386. kez Galatasaray’da bir araya gelen cumartesi Anneleri/İnsanları basın üzerinde baskılara dikkat çekerken, 1995 yılında gözaltına alınarak kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi konuşması sonrası fenalaştı...
386. kez Galatasaray’da bir araya gelen cumartesi Anneleri/İnsanları basın üzerinde baskılara dikkat çekerken, 1995 yılında gözaltına alınarak kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi konuşması sonrası fenalaştı.
Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’ndaki 386. buluşmalarında, basın üzerindeki baskılara dikkat çekerek, gazetecileri ve gazete yöneticilerini baskılara boyun eğmemeye ve basın özgürlüğüne sahip çıkmaya çağırdı.
23 Şubat 1995 yılında gözaltına alınarak kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanefi Yıldız ise konuşması sonrası fenalaştı.
''Başbakan cevap verewmiyorsa kimse devap veremez''İlk olarak konuşan 1993 yılında gözaltın da kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın abisi
Şerif Taşkaya, kardeşinin Jitem korucuları ve askerler tarafından gözaltına alındığını, bugüne kadar arama çabalarına rağmen haber alamadıklarını belirterek, başbakanın kendilerine cevap vermediğini, “Başbakan cevap vermiyorsa kimse cevap veremez. Zaten kendilerinden de beklemiyoruz. Umudumuz yok.” dedi.
Taşkaya, “Yarının bayram olmasının kendileri için bir şey ifade etmediğini, sıradan bir günden farklı olmadığını dile getirdi.

1995 yılında gözaltına alınıp kaybedilen Seyhan Doğan’ın abisi
Kadir Doğan, “Yarın bayram, insanlar sevinçle kutlayacak. Biz neye sevineceğiz. Savaş borazanları atılmasına mı? İşkencecilerin terfi edilmesine mi? Hakikatleri söyleyen gazetecilerin tutuklanmasına mı? Diye sorarak, yıllardır bu meydanlarda devletin kanlı geçmişinin hesabını vermeye çağırdıklarını, yıllardır hiçbir şeyin değişmediğini, gerçeklerin karartıldığını söyleyerek, artık yeter karanlık geçmişinizin hesabını verin diye haykırdı.
"Biz ölü değil, yaşayan kahramanlar istiyoruz"“Her yıl aynı bayram. Her yıl aynı acı” diyen 1995 yılında gözaltına kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi
Hanefi Yıldız, yıllardır bu meydanlarda acı çeken herkesi acıları paylaşmaya çağırdıklarını, dünyaya insanlık dersi veren Başbakan’ın kendilerini görmezden geldiğini vurgulayarak, İdris Naim Şahin’in biber gazı ile ilgili “zararsız” açıklamasına yönelik, “İnsanların acısıyla alay etmeye devam ediyor. Gaz bombasını bir de onun üzerinde denemek gerek. Bizim köyde onun gibileri çoban bile yapmazlar" dedi.

Acının ne olduğunu bilmedikleri için kendi acılarını anlamadıklarından yakınan Yıldız, Devlet Bahçeli’nin “Türk, Türklüğünü yapmalı” açıklamasına yönelik ise savaş çığırtkanlığı yaptığını ifade etti.
Kan dökmekle ne elde edecekler diye sorarak, “Biz ölü değil, yaşayan kahramanlar istiyoruz. Cumhurbaşkanın eşi bir gün de bizimle otursun. Bir de bizi yazanları içeri atıyorlar” diyerek, 17 yıldır oturmalarına rağmen bir polisi hala yargı önüne çıkarmadıklarının altını çizen Yıldız, istenildiğinde polisler çete gibi sıraya diziliyor. Biz hepsini biliyoruz ve tanıyoruz ama devlet ortaya çıkarmıyor.” şeklinde konuştu.
Anne Yıldız konuşması sonrasında "Bizler ateşten gömlek giydik. Katilleri yargılayın. Artık yeter. Artık yeter" diyerek baygınlık geçirdi.
''Bayramlar acılarını derinleştiriyor''Grup adına basın açıklamasını okuyan
Mine Nazari, bayramların acılarını derinleştiren günlere dönüştüğünü, verdikleri mesajlarla bize huzur dolu bayramlar dilediğini, bayramlaşmaktan bahseden Başbakan’ın anneleri evlatsız bırakan politikaları sürdürmekle ısrar ettiğini dile getirdi.
Asker ölümlerini “Birkaç Mehmet” diye küçümsemelerinin nedenini zalimlerin yanlış kendi çocuklarını sevdiğini, başkalarının çocukları üzerinden iktidarlarını sağlamlaştırmak istemeleri şeklinde açıklayan Nazari, bugün egemen medya, güç sahiplerinin hukuka ve ahlaka uygun davranıp davranmadıklarını denetlemek yerine hakikatle aralarına duvar örme işlemi gördüğüne işaret etti.
Kendilerinin en yakın destekçilerinden Yıldırım Türker’in istifaya zorlanması basit bir editoryal anlaşmazlık olmadığını, halkın gerçekleri, öğrenme hakkının sınırlandırılması amacıyla dizayn edildiğini söyleyen Nazari, gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açığa çıkartılması, faillerin yargılanması için gerçeğin özgür dolaşımına etik ve ilkelerine bağlı gazetecilere ihtiyaçları olduğunu dile getirdi.

386. buluşmalarının nedenini ise Nazari şu şekilde açıkladı:
“Baskılara boyun eğmeyin, güç odakları karşısında cesur olun, vesayetten vesayet beğen dayatmasına boyun eğmeyin. Düşünce, ifade ve Basın özgürlüğü demokrasi sorunu karşısında cesur olun. Mesleğinizin baskı rejimine araç kılınmasına izin vermeyin. Emirle faaliyet göstermeyi reddedin”
Vişne Haber Ajansı/Duygu Yeşilgöz