CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Yüzde 49 demokrasiye inanan bütün insanların ortak oyudur. Önümüzdeki süreçte yüzde 49'u büyütmek için çalışacağız.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:
"Avrupa Konseyi Türkiye'yi siyasi denetime aldı. Avrupa Konseyi 2004'te bizi denetim dışına çıkardığında alkışlamışlardı. Neden bizi denetime aldılar? Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 2 temel saptama yapıyor. '15 Temmuz'da yapılan darbe girişimine karşı çıkan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını takdir ediyoruz' diyor. IŞİD'e, PKK'ye atıf yapıp, 'terörle mücadele hakkın var ama sen bunları demokratik haklar çerçevesinde yapmıyorsun' diyor. Kamu görevlisini kamudan atıyorsun, banka hesaplarına el koyuyorsun, SGK'ye şerh koyuyorsun iş bulamıyor bir daha, mal varlıklarına el koyuyorsun bu adam sivil ölü oluyor. Hangi demokrasi bunu kabul eder, diyor.
Referandum da bu rapora girdi. Bunların hangisi yanlış, hepsi doğru.
2 OHAL kararnamesi daha yayınlandı. MGK toplanırken ve sonrasında hükümete OHAL için tavsiyede bulunuldu. MGK'de demokrasinin, hak ve özgürlüklerinin korunması tavsiye ediliyor. Uygulamalarda Binali Bey 'Başkanlık referandumu öncesi OHAL kaldırılacak' demişti.
Şu ana kadar KHK'lerle 102 bin 319 kişi kamu görevinden sorgusuz sualsiz atıldı. Bunların hiçbirisinin haklarını arama özgürlükleri yok. 609 şirket TMSF'ye devredildi. Kapatılan öğretim kurumlarındaki 130 bin kişi işsiz kaldı.
Görevine iade edilen personelin görevden uzaklaştırıldığı süre için tazminat davası açılamıyor.
Türkiye'de anayasa yürürlükte değildir. Bir OHAL kararnamesiyle herkes her an tutuklanabilir. TBMM'nin vermediği yetkileri bile OHAL kararnameleriyle düzenliyorlar. TBMM Başkanı itiraz dahi etmemektedir. Dikta yönetiminin bütün koşulları OHAL kararnamesiyle sağlanmıştır.
-Hapishaneler tıka basa dolu. İşkence ve kötü muamele Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından tanınmıştır. Anadolu Ajansı işkence fotoğraflarını dünyaya servis etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti tutulanlara işkence yapmama maddesini askıya almıştır. TBMM Başkanı'na '150'yi aşkın gazetecinin hapiste olduğu ülkede demokrasi vardır diyemezsiniz' dedik. Ahmet Şık'ın Ergenekon-Balyoz sürecinde evi basıldı. Gülen Cemaatini kitapta anlatıyordu. Hapse atıldı, beraat etti. Aynı Ahmet Şık şimdi FETÖ'den hapiste. Buna ahlak, akıl, vicdan denir mi?
Atilla Taş tweet yüzünden hapiste. Silahlı terör örgütünden hapiste. Ne zaman eline silah aldı. Murat Aksoy da aynı şekilde. Boşuna mı AKPM sizi denetime alıyor.
-YSK'deki 10 hakim yasalara uymamıştır. Yasalara uymayıp aykırı karar verenlere çete denir. Orada oturan 10 yargıç YSK çetesini oluşturur. Bütün uluslararası raporlara girdi. Mühürsüz seçimdir bu. 'Yasanın açık hükmüne rağmen uygulamayacağım, bir yerden talimat alır, önünde iki büklüm eğilirim. hakim değilim başımdaki kişi de çete reisi' diyor. Yargıç dediğin eğilmez. Gerdan kıran, kanun tanımıyorum diyene yargıç mı denir?
-Halkoylamasında ülke insanlarının en az yüzde ellisi demokrasiden yana oy kullandı. YSK'nin ayak oyunlarına rağmen yüzde 50'nin altına indiremediler. Yüzde 49 demokrasiye inanan bütün insanların ortak oyudur. Önümüzdeki süreçte yüzde 49'u büyütmek için çalışacağız. Demokrasi mücadelesini yeni başlatıyoruz. Bütün baskı ve saldırılara rağmen bu ülkenin seçmenlerinin yarısı demokrasiden yana tavır koydu.
-Parti içi kavgaya izin vermeyeceğim. Kavga edenleri gerekirse kapının önüne koyacağım.
-Bir partinin genel başkanı 80 milyonun Cumhurbaşkanı olamaz, o dönem bitti. Sadece kendisine oy verenlerin Cumhurbaşkanıdır.
Tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı törenle partisine üye oluyor. Bir partinin genel başkanı AYM'ye hakim tayin edecek, vali, üst düzey yöneticileri tayin edecek. YSK'de onurlu bir yargıcımız var. 'Yaptığınız uygulama yasalara ve anayasa aykırıdır' diyen bir yargıcımız var.
-Çete uygulamasını adaletin tüm kademelerine yaymak istiyorlar. Ne kadar AKP'li avukat varsa hakim yapıyorlar. Hakim siyasallaşırsa adalet olmaz. Adalet olmazsa devlet olmaz. Bir çöküşün eşiğindeyiz. Bütün bunlar olurken hükümetin tek derdi Reza Zarrab'ı kurtarmak. Bakanlar, başbakan, cumhurbaşkanı hepsi ABD'ye gidiyor, dertleri Zarrab. Onlar ayakkabı kutusu geleneğinden geliyorlar da dertleri Zarrab. Ya Zarrab konuşursa diye korkuyorlar. O konuşmazsa, Halkbankası genel müdür yardımcısı konuşacak. Gün gelecek adaletin olduğu yerde hepsi ortaya çıkacak."
Vişne Haber Ajansı