loading
close
SON DAKİKALAR

Camia Olmak İsteyen Cemaat

Camia Olmak İsteyen Cemaat
Tarih: 22.02.2012 - 12:47
Kategori: Gündem

Şimdi kafam iyice karıştı işte! Medyada, cemaat mensubu olduğunu net olarak bildiğimiz ender isimlerden, Zaman gazetesi Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, 'cemaat değil camia' başlığıyla bir yazı yazdı.

Şimdi kafam iyice karıştı işte! Medyada, cemaat mensubu olduğunu net olarak bildiğimiz ender isimlerden, Zaman gazetesi Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, “cemaat değil camia” başlığıyla bir yazı yazdı.

Cemaatle ilgili son zamanlarda iyice harlanan soruları kendince cevaplayan Dumanlı, “cemaat” denmesini “büyük haksızlık” olarak yorumluyordu!

Anlamadım bunun nesi haksızlık? Nesi rahatsızlık veriyor? Gülen cemaati, onu bir arada tutan esası, yani dini tutkalı mı reddediyor? “Kim olursan ol, gel” diyerek herkese kapılarını açıyor mu?

Evet, cemaat gerçekten de diyalog yollarını açık tutmak için her kesimden insanla bir araya gelmek üzere “vakıf”lar kuruyor, paneller düzenliyor. (Daha doğrusu birkaç yıl öncesine kadar bu tip diyalog hamleleri çok daha yoğundu. Artık ihtiyaç kalmadı galiba!)

Bunlardan bazılarına ben de katıldım. Kişisel gözlemim şu: Gayet hoş muhabbet ettiğim, fikirleri ve amaçları bambaşka olsa da bir araya gelip konuşabildiğim pek çok üyesi var. Ancak bu, asla ve asla cemaat kapılarının cemaatten olmayana açık olduğu anlamına gelmiyor.

Zira “aile, din, kadın” gibi temel meselelerde karşılarındakini “dinlemeleri”, sadece kendi düşüncelerini desteklediği ölçüde mümkün.

Galatasaray camiası

“Bizi ayıran nehir”, cemaat mensuplarının ortak paydası ve hareket noktasının “dindarlık” olması. Her dindarı da teşkilatına almıyor cemaat. Anladığım kadarıyla Hocaefendi’nin okullarında okumuş olmak, cemaat mensuplarının aile ve iş ilişkileri, son günlerin popüler deyimiyle aynı “hizmet yarışı”nın bir zinciri olmanın gerekleri.
Bunda ayıp bir şey var mı, yok. Peki neden Dumanlı, yılların cemaat sözünü beğenmeyip “camia” sözünü tedavüle sokuyor?

Camia, sözlük anlamıyla “zümre, topluluk” demek. Mesela Galatasaray liseliler bir camiadır. GS’de okumayan zinhar bu camianın bir parçası olamaz!

Ancak örneğin Yahudi topluluğundan bahsederken “Yahudi camiası” değil, “Yahudi cemaati” deriz. Çünkü bu topluluğu bir araya getiren harcın temelinde inanışları, mensup oldukları din vardır.

“Cemaat” genellemesinin “Hocaefendi’ye inananlar” topluluğu için kullanılmasının sebebi bundan. Temelinde Müslümanlık, Nurculuk var.

Neden küçümsemek, daraltmak anlamında kullanılsın ki?

Şerif Mardin çözemedi

Dumanlı, cemaat tanımlamasına itiraz ederken “dar bir kitle ya da dışa kapalı bir zümre değildir. Toplumun ta kendisidir” diyor.

Gülen cemaatinin yaygınlığını tahminlerle ölçtüğümüze göre “toplumun ta kendisi” demek fazlasıyla abartılı. Eğer öyleyse, Gülen cemaati mensubu bir Alevi, bir Ermeni, bir laik veya bir ateist neden yok?

Şerif Mardin bile “Gülen cemaatini çözemedim” açıklamasını yapmıştı: “Cemaatlerin yapıştırıcı bir tutkalı vardır. Bunun bir iç organizasyona bağlı olması lazım. Amerika’da 4 ay kadar Türk öğrencilerin yüzde 80’inin Gülen cemaatine bağlı olduğu bir yerde kaldım. İç teşkilatlanmasını hiç çözemedim.

Bu iç teşkilatlanma, aslında tutkal şekli, bizim tanıdığımız bir tutkal şekli değil. O bir inanç, bir yakınlaşma, bir yardımla birlikte cemaatin çeperini kurma, bütün onların birlikte olduğu bir tutkal.” (17 Eylül 2010, Yazı İşleri programı, NTV)

Mardin bile çözemediyse bizim çabamız nafile.

- Aralık ayından itibaren sergilenen “Dali” sergisine cumartesi günü gidebildim. Aman efendim! Tophane-i Amire’nin önünde bir izdiham, bir izdiham! 

- Bilet almak için dondurucu soğukta yaklaşık 45 dakika bekledikten sonra içeri girdik. Bir de ne görelim? Koskoca Tophane-i Amire’de, Dali’nin çizimlerini görmek için bir değil, iki değil, üç sıra kuyruk var!

- Venedik Bienali ve dünyanın en popüler müzeleri dahil, çok sergi gezdim. Ama böylesine bir izdiham görmedim! Üstelik İstanbul’daki bu son sergide Dali’nin tek bir orijinal eserini görmek mümkün değil. Çoğu, Dali’nin suluboya resimlerinden çıkarılan ahşap baskıdan çoğaltma.

- Olsun! En önemlisi, sanat tutkusunun İstanbul’da giderek geliştiğini görmek. Merak ediyorum, SSM’deki gibi gerçek Dali eserleri gelse kaç bin insan hücum edecek?

- Tophane-i Amire’deki Dali sergisi 26 Şubat’ta bitiyor. Aman son güne kalmayın, kalabalığı görünce pişman olursunuz... 

Mehveş Emin

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları