Ankara'da ''Atatürk'ü Anmak ve Anlamak Paneli'' düzenlendi...
Atatürk'ü Anmak ve Anlamak Paneli'nde açılış konuşmasını yapan CHP Ankara İl Başkanı Zeki Alçın şunları söyledi;
''Bir mili mücadele kahramanını, önderini, Cumhuriyetimizin kurucusunu ve nihayet partimizin kurucusu ve birinci Genel Başkanını anmak ve anlamak için toplanmış bulunuyoruz.29 Ekim’de Türkiye’de ve özellikle Ankara’da Cumhuriyet için ayağa kalkan, siyasi iktidarın tüm baskılarına, engellerine, barikatlarına rağmen oluşturduğu duygu selini bu günde yine Ankara’da Anıtkabirde ve bu salonda tekrar eden cumhuriyetçileri, Atatürkçüleri, siz yiğit devrimcileri saygı ile selamlıyorum.Bugün Mustafa Kemal Atatürk’ü konuşacağız.Mustafa Kemal Atatürk biz Cumhuriyet Halk Partililer için elbette çok özeldir. Bizim Partimizin kurucusu ve birinci Genel Başkanıdır. Ancak hiç unutmamalıyız ki tüm halkımızın, tüm toplumumuzun da ulu önderidir.Atatürk için bu toplumda yapılan en büyük hata hem karşıtlarının hem de yandaşlarının onu kutsallaştırmasıdır. Kutsallaştırdığımızda onu yeterince anlayamayız. Onu özgür ve çağdaş düşüncelerimizle, anlamaya çalışmamız gerekir.Mustafa Kemal 1880’ler kuşağında, Türkiye içinde, Osmanlı aydınlanması içinde yetişmiş, aralarında İsmet İnönü’nün, Fevzi Çakmak’ın, Kazım Karabekir’in, olduğu yerel kadrodan biridir.Onu farklı kılan, diğerlerinden ayıran en önemli özelliği öngörüsüdür. Çok uzun süren savaşlardan sonra, üstelik sanayileşmiş önemli bir güç olan Almanya’nın da desteğine rağmen yenilmiş, Dünya’nın en önemli güçlerince işgal edilmiş, uzun süren savaşlarda yüzbinlerce genç insanını yitirmiş, açlık ve sefaletin kol gezdiği bir toplumu yeniden ayağa kaldırarak kendini yenen o süper güçlere karşı zafer kazanabilmeyi öngörmek, öngörebilmek Mustafa Kemal’i diğerlerinden ayıran en önemli özelliğidir.O günlerin şartlarında, bunu görebilmek bu kararı verebilmek, bu karar doğrultusunda, yenilmiş, yorgun ve bitkin bir toplumu yeniden ayağa kaldırmak ve yeniden bir büyük savaşa hazırlamak Bu öngörü gerçekleşmiş ve bu savaş kazanılmıştır.Mustafa Kemal Atatürk budur.Ama elbette bu kadar değildir.Atatürkçülük adına, Atatürk’ü 1920’lere hapsetmek, orada dondurmak ve yalnızca o dönemi ile kutsallaştırmak Atatürk’ü anlamamaktır.Atatürk zaferi kazanmış Cumhuriyeti kurmuş, cumhuriyetin siyasal bekçisini yani Cumhuriyet Halk Partisini kurmuş ama yine yetinmemiş bunlarla birlikte bir büyük hedef, bir büyük proje ortaya koymuştur.Bu proje Demokratik, laik, çağdaş ve müreffeh bir hukuk devleti yaratma projesidir. Atatürk’ü anlayamayan Atatükçülerin, Atatürk’ü anlayamayan, anlamakta zorlanan bir çok aydının sıkıntısı burada ortaya çıkmaktadır.Böyle bir hedef, böyle bir proje belli bir zaman dilimi ile sınırlı olamaz. Bu hedef insanlık yaşadıkça var olacak geçerliliğini koruyacak bir hedeftir. Bu her şeyden önce devrimci olmayı gerektiren ama mutlaka sürekli devrimci olmayı gerektiren bir iştir.Bizim bazı devrimcilerden, bizim bazı Atatürkçülerden farkımız tam da buradadır. Atatürk devrimciliği belli bir tarih kesitinde yaşanmış bitmiş bir devrimcilik değildir. Atatürk devrimciliği ve Atatürk’ü en iyi anlayan biz Cumhuriyet Halk Partililerin devrimciliği sürekli devrimciliktir.Değerli dostlar,Devrim yapmak çok zor bir iştir. Dünya’da hiçbir devrimci mücadele kolay başarılamamıştır. Kazanılan devrimleri korumak sürdürmek gerekir.Tarihte çok örneği var. Bazen büyük devrimciler, devrimlerini koruma içgüdüsü ile tutuculaşırlar. Bir devrimci için en büyük hastalıktır tutuculaşma.Devrimi koruma içgüdüsü ile tutuculaşmaya başladığında zaten devrimi kaybetmeye başlamışsın demektir.Mustafa Kemal Atatürk bunun için tarihte hiçbir devrimcinin beceremediği bir önlemi devreye sokmuştur.Cumhuriyeti ve Devrimleri koruma geliştirme görevini gençliğe vermiştir. Neden?Çünkü Gençlik bir sınıf değildir. Gençlikte sınıf bilinci sınıf çıkarcılığı ve sınıf tutuculuğu olmaz. Gençlik kurulu düzene kendisine tutuculaştıracak kadar çıkar bağlarıyla bağlı değildir.Gençlik statik, donmuş bir toplum kesimi değildir. Üyeleri sürekli yenilenen, bu nedenle de sürekli dinamizmi temsil eden kesimdir.Bu özellikleriyle gençlik dinamizmi ve devrimci potansiyeli içinde barındırır. Gençlik sürekli devrimciliğin yegane güvencesidir.Atatürk sağlığında gerekli ve zorunlu nedenlerle öncelikle üst yapı devrimlerini tamamlamaya çalışmıştır.Üst yapı devrimlerini besleyecek, koruyacak alt yapı devrimlerini gerçekleştirmeye ömrü yetmemiştir. Şimdi bizim görevimiz; Mustafa Kemal’in gösterdiği doğrultuda, günümüz koşullarında halkın istek ve ihtiyaçlarını bilimin ışığında değerlendirerek yolumuza devam etmektir.Türkiye’nin gerçek ve insancıl bir gelişme yoluna ve hızına girebilmesini sağlamak için gerekli düzen değişikliği ve gerekli alt yapı devrimleri de ancak halkın güveni ve desteği ile yapılabilir.Bunun için halkla bütünleşmek, halkın dilini anlamak ve halkın dilinden konuşmak gerekir.Karamsar ve kötümser olamayız. Atatürk’ün ölümünden 74 yıl sonra hala bir Atatürk özlemi içinde, Atatürk dirilse ya da başka Atatürk çıksa da bu toplumun sorunlarını çözse anlayışı içinde olamayız.Kendimize, halkımıza inanacağız. Atatürk’ün açtığı yolda Atatürk’süz de yürümeye devam edebilmeliyiz.Biz Atatürk’ün dirilmesini ya da bir başka Atatürk’ün ortaya çıkmasını bekleyemeyiz. Bize düşen görev Atatürk’ün halkçı ve devrimci yöntemini benimseyip, onun ömrünün yetmediği, onun içinde bulunduğu koşulların el vermediği devrimleri yapa yapa onun gösterdiği hedefe doğru Türk toplumunu götürmektir. Atatürk’ün meşalesi, onun şerefli emanetini beyinlerinde, omuzlarında taşıyan, yüreklerinde taşıyan kuşakların tüm yurtseverlerin yolunu aydınlatsın.''
Vişne Haber Ajansı