Atatürk'ün diktatörlük kurduğunu iddia eden Türkiye gazetesi yazarı hakkında suç duyurusu

Türkiye gazetesi yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci'nin Atatürk’ün “şahıs diktatörlüğü kurduğunu”, “Padişah’ın ipini çekerek sivil darbeyle rejimi değiştirdiğini” iddia ettiği yazısı hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
AKP yandaşı Türkiye gazetesinin yazarlarından Pof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, 20 Nisan'da "Ankara Meclisi 100 yaşında" başlıklı yazı kaleme almış, yazıda Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik skandal ifadeler kullanmıştı.
Ekinci, yazısında "Atatürk’ün İngilizlerle çıkar birliğinin bulunduğunu" ima ederken, Atatürk’ün “şahıs diktatörlüğü kurduğunu”, “Padişah’ın ipini çekerek sivil darbe yaptığını” iddia etti.
Adalet Partisi Ekinci hakkında suç duyurusunda bulundu.
Ekinci'nin yazısının bir bölümü şöyleydi:
12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan Meclis-i Meb’usan, mübalağalı bir sulh manifestosu Misak-ı Millî’yi kabul edince, 16 Mart’ta İngilizler Meclis'i dağıtarak Ankara’nın önünü açtı.
Meclis Hükûmeti adı verilen bu sistemde, parlamento güçlüdür; Meclis çatısı altında faaliyet gösteren bir heyet, kabine gibi icra işlerini yürütür. Ayrıca başbakan ve cumhurbaşkanı yoktur. Zira Rousseau’nun tesirindeki Kemal Paşa, kuvvetler ayrılığına şiddetle karşıdır.
1921’de askerî vaziyet kritikleşince, Meclis'in salâhiyetleri başkumandan sıfatıyla Kemal Paşa’ya devredilmiş; 1922’deki 3. uzatmadan sonra bu salâhiyeti geri almak isteyen Meclis'e meydan okuyarak devletin fiilî hâkimi hâline gelmiştir.
Duvardan ‘Onların işleri meşveret iledir’ âyeti indirilip, yerine ‘Hâkimiyet milletindir’ yazısı asılmıştır. Böylece vatanı düşmandan, padişahı da esaretten kurtarmak üzere açılan Ankara Meclisi, 2 sene sonra 1 Kasım 1922’de padişahın da ipini çekmiş; sivil bir darbe ile rejimi tamamen değiştirmiştir.
Birinci Grup bazen öyle sıkıştırılmıştır ki, Gazi, 28 Haziran 1923’te Meclis'i dağıtıp kendi tabiriyle ‘Kız gibi bir meclis’ kurarak, tamamı kendi taraftarlarından teşekkül eden yeni bir Meclis kurdu. Lozan’ı bu Meclis'e kabul ettirebilmiştir. Ertesi sene yeni binasına taşınan ve Büyük Önder’in talimatları istikametinde inkılâpları yapacak olan Meclis, artık budur...”
Adalet Partisi'nden suç duyurusu
Adalet Partisi Ekrem Buğra Ekinci hakkında suç duyurusunda bulundu.
Adalet Partisi avukatı Cihat Maden'in şikayet dilekçesi şöyle:
Suç duyurusu:
İstanbul, 22 Nisan 2020
BAKIRKÖY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA
ŞİKAYET EDEN : ADALET PARTİSİ
Sağlık Mah. Adakale Sok. No:4 Daire:6 Sıhhiye-Çankaya/ANKARA
VEKİLİ : Avukat Cihat MAĞDEN
Bulgurlu Mah. Bağcılar Cad. No:41/G Ekşioğlu-Özyener Sitesi
A Blok Kat:2 Daire:11 Üsküdar/İSTANBUL
ŞÜPHELİ : Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ (Türkiye Gazetesi Yazarı)
Merkez Mah. 29 Ekim Cad. İhlas Plaza No:11 A/41 34197
Yenibosna/İSTANBUL
SUÇ : 1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve
Organlarını Aşağılama Suçu (5237 sayılı TCK m.301)
2) Atatürk'ün Hatırasına Alenen Hakaret Etme Suçu
(5816 sayılı Kanun m.1 ve m.2)
3) Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu
(5237 sayılı TCK m.216)
SUÇ TARİHİ : 20/04/2020
KONU : Aşağıda eylemleri anlatılan şüpheli Türkiye Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ hakkında, verilen bilgiler ışığında ve re’sen gözetilecek sebepler ile Savcılığınızca gerekli soruşturma ve işlemler yapılarak, şüphelinin eylemine uyan suçlardan yargılanması için kamu davası açılması talebi hakkındadır.
AÇIKLAMALAR :
1) Türkiye Gazetesi yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ, "ANKARA MECLİSİ 100 YAŞINDA" başlıklı bir yazı kaleme almış; işbu yazı, hem Türkiye Gazetesi'nde hem de Türkiye Gazetesi'ne ait https://www.turkiyegazetesi.com.tr/ adresindeki web sitesinde köşe yazısı olarak 20/04/2020 tarihinde yayımlanmıştır. (Ek: Türkiye Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ, "Ankara Meclisi 100 Yaşında" başlıklı 20/04/2020 tarihli köşe yazısı)
2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun " Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve ve Organlarını Aşağılama Suçu" başlıklı 301. maddesi şu şekildedir:
" (1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır."
Suça konu köşe yazısı okunduğunda da görüleceği üzere, şüpheli Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ, akademik kimliğini de ön plana çıkartarak işbu yazısında, Türkiye Büyük Millet Meclisi ifadesi yerine "Ankara Meclisi" ifadesini kullanarak meclisi küçümsemiş ve aşağılamış; yazının devamında "İşi, Ankara’dan gönderilen Rauf Bey (Orbay) yürütmüştür. Nitekim hatıralarında, canını ortaya koyarak İngilizleri tahrik edip meclisi basmaya ikna ettiğini; bunu önceden Paşa ile kararlaştırdıklarını anlatır." ifadelerine yer vererek, hiçbir resmi varakaya dayanmadan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün, o işgal günlerinde, işgalci İngilizler ile işbirliği yaparak hareket ettiğini açık açık dile getirmiş ve yazsında " 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan Meclis-i Meb’usan, mübalağalı bir sulh manifestosu Misak-ı Millî’yi kabul edince, 16 Mart’ta İngilizler Meclis'i dağıtarak Ankara’nın önünü açtı." satırlarına yer vererek Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün işgalci İngilizlerle yapılan işbirliği neticesinde mevcudiyetini kazandığı söylenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi aşağılanarak itibarsızlaştırılmış ve halkın gözünde küçük düşürülmüş; "Kız Gibi Meclis" başlığı altında yazısında şu satırlara yer vererek "Ateşli muhaliflerden Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey, hususi muhafız Topal Osman tarafından katledilmiştir. Bu cinayet, ilk Meclis'in şerefine gölge düşürmüştür. Birinci Grup bazen öyle sıkıştırılmıştır ki, Gazi, 28 Haziran 1923’te Meclis'i dağıtıp kendi tabiriyle “Kız gibi bir meclis” kurarak, tamamı kendi taraftarlarından teşekkül eden yeni bir Meclis kurdu. Lozan’ı bu Meclis'e kabul ettirebilmiştir. Ertesi sene yeni binasına taşınan ve Büyük Önder’in talimatları istikametinde inkılâpları yapacak olan Meclis, artık budur." ifadeleri ile yine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin manevi şahsı aşağılanarak itibarsızlaştırılmış ve Meclis halkın gözünde küçük düşürülmüştür.
3) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'un 1. maddesi şu şekildedir: "Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.
Yukarki fıkralarda yazılı suçları islemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır."
5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'un 2. maddesi de şu şekildedir: " Birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumi veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasıyla islenirse hükmolunacak ceza yarı nispetinde artırılır.
Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak islenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır."
Şüpheli Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ, "ANKARA MECLİSİ 100 YAŞINDA" başlıklı bir yazında "İşi, Ankara’dan gönderilen Rauf Bey (Orbay) yürütmüştür. Nitekim hatıralarında, canını ortaya koyarak İngilizleri tahrik edip meclisi basmaya ikna ettiğini; bunu önceden Paşa ile kararlaştırdıklarını anlatır." ifadelerine yer vererek Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün, o işgal günlerinde, işgalci İngilizler ile işbirliği yaparak hareket ettiğini beyan ederek Mustafa Kemal ATATÜRK'ün manevi şahsına alenen hakaret etmiştir. Bununla yetinmeyen şüpheli, " 1921’de askerî vaziyet kritikleşince, Meclis'in salâhiyetleri başkumandan sıfatıyla Kemal Paşa’ya devredilmiş; 1922’deki 3. uzatmadan sonra bu salâhiyeti geri almak isteyen Meclis'e meydan okuyarak devletin fiilî hâkimi hâline gelmiştir. Duvardan “Onların işleri meşveret iledir” âyeti indirilip, yerine “Hâkimiyet milletindir” yazısı asılmıştır. Böylece vatanı düşmandan, padişahı da esaretten kurtarmak üzere açılan Ankara Meclisi, 2 sene sonra 1 Kasım 1922’de padişahın da ipini çekmiş; sivil bir darbe ile rejimi tamamen değiştirmiştir. İlk Meclis'te siyasî partiler mevcut değildir. Meclis'te sonradan Halk Partisi adını alacak olan Birinci Grup hâkimdir. Karşısında İkinci Grup diye bilinen sert bir muhalefet vardır. Bunlar, tutucu kişiler değildir. Bilakis şahıs diktatoryasına karşı, demokrat ve liberaldir." satırlarına yer vererek Mustafa Kemal ATATÜRK'ü diktatör ilan etmiştir..
4) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun " Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu " başlıklı 216. maddesi şu şekildedir:
" (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
Yazının içinde yer alan şu satırlar da dikkat çekicidir: " Ankara Hareketi, bir manada Yeni-İttihatçı bir hareket olarak görülmüştür. İstanbul’un Ankara’ya karşı temkinli duruşunun ve halk isyanlarının bir sebebi de budur. Nüfusun hâlâ mühim bir kısmını teşkil ettiği hâlde, bir tane bile gayrimüslim milletvekili yoktur. Bu da Meclis'in demokratikliğine gölge düşüren başka bir husustur." Bu ifadeler ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinde bulunan gayrimüslümlerin ve azınlıkların gözünde Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasasında yer aldığı gibi, meclisin kurulduğu ilk günden beri demokratik olmadığı vurgulanarak bir kesim kin ve düşmanlığa tahrik edilmiştir.
DELİLLER : 20/04/2020 tarihli Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan şüpheli Türkiye Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ'nin köşe yazısı, 20/04/2020 tarihli Türkiye Gazetesi, Türkiye Gazetesi'ne ait 20/04/2020 tarihli https://www.turkiyegazetesi.com.tr/ web sayfası ve sair ibrazı kabil her türlü yasal delil.
HUKUKİ SEBEP : 1982 Tarihli TC Anayasası, 5237 sayılı TCK, 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun, 5187 sayılı Basın Kanunu, 5271 sayılı CMK ve sair yasal mevzuat.
NETİCE ve TALEP : Yukarıda arz edilen nedenlerle ve Başsavcılığınızca kamu düzeni gereği re’sen gözetilecek hususlar çerçevesinde; şüpheli Türkiye Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak şüphelinin eylemine uyan suçlardan yargılanması için kamu davası açılmasına karar verilmesini, vekaleten arz ve talep ederiz.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












