loading
close
SON DAKİKALAR

Cemaat’in darbe mahmurluğu

Cemaat’in darbe mahmurluğu
Tarih: 19.07.2016 - 10:17
Kategori: Gündem

CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer: Faşizm ve şeriat çağrıları ile zehirlenen halkın panzehiri koşulsuz demokrasidir.

5 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece demokrasi tayin etme iddiası ile acemilikten çok güçsüzlük ve hiçbir darbe pratiği ile uyuşmayan silsilesi ile topluma resmi, özel tüm TV kanallarından canlı yayında bir darbe girişimi izletildi.

15 Temmuz gecesi ordu içindeki Cemaatçi cunta, yaklaşan YAŞ öncesi “bombalı intihar eylemi” olan bir askeri müdahale için gözünü kararttı, ülkenin iç ve dış siyasal kriz ortamında hükümetin sıkıştığını varsayarak iç ve dış toplumsal destek ve askeri kapasite aramadan bu girişim sonucunda bunun kendiliğinden geleceğini de ön görerek terör saldırısını aratmayan bir darbeye yeltendi.

Sokağa camilerden çağrı ile çıkan halkın geriye kalanlarının anlamlandırmakta zorluk çektiği bu canlı yayın darbesi komplo teorilerinin onlarcasını içinde barındıracak düzeyde sürreal bir biçimde seyrediyordu.

Ortada rütbeli asker yerine korku ve şaşkınlık içinde erler ve erbaşlar dolaşıyor, ülkenin kritik noktalarına, kurumlarına gönderilen şaşkın erler halk ve polisin lincine maruz bırakılıyor, darbe lideri ilan edilen kişi Genelkurmay Başkanvekili olarak atanırken; gece, askeri kışlaya çağıran ve TV’de askerin komuta kademesinin dışında bir girişimle karşı karşıya olduğunu söyleyen ya da Cizre’de, Sur’da “kahraman” olan Paşa’lar ertesi gün gözaltına alınıyordu.

Birkaç saat içinde beklediği ordu içi kapasite desteği ya da toplumsal, siyasal odakların desteğini alamadığını gören “defne yaprakları” TBMM’yi bombalamaya vardıracak bir gözü dönmüşlükle süreci bir iç savaşa evriltmeye çalıştığında ise süreç bizi tehlikeli başka bir noktaya götürüyordu; aynı evre pekala AKP’nin yani RTE’nin de istediği bir şeydi ki camilerden salalar ve ezanlar eşliğinde “başkomutan” isteyene kadar halkın sokakta kalması talebi dillendiriliyor artık.

Bu darbe girişimi artık AKP ve RTE elinde bir iç savaş provasına cemaatler ve tarikatlar eliyle de bir cihat çağrısına dönüşmeye başladı. AKP ve hükümet temsilcileri tarafından yapılan direniş çağrısı 15 Temmuz gecesi provası yapılmış iç savaşa davetiye halini aldı.

Bununla birlikte AKP’nin bundan sonrası için bu girişimi kendisi için bir siyasi çıkışa, başkanlık dahası teokratik diktatörlük için zemin arayışına evriltmeye; 11 Eylül sonrası Amerika, İslamcı terör sonrası İngiltere ve Fransa’da olduğu gibi temel hak ve özgürlükleri tamamen askıya alan yeni bir otoriterleşme, kendi faşist siyasal rejimini inşa mazereti için kullanma olasılığı en az darbe kadar tehlikelidir ve AKP’nin bunu yapmaması için hiçbir neden yok. En azından cuntadan daha fazla iç ve dış destek gördüğünü test etmiş ve iç savaş senaryosunun sokak versiyonunu yaşayarak görmüş bir “başkomutan” kaybedecek bir şeyi olmadığını da gördü.

CHP’nin payına düşenler

Darbe girişimi ile ülkeyi 15 Temmuz’dan öncesine göre daha zor ve daha karanlık bir dönem bekliyor. AKP’nin 14 yıldır “vesayetle mücadele” argümanının her alanda arkasına saklanarak ülkeyi getirdiği nokta darbe girişimi ile sonuçlanmışken söylediklerimizin temelsiz olmaması gerekmektedir.

Özellikle 17-25 Aralık sonrası operasyon yapılmayan tek kurum olan ordunun yaklaşan YAŞ öncesi darbe girişimi ile gündeme gelmesi bizleri bekleyen tehlikenin boyutunu ve nedenini bir kez daha ve çok daha ciddi bir şekilde düşündürmelidir. Bu kez öngörüsüz davranma lüksümüz yok. Süreçte savrulmak yerine süreci doğru okuyarak pozisyon almak zorundayız. AKP’nin yaşanan bu hadiselerin gelip dayandığı darbe girişiminden kendine pay çıkarmaması, kendini içerideki tek politik aktör olarak tahkim etmemesi beklenemez ve dışarıdaki aktörler ile de yeni at pazarlığı yapmalarının da ülke halkının yararına olacağını da beklememek gerek.

Darbe girişiminin yeni bir “rejim krizi”ne yol açması bombalanan Meclis’le beraber ülkenin fiilen Saray’dan yönetilmesinin yanına hukuki süreçle de geçilmesi eklenebilir.

Ordudan başlanarak yargıdaki tasfiye kararlarının alacağı boyut anayasal düzen üzerinden yaşanacak bir kavgaya da dönüşebilir.

Toplumsal ve siyasal düzen saray ve sonrasına hazırlanırken, kurumlar yeniden dizayna tabi tutulurken, iç ve dış politik süreçler yeniden kurgulanırken, Kürt sorunu da bu yeni dönemin tercihlerine göre şekillenmeyi beklerken CHP açısından tüm bu başlıklar, kolektif bir tutum ve politik gerçeklikler taşımalı.

Faşizm ve şeriat çağrıları ile zehirlenen halkın panzehiri koşulsuz demokrasidir.

Halka gerçek demokrasinin kendi gücüne dayanan bir yönetim olduğu gerçeği kavratılmalı. Halkın darbe ve AKP karanlığı arasında tercihe zorlanıp AKP’nin diktasına kayması engellenmeli demokrasinin yeniden parlatılmasına yönelik eylem ve söylem birlikteliği sağlanmalı.

Önümüzdeki haftadan itibaren Meclis içi muhalefette AKP’nin otoriter iktidarının tesisi için başlatacağı iç tüzük, yeni anayasa, başkanlık, yeni yargı ve ordu, yeni polis teşkilatı dahil birçok kurumun yeniden dizaynına, AKP’nin darbe bahanesi ile pervasızlaşmasına tavizsiz bir biçimde karşı çıkmak gerek.

Bu yeni evrede her şey RTE ve AKP’nin gayri ahlaki politik tutumlarına terk edilmek yerine CHP, tüm bu alanları legal siyasetin ve demokratik alanının yeniden inşası yeni politik argümanlarla dillendirip süreçte aktif rol oynamak üzere dâhil olmalı.

CHP içeride ve dışarıda umut olacak bir politik aktöre hızla dönüşmeli, “ülkenin kurucu gücü” iddiasını yeniden ve tam da bu yeni evrede ete kemiğe büründürmelidir.

BirGün

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları