CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'ye sunulan bütçeyi şöyle değerlendirdi...
CHP Lideri
Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da gazetelerin
ekonomi müdürleriyle bir araya geldi ve TBMM’ye sunulan bütçeyi şöyle değerlendirdi;
“Yaklaşık 220 sayfalık bir karşı oy yazımız var. Bu karşı oy yazımızı önümüzdeki günlerde, birkaç gün içinde arzu eden bütün gazeteci arkadaşlarımıza ileti ortamında gönderebiliriz. Göndermeye de çalışacağız.
Önce şunu söyleyeyim; bütçelere eğer bir toplum önem veriyorsa hedeflerin tutup tutmadığı, amaçlananın gerçekleşip gerçekleşmediğini hepimizin yakından izlemesi gerekiyor. Orta vadeli program hazırladılar. Orta vadeli programda öngörülen hiçbir hedef tutmuş değil. 3 yıllık, 5 yıllık, 10 yıllık, 8 yıllık değil. 3 yıllık hedefte öngörülen hiçbir amaç gerçekleşmiş değil. Eğer siz ana ilke olarak koyduğunuz hedefleri gerçekleştirmeye yönelik plan yapıyorsanız ki planlamacı budur, programın amacı budur. Bunlar gerçekleşmiyorsa hazırladığınız metnin ciddi olduğu söylenemez.
Bir başka önemli nokta bizim gördüğümüz. AKP’nin
ekonomi politikası nedir, amaç nedir? Orta vadeli programda bir tek sözcük, refah sözcüğü geçmiyor. Refah sözcüğünün geçmediği bir programa program mı denir? Ekonominin temel hedefi bir gönenç toplumu yaratmaktır, bir refah toplumu yaratmaktır. Siz bu hedefi asla ve asla kendi programınıza koymuyorsunuz.
Bir başka önemli nokta; bütçenin parlamentoda sağlıklı görüşülmesi, tartışılması için
TBMM adına harcamaları denetleyen Sayıştay’ın raporlarının meclise gelmesi gerekiyor. Yasa böyle. Dolayısıyla milletvekilleri kendileri adına denetim yapan bir kurumun harcamaları denetlediğini ve önlerine bir rapor getirdiğini görsünler diye. Yasada böyle. 2013 yılı bütçesi görüşülürken Sayıştay’ın 3 temel raporu TBMM’ye gelmedi arkadaşlar. Ve milletvekilleri kamu harcamalarının sağlıklı yapılıp yapılmadığını bilmiyorlar. Çünkü denetlenmediğini biliyorlar. Çünkü önlerine Sayıştay’ın raporu gelmedi ve bunlar el kaldırıp indirecekler. Hangi raporlar gelmedi onu da ben sizlere ifade edeyim. Dış denetim genel değerlendirme raporu gelmedi. Faaliyet genel değerlendirme raporu gelmedi. Mali istatistikleri değerlendirme raporu gelmedi. O zaman şu soruyu sorma hakkımız var. Harcamaların denetlenmediği bir bütçe, bir kesin hesap yasası parlamentoda nasıl görüşülecek? Yasanın öngördüğü denetimi yapmayan bir kurum ve bunu sorgulamayan bir
TBMM nasıl karar alacak? Saydamlıktan söz ediyoruz, saydam toplumdan söz ediyoruz, yolsuzluklardan şikayetçiyiz ama
bütçe harcamalarını denetleyen kurumun yasaya göre parlamentoya göndermesi gereken raporları ilgili kurum göndermiyor. Ve biz
bütçe görüşüyoruz. Harcamaların nasıl yapıldığını bilmiyoruz.
Vergi adaleti yok. Bu bütçede de yok. 2002’de iktidar olduklarında dolaylı vergilerin oranı genel vergi içinde, vergiler içinde %66’ydı. Bu oran %70’e çıktı arkadaşlar. Adaletsiz bir yapı var.
Vergi politikası,
bütçe politikasında sorun var ama para politikasında da sorun var. Merkez Bankasının bağımsızlığı büyük ölçüde elinden alınmış durumda. Ve Merkez Bankası Plan Bütçe Komisyonu üyelerine sunuş yaparken ki yasaya göre belli aralıklarla Plan Bütçe Komisyonuna gelip sunuş yapmak zorundadır. İktidarın hoşuna gitmeyecek tabloların özenle seçilip Plan Bütçe Komisyonuna sunulmadığını görüyoruz. Önceki dönemde sunulan tablolar neden şimdi sunulmadı dendiği zaman orada yanıt verilemiyor. Çünkü çıkan rakamlar negatif. Negatif olduğu için Plan Bütçe
Komisyonu üyelerine bilgi verilmiyor.
Değerli arkadaşlarım, devlet yönetimi ciddi iştir. Devleti yönetecek kadroların halktan toplanan vergilerin nereye harcandığının hesabını vermesi gereken kadrolardır. Saydamlık bunu gerektirir. Temiz siyaset bunu gerektirir. Devlet yönetmeyi herhangi bir şirket yönetmek gibi görmememiz gerekir. Şirketin sahibi vardır, sahipleri vardır diledikleri gibi yönetirler risk alırlar. Ama devlet yönetimi bir normal ticari şirket yönetimi gibi değildir. Şimdi bunların yaptığı kamu yönetimi normal bir şirket yönetiminden daha da kötüdür. Şirketi yöneten risk alırken araştırma yapar, sonuçlarına bakar. Siz parlamentoya
bütçe yasasını getiriyorsunuz paraların harcandığını denetleyen raporu getirmiyorsunuz.
Dün akşam parlamentoda Sermaye Piyasası Yasası kabul edildi. Ve verilen bir önergeyle Sermaye Piyasası Kurulu yönetimi düşürüldü. Neden? Daha önce BDDK yönetimi düşürülmüştü, Anayasa Mahkemesine gidildi Anayasa Mahkemesi karar verdi görevden alınanların göreve iadesini sağladı.Hükümetin şu açıklamayı yapması lazım. Hangi gerekçeyle bir yasal değişiklikle Sermaye Piyasası Kurulunun yönetimini düşürüyorsunuz? Yolsuzluk yaptılarsa haklarında soruşturma açmanız gerekir. Kamuoyunun bilgilenme hakkı var. Hangi gerekçeyle siz Sermaye Piyasası Kurulunu düşürdünüz? Gerek IMKB’nin yasası, gerek Sermaye Piyasası Kurulu yasası 12 Eylül döneminde çıkan yasalardır.
Bakın, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın yasası çıktığı zaman hükümet sadece başkanı atıyordu, 4 üyeyi borsanın genel kurulu seçiyordu. Değişiklik yaptılar bir kanun hükmünde kararnameyle çoğunluğu hükümet atayacak dediler. Yani bir anlamda özerk bir kuruluşu devletleştirdiler. 12 Eylül yönetiminden bile daha kötü bir yönetim getirdiler. Siz parayı, siz borsayı yöneteceksiniz, siz bütçeyi yöneteceksiniz ama sağlıklı bir yönetimi sürdürmeyeceksiniz. Bunlar kabul edilecek olay değil.
Bir başka önemli değişiklik daha yaptılar. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasını TBMM’nin denetimi dışına çıkardılar. Neden? Hükümet kendi yönetimini alıyor ama parlamentonun denetiminin dışına çıkarıyor. TBMM’nin bir kamu kuruluşunu denetleme hakkını siz hangi gerekçeyle meclisin elinden alıyorsunuz?
Az öncede ifade ettiğim gibi Türkiye iyi yönetilmiyor. Ekonomik açıdan da yönetilmiyor. Siyasal açıdan da yönetilmiyor. Türkiye’de ciddi bir yönetim boşluğu var. Ne olacağı belli değil, hedefleri belli olmayan bir yönetim var. Belki sizlerin sorularıyla biraz daha açarız. Az önce ifade etmiştim. Eğer siz vergi adaletini sağlamak için yola çıkmış ve adaletsizliği perçinlemişseniz, eğer siz kamu yönetiminde saydamlığı sağlayacağız, yolsuzlukları önleyeceğiz diye yola çıkıp kamu yönetiminde saydamlığı askıya almışsanız, TBMM’de bile kamu harcamalarını denetleyen kurumun raporlarını parlamentoya getirmiyorsanız o zaman sizin yönetim anlayışınız çok farklıdır. Geleceğe yönelik umutla bakması gereken bir toplumun geleceğe umutla bakmasının önüne engel koyuyorsunuz. Bilgi toplumundan söz eden yok. Biz bir hedef koymalıyız, koydukları hedef ne? Bildiğimiz bir şey var. 2023’te ilk 10’a gireceğiz. Bütçeniz buna uygun mu? Hayır. Ekonomi politikanız buna uygun mu? Hayır. Para politikanız buna uygun mu? Hayır. Bütçe politikanız buna uygun mu? Hayır. Sadece söz olarak 2023’te ilk 10’a gireceğiz. İzlenen politikalardan bakıyoruz 1987’de en büyük 14. ekonomiydik, geldik 2012’ye 17. sıraya düştük. Onun için hedef yok diyorum, ilke yok diyorum. İlk 10’a gireceksek 14’ten bizim 13’e, 12’ye çıkmamız gerekirdi. Tam tersine 17. sıraya geriledik.
Bu açıdan baktığımızda bizlerin bütçeyi, hükümeti eleştirme hakkı var. Ama medyanın da gerçekleri görme ve yazma hakkı ve onun ötesinde görevi var. Ekonomi sayfalarını açtığımızda müthiş parlak haberler görüyoruz. Her şey güllük gülistanlık. Yurttaş şöyle görüyor gazeteyi okuduğunda. Ya ben işsizim, param yok, aylardır, yıllardır iş bulamıyorum ama herhalde sadece ben böyleyim. Herkesin durumu çok iyi. Gazeteyi okuduğunda bireysel kendisinin durumunun yanlış olduğunu, eksik olduğunu, sorununu gideremediğini ama Türkiye’de herkesin sorununun çözüldüğünü düşünüyor. Böyle bir algıyı yaratıyoruz. Milyonlarca işsiz var işsizlik sorunu çözülmedi, yoksulluk sorunu çözülmedi, yolsuzluk sorunu çözülmedi. 3Y’yle mücadele için gelmişlerdi. Bunları neyle çözeceksiniz? Ekonomi, para, bütçe, maliye, vergi politikalarıyla çözeceksiniz. 7 kez mali af ilan edildi 10 yılda. 7 kez. Avrupa’da pek çok ülkede ekonomik sorunlar yaşanıyor. Hangisinde mali af var? Ve arkadaşlarımdan gerçekten şunu araştırmalarını isterim arkadaşlarımın. Hangi ülkede en son mali af hangi tarihte çıktı? 7 kez mali af çıkması ekonominin iyi yönetilmediğinin en tipik göstergesidir. Çünkü yükümlüler görevlerini yerine getiremiyorlar. Ya sigorta prim borçlarını ödeyemiyorlar veya vergi borçlarını ödeyemiyorlar. Bir işadamının bu yükümlülükleri yerine getirmemesinin temel nedeni izlenen
ekonomi politikasıdır.
Bu bağlamda olayları tartışacağız. 2013 bütçesiyle ilgili olarak Plan Bütçe Komisyonunda görev yapan arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Ve bir sitemimi daha da ifade etmek isterim. Plan Bütçe Komisyonu görüşmelerinin medyaya yeteri kadar yansımadığını biliyoruz. Sizlerde farkındasınız herhalde. Oysa gerek orta vadeli program açıklandığında, gerek
bütçe görüşmeleri yapıldığında, bütün bu eleştiriler şu veya bu şekilde dile getirildi. Ama bizim arzu ettiğimiz oranda bu eleştiriler veya övgüler yeteri kadar medyada yer almadı. Bu bütçenin geniş halk kitleleri tarafından öğrenilmesinin de önünde ciddi bir engel. Çünkü sonuçta geniş halk kitlelerinin 2013 bütçesi bize ne getiriyor, ne amacı var bu bütçenin diye sorduğu zaman medyadan çok fazla bir şey öğrenemediğini görüyoruz. Belki medyanın
bütçe görüşmelerine daha fazla yer vermesi halkın
bütçe konusunda daha fazla bilgilenmesine de olanak sağlayacaktır.
Kısaca bunları ifade ediyorum. Az önce konuşmamın başında da belirttim. Sorular
ekonomi ve
bütçe odaklı gelirse çok daha güzel olacak. Böylece gündemi sadece bu bağlamda ele alıp değerlendirmiş olacağız.”
Vişne Haber Ajansı
ETİKETLER : Kemal Kılıçdaroğlu, CHP, TBMM, bütçe, AKP, ekonomi, türkiye, istanbul, gerçeği, haberleri, son dakika