Cumartesi Anneleri, Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası’na denk düşen 425. Buluşmalarında da kayıplarının akıbetlerini sorup, faillerin yargılanmasını istedi...
Cumartesi Anneleri/İnsanları 17 - 31 Mayıs Kayıplar Haftasına denk düşen 425. buluşmalarında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek, ‘’Kayıp aileleri üzerindeki sistematik zulmün sonlanmasını, kayıpların akıbetlerinin açıklanmasını ve faillerin yargılanmasını’’ istedi. Eylemde ilk olarak 1994 yılında gözaltında kaybedilen Hüsamettin Yaman’ın ağabeyi Feyyaz Yaman konuştu.
Yaman, ‘’Cennet anaların ayaklarının altındadır’’ denilen retoriğin uzağında anaların ağladığı bir coğrafya da yaşıyoruz. Buradaki anaların acıları 425. Hafta ile sınırlı değil. Her kazılan toprağın altından kemik fışkırıyor. Bu coğrafya ölüm coğrafyası haline geldi. Analar çocuklarına kavuşmadan bu coğrafyada hukuk ve insanlık adına bir şey yetişmez. Dersim Katliamından, Kürt Sorununa Ermeni sorununa kadar insanlık ayıbı devam ediyor. Bu toplumun ekonomisin arkasında duran liberal demokratların vicdanları nasıl sessiz kalır. Değil 425, 1415 haftada olsa bu insanlar burada kayıplarını arayacak’’ dedi.1994 yılında kaybedilen Nihat Aydoğan’ın eşi Halime Aydoğan, medyayı eleştirerek söylediklerini olduğu gibi alınmasını istedi.
‘’Biliyoruz eşim sağ değil ama bari kemiklerini versinler’’ diyen Aydoğan, yıllardır dertlerini dile getirdikleri için, polis tarafından şiddete uğradıklarını söyleyerek, 1998 yılında cop darbesiyle beyin kanaması geçirdiğini, dizinde oluşan çatlağın o dönemde uğradıkları şiddeti hatırlattı.
1980 yılında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, ‘’Tarih boyunca kolluk güçleri tarafından alınıp bilerek isteyerek işkence tezgâhlarından geçirilen ve kaybedilen yakınlarımızı arıyoruz ve faillerinin yargılanmasını istiyoruz’’ dedi.
‘’Anneler babalar öldükten sonra çocuklarına miras bırakırlar. Baba Ocak’ta biz bu meydanı bıraktı’’ diyen 1994 yılında kendi elleriyle polise teslim edilen gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, bu meydana kimsenin parti olarak olarak dedil insan olarak ellerine yüreklerini alarak gelsinler’’ isteğinde bulundu.
Bu haftanın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Ümit Efe okudu.
Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası'nda, dünyanın farklı ülkelerinde kayıplar gerçeğine dikkat çekiliyor. Türkiye dünyada gözaltında kaybetme suçunu sistematik işleyen ülkelerden biri olarak biliniyor. Çünkü bu topraklarda yaşam hakkını her koşulda korumakla yükümlü olan devlet, kurduğu çetelerle yurttaşları infaz etti, gözaltına alarak' kaybetti. Yüzlerce insan, yetkileri olan görevlilerce "gözaltına alıyoruz" denilerek götürüldü. Devletin binalarında, devlet görevlileri tarafından işkenceye tabi tutuldu. İşkence sonucu ölenler asit kuyularına, toplu mezarlara gömüldü. Ölü bedenleri helikopterlerle uçurumlara atıldı, askeriyenin kazanlarında yakıldı.
Yargının, siyasetin, medyanın, bilim dünyasının ve toplumun çoğunluğunun suskunluğu ile beslenen vahşet ortamında, devletin kadrolu cellatları her şeye muktedir kılındı. Çocuklar, yaşlılar, kadınlar, üniversite ve lise öğreticiler), insan hakları savunucuları, avukatlar, doktorlar, mühendisler, siyasetçiler, gazeteciler, sendikacılar, köylüler, esnaflar, işçiler Süryani olduklerı için, Keldani oldukları için, Kürt oldukarı için, sosyalist oldukları için, hak talep ettikleri için devletin uyguladığı özel harp teknikleri ile gözaltına alınarak kaybedildiler.
Bu günün muktedirleri, taleplerimizi yerine getirmeleri gereken görevleri olarak değil, kudretlerini hedef alan saldırılar olarak görüyor. Susalım, onların uygun gördükleri ile yetinelim istiyorlar. Hukuksuzluklarını, adaletsizliklerini sineye çekelim, insanlık onurumuzdan vazgeçelim istiyorlar. Susmayacağız; Kayıplarımızın akıbeti açıklanıncaya, failleri yargılanıp hakkaniyete uygun cezalandırılıncaya kadar, her cumartesi Galatasaray'dan, Diyarbakır Koşuyolu'ndan, Batman'dan. Cizre'den sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
Vişne Haber Ajansı/Rojda Duygu Yeşilgöz