Bireysel 'hukuk yol'larına bugün biri daha eklendi...
Türkiye , bugün yerel mahkemelerin, Yargıtay’ın, Danıştay’ın ve askeri mahkemelerin yanına yeni bir ‘hukuk yolu’ ekliyor.
Anayasa Mahkemesi (AYM) bünyesinde kurulacak iki
bireysel başvuru mahkemesi, bugünden itibaren vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini kamu otoritesine karşı koruma görevini üstleniyor. Başarı sağlanırsa Türkiye ’den
AİHM gündemine giden dava sayısı dikkate değer şekilde azalacak. Ancak mahkemenin yasasında, yapılanmasında ve Türkiye ’nin genel hukuk düzenindeki yapısal eksiklikler, bu yolun Azerbaycan ’daki gibi etkisiz bir yola dönüşmesi ihtimalini daha güçlü kılıyor.
12 Eylül 2010’daki referandumda, vatandaşa Anayasa Mahkemesi’ne
bireysel başvuru hakkı verilmiş, 2011’de yasa çıkmıştı. İki yıl hazırlık süresi doldu ve AYM, bireyin haklarını kamu gücüne karşı koruyan ve kamunun elindeki gücü bireylere karşı kullanma alanlarını büyük ölçüde kısıtlayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hükümlerine göre soruşturmalar yapacak. Bu çerçevede bireyler, ‘yaşam’, ‘özgürlük ve güvenlik’, ‘adil yargılanma’, ‘evlilik’, ‘etkin başvuru’, ‘ifade özgürlüğü’, ‘düşünce, vicdan/din özgürlüğü’ ve ‘dernek kurma/toplanma özgürlüğü’ gibi haklarının kamu otoritesi tarafından ihlal edildiğini ya da kamu otoritesinin ‘cezaların yasallığı’, ‘özel hayatın ve aile hayatının korunması’ ve ‘ayrımcılık, işkence, kölelik/zorla çalıştırma yasağı’ gibi ilkeleri görmezden geldiğini düşündüklerinde AYM’ye başvurabilecekler. Başvuruları kabul edilirse AYM’deki iki bölüm anayasaya ve AİHS’ye göre yapılacak değerlendirme ile karara bağlanacak. Kâğıt üzerinde büyük anlamı olan
bireysel başvuru hakkının Almanya ya da İspanya ’daki gibi ‘evrensel standartlarda’ ele alınması önemli. Ancak, altyapı eksiklikleri, genel hukuk düzenindeki sorunlar, yeni hakkın AYM’yi kilitleyeceği bir tabloyu ortaya çıkarabilir. Bireysel başvurular için 91 personel çalıştıracak AYM, vatandaşların “Yargıtay’da olmadı, AYM’de şansımı deneyeyim’ diyerek yapacakları on binlerce başvuru ile karşılaşabilir. Başta kamulaştırma davaları, uzun tutukluluk süreleri ve adil yargılama hakkı ihlalleri olmak üzere birçok konuda daha önce AİHM’nin kapısını çalan vatandaş, AİHM’nin AYM’ye şans tanımak için iki yıl boyunca başvuru kabul etmeyeceği bir ortamda AYM’e yığılacaktır. Bu da Yargıtay’daki gibi yıllarca süren soruşturmalar anlamına geliyor.
Yasanın sıkıntısıAYM’ye yapılacak başvuruları ilk değerlendirecek ‘yargı erki’ iki kişiden oluşacak bir komisyon olacak. Bu komisyonun iki üyesi ‘kabul edilebilir’ derse dosya bölümlere gidecek. Komisyonun bir üyesi ‘kabul edilebilir’, diğeri ‘edilemez’ derse dosya bölüme gidecek ve kabul edilebilirlik konusuna karar verecek bölüm, yargılamayı da yapacak. Dünyada yargı gücünü kullanan hiçbir organın üye sayısı çift sayıda üyeden oluşmuyor. Uzmanlara göre kabul komisyonları en az üç kişiden olmalıydı.
Dosyalarla ilgili uzun yazışmalar yapılabilir. Komisyonlar, Adalet Bakanlığı ile yazışmak durumunda. İşkence iddiası ya da sınır dışı edilme gibi acil tedbir gerektiren durumlarda bu yazışmalarla zaman geçirme,
bireysel başvuru yolunu etkin olmaktan çıkarabilir.
Bir diğer yasal sorun ise içtihat oluşturmayla ilgili: Aralarında hiyerarşik bir ilişki bulunmayan iki bölümün benzer dosyalarda farklı kararlar vermesi halinde son kararı Genel Kurul’un vermesi gerekiyor ama dosyanın Genel Kurul’a nasıl gideceği konusunda net bir prosedür yok. Bu konuda izleme ve taşıma görevini ‘duyarlı davacı vatandaş’ üstlenebilir.
Bireylerin sıkıntısı
Anayasa ve ilgili yasa ile AYM’nin içtüzüğü böyle bir yığınağı engelleme amaçlı olarak dizayn edildi. Öyle ki
AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın öngörüsü, gelecek 100 başvurudan 98’inin reddedilebileceği yönünde.
Öncelikle AYM’nin hiçbir kararı
bireysel başvuru hakkı konusu olmayacak. Örneğin, bir
Anayasa Mahkemesi kararı sebebiyle yaşanan başörtüsü yasağı nedeniyle yapılacak bir başvurunun, AİHM’nin ortaya koyduğu gerekçelerle geri çevrilmesi sürpriz olmayabilir.
Diğer taraftan genel ilke olarak Yargıtay’ın ya da Danıştay’ın görev alanına giren konularda
bireysel başvuru hakkının kullanılmayacağı ifade edildi. Ancak birey hakkının Yargıtay ya da Danıştay gibi kamu otoriteleri tarafından ihlal edildiğini düşünüyorsa, Yargıtay’ın ya da Danıştay’ın görev alanına giren konularda başvuru yapma ihtiyacı duyabilir. Örneğin, yerel mahkemede savunma hakkını kullanamayan bir vatandaş, Yargıtay’ın da bu ilkeyi görmezden gelmesi halinde AYM’ye başvurabilir.
AYM’de dosya yığınağı yaşanmaması için alınacak başka bir önlem de içerideki yasal süreçlerin tüketilmiş olması zorunluluğu... Bu önlemin de çelişkileri mevcut. Örneğin CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Balbay ya da eski *** Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tutukluluğa itiraz ederse ve talepleri hem mahkemede hem üst mahkemede reddedilirse ‘karar kesinleşti’ diyerek AYM’ye başvuru yapabilir.
AYM bu durumda AİHM’nin içtihatlarını dikkate alırsa başvuruyu kabul etmek zorunda. Ancak, yaklaşık 60 bin tutuklunun bu yola gitmesi de AYM’yi kilitleyebilir.
Bireyler açısından en önemli sonuç, bugünden itibaren en az iki yıl boyunca AİHM’ye başvuru yapamayacak olmaları. AİHM, AYM’ni etkili bir hukuk yolu olarak görürse Türkiye ’den gelecek başvurulara “Ülkenizdeki
bireysel başvuru yolunu deneyin” diyecek. AYM’nin dosyaları uzun yıllar sonunda sonuçlandırması da AİHM’ye de gidemeyecek bireylerin mağduriyetlerinin daha da artmasına neden olabilir.
Deniz Zeyrek-Radikal