CHP Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü' dolayısıyla yaptığı açıklamada, AKP iktidarında geçen son 14 yıl Türkiye'sinin kadınlar açısından adeta hayatta kalma mücadelesinin verildiği yıllar olduğunu ifade etti.
CHP Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü' dolayısıyla yaptığı açıklamada, AKP iktidarında geçen son 14 yıl Türkiye'sinin kadınlar açısından adeta hayatta kalma mücadelesinin verildiği yıllar olduğunu ifade ederek, "Özellikle başörtülü kadınlar üzerinden din sömürüsünü şiar edinerek bugünlere gelen ancak birkaç gün önce o ‘başörtülü bacıları’na da biber gazı, tazyikli su ve copa layık gördüğünü göstererek her alanda riyakarlıkta sınır tanımayan AKP’nin olduğu yerde kadının, kadının olduğu yerde AKP’nin olmayacağı çok iyi bilinmelidir" dedi. Türkiye nüfusunun yarısını kadınların oluşturduğuna dikkat çeken Emir, devlet organlarında kadınların temsil edilmediğini Bakanlar Kurulu'ndan, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'ndan, kamu bankalarının yönetim kadrolarından rakamlarla örneklendirdi.
Emir'in açıklaması şöyle:
Cumhuriyet tarihinin, başta ‘hukuk devleti’ ve ‘laiklik’ olmak üzere tüm kazanımlarını bir bir yok etme hedefiyle yola çıkan; geldiğimiz aşamada, iktidar olmalarını sağlayan ‘demokratik ve parlamentor’ sistemi ortadan kaldırmaya çalışan AKP zihniyetinin, karanlık ve çağdışı uygulamalarının ağır bedellerini en çok kadınlar ödemektedir.
Kadınları toplumsal hayattan gittikçe dışlayan, belirleyici kimliklerini aile ve dini referanslar üzerinden tanımlayan AKP siyasal anlayışının hakim olduğu geçen 14 yılın Türkiye’si, kadınlar açısından, adeta hayatta kalma mücadelesinin verildiği yıllar olmuştur. Özellikle başörtülü kadınlar üzerinden din sömürüsünü şiar edinerek bugünlere gelen ancak birkaç gün önce o ‘başörtülü bacıları’na da biber gazı, tazyikli su ve copa layık gördüğünü göstererek her alanda riyakarlıkta sınır tanımayan AKP’nin olduğu yerde kadının, kadının olduğu yerde AKP’nin olmayacağı çok iyi bilinmelidir.
Siyasetini şiddet üzerine kuran iktidarın, toplumsal şiddeti de gün gün artırdığı kadın cinayetlerinden rahatlıkla anlaşılmaktadır. Çoğunluğu yakınları tarafından olmak üzere neredeyse kadın cinayeti haberiyle uyanmadığımız bir tek gün yoktur. Geçen yılın ilk on ayında 236 kadının öldürülürken, AKP’nin iktidarda olduğu 14 yılda kadın cinayetleri sayısında yüzde 1400 artış yaşanmıştır. AKP’li bu yılları tarih sayfalarında yazacak kelimeler mutlaka “Kadına taciz, şiddet ve ölüm” olacaktır.
AKP döneminde kadınların özellikle devletin yönetim organlarında temsil oranları da tahmin edilebileceği gibi ‘yok’ denecek düzeyde kalmıştır. Son nüfus sayımına gire 78 milyon 741 bin 53 kişi olan Türkiye nüfusunun, yarısı yani 39 milyon 229 bin 862’ini kadınlar oluştururken, 27 kişiden oluşan Bakanlar Kurulu’nda sadece 2 kadın bakan olarak görev alabilmiştir. Yani toplumun yüzde 50’sini oluşturan kadınların Bakanlar Kurulu’ndaki temsili yüzde 7’dir. Bir diğer örnek Türkiye’nin personel açısından en çok personelini barındıran kamu kurumu Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki (MEB) vahim durumdur. Türkiye’deki resmi ve özel ayrımı yapılmaksızın okulöncesi, ilkokul, orta ve ortaöğretim kurumlarında 957 bin 733 öğretmen görev yaparken, bunların yarısından fazlasını yani yüzde 56’sını oluşturan 535 bin 171’i kadındır. Buna karşın MEB’de 1’i müsteşar, 6’sı müsteşar yardımcısı, 23’ü genel müdür ya da bağımsız daire başkanı konumunda olmak üzere toplam 30 en üst düzey yöneticiden sadece 2’si kadın. Bu iki kadın yöneticiden de sadece biri asaleten görev yapmaktadır; O kişi de kadın temsiliyetinden ziyade AKP’li bir milletvekilinin eşi olmasından ötürü bu göreve getirilmiştir. Anlaşılan o ki eşi AKP’den milletvekili olmasa MEB’de tek bir kadın üst düzey yönetici bulunmayacaktı.
Bu tablo, kamuda en fazla istihdamın olduğu bir diğer bakanlık, Sağlık Bakanlığı’nda ise çok daha vahimdir. Sağlık Bakanlığı’nda üst düzey yöneticilerden hiçbiri kadın değildir.
Kamu bankaları da ‘cinsiyet ayrımcılığı’nın yaşandığı bir diğer alandır. Türkiye ekonomisinin temel taşlarından olan Kamu Bankalarının üst yönetimleri incelendiğinde diğer birçok sektörde olduğu gibi kadın yöneticinin adının geçmediği görülmektedir. Ziraat Bankası’nın Yönetim Kurulu incelendiğinde, 8 kişiden oluşan Yönetim Kurulu ile 2 kişiden oluşan Denetim Komitesi’nin tamamının erkeklerden oluştuğu görülmektedir. Aynı şekilde Bankanın Üst Yönetim kadrosunu oluşturan Genel Müdür Yardımcıları ve Grup Başkanları’na bakıldığında, toplam 8 Genel Müdür Yardımcısının tamamının erkek olduğu, 52 Grup Başkanlığı ve Bölüm Başkanlığı’nda ise sadece 2 kadın yöneticinin bulunduğu görülmüştür. Halk Bankası’nın Yönetim Kurulu incelendiğinde, 9 kişiden oluşan yönetim Kurulu ile 2 kişiden oluşan Denetim Komitesi’nin de tamamının erkeklerden oluştuğu görülmektedir. Aynı şekilde Bankanın Üst Yönetim kadrosunu oluşturan Genel Müdür Yardımcıları ve Grup Başkanları’na bakıldığında, toplam 12 Genel Müdür Yardımcısının tamamının erkek olduğu, 49 Daire Başkanlığı’nda ise sadece 3 kadın yöneticinin bulunduğu görülmüştür. Vakıflar Bankası’nın Yönetim Kurulu incelendiğinde, 8 kişiden oluşan yönetim Kurulu ile 2 kişiden oluşan Denetim Komitesi’nin de tamamının erkeklerden oluştuğu görülmektedir. Aynı şekilde Bankanın Üst Yönetim kadrosunu oluşturan Genel Müdür Yardımcıları ve Başkanları’na bakıldığında, toplam 8 Genel Müdür Yardımcısının tamamının erkek olduğu, 33 Başkanlık unvanında ise sadece 2 kadın yöneticinin bulunduğu görülmüştür.
Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü
ETİKETLER : türkiye gerçeği, vişne haber ajans, vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, 'AKP'nin olduğu yerde kadın, kadının olduğu yerde AKP olmadı, olamaz!', Vişne Haber Ajansı, Çiçek Güçlü