loading
close
SON DAKİKALAR

''Barış Süreci bizim sorularımıza cevap vermiyor''

''Barış Süreci bizim sorularımıza cevap vermiyor''
Tarih: 20.04.2013 - 12:14
Kategori: Sağlık, Yaşam

Cumartesi Anneleri/İnsanları 421. Kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek 23 Nisan Çocuk Bayramı arifesinde kaybedilen çocuklar için oturdu...

Galatasaray Meydanı’ndaki 421. Buluşmasında 23 Nisan Çocuk Bayramı arifesinde kaybedilen çocukların akıbetini soran Cumartesi Anneleri, barış sürecine yönelik ‘’faillerimizin katilleriyle hesap sorulmadıktan sonra barışın geleceğine inanmıyoruz’’diyerek tepki gösterdi.

Cumartesi Annelerinin bu haftaki buluşmalarında Akil İnsanlar Marmara Bölgesi heyeti ve CHP’li Milletvekilleri Hüseyin Aygün ve Sezgin Tanıkulu da yalnız bırakmadı.

Dargeçit’te öldürülen 13 Yaşındaki Nedim Akgün’ün babası Halil Akgün’ün de hayatını kaybettiğini duyuran kayıp yakınları ‘’Nedim ve tüm çocuklarımızın katillerini bulacağız’’ diye söz verdiler.


''Bize üç seçenek sundular''

İlk olarak konuşan kayıp yakını, Dargeçit’te öldürülen 12 yaşındaki Davut Altunkaynak’ın dayısı
Ramazan Turan oldu.

Köylerinden çobanlık yapan 17 yaşındaki Hasan ve Celal’in ağaca bağlanıp taranarak öldürülmelerinden sonra kendilerine üç gün mühlet ve üç seçenek sunduklarını söyleyen Turan, bu seçeneklerin ‘’Ya dağa çıkıp PKK’ya katılmak, ya koruyucu olup köylerini korumak, ya da köylerini boşaltıp göç etmek’’ şeklinde sıraladı.

Köyün genelinin ihtiyar olması nedeniyle köylerini boşalmaktan başka çareleri olmadığını belirten Turan, ‘’ 60 hane farklı yerlere göç etmek zorunda kaldık. Dargeçit’te kalan ve çobanlık yapan Davut’u ve yanındaki 7 kişiyi gece üç buçukta yataklarından aldılar. Dargeçit’te yaptığımız kazılarda sadece bir kişinin kemiğine rastladık’’ dedi.


''Nazife Anne’nin aldığı cezayı işkence''

1995 yılında gözaltında öldürülen Hasan Ocak’ın annesi
Emine Ocak, bu meydanlarda kayıplarını aradıkları için gaz bombalarına maruz kaldıklarını, saçlarından tutulup sürüklendiklerini, dayak yediklerini söyleyerek, Bir ay boyunca Ankara’da ceza evinde kaldığını ve işkenceye uğradığını anlattı.


Ayrıca Emine Anne, gerilla oğluna kazak ördüğü için 25 ay boyunca elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulan Nazife Anne’nin aldığı cezayı işkence olarak nitelendirdi.


''Barış süreci mi, yarış süreci mi?''

Barış süreci mi, yarış süreci mi? Diye soran 1995 yılında tek oğlu Murat Yıldız’ı gözaltında kaybeden Hanife Yıldız, İnsanlarımızı öldürenlerden hesap sorulmadıkça barışın geleceğine inanmadığını, siyasetçilerin her ipte oynadıklarını kendilerinin ise hangi iple kuyudan çıkacaklarını bilmediklerini ifade etti.

Asker annelerine de seslenen Yıldız, ‘’Ben tek evlat acısını yaşadım. Biz bu meydanlarda hiçbir anne ağlamasın dedik. Kürt annelerinin de yaşadıklarına bakın. Onlar sadece evlatlarını değil, evlerini, köylerini, yurtlarını da kaybettiler. İşkence gördüler, tecavüze uğradılar’’ dedi.



Nihat Aydoğan’ın eşi Halime Aydoğan ise ana akım basına seslendi: ‘’Biz yıllardır burada konuşuyoruz. Bizim konuşmalarımız daha mı az değerli? 

Kocasının Sarhoş Kemal lakaplı kişi tarafından evinde dövüldüğünü de ifade eden Aydoğan, ‘’Duydum ki Sarhoş Kemal hacca gitmiş. Günahlarını böyle temizleyemez. Kaybımın kemiklerinin yerini bilip de söylemiyorsa iki elim yakasındadır’’ dedi.

Kenan Bilgin’in ağabeyi İrfan Bilgin, bugün yaşanan barış sürecinin sadece savaşan tarafları ilgilendirdiğini ve kendi sorularına cevap vermediğini belirterek, öldürülenlerin ise savaş ortamında, ellerine silah alarak değil, muhalif kimliklerinden dolayı evlerinden alınarak yargısız öldürüldüklerine vurgu yaptı.


'’CHP hala neden bizim aramızda''

Dargeçit’te öldürülen 13 yaşında ki Seyhan Doğan’ın ağabeyi Kadri Doğan, Dargeçit’te bulunan kemiğin testi için iki aydır beklediklerini, hükümetin her fırsatta kendilerine yalan söylediklerini söyledi.

Doğan kendilerini ziyaret eden CHP’liler için, ‘’CHP hala neden bizim aramızda. Bize katkısı yok onların. Yıllardır burada katillerin isimlerini söylüyoruz. Onlardan biri şuan CHP’li Sivas’ta belediye başkanlığı yapıyor. Ya onlar gelmesinler ya da o kişiye partiden çıkardıktan sonra gelsinler’’ dedi.

Her gece ağabeyi Hayrettin Eren’i ceza evinde Filistin askısına asılmış haliyle gördüğünü söyleyen İkbal Eren, ‘’Oluşturulan alt komisyonlar, araştırılan olaylar bizim burada dillendirdiklerimizin dışında olsun, verilen sözler tutulsun’’ diyerek, katillerin yargılanmadığı sürece bu toplumda barışın mümkün olmadığını dile getirdi.


''Bizimle helalleşmeleri gerek’’

1995 yılında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç, ‘’Başbakan milyonlarca insanın gözünün içine bakarak yalan söyledi. Ben kemiklerimi istiyorum demeye mecbur bırakıldı insanlar. Bir insanın cezası varsa alırsın yargılarsın cezası neyse verirsin. Sizin bir köyü yakmaya ne hakkınız var. Sizin 12, 13 yaşındaki çocukları öldürmeye ne hakkınız var. Siz oraya zulüm götürdünüz. İnsanlığın neresinde var ben kemiğimi istiyorum demek. Bizimle helalleşmeleri gerek’’ dedi.

1980 darbesinde gözaltında öldürülen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır, 18 yaşını doldurmadan birçok çocuk öldürüldüğünü söyleyerek, ‘’Türkiye barış istiyorsa ilk önce kendi yapktıklarıyla yüzleşmeli. Sağımızı değil, kemiklerimizi istiyoruz. Siz vermiyorsanız biz alacağız’’ şeklinde konuştu.

Kayıp yakınlarından sonra konuşan CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, bu meydanda adalet arayışına devam edeceklerini, barışı birlikte dayanışarak inşa edeceklerini söyledi. 

Bu haftaki basın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Gülbahar Bozkurt okudu.

''Bizler de savaşın hüküm sürdüğü 90'lı yıllarda ilköğrenim çağındaki onlarca çocuğun, devletin güvenlik güçlerince gözaltına alınıp İşkenceli sorgulardan geçirilerek kaybedildiği gerçeğini bugüne taşıyacağız.''

''3 yaşındaki Dilek Serin, 23 Eylül 1994 tarihinde, Dersim Gökçek köyü Mirik mezrası civarında gerçekleştirilen askeri operasyon sırasın da kaybedildi.''

''Davut Altunkaynak (12), Seyhan Doğan (13) ve Nedim Akyörı'ün (14), Dargeçit Jandarma Taburu'nda işkencede öldürülüp kuyulara atıldığı, savcılık fezlekesinde yazıldı.''

''Türkiye, İlyas Diril (14), Münir Sarıtaş (13), İkram İpek (14), Orhan Yakar 'ı (l5), gözaltında kaybetmekten Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkûm oldu.''

''Buna rağmen çocuklarımızın minicik bedenlerine en vahşi işkence yöntemlerini uygulayanlar, oyun çağındaki çocuklarımızı kuyulara gömenler, helikopterlerle uçurumlara atanlar yargı önüne çıkarılmadı.''

Barış bir yanıyla geçmişin yaralarını sarma sürecidir. Bu nedenle geçmişin yaralarının üzeri örtülerek varılacak uzlaşmalarla barış sağlanamaz. Çünkü geçmişle yüzleşmeden, hesaplaşmadan geçmişin yaraları kabuk bağlamaz ...,

''Silahların susmasının barış anlamına gelmediğini biliyoruz. Barışın uzun ve zorlu bir süreç olduğunu biliyoruz. Barış için, hırslarına, ikbal hesaplarına yenik düşmeyecek liderlere ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Demokratik hak ve özgürlükleri hedeflemeyen girişimlerden barış çıkmayacağını biliyoruz. Ancak gerçek barışın bizi kayıplarımıza, hakikate, adalete ulaştıracağını biliyoruz.''

Basın açıklamasının okunmasıyla sonlanan eylemin ardından Akil İnsanlar Komisyonu Marmara Heyeti üyesi Mithat Sancar, Ali Bayramoğlu ve Levent Korkut gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Ali Bayramoğlu, geçmişte yaşadıklarından ötürü hayal kırıklığına uğramış insanların sürece güven duymalarının kolay gerçekleşmeyeceğini belirterek, "Önemli olan bu duyguları barış kelimesini de zikrederek kullanmak" dedi. 

Mithat Sancar, barış sürecinin geçmişte yaşanmış yaraları hatırlatacağını ve barışma ihtimali yükseldikçe insanların savaşta neler yaşadıklarını daha fazla düşünmeye başlamalarının normal olduğunu dile getirdi. Barışın geçmişin yaralarını silmeden inşa edilmeyeceğini kaydeden Sincar, "Zaten geçmişin yaralarını saracak yöntemler mutlaka gündeme gelecektir. Çünkü barış geçmişin yaralarını sarmadan inşa edilmez. On binlerce kişinin bu süreçte derin yaralar aldığını biliyoruz. Toplumun tamamı yaralıdır. Bu yaralar ancak barışla çözülebilir" dedi. 

Levent Korkut ise konuşmasında "Barışın bir silahsızlanma boyutu var; ama bunun da ötesinde barışın uzun vadede yaraları sarma boyutu var. Bunun için de toplum ne kadar katkı verirse o kadar faydalı olur. Cumartesi Anneleri'nin taleplerini ele alarak özetleyeceğiz ve ileteceğiz" ifadelerini kullandı.

Vişne Haber Ajansı/Rojda Duygu Yeşilgöz

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları