''Bayramda ziyaret edeceğimiz bir mezarımız yok''

Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları Tosun’un akıbetini sorarak, Aydın’ın bulunan kemiklerinin ailesine verilmesini istedi...
Cumartesi Anneleri/İnsanları 395. Oturma eylemlerine 11 Ekim’de hayatını kaybeden Cumartesi Annesi Zeynep Günay’ı anarak başladı.
Eylemde, Zeynep Günay’ın 15 Eylül’de kaleme aldığı mektubu okunarak, 1981’de gözaltında kaybedilen oğlu Veysel Günay’ı arama mücadelesine devam edileceği vurgulandı.
''Buradaki zulüm görülmüyor''
Cumartesi Annelerinden ilk sözü alan 1995 yılında gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, Ortalığın kan gölüne çevrildiği bugünlerde, kurban bayramının kutlanacağına vurgu yaparak, Beşar Esad’ın zulmünden bahsedilirken, buradaki zulümün görülmediğini ifade etti.
‘’Burada suçlu biz adalet isteyenler mi?’’ diye soran anne Yıldız, tüm anne ve babalara seslenerek gelin hep beraber olalım. Ne Türk, ne Kürt, ne de Ermeni çocukları ölsün. Savaşları durduralım. Sokaklara çıkalım. Acılarımız paylaştıkça çoğalıyor. Gelin biz adaleti, özgürlükleri, barışı paylaşalım. Vatanı bölende, çocuklarımızı öldürenler de belli’’ dedi.
1995’te gözaltında öldürülen Hasan Ocak’ın abisi Ali Ocak, Hükümetin, ileri demokrasi göstergesi olarak Anayasa hazırladığını söyleyerek, hükümetten yıllardır kirli geçmişleriyle hesaplaşılan bir anayasa istediklerini, ama hazırlanan bu anayasanın da milliyetçiliği körükleyen savaş yanlısı olacağını belirtti.
''Bıraksınlar da kardeşimin mezarında bir Fatiha okuyayım''
2011 Şubat’ında Mardin’de yapılan toplu mezarda kemiklerine ulaşılmasına, DNA eşleşmesi gerçeklemesine rağmen kemikleri ailesine teslim edilmeyen Vecdil Aydın’ın ağabeyi Behçet Avcıl, 18 yıl sonra kardeşinin kemiklerine ulaşıldığını belirterek, aradan dokuz ay geçmesine rağmen kemiklerin teslim edilmediğini belirtti.
‘’Müslümanın’’ diyen Başbakan’a ‘’Bu Müslümanlığa yakışır mı?’’ diye yakınan Avcıl, ‘’Bıraksınlar da kardeşimin mezarında bir Fatiha okuyayım’’ dedi.
“Ziyaret edeceğimiz mezarlarımız yok''
1997 yılında gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun Kürtçe yaptığı konuşmasında, birkaç gün sonra gelecek bayrama işaret ederek, “Ziyaret edeceğimiz mezarlarımız yok. Kimsenin çocukları, yakınları kaybolmasın. Bu ülkeyi yönetenler dinden bahsediyorlar. Müslüman olan insan burada anaların feryatlarına sessiz kalabilir mi? Başbakan ‘’öldürmüyoruz, zindana atıyoruz’’ derken bizde şükretmemizi istiyor’’ dedi.
“39 gündür açlık grevinde olan mahkûmlar için de anadillerinde savunma yapmak istedikleri için 39 gündür açlık grevindeler. Devlet buna da sessiz kalıyor” şeklinde konuştu.
‘’19 ekim 1995 günü 36 yaşındaki 5 çocuk babası Fehmi Tosun sivil polisler tarafından 34 UO 597 plakalı beyaz Renault araca zorla bindirilerek Avcılar'daki evinin önünden götürüldü. Eşi ve çocukları aracın ardından koştu. Fehmi onlara "beni öldürecekler!" diye bağırdı. Olay gündüz vakti komşularının gözü önünde gerçekleşti. Bu tarihten' 3 ay önce Fehmi Tosun’un 14 yaşındaki oğlu polisler tarafından alıkonulmuş "babana söyle onu yakaladığımızda cezaevine gidemeyecek bütün kemiklerini kıracağız" demişlerdi. Eşi hanım tosun ve ih im yasal yollara başvurdu. Fehmi Tosun’un gözaltına alındığı inkâr edildi. 4 yıl sonra gözaltına alınan Fehmi’nin kardeşine, Terörle Mücadele Şubesi’nde 'seni de ağabeyin gibi öldürülelim mi?' dediler. İç hukuktan sonuç alınamayınca dava AİHM’ye taşındı. AKP hükümeti, AİHM’ye yaptığı savunmada Fehmi Tosun’un kaybedildiğini kabul ederek, etkili soruşturma' 1 yürütülmesini zorunlu kılan talimatları vermeyi taahhüt etti.
Grup adına basın açıklamasını okuyan Cumartesi İnsanı Aylin Tekiner, Temel Hak ve özgürlükler konusunda çok ağır eleştiriler içeren AB’nin 2012 yılı Türkiye ilerleme raporunun Ekim’de açıklandığını belirterek, hâkimler ve savcılar, uluslararası insan hakları anlaşmalarına aykırı kanunları uygulamaya devam ettiğini, savcılar ve hâkimler yasa metinlerini yorumlarken Avrupa İnsan Hakları konvansiyonu ve Avrupa İnsan Hakları mahkemesi içtihadını dikkate almadığı tespiti yapıldı.
253 toplu mezarda gömülü olanlar kim?
Tekiner sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“31 yıl önce darbecilerin 2 duruşmada, avukatsız, savunmasız, delilsiz idam ettiği Zeynep Güney’in oğlu Veysel’in mezarı nerede? İHO'nun tespit edip haritasını çıkarttığı 253 toplu mezarda gömülü olanlar kim? isimlerini bu meydandan açıkladığımız kayıplarımızın failleri neden yargılanmıyor? Kayıplar sözleşmesi tüm ısrarlarımıza rağmen neden imzalanmıyor? Bakan Bağış, Türkiye’nin insan hakları karnesi biziz. Biz, devletin güvenlik güçlerince kaybedilen evlatlarını toplu mezarlarda, asit kuyularında, uçurumlarda, askeriyenin çöplüklerinde arayan aileleriz! Kayda değer görmedikleriniz, gülünesi, çöpe atılası bulduklarınız demokrasi normlarıdır, insan haklarıdır, evrensel hukuktur. Bu değerleri çöpe attığınız için cumartesi anneleri var... Bu hafta kaybedilişinin 17. yılında Fehmi Tosun’u unutmadığımızı, onu kaybedenleri unutmayacağımızı bir kez daha dillendirmek için buradayız.”
Vişne Haber Ajansı/Rojda Duygu Yeşilgöz
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












