Arınç'tan damadı Ekrem Yeter hakkında açıklama yapan Ankara Cumhuriyet Başsavcısına tepki: Konuşması yargılamayı etkilemeye teşebbüstür

Bülent Arınç, damadı Ekrem Yeter'in FETÖ'den yargılandığı davada beraat almasına ilişkin açıklama yapan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman'a yanıt verdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman yargıdaki FETÖ davalarıyla ilgili açıklamalarda bulunmuştu. Başsavcı Kocaman, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç'ın beraat eden damadı Ekrem Yeter hakkında "Bizim açımızdan dolu bir dosyaydı. Mahkeme beraat kararı verdi. İstinafa götürdük, bozulacağını düşünüyoruz. Ciddi deliller vardı o dosyada" demişti. Bülent Arınç, Kocaman'ın ifadelerinin ardından bir açıklama yayınladı.
Arınç, Başsavcı Yüksel Kocaman'a, "Siz bir gazeteci veya sokaktaki herhangi bir kişi değilsiniz. Her düşündüğünüzü, herkese söyleyemezsiniz. Çünkü; siz yargının sacayaklarından birisiniz. Yargıyı ve adaleti temsil ediyorsunuz. Doğrudan bir adli konu üzerinde isim ve olay zikrederek sübjektif görüş beyan edemezsiniz" diyerek Kocaman'ın yargılamayı etkilemeye teşebbüs etttiğini kaydetti.
Bülent Arınç'ın açıklamasının tamamı şöyle:
"Dün yazılı basında, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman'ın gazetecilerle toplantı yaptığı ve 2019 değerlendirmesinde bulunduğu haberleri vardı. Bu değerlendirmelerin içerisinde şahsım ve damadımı ilzam eden şu cümle ön plana çıktı.
Başsavcı diyor ki; "Ekrem Yeter ile ilgili bizim açımızdan o dosya dolu bir dosyaydı. Mahkeme beraat kararı verdi. Biz onu istinafa götürdük, kararın bozulacağını düşünüyorum. Dosyada ciddi deliller vardı."
Aynı gün bu açıklamayı tüm sosyal medya, özellikle bir televizyon kanalı, bugün de yazılı basın; "Başsavcı Bombaladı" başlığı ile verdi. Tam sayfa olarak yer alan bu haberin içeriğinde sadece bir cümle bizi ilgilendiriyordu ama buna rağmen tüm fotoğraflar bize, ailemize aitti.
Sayın Başsavcı; Gazeteciliği uzun zamandır tetikçilik ve haysiyet cellatlığı olarak yapanlar sizin konuşmalarınızdan müthiş bir malzeme çıkardılar. Dakikalarca, küçük torunlarım dahil, tüm geniş ailemizi ekranda tuttular. Ne kişilik haklarımıza ne de özel hayatımıza saygı tanımadılar.
Sayın Başsavcı; Siz bir gazeteci veya sokaktaki herhangi bir kişi değilsiniz. Her düşündüğünüzü, herkese söyleyemezsiniz. Çünkü; siz yargının sacayaklarından birisiniz. Yargıyı ve adaleti temsil ediyorsunuz. Doğrudan bir adli konu üzerinde isim ve olay zikrederek sübjektif görüş beyan edemezsiniz. Herkes biliyor ki malum davanın yargılaması iki yıl sürmüş, üç ay önce de Ağır Ceza Mahkemesi'nde oybirliğiyle beraat kararı verilmiştir. Duruşma Savcısı kararı bozulma talebiyle istinafa götürmüstür. Aynı şekilde sanık avukatı da beraat konusunu farklı bir gerekçe ile istinafa taşımıştır. İki buçuk yıldır süren dava süreci, bu haliyle usul ve yasaya uygun bir şekilde devam etmektedir ve halen kesinleşmemiş bir karar vardır.
Bu durumda sizin bu konuşmanız,
1- İhsas-ı rey mahiyetindedir.
2- Yargılamayı etkilemeye teşebbüstür. (TCK 288)
3- Resmi Gazete'de, 14.03.2019 günü HSK kararı olarak yayınlanan "Türk Yargı Etiği Bildirgesi"nin tüm maddelerine ve özellikle "Mahremiyete saygı, insan haklarına uygunluk, eşit davranış, tarafsızlık, dürüstlük" ilkelerine tamamen aykırıdır.
Unutmayalım ki Sayın Adalet Bakanı Abdulhamit Gül bu konuyu kamuoyuna sunarken "Tüm hakim ve savcılar bağlayıcı şekilde belirlenen etik kurallara uyacaklar ve böylece güven veren adalet duygusunun daha da artması adına çok önemli bir dönüm noktası olacaktır." demişti.
Bunun yanı sıra Mecelle, Madde 1792'de hakimin niteliklerini saymıştır. Bu nitelikler aynen yargı etiğinin giriş bölümünde de yer almaktadır.
Sayın Başsavcı; Bu sözlerinizle kötü niyetlilere malzeme verdiniz. Bu sözleriniz sebebiyle gerek Bakanlığın gerekse Hakimler Savcılar Kurulu'nun gerekli incelemeyi yapacağına da inanıyorum. Ben 30 yıl avukatlık yaptım. 45 yıl da siyasette aktif olarak bulundum. Sizin masum olduğunu zannettiğiniz sözlerinizin yargı camiasında karşılığı şudur: "Malum dosya bizim açımızdan dolu bir dosyaydı. Dosyada ciddi deliller vardı" demişsiniz. Nereden biliyorsunuz? Soruşturmayı siz yapmadınız, kovuşturmada bulunmadınız, istinafa giden ise başka savcıydı. Demek özel olarak bu dosya ile ilgilendiniz. Sanığı mahkum etmek için elinizden geleni yaptınız fakat mahkeme oybirliğiyle beraat kararı verdi. Buna çok kızdınız ve duruşma savcısına baskı yaparak istinafa götürdünüz. Şimdi de "İstinafta gerekeni yapacağım. Göreceksiniz karar bozulacak, lamı cimi yok." diyorsunuz. Önyargılı olduğunuzu belli ediyorsunuz. Siz İstinaf ve Yargıtay üyelerinin talimatla veya baskıyla hareket edeceğini mi düşünüyorsunuz?
Ağır Ceza Mahkemesi mahkumiyet kararı verirken iyi, beraat verdiğinde mi kötü oluyor? İlk celsede veya ikinci celsede beraat kararı verilenler yok mu? Böyle olması doğal değil mi? Yargıda savcı iddia eder. Mahkeme ise yargılama yapar, suç vasfını tayin eder, suç unsurlarına bakar. Mahkeme hiçbir zaman kendisini savcının iddianamesine bağlı saymaz.
Sayın Başsavcı; açıklamalarınız her haliyle yanlıştır. Hukuk kurallarına ve etik kurallara aykırıdır. Bu ve buna benzer açıklamalar sebebiyle kamuoyunda yargıya güven neredeyse %30'ların altına düştü. Bunu iyileştirmek adına Sayın Adalet Bakanı'nın ve Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olağanüstü çabalarını saygıyla destekliyorum. Her şeye rağmen Türk yargısına ve hakimlerine güveniyorum. Güvenmek zorundayım; ikinci, yedek bir yargımız yok. Açıklamamın sonunda şu noktanın altını çizmek isterim. Hakimlerimizin, milletimiz adına, yazılı hukuka içtihatlara ve vicdanlarına uygun kararlar ile adalet bekleyen tüm masum ve mağdurları sevindireceğine inancım tamdır.
Saygıdeğer Başsavcı; Siz bu açıklamalarınızla bizlere kötü bir yeni yıl kutlaması yaptınız. Ben, bütün olumsuzluklara rağmen, hem şahsınıza hem de tüm yargı camiasına 2020 yılının huzur, barış ve refah getirmesini temenni ediyor, 2020 yılının adaletin tam anlamıyla gerçekleştiği bir yıl olmasını diliyorum."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












