Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında İmralı tutanaklarının yayınlanması konusunda, 'milli çıkarlar ezildi, basın özgürlüğünden söz edilemez'dedi....
TBMM'de partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, sözlerine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde uygulayacağı programının ayrıntılarını açıklayarak başladı. Kadına yönelik şiddete karşı gerekli düzenlemeleri yapmaya devam edeceklerini söyleyen Erdoğan, "Kadına şiddet uygulamak erkeklik değil vicdansızlıktır" diyerek Kadınlar Günü'nü kutladı.
Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:
- Kadına yönelik şiddet konusu başta muhalefet olmak üzere siyasi bir istismar aracı olarak kullanılıyor. Sanki şiddette bir artış varmış gibi lanse ediliyor. Geçmişte bu konuda hiç veri toplanmamış, araştırma yapılmamış, biz yapmaya başlayınca sanki bu olaylarda artış varmış gibi gösterilmeye çalışılıyor.
- Sevgili Müslüm Gürses'i hakka uğurladık. Ailesine başsağlığı diliyorum. Gürses verdiği mesajlarla birleştirici olmanın yanı sıra aynı zamanda bir sivil itirazın da önderiydi. Merhum Aşık Veysel yakınlarına bir dönem sazıyla Sivas'a inemediğini, polis ya da jandarmanın sazını elinden hemen aldığı ve yaktığını ya da kırdığını söylüyor. Çünkü saz tek parti iktidarı tarafından böyle görülüyor.
- Itri de halk belleğinden silinmeye çalışılıyor. 1970'lerde Itri için bir konser düzenlenmek istendiğinde aralarında bazı kendine sanatçı denenlerin de bulunduğu kişiler buna engel oluyor. Hatta Kültür Bakanı görevden alınıyor. "Çok sesli müzik salonunda tek sesli konser olmaz" denilerek...
- İşte Müslüm Gürses, sevgili Orhan Gencebay, sevgili Ferdi Tayfur bu memlekette bu tek tipçiliğe karşı çıktılar. Bırakın, onlar da bizim zenginliklerimiz niye engel oluyorsunuz? Bunlar halkın içinden gelen isimlerdi. Merhum Cem Karaca gurbete mahkum oldu, merhum Ahmet Kaya gurbette yaşama veda etti, Şivan Perwer benzer bir şekilde yurt dışında yaşamak zorunda kaldı. Beğenirsiniz beğenmezsiniz ayrı ama halkın tercihlerine saygı duymak zorundasınız. Merhum Gürses'le de belediye başkanlığım döneminde tanımış ve nasıl duyguların insanı olduğunu görmüştük. O arkadaşlarıyla birlikte sessiz bir devrimi gerçekleştirmiştir. Allah'tan tekrar rahmet diliyorum.
- Terör meselesinde çözüm için yeni bir adım attığımız şu günlerde AK Parti'ye ilginin giderek arttığını görüyoruz. Şehit yakınlarımızla da gazilerimizle de gayet yakın ilişki içerisindeyiz ve onları dinliyoruz. Ancak yaşadıkları acı nedeniyle bazı istismarcılar tarafından suiistimal edilmeye açık olduklarını ve çok az sayıda şehit yakınının bu konuda kafasında soru işaretleri olduğunu biliyoruz. Emin olun biz kesinlikle şehitlerimizi rahatsız edecek bir adım atmayacağız.
- MHP ve CHP'nin tutumları kesinlikle akan kanın durmasına yönelik değildir ve bazı şehit yakınlarından bize gelen sorularda bu partilerin etkilerini görüyoruz. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde Osmanlı döneminde çatışma halinde bulunulan tüm ülkelerle, bize karşı husumet güdülmediği sürece işbirliği yapılmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Gazi Mustafa Kemal bu tarihten önce bir Osmanlı subayı olarak tüm çatışmalı süreçlerde yer almış, bunları görmüştür. Yine Çanakkale'de ölen yabancı askerlerin ailelerine yazdığı mesajda, 'Onlar artık bizim evlatlarımızdır' diyor. Bunu kime söylüyor? Mehmetçiğimizi öldürmek için gelmiş, ülkemizi işgal etmek için gelmiş düşman askerlerinin annelerine söylüyor. Mehmetçik sözünü savaş meydanında söyler. Benim Mehmetçiğim dağda yakaladığı teröriste üşümesin diye kabanını verecek kadar kahramandır. Şehit aileleri hiç tereddüt etmesin bizim şehitlerimiz hangi yoldaysa biz de o yoldayız.
- Biz MHP ve CHP Genel Başkanları'nın tahayyülündeki küçük Türkiye'yi tanımadık, tanımıyoruz. Kendi ülkesini sürekli yenik sayan biri nasıl milliyetçi olabilir? Şehit ailelerini istismar edip bu ülkeye korkaklık ve fitne salmak milliyetçilik değildir ve olamaz. Hem sizlerden hem aziz milletimden bir şey rica ediyorum. Son 30 yılı bir düşünün, bu sürede BDP'nin nerede durduğu belli peki CHP ve MHP nerede durdular? İktidardayken çözüm için adım attılar mı? Yok... Muhalefetteyken çözüme katkı sundular mı? Yok... CHP kendisinin geçmişte hazırladığı raporların bile gerisinde kaldı. MHP de sürekli şehit cenazelerini istismar etti.
- Eğer ortada bir ihanet varsa bu sorunun çözümüne engel olanların annelere, gençlere, millete ihaneti vardır. Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki, "Yalan söyleyen başbakan olamaz" doğru olamaz ve bu nedenle Kılıçdaroğlu başbakan olamıyor ve olamayacak da... Süreci başlattığımızda bize geldiler, dedim ki, MHP yanıt verdi mi size?, "Yok", umudunuz var mı, "Yok", e ihtiyacımız var mı, "Yok", beraber yasa anayasa hazırlayabilir miyiz, "Evet". E hadi yapalım dedik. Sayın Akif Hamzaçebi, birkaç ay gerekli dedi. O bir kaç ay bitmedi hala.
- CHP'de Meclis kürsüsünde ırkçılık yapan vekil kazandı ve CHP de aslına rücu etti.
- Balıkesir'de İmralı görüşmelerini yayınlayan gazeteye eleştirilerim oldu. Köşelerinden o bildik yazarlar bize basın özgürlüğü dersi vermeye çalışıyorlar, kimse kusura bakmasın medya milli çıkarları ezecek kadar özgürse bizler de hissiyatımızı açıklamak için onlar kadar özgürüz. Ama aynı zamanda sansürün de karşısında onlardan önce durduk ve dururuz. Bakın bize istediklerini söylüyorlar. Ben şunu söylemekten hiç çekinmiyorum: İstismarcılara koz verecek böyle bir yayını yapanlara da sessiz kalamayız. Gitsinler İngiltere'ye, ABD'ye baksınlar bu özgürlükler nasıl...
- 10 yıl boyunca olduğu gibi biz bu yolda milletimizle birlikte yürüyoruz. CHP ile MHP ile BDP ile değil... Onlar yıkmaya çalışsın biz kanın durması için yürümeye devam edeceğiz. Biz son noktayı koyuncaya kadar ortadaki her bilgi dedikodudan öte geçmez. Bu sızdırmanın nasıl olduğunu da en kısa zamanda ortaya koyarız. Kimin ne dediğine değil bizim ne dediğimize bakın. Sürecin hassasiyeti nedeniyle biz az konuşuyoruz çok iş yapıyoruz. Önüne gelen konuşursa bu işte baltayı taşa vururuz. Aziz milletimden biz sadece dua bekliyoruz.