Başbakan Binali Yıldırım: Tek tip düşünce diktatörlükte olur. Biz çoğulculuğa sahibiz. Dostluk kollarımız açıyoruz. En büyük güvencemiz 79 milyon vatandaşımızın birliği, beraberliği, kardeşliğidir.
AK Parti'ye yönelik birçok operasyonlar yapılmaya çalışıldı. Bu süreçte de diğer partiler iç hesaplaşmalarla vakit öldürürken, biz tek bir fitne üretme girişimine bile prim vermeden hiçbir içimize yönelik çabalara kıymet vermeden yolumuza devam ettik. 2. Olağanüstü Kongremiz bunun en güzel örneğidir. Türkiye'de kongre denildiğinde sandalyelerin havalarda uçuştuğu toplantılar hatırlanır. AK Parti bu yönüyle de siyasete kaliteyi getiren partinin adıdır.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde bütün vesayet odaklarıyla mücadele ettik. AK Parti kadrolarının birbirine karşı muhabbeti, siyasetimizin adeta alameti farikası olmuştur. AK Parti muhabbet hareketidir. Olaylı kurultaylar AK Parti'de olmaz. Kendi içinizde birlik olun, AK Parti'yi örnek alın. İlla ki Cumhurbaşkanımızı, AK Parti'yi hedef almanız gerekmez. Attıkları çamur yüzlerine bulaşıyor, battıkça batmaya devam ediyor.
"Benlik davası değil nöbet değişimi"
Biz siyaset istiyoruz. Muhalefet istiyoruz. Muhalefetin güç yükseltmesi iktidarı da yükseltir. Siyasette alternatif muhalefet değil, AK Parti'nin muhalefeti yine AK Parti'dir. Bizde 'benlik' davası olmaz, nöbet değişimi, hizmet yarışı olur. AK Parti siyasetinin omurgası da bu teşkilattır. Biz kadro hareketiyiz. Bizi diğer anlayışlardan ayıran, beraber yürüttüğümüz mücadeleyi dava arkadaşlığı olarak da görmektir. Bütün kardeşlerimizden, bizim dava ve yol arkadaşlarımız diye söz ediyoruz. AK Parti 14 yıldır diri bir teşkilat olarak 81 ilde vardır.
Terörle amansız bir mücadele ediyoruz. Devlet şefkat ve gücüyle inisiyatifi ele almıştır. Terör örgütünün şehirlerdeki varlığı sona ermiştir. Kırsal alanda da tek bir terör hadisesi olmayıncaya kadar güvenlik güçlerimiz her köşeyi arayacak ve bu şer odaklarının bütün yuvalarını yıkacak. Siyasi rakiplerimize çağrım var. Bölünmez bütünlüğü, sınırların değişmezliğini anlatıyorsunuz, doğuda ve güneydoğuda Türkiye'yi bir arada tutmak sadece AK Parti'nin işi mi? Huzur var, kardeşlik var, teşkilatlarınızı kurun, Türkiye'nin birliğini sağlayan. Bayraklarınızı çıkarın, saklamayın Cudi Dağları'nda ay yıldızlı bayrağı dalgalandırın. Bu mesele sadece AK Parti'nin değildir, bu mesele CHP'nin de, MHP'nin de meselesidir.
Terörün her türlüsüne karşı açıkça karşı olması lazım, bunu milletle de paylaşması lazım. Siz teröristin cenazesine gitmeye devam ederseniz, Türk milleti de hak ettiğiniz cezayı verecektir. Parlamento milletin sesinin yeridir. Oradaki ses terörün sesi olamaz. Yol yakınken bundan vazgeçin. Milletin sessizliğini yanlış okumasın. Milletin sessizliği önünde durulamayacak tufana dönüşür. Bizim isteğimiz, ülkemizde bir olalım, beraber olalım, asla ve asla ortak yönlerimizi daha fazla önplana çıkararak; hepimizin saçı, gözü aynı renkte değil, tenlerimizin tonu farklı. Bunlar fıtratımızdan gelen şeyler. Ama hepimizin gözlerinden düşen damlalalar aynı. Onların rengi aynı. Üzüntümüz bir, sevincimiz bir. Türkiye için şehit olan bütün kardeşlerime Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyorum. Şehitlerimiz bu ülkenin bayrağındaki yıldız gibi parlamaya devam edecektir. Onlar bizim gönlümüzde müstesna yerini almıştır. Yakınları bizim emanetimizdir. Buna zarar getirmeyeceğiz.
Türkiye'nin neresine gidersek gidelim AK Parti bayrağını görürsünüz. Bunun yanına diğer muhalefet parti bayrakları da asılsın. Bu Türkiye'nin birliğinin en büyük göstergesi olacaktır. Siyasi partilere bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız. Gelin güneydoğuda da siyaset yapın. Böylece terörle mücadelemiz daha da kolaylaşacak. Belki geçmişte gitmeme sebebiniz vardı ama bugün kalmadı. Bir siyasi parti olarak, rakiplerimizi açık ara siyaset yaptığımız yere davet etmek doğru olmayabilir ama Türkiye'nin geleceği için önemli. Türkiye'nin kültürümüzün, medeniyetimizin, birikimimizin ortak adı olduğunu unutmuyoruz.
Biz birbirimizi makam ve mevkilerde, otel salonlarında tanımadık. Bizi ideallerimiz, rüyalarımız, hayallerimiz bir araya getirdi. Biz bir dava üzerinde bir araya gelmiş kadrolarız. Bağlarımız ebediyete kadar devam edecek bağlardır. Biz milletimizle aynı hedeflere yürüyen bir hareketiz. AK Parti siyaseti çözüm siyasetidir, insanlar arası ilişkilerde asıl olan adalettir, hukuktur.
Suriyeli mültecilerle ilgili son günlerde utanç verici tartışmalara şahit oluyoruz. Mazimize yakışmayacak ifadeler oluyor. Türkiye'deki siyasi misafirlerimiz üzerinden ne sosyal demokrasiye, ne de milliyetperveliğe, ne Müslümanlığı, ne de Türklüğe yakışmayan ifadeler söyleniyor. Birileri nefret tohumları ekmeye devam ediyor. Sığınacak bir güvenli liman arayan, ölümden kaçan onurlu insanlara dönük bu suçlamalar Türkiye'nin ne genlerinde ne de geleneğinde var. Bütün zorda kalmışların imdanına koşuyorsak, bunu insanlığımızın bir gereği olarak yapıyoruz. Zulme uğramış evsiz kalmış insanlara bakmamayı birileri kendisine yakıştırabilir ama bizler bunu asla kabul etmeyiz. Aziz milletin hiçbir ferdi de bunu hoş karşılamaz. Hiçbir vatandaşımız bu vicdanlığı onaylamaz. HDP ile MHP temsilcileri bile bu konuda aynı şeyleri söylüyor. Sayın Bahçeli ile Sayın Demirtaş aynı cümleleleri kuruyorlar. MHP Genel Başkanı için bu durum hiç de kabul edilebilir değil. CHP zaten HDP çizgisine girmiş durumunda. Her türlü Meclis faaliyetlerinde HDP ayağını kaldırıyor, CHP yerine basıyor.
Dün dedim ki Kılıçdaroğlu 11 tane soru sordu. DAEŞ'e müsamaha ile yaklaşmışız, tebir almamışız. Bunlar doğru değil. Türkiye bunlarla ilgili tehditlere dikkat çekmiş, şüpheli listesini 144 ile paylaşmıştır. Sayın Kılıçdaroğlu aynı Krikor'un gaydasını çalıyor. Yıl 2014 Meclis'ten Suriye tezkere geçmiş. Tutanaklara baktık Suriye'de DAEŞ'e PKK'ya karşı mücadele için yetki isteniyor. Orada DAEŞ'in, PKK'nın adı geçiyor, her şey net. Sonra geliyor hayır oyu veriyorlar, DAEŞ'e göz kırpıyorsunuz diyor. Allah ıslah etsin. Ne diyim. Tornistan alışkanlığını sürdürüyor. Yanlışlarını tekrarlamaktan başka yaptıkları siyaset yok. Millet görevi yine AK Parti'ye tevdi ediyor.
Bunlar Türk siyasetine yakışmıyor. Türk siyasi sorunların çözümlerini tartışan bir siyaset istiyor. Terör var. Terörist sizin, bu terörist bizim karşı olduğumuz terörist gibi bir anlayış içinde bu mücadeleyi sürdüremeyiz. Çözümleri tartışmaya varız. Türkiye'nin ileri bir noktaya gelmesi için, bir fikriniz varsa buyrun söyleyin, biz de gereğini yapalım.
Milletimizin düşene el uzatma gibi fazilet hislerini en üst perdenden dillendirmeye devam edeceğim. VAtandaşlık bizim keşfettiğimiz bir şey değil. Ülkeler vatandaşlığa kabul eder, vatandaşlıktan çıkarırlar. Bunların şartları vardır. Bu şartları sağlayan vatandaşlığa alınır. Belirli suçlara karışmış, kanuni dışı işlemleri olanların vatandaşlığa alınması söz konusu olmaz. Türkiye'nin değerine değer katacaksa, Türkiye'nin ekmeğini büyütecekse sadece Suriyelileri değil, katkı sağlayacak herkesi vatandaş yaparız. Beyin göçünü geri çevirmek için kanun çıkarıyoruz. Suriyeliler dün gelmiş gibi bir kaşık suda fırtına koparmaya çalışıyorlar. Türkiye'ye geleli 4. yılındalar. Yılda 900 bin muayene olan sağlık hizmeti alan Suriyeli var. 150 bin eğitim gören Suriyeli genç var. Yüzbinin üzerinde doğum oluyor. Biz seni tanımayız deme şansımız var mı? Bu tartışmalar anlamsızdır, o alışık olduğumuz 'Bir açık yakaladık buradan saldıralım' tartışmasının ötesinde değildir. Bu memleketin aşını, ekmeğini nasıl bölüştüysek, ekmeğini büyütmek için nüfusumuzu da artıracağız, dostluk halkasını genişleteceğiz.
"İnşallah Suriye ile de normale dönecek"
Dışarıda bunu yapmaya başladık. Rusya ve İsrail'le ilişkilerimizi normale döndürdük. İnşallah Suriye ile de ilişkilerimizi normale döndüreceğiz. Bölgedeki bütün hakim ülkeleri, koalisyon güçlerin, stratejik ortakların yaşanan durumun bir kez daha değerlendirmesi ve rekabeti bir kenara bırakarak insanığın yok olmamasına göz yummamalarını bekliyoruz. Terör herkesin korkulu rüyası olduysa bu ülkelerdeki istikrarsızlık var.
DAEŞ, Irak işgalinden sonra çıktı. Bugün günah çıkaranlar, bunun bedelini bölge insanlarına ödetiyorlar. Suriye ile, Irak ile, bütün komşularımızla iyi ilişkiler geliştirmek bizim vazgeçilmez hedefimizdir. Zor günlerimiz oldu atlattık, güzel günlerimiz oldu her şeyimizi paylaştık. Gelecek birlik, beraberlik, iyi komşulukla mümkündür. Gelecek ayrılıkta değil, birliktedir.
Türkiye'de demokratik istikrar ile ekonomik istikrar birlikte sürüyor. Türkiye emin adımlarla 2023 hedeflerine doğru ilerliyor. Güven ve istikrar, 14 yıl burada gizli. Dünyanın en büyük köprüsü Osman Gazi Köprüsü'nü açtık. 1 milyon vatandaşımız o köprüyü kullandı. Bundan daha büyük mutluluk olur mu? Vatandaş 4 dakikada İzmit Körfezi'ni geçiyor. Vatandaşın hayatını kolaylaştıracaksınız, yaşam kalitesini artıracaksınız. O köprüleri yurt dışında gördüklerinde imrenilirdi. AK Parti 50 yıldır konuşulan işi 3,5 senede halletti.
"Üretimde, yatırımda rekor üstüne rekor kırdık"
Bu sene açılışlarla geçecek, mega projelerin milletimizin hizmetine verileceği bir yıl yaşıyoruz. 26 Ağustos'ta Yuvuz Sultan Selim'i açacağız. Avrasya Tüneli'ni açacağız. Bunlar hayal bile edilemeyen şeylerdi. Hayaller gerçek oldu diyoruz ya lafla değil, taş üstüne taş koyarak geliyor. Fatih Sultan Mehmet gemileri karadan yürüttü, onun torunları Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi de arabaları denizin altından yürütüyor.
Arkamıza baktığımızda onca eser yapmışız ki milletimizin karşısına alnı ak şekilde çıkıyoruz. Bundan sonra da aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Türkiye'yi krizlerden, büyüyen gelişen ülke haline getirdik. Üretimde, yatırımda, ihracatta rekor üstüne rekor kırdık. Bu bayramda Atatürk Havalimanı'nda rekor üstüne rekor kırıldı. İşte Türkiye'nin nereden nereye geldiğini gösteriyor. Bu yüzden biz dünyanın en büyük havalimanını İstanbul'a yapıyoruz. 2002'de sadece 1 milyon transit yolcu vardı, bugün 30 milyon.
Tarihi İpek Yolu'nun buluştuğu yer İstanbul'dur. Türkiye'dir, Anadolu'dur. Tarih tekerrürden ibaret. Artık zenginlik yolları Türkiye'ye hicret ediyor. Petrolümüz yok belki ama üstünlüğümüz coğrafyamızdır, nüfusumuzdur. Ülkemize güveniyoruz, geleceğimiz, yarınımız bugünümüzden daha güzel olacak. Ekonomiyi 4 kat büyüttük, ihracatımızı 4 katına çıkardık. Herkes rahat olsun ekonomideki bu şahlanış devam edecek. Tıkır tıkır çalışıyor. Maliye gayet yerinde. Ekonomimiz büyüyor.
Bayramdaki tedbirlerle beraber daha da iyi olacak.
Meclis'te görüşmeye başlamak istedik ama 10 saat boşa geçti. Hava cıva hiçbir şey yok. Milletin zamanını israf etmeye hakkımız var mı? O yüzden Meclis'te de adalet lazım. Bu içtüzük mutlaka değişmeli. Verimsiz şekilde Meclis çalışmaları devam ediyor, milletvekillerinin de yorulmaları yanına kalıyor. Son bir fırsat, bir araya gelip konuşacaklar. Bizden günah gitti. İsteriz ki buluşup anlaşsınlar. Bunun normal şartlara gelmesi lazım. Demokrasi gerekli olan şeyi gereken zamanda söylemek. Millet bunu bekliyor, yoksa 10 saat Meclis'i meşgul et. Milletin beklentisini geciktirebilirsiniz ama bir dahaki seçimde bunun hesabını verirsiniz. Katkı sağlayın, sürekli eleştirmeyi bırakın."
T24