki var. Evet, Akın Öztürk’ü benim yanımda emir vererek sayın Hulusi Akar çağırdı bu tabi ki bir çelişkidir. Akın Öztürk orada planlama gereği kaldı başka şeyler olmasa Çankaya Köşkü’ne de girecekti. Ancak bunun en iyi cevabının sayın komutana sormak yoluyla bulunabileceğini düşünüyorum.”
"HULUSİ AKAR'LA EYLEM VE İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE OLDUM"
Akın Öztürk’ün avukatı Hicabi Durmuş da Dişli’ye, Hulusi Akar’ın o gece Ahmet Davutoğlu veya başka bir siyasiyle görüşüp görüşmediğini sordu. Dişli, “Ben görmedim, çok sık gidip geldiğim için bilmiyorum” yanıtını verdi. Sanıklardan Orhan Koçyiğit iddianameye göre darbe komuta heyetiyle eylem ve iş birliği içinde olmakla suçlandığını belirterek kendisiyle herhangi bir eylem ve iş birliği içinde olup olmadığını sorunca, Dişli, “Bu arkadaşı hiç görmedim, tanıyorum. Ben sadece sayın Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la eylem ve iş birliği içinde oldum” karşılığını verdi.
"HEDEF TAHTASINA KONDUK"
Savunmasını yaparken mağdur müşteki avukatları laf atınca Dişli'nin avukatı, "Geri zekalılar" karşılığını verdi ve salonda tartışma yaşandı. Dişli'nin avukatının savunmasını yazılı vereceğini söylemesinden sonra Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğu belirten Kara Kuvvetleri Komutanı Kurumsal Dönüşüm Şubesi eski müdürü Muzaffer Düzenli'nin savunmasına geçildi. Hakkındaki iddiaları "İftira" olarak nitelendirilen Düzenli, menfaat şebekeleri tarafından hedef seçildiğini öne sürdü.
Şube olarak geliştirdikleri 4 milyar lira bedelli Suriye sınırı fiziki güvenlik sistemi projesine başladıklarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı'ndaki bazı etnik ve ideolojik kliklerinin bunu engellemek için harekete geçtiğini anlatan Düzenli, askeri arazilerle ilgili olarak da şunları söyledi, "1 sene sonucunda tüm kışla arazilerinin dijital verisini çıkardık. 13 bin zannettiğimiz kışla ve arazi sayısının 90 bin küsur olduğunu öğrendik. Bunları üç kategoriye ayırdık. Bu kategorilendirmeyle birlikte özellikle büyük şehirlerdeki arazilerinin sivile devri baskısına maruz kaldık. İstenenlerin tamamı da ikinci kategoride olan yani Türk Silahlı Kuvvetleri'nin mutlaka elinde bulundurması gereken arazilerdi. Komutanlarımız dik durdu, ama bizler hedef tahtasına konmuştuk."
MÜDAHİLLİK TALEBİ
Avrupa Birliği Bakanlığı, 'Hükümeti ortadan kaldırmaya çalışmak' ve 'AB ile olan ilişkilerin zarara uğramasına yol açmak' sebeplerinden Akıncı Üssü davasına müdahillik talebinde bulundu. Mahkeme, talebi 29 Ağustos'ta karara bağlayacak.
"BİLGİ, SİSTEM VE TEKNOLOJİNİN TEKNİK İMKANLARINI KULLANAN GÜÇLER"
Düzenli, kendisine ait olduğu belirtilen WhatsApp yazışmaları için de, "Bunlar bana ait değil. Bazı emarelerden dolayı bunların bilgi, sistem ve teknolojinin teknik imkanlarını kullanan ve bu kalkışmanın arkasında olan güçlerce yapıldığını düşünüyorum" dedi.
Odatv