CHP, çoklu baro kanununun iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu

CHP, Türkiye Barolar Birliği ve 80 baronun karşı olduğu çoklu baro kanununun iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
CHP, çoklu baro düzenlemesi olarak bilinen 7249 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, başvurunun ardından Anayasa Mahkemesi önünde açıklama yaptı.
Altay'ın açıklamaları şöyle:
"Orta yerde var olan bir anayasasya beğensek de beğenmesek de 83 milyon olarak, yasama, yürütme, yargı organı olarak da uymak zorundayız. Buraya gelişimizin 3 temel noktası var. Yüksek mahkemenin tarihibir sınav vereceğini düşünüyorum. Çok aleleade bir rutini gerçekleştirme başvurusu değildir. Orta yerdeki anayasanın, adil yargılamanın ortadan kaldırılmasına yönelik, sadece yargıyı değil milleti de ayrıştırmaya yönelik olumsuzlukları barındıran avukatlık kanunundaki düzenlemelerin iptaline yenliktir.
Kanun 28 maddedir. İkisi yürütme olarak düşünülürse 26 maddedir. Biz 26 maddenin 21'inin iptalini talep ettik. 15 ve 18'inci maddelerin ilintili maddeler olduğu için iptalinin istediğimiz madde sayısı 21 maddeyi içermektedir. Anayasa'nın 88'inci maddesi, kanunların görüşülmesi esnasında iç tüzüğe göre hareket edilir, der. İçtüzüğün 26. ve 36. maddeleri 48 sat geçmeden komisyonların toplanması mümkün değildir, der. İç tüzük maddeleri açıkça çiğnenmiş ve komisyon toplanmıştır. Biz buna eylemli içtüzük ihlali diyoruz. Böyle oluşturulan kanunların yok hükmünde olduğunu biliyoruz. Bu nedenle eylemli içtüzük ihlali nedeniyle teklifin tümünün iptalini istedik.
İkinci nokta da, 15'inci maddeye yönelik güçlü bir itirazımız var. Bu da 5 bin ve üstü bulunan yerde 2 bin avukatın baro kurabilmesidir. Baroların görevi salt meslek mensuplarının haklarını korumak, mesleği geliştirmek değildir. Baroların temel görevi hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmaktır. Tüm dünyada yargı çevrelerinde baroların örgütlenmeleri yargı çevreleri esasına göredir. Bizim ülkemizde yargı çevresinden anlaşılan illerdir. Aynı yargı çevresinde iki baronun örneği yok.
İstanbul'da 23, Ankara'da 8, İzmir'de 4 baro kurulabilir. 'Ne var bunda' denilebilir. Barolar arası ideolojik, ekonomik ve siyasi rekabet düzeni, disiplini ortadan kaldırır. Ayrıca farklı dinsel, etnik, ideolojik ve hatta yaşam tarzı üzerinden oluşacak barolar adliyeleri çatışma merkezine dönüştürür.
Üçüncü nokta 18. madde. Barolar Birliği'nin temsil meksanizması yeniden düzenleniyor. Bütün illerden gelen delege sayısı 3'e çıkıyor. İstanbul, izmir, Ankara barolarının Barolar Birliği'ndeki temsil hakları gasp ediliyor. Avukatlar yüzde 10'un altında oranında temsil edilecek. Ardahan Barosu'nun delege sayısı 3'ten 4'e çıkıyor ama İzmir Barosu'nun delege sayısı 35'ten 5'e düşüyor.
Geçmişte yüce mahkemenin aldığı kararlar var. Türk Eczacılar Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği'nin temsilinde geçmişti kimi düzenlemeler yapıldı. Yüksek mahkeme hepsini bozdu. Yüksek mahkemenin elinde geniş bir içtihat havuzu var. İlk defa bu başvurumuzun kabul edileceğine dair yüzde 100'lük bir inançla buradan ayrılacağım.
Tayyip Erdoğan, tek devlet, tek bayrak, tek vatan der de tek bıraktığı bir şey yok. Her şeyi böldü, ayırdı. Ayıramadığı barolar vardı. Türkiye'de kamu vicdanını kanatan kararlarıyla yargının idida makamı ve hüküm makamı zaten Erdoğan'ın vesayetinde. Erdoğan şimdi diyor ki yargının 2 ayağı bana yetmez. Ya tahakküm altına alacağım ya böleceğim, diyor.
Bu teklif uygun görülürse duruşma salonuna nifak girecek. Mahkeme reddederse Erdoğan'ın bir sonraki adımı çoklu hukuk olacaktır. İşte o Türkiye'nin sonudur. Kamuoyunu da bu konuda ciddi bir reflekse, 140 bin avukatı mesleklerine sahip çıkmaya çağırıyorum. Erdoğan adaletin terazisiyle çok kötü oynuyor. Bir gün o terazinin kendisini de tartacağını unutuyor.
Erdoğan dün kıvırdı ama şu lafı edince hepimizin tüyleri ürperdi. Ayasofya kararı için 'Tek parti döneminde alınan karar tarihe ihanet olmanın yanında hukuka da aykırıdır. Bugün alınan karar Fatih'in bedduasından kurtulmamızı sağlamıştır.'
11 Temmuz'da bu lafı eden Erdoğan 14 Temmuz'da buradan çark etti. İyi yaptı. Atatürk'e hakaretin bedeli ağır olur. 83 milyon bu cumhuriyeti Atatürk ve silah arkadaşlarına borçlu olduğunu bilir. Erdoğan'ın Atatürk'ü milletin gönlünden silemeyeceği konusunda akıllanmamış olmasına şaşırdım. Devlet Bahçeli'nin Atatürk sevgisinden şüphe etmem ama sayın Baçeli'nin Erdoğan'ın Atatürk'ü ihanetle suçlayan konuşmasına bir refleks göstermesini beklerdim. Bbahçeli'nin hem bu densiz konuşmaya hem de AKP grup başkanvekilinin 'PKK baro kuracakmış, kursun' lafına verecek cevabı olmaması bende hayal kırıklığı yarattı.
Baroları bölen Erdoğan şehit ve gazileri bölmek için hamle başlattı. Erdoğan, "şehit yakınlığı ve gazilik şerefinin manevi sırrına vakıf olmalarını diliyorum' diyor. Erdoğan'dan hakkını isteyenler, 340 milyon bağışın hesabını soranlara diyor. Hak aramak manevi sırra vakıf olamamak değildir. Covid süresinde bunlara biner lira verdik diyor. Herkese verilen biner liranın şehit yakınları ve gazilere verilmesini yeterli bulan bir Erdoğan var.
Milletin topladığı paranın hesabını soruyoruz. Erdoğan 340 milyon lira nerede, parayı ne yaptın?
Adil Öksüz nerede, zırhlı araç verdiğiniz Zekeriya Öz nerede?
Erdoğan 15 Temmuz'u Malazgirt'e, Kurtuluş Savaşı'na, Çanakkale'ye benzetmiş. Erdoğan sen kendi elinle devleti, devletin tankını, uçağını teröristlere verdin. Alparslan düşmanlarına ok vermedi, Fatih Sultan Mehmet düşmanlarına top, tüfek vermedi. Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı'nda düşmanlarına top, tüfek, Çanakkale'de gemi teslim etmedi. Kendini Atatürk'ün, Fatih'in Alparslan'ın yerine koymak için önce bir tarihioku sonra FETÖ günahınla hesaplaş, sonra böyle konşmalar istersen yap.
Erdoğan'ın siyasi hırsını, ihtirasını biliriz ama bugünlerde siyasi bir takıntılı görüyorum. Bunun kendisinebir hayrı yok ama Türkiye'ye çok zarar vereceğinden eminim."
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları












