Ankara Barosu'ndan avukatlara yönelik operasyonlara ilişkin açıklama

Ankara Barosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından avukatlara yönelik başlatılan soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 48’i avukat 60 kişi hakkında ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak’ suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.
Ankara Barosu avukatlara yönelik operasyonla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada "Dijital veri, bilgisayar, hard disk ve flash bellek imajları mahallinde alınabilecekken doğrudan el koyma yoluna gidilmiştir. içeriği tetkik edilip, suçlama ile ilgisinin tespiti halinde el koyma işlemi yapılması gerekirken bu tespit yapılmaksızın yapılan el koyma işlemi hukuka açıkça aykırı olduğu gibi el koyulan ya da incelenen eşyalar itibariyle müvekkil-avukat gizliliği ve kişisel veriler noktasında suç, suçlama ya da soruşturma ile hiç ilgisi olmayan 3. kişilerin de hakları ihlal edilmiştir" denildi.
Ankara Barosu, avukatlardan edinilen bilgiye göre ev aramalarının saat 05.15 sularında başladğını, onlarca adreste şüphelilerin müdafilerine ya da Avukat Hakları Merkezi'ne ulaşmasına izin verilmeden telefonlarına el konulduğunu açıkladı.
Açıklamada, ayrıca "İfade alımında şüpheli avukatlara yöneltilen bazı sorulardan avukatların görevlerini icra etmeleri nedeniyle müvekkilleri ile özdeşleştirildikleri anlaşılmaktadır" ifadelerine yer verildi.
Ankara Barosu'nun açıklaması şöyle:
"Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen 2020/14820 sayılı soruşturma kapsamında farklı illerden içlerinde Avukat ve Stajyer Avukatların da bulunduğu şüpheliler hakkında TCK 314/2 maddesinde düzenlenen 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak' suçundan yakalama ve gözaltı kararı verilmiştir. 11.09.2020 tarihinde 24 ayrı avukat işyeri adresinde arama yapılacağının baromuza bildirilmesi üzerine soruşturma dosyasından haberdar olunmuş ve Avukat Hakları Merkezimizden arama işlemlerinde baro başkanlığını temsil etmek üzere meslektaşlarımız görevlendirilmiştir.
Gerek arama ve el koyma işleminde yaşanan hukuka aykırılıklar, gerekse uygulanan diğer soruşturma işlemlerinden delilden sanığa ulaşma ilkesinin ve avukatların görevlerini icra etmeleri nedeniyle müvekkilleri ile özdeşleştirilmeyeceği kuralının ihlal edildiği yönünde oluşan kanaat nedeniyle soruşturmanın gizliliğini ihlal etmemek kaydı ile yaşanan süreç hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve yaşanan hak ihlalleri bakımından yasal başvuruların yapılması gerekliliği doğmuştur. Arama ve el koyma işlemlerinde Avukatlık Kanunu'nun 58. Maddesinde ve CMK 130. Madde kapsamında belirlenen kurallar açıkça ihlal edilmiştir;
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 58/1. maddesi amir hükmü hilafına şüpheli avukatların ev aramaları baro temsilcisi çağrılmadan yapılmış, açık yasa ihlali gerçekleşmiştir. Avukatlardan edinilen bilgiye göre ev aramaları saat 05.15 sularında başlamış, onlarca adreste şüphelilerin müdafilerine ya da Avukat Hakları Merkezi'ne ulaşmasına izin verilmeden telefonlarına el konulmuştur.
- Gizlilik kararı olan soruşturma dosyasında tespit edilebildiği kadarıyla 3 ayrı arama mahalline henüz baro temsilcisi ya da aramada görevli savcı dahi gelmeden basının geldiği görülmüştür. Basının görüntü almaması konusunda şüpheliler talepçi olmuş ise de görüntü alma işlemine göz yumularak lekelenmeme hakkı ihlal edilmiştir.
- Arama kararında da özel hüküm olmasına rağmen el koyma sırasında 5271 sayılı CMK'nın 130/2 hükmüne riayet edilmemiştir. Gelişigüzel gerçekleştirilen delil poşetlemesi konusunda arama tutanaklarına talepte bulunulmuş, şerh düşülmüştür.
- Dijital veri, bilgisayar, hard disk ve flash bellek imajları mahallinde alınabilecekken doğrudan el koyma yoluna gidilmiştir. içeriği tetkik edilip, suçlama ile ilgisinin tespiti halinde el koyma işlemi yapılması gerekirken bu tespit yapılmaksızın yapılan el koyma işlemi hukuka açıkça aykırı olduğu gibi el koyulan ya da incelenen eşyalar itibariyle müvekkil-avukat gizliliği ve kişisel veriler noktasında suç, suçlama ya da soruşturma ile hiç ilgisi olmayan 3. kişilerin de hakları ihlal edilmiştir.
"Başsavcılığın büro aramalarında yasa gereğince barodan temsilci talep etmelerinden açıkça anlaşıldığı üzere, yapılan gözaltılar, meslekten kaynaklanan “isnatlar” içermektedir. Açık deyişle, örgüt üyeliği isnadı, mesleğin ifası ile bağdaşık olarak nitelendirilmiştir. Şimdiye değin yapılan gözaltılardan -istisnalar haricinde- farklılık gösteren bu son durum, son derecede de vahim bir gelecek kurgusunu anlatmaktadır. İki gündür yapılan sorgulamalar sırasında şüpheli avukatlara sorulan sorular, bu geleceğin vahametini saptamaya yeterlidir.
Öncelikle belirlemeliyiz ki, bu sorular karşısında alınacak yanıtlar nasıl olursa olsun, isnatları haklı çıkaran bir içerik olarak nitelendirilemez. “Şüpheli” sıfatıyla sorulara yanıt veren kişilerin “avukat” kimlikleri, bu saptamanın doğal sonucudur. Avukat, müvekkili ile özdeşleşmez. Avukatın bu bağlamda gösterdiği duyarlılık, sadece kendisine özgü değildir. Diğer anlatımla, avukat başkaları tarafından da müvekkilleri ile özdeş görülemez. Maddi gerçeğin aranması aşamasında, savunma görevinin ifa edilmesi, yargılamanın en temel unsurudur. Savunmanın (avukat) konumu, adil yargılanma hakkının güvencesidir. Avukatın görevinin sınırlandırılması, onun özenle bir “otokontrole” yönelmesini sağlamayı uman gözdağı, avukat kadar halkı etkileyecek ve giderek adalete olan güveni de yok edecektir. Bu nedenledir ki, avukatların bu konumu, uluslarası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Türkiye’nin de taraf olduğu Havana Kuralları ile bu güvencenin işlerliğe kavuşturulması da hükümetlere “görev” olarak verilmiştir. Bu hükümler, hukuk devletinin temel koşuludur. Şimdi bir hükümet tasarrufu ile yapılan bu gözaltılar, hukuk devletinden ne denli uzaklaşmakta olduğumuzun da göstergesidir. Kendisine “güvence” olarak terkedilen hakları, bizzat kendisi ihlal eden bir hükümet ile karşı karşıyayız.
Avukatların mesleki faaliyetlerinin sorgulanması amacıyla gözaltına alınmaları, o sayede avukatların sindirilmesi, korkutulması hedefleniyorsa, bu hedefe varılabilmesi asla olası değildir. Mesleğinin toplumsal ve hukuksal anlamını her konjonktürde özenle değerlendiren avukatlar, bu türden gözdağı içeren gözaltılardan etkilenmeyecektir."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












