Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya: ''Avrupa’nın, basını ''özgür olmayan'' tek ülkesi haline gelen Türkiye, bu zulme direnecektir.”
Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Akkaya’nın yazılı açıklaması şöyle:
“Türkiye; basın özgürlüğü konusunda “Özgür Olmayan Ülkeler” kategorisine alınmış bulunuyor. AKP’nin iktidarda bulunduğu son 12 yılda “kısmen özgür ülkeler” arasında yer alan Türkiye, Freedom House’un 2014 raporunda Libya, Ekvator gibi ülkelerle beraber tanımlanmaya başlandı.
Bu durum, yıllardan beri hukuk tanımaz bir anlayışla ve diktatörlük özentisi tavırlarla hükümet edebileceğini zannedenlerin artık zalimliklerini gizleyemedikleri anlamına gelmektedir.
Ekonomi üzerinden medyayı kontrol eden AKP zihniyeti, hemen her fırsatta gazetecileri hedef göstererek, muhalif yazarları işten attırarak ve ancak geri kalmış ülkelerde görülen sansür uygulayarak demokrasiyi ve özgürlükleri ayaklar altına almış bulunuyor.
Ekmek kavgası veren, halkın haber alma hürriyetine saygılı ve halk yararına haber yapan gazetecileri yok eden AKP’nin ve Erdoğan’ın hışmından korkarak oto-sansür uygulayan gazetecilerin durumu ise çok daha vahim.
“Alo Fatih!” olarak nitelendirilebilecek olan bu durum; gizlenemeyecek, üstü kapatılamayacak kadar ortalığa saçılmış durumda.
Yolsuzluğa, rüşvete, adam kayırmacılığa ve hukuksuzluğa boğulmuş olanlar, özgür basını susturup yandaş basını besleyerek kendi günahlarının üstünü örtebileceklerini sanıyorlar.
Oysa demokrasileri geliştirecek olan özgürlüklerdir. Bağımsız ve hür basın; ilerlemenin ve demokrasi çıtasının yükselmesinin de unsurları arasındadır.
Basın emekçilerinin özlük haklarına saygı göstermeyen, örgütlenme olanaklarını baskı ve tehditle ortadan kaldıran, anayasal haklarını dahi kullanmalarına engel olan anlayışlar asla demokrat olarak nitelendirilemezler.
Böylesi iktidarlar, basını susturdukları ölçüde hükmetme kabiliyetlerini arttırdıklarını düşünebilirler. Ancak gerçek tam ters noktadadır. Basını susturmak, özgürlükleri kısıtlamak tüm baskıcı hükümetlerin sona yaklaştıklarının habercisidir.
Avrupa’nın, basını “özgür olmayan” tek ülkesi haline gelen Türkiye, bu zulme direnecektir.
Bu anlamda basın emekçileri 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde başları dik olarak sokaklara çıkmalıdır. İçinde bulunulan tablo, basın dünyasının kutlamalar yapmasına engeldir; fakat tüm dünyada “Özgür Olmayan Ülke” olarak tanımlanan Türkiye’de gazeteci olmak, basın dünyasında var olmaya çalışmak; başlı başına bir onur vesilesidir. 3 Mayıs, onurlu mücadelenin haklı gerekçelerinden biri olarak ele alınmalıdır.
Bugün; işten atılan, hedef gösterilen, hakarete ve tehdide maruz kalan basın emekçilerini hatırlama, dayanışma ve mücadele günü olmalıdır.
Tutuklanan, saldırıya uğrayan, öldürülen tüm basın emekçilerinin tek hedefi olan “Özgür Basın” için bayrağı devralma zamanıdır.
Tüm baskılara rağmen hala özgür düşünen, halkın yararına haber yapan, gerçekten asla vazgeçmeyen gerçek basın emekçilerine mücadelelerinden ötürü saygılar sunuyorum.
Zalime karşı direnenlerin her zaman kazanacağına olan inancımla, basın emekçilerini selamlıyorum.”
Vişne Haber Ajansı