loading
close
SON DAKİKALAR

Baykal: Bu #HAYIR'ın sahibi halktır!

Baykal: Bu #HAYIR'ın sahibi halktır!
Tarih: 18.02.2017 - 13:01
Kategori: Gündem

CHP'nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, "Bugün Türkiye'nin her yerinde dalga dalga büyüyen bir 'anayasaya hayır' anlayışı var. Bu bir siyasi partinin organize ettiği ‘Hayır’ dalgası değildir. Bu halkın, milletin hayır'ıdır" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa değişikliğinin oylanacağı referandum çalışmalarını Türkiye’nin her noktasında yapmaya başladı. İstanbul İl başkanlığının düzenlediği #Hayır toplantısı Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi'nde yapıldı.

Burada konuşan CHP'nin eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, "Bugün burada siyasi parti toplantısı yapmıyoruz. Burada siyasi parti tartışması içinde değiliz. Elbette hepimizin siyasi kimliği vardır. Umuyorum ki bu salondaki arkadaşlarımın bir kısmının bizimkinden biraz daha farklı bir siyasi görüşü vardır.Ama biz burada siyaset yapmak için değil, vatan görevi yapmak için bulunuyoruz. Milli bir sorumluluk içinde, bütün Türkiye'yi daha iyi günlere taşıyacağına inandığımız bir anayasal düzeni savunmak için bulunuyoruz" dedi.





Baykal'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"-Bu ihtiyaç nereden ortaya çıktı? Türkiye neden birden bire anayasa krizi içine çekildi? Bu anayasa taslağı tepeden inme bir anayasa taslağıdır. Milletin talebinden kaynaklanan bir anayasa değil, dayatma bir anayasadır. Bu anayasa, karanlıkta hazırlanmış, meclisteki vekillerin okumadığı, boş kağıda imza atarak meclise sunulmuş bir anayasadır.

- Bu anayasanın sahibini arıyoruz. Sahibi yok ama arkasındaki siyasi irade bellidir. Sahibinin sesidir bu anayasa. Sahibi arkasındadır.

-Meclisteki vekiller belirli zorunlulukla ve bağımlılıkla, partici anlayışla bu anayasaya oy vermiş olabilir. Ama siz milletsiniz, kimsenin partizan kapı kulu değilsiniz, siz halksınız.

-Bu anayasa tam olarak anlaşılmadı. Çünkü anlatılmasına izin vermediler. Türkiye tarihinin bu en önemli olayını oldu bittiye getirdiler. Meclis televizyonu kapatılarak oldu bittiye getirilmek istendi. Bu işi örtbas etme, kamufle etme anlayışının altında yatan herhalde malına güvenememektir. Bu tasarı alelacele, halktan kaçırılarak hayata geçirilmek istenen bir tasarıdır.

-Bu tasarı toplumda anlayanlar tarafından tepkiyle karşılanıyor. Bugün Türkiye'nin her yerinde dalga dalga büyüyen bir 'anayasaya hayır' anlayışı var. Bu bir siyasi partinin organize ettiği ‘Hayır’ dalgası değildir. Bu hayır dalgasını yönlendiren, yöneten kimse yoktur. Bu halkın, milletin hayır'ıdır. 

- Ve biz buna saygı anlayışı içinde, bugün ben buraya CHP’li olarak değil Türk Cumhuriyeti vatandaşı olarak geldim. Ve karşımdaki herkesi de siyasi kimliğini hiç düşünmeden bu ülkenin hukuku ile ilgili söz söyleme hakkına sahip birer vatandaş diye düşünüyorum. 

- Yürekten gelen, akıldan gelen tepkiyi siyasallaştırmaya, terörize etmeye çalışıyorlar. Yok PKK’cılarmış, yok FETÖ’cülermiş… Bu aşağıdan yukarıya, tepeden inmeden, kimsenin disiplin altına alamayacağı, kendiliğinden ortaya çıkan, gerçek bir halk tepkisidir. Yürekten geliyor. 

- Siyaset artık toplumsallaşıyor. Siyaset bir kişinin bir kesimin avcuna alıp yönlendirdiği bir durum olmaktan çıkıyor. 

- Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce Meclis vardı. Zafer ondan sonradır. Bizim tarihimizin temelinde bu yatıyor. Bu bizim siyasi kutsalımızdır. 

- Bizim milli mücadelenin siyasi temel mesajını Mustafa Kemal, Amasya'da vermiştir: Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Bu tarihi bir değerlendirmelidir.

- Türkiye 80 milyonluk ülke. Meclis’i bu 80 milyon seçiyor. 80 milyonluk ülkenin kaderini tek bir kişiye vermek kabul edilemez. 

- Dostumuzu düşmanımızı şaşırdık. Düşmanlar değişiyor dost oluyor, dostlar değişiyor düşman oluyor. 

- Bu OHAL’i çok sevdiler. Her türlü düzenlemeyi OHAL kapsamında götürüyorlar. OHAL’in bir gerekçesi var onun dışında düzenleme yapılamaz. Bu getirilen anayasa OHAL’i sürekli kılmayı sağlayan bir anayasa. 

- Bu kadar düzenleme bir ihtiyaçtan kaynaklanıyorsa ayıptır. Bu anayasaya göre seçilecek kişinin hata yapmaması düşünebilir mi? 

- Getirilmek istenen başkanlık sisteminde, geçmiş dönemlerde işlendiği iddia edilen suçlar geçersiz olacak. Yani başbakanlığı döneminde işlediği suçlarla ilgili olarak bir iddia ortaya atıldığı zaman, "Bir dakika denilecek. Bu adam cumhurbaşkanı' denilecek. Peki geçmiş suçları bıraktık Şimdi Allah göstermesin seçilecek olan cumhurbaşkanı çekse birisini vursa ne olacak? Mecliste daha önce böyle bir iki olay oldu vuruldular, anında hemen o suçüstü uygulaması yapıldı. Meydanda gitse vursa ne olacak? Var mı gelip 'burası dağ başı mı? kim olursan ol o bir vatandaş ne olursan ol gel buraya' diyecek bir babayiğit var mı? yok! Ne olacak 400 kişiyi bul.

- Suriye, PKK politikası hata… Zekeriya Öz ne? Onunla birlikte yaptığın Ergenekon ne? Genelkurmay Başkanı’nı terör örgütü yöneticisi diye ilan eden kim? Bunlar söylemekle geçiştirilecek hatalar değil. Hukuk ve siyaset mekanizması çok önemli. Devleti yönetenler hata yapar. 

- Eğer Başkanlık rejimi olsaydı bugün Türkiye’nin Amerika’nın kontrolünde Ortadoğu üssü haline getirilmiş olacaktı. Güçlü devletler karşılarında tek adam isterler. Çünkü tek adamı ikna etmek, kontrol etmek kolaydır. 

İşin temelinde milli egemenlik anlayışında saygısızlık yatıyor. Yüzde 51’le seçilen yüzde 100’ü tek başına feshediyor.Olmaz arkadaşlar. Sen yüzde 50 ile seçiliyorsun, burada milletin tamamı var. İktidarı oluşturmayan azınlık soru sorma hakkına sahip. Genel düzenlemede ne gensoru, ne güvenoyu var.

- İktidarın odağı Meclis’ten çıkacak Beştepe’ye kayacak. 

- Bürokrasi ile seçilecek başkan bir kader ortaklığı içinde olacak. 

- Yargılanma ve 7 Haziran korkusundan dolayı bunlar yaşanıyor."

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları