''Biz buraya her hafta mezarlarımızı ziyarete geliyoruz''

Galatasaray Meydanı’nda 401. Kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri Ender Toğcu’nun akıbetini sordu...
401. haftada 18 yıl önce gözaltında kaybedilen Ender Toğcu’yu unutmayın demek için Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, ‘’insanlık suçu işleyenler ne zaman cezalarını çekecek’’ dedi.
Ender Toğcu'nun annesi Soliya Toğcu da Diyarbakır'dan gönderdiği mektupla Galatasaray Meydanındaydı.
Ender Toğcu, evli, yeni doğmuş bir kız çocuğu babasıydı. 1994 tarihinde Diyarbakır Merkez Postanesi önünden beyaz bir Toros'a bindirildi. Onu zorla arabaya bindirenlerin içerisinde Diyarbakır Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli emniyet mensubu Zafer Aktaş da vardı. Ender Toğcu'dan sonra babası ve ağabeyi Ali de gözaltına alındı.
İşkenceli sorgu sonrasında ağabeyi ve baba serbest bırakıldı. Ali Toğcu sorguda kardeşinin işkencede ki sesini duyduğunu söyledi. Aile, yaptığı araştırma sonrası Ender Toğcu'nun JİTEM subayı Yüzbaşı Zahit Engin'e teslim edildiğini öğrendi. Toğcu Ailesi tüm mercilere başvurdu. Savcılığa suç duyurusunda bulunarak Ender' i gözaltına alan, sorgulayan görevlilerin ve olayın tanıklarının isimlerini verdi. Aile ve tanıklar yoğun tehdit ve baskıya maruz kalınca görüştükleri savcı "ben de tehdit altındayım, yapabileceğim bir şey yok" diyerek dosyayı kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle kapattı. Ama dava Mayıs 2005 tarihinde AiHM'de mahkumiyetle sonuçlandı.
''Annem için soruyorum''
401. haftada ilk sözü alan 1980 yılında gözaltına alınıp kaybedilen Nurettin Yedigöl’ün kardeşi Muzaffer Yedigöl, kardeşinin gözaltına alındığı 1. Şubede görevli olanlara seslenerek, ‘’Nasıl öldürdünüz? Nasıl işkence yaptınız? demiyorum. Annem için soruyorum abimin mezarı nerede? diye sordu.
12 Eylül davasının tiyatroyu andırdığını söyleyen Yedigöl, faili meçhullere sahip çıkılmasını ve insan olan herkesi kendilerine güç olamaya çağırdı.
''Hikayemiz 12 Eylül'e başladı''
Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren de, artık kardeşinin kaybediliş öyküsünü anlatmak istemediğini vurgulayarak, burada bulunan topluluğun mimarının 12 Eylül darbesi olduğunu ve hikayelerinin 12 Eylül’e başladığını söyledi.
Gözlatında kaybedilen yakınlarını senelerdir aradıklarını, yakınlarının kaybedilmesine sebep olanların yargılanmasını istediklerini belirten Eren, 12 Eylül Davasında yargılananların insanlık suçu işledikleri için tutuklu yargılanmalarını istedi.
Her hafta buraya mezarlarını ziyarete geldiklerini ifade eden Eren, ülkede işkenceyle kaybetme devlet politikası olduğu sürece bu yaşananlarında devam edeceği söyledi.
''Hukuksuzluk devam ediyor''
Sabırla sorumluların yargılanmasını için mücadelelerine devam ettiklerini belirten Hasan Ocak’ın abisi Ali Ocak, AKP hükümetinin hukuksuzluğu suçluları terfi ettirmesiyle ortada olduğunu, Hrant Dink’in hukuksuz bir şekilde cezalandırılmasına neden Nihat Ömeroğlu’nun Ombudsman Başvekilliğine getirilmesini eleştirdi.
Basın açıklamasından önce Ender Toğcu'nun annesi Soliya Toğcu'nun Diyarbakır'dan gönderdiği mektup okundu.
Oğlum, kavbedildiğinde 25 yaşında sırım gibi bir delikanlıydı.Onu devletten önce sağ istedim. Sonra cenazesine, şimdi de kemiklerine razı oldum. Onu canlı bulamadım, bari bir mezarı olsun istiyorum.Oğlumun mezarına sarılmak, gömüldüğü toprağı koklamak istiyorum.18 yıldır kocasını bekleyen gelinimin. Babasını fotoğraflardan tanıyan torunumun bir mezarları olsun istiyorum.
''Başbakan, yükümümlülüklerinizi yerine getirin''
Bu haftanın açıklamasını okuyan Cumartesi İnsanı Başak Can, hala darbeci generallerin işledikleri insanlık suçlarıyla övünecek bir iklimde yaşatılmaya çalıştıklarını söyleyerek Başbakan’a, ‘’18 yıldır oğlunu arayan Soliya Toğcu, kocasını bekleyen Güler Toğcu,18 yaşında olup, 18 yıldır babasını bekleyen Berivan ve diğer kayıp yakınları ne zaman "Bugün bizim için bayram gibi" diyebilecekler?
Evlatlarımızı ölüm hücrelerinde boğan, kazanlarda yakan, helikopterlerle uçurumlara atan, toplu mezarlara gömenler işledikleri insanlık suçlarının hesabını ne zaman verecekler? Sorularını sordu.
Bu soruların gerçekleşmesi için yükümlülüklerinizi yerine getirin’’ diyen Can, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
Kürt vekillerin dokunulmazlıklarını kaldırmak yerine, Kürtleri kaybeden/katleden devlet görevlilerinin üzerindeki dokunulmazlık zırhını kaldırın.
Ender Toğcu'nun kaybedilişinin 18. yılında bir kez daha:
Diyarbakır Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli emniyet amirlerinden Zafer Aktaş, dönemin Terörle Mücadele Şube Müdürü Ramazan Sürücü, Diyarbakır Emniyet Müdürü Rıdvan Güler, başta Binbaşı Zahit Engin olmak üzere JİTEMin ölüm timlerinde görev yapanlar, yerelden ulusala tüm askeri-sivil yetkililer yargılansın istiyoruz.
Gerçek ortadayken kovuşturmaya yer yoktur diyerek dosyayı kapatan savcı Mehmet İşbitiren ‘in yargılanmasını istiyoruz.
Kayıp yakınlarının "Bugün bizim için bayram" diyeceği güne kadar, yalnız kayıplarımızın değil, faillerin de peşinde olacağız.
Vişne Haber Ajansı/Rojda Duygu Yeşilgöz
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












