loading
close
SON DAKİKALAR

CHP, 'gönüllüler'i ile Hollanda'da buluştu

CHP, 'gönüllüler'i ile Hollanda'da buluştu
Tarih: 21.11.2012 - 13:21
Kategori: Siyaset

Perihan Sarı'nın başkanlığındaki CHP heyeti, Hollanda'da CHP Gönüllüleri ile bir araya gelip, talep ve önerilerini dinledi...

Örgütlenme Çalışmaları Kapsamında Hollanda’nın Venlo kentinde yapılan toplantıya, Parti İçi Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı’nın Başkanlığında, Parti Meclisi Üyesi Ercan Karakaş ve Fikri Sağlar, İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi katıldı.

Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, Hollanda Sosyal Demokrat İşçi Partisi milletvekilleri Keklik Yücel ve Tunahan Kuzu’da katıldığı toplantının, Panel olarak düzenlenen oturumunda konuşarak, oturumu yönetti.

Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı:

“Hollanda’da partimize olan güçlü yönelimin farkında olarak bugün, sizlerin Partimizden beklentilerini, örgütlenme ve çalışma konusundaki düşünce, istek ve önerilerinizi dinleme, konuya ilişkin karşılıklı olarak görüş alışverişinde bulunma olanağı bulacağız.

Bu toplantıyı düzenleyen ve bize bu olanağı sağlayan arkadaşlarımıza yoldaşlarımıza teşekkür ediyorum. Verimli ve etkin bir çalışma yürüteceğimizden eminim.

Hollanda ile diplomatik ilişkilerimizin başlangıcı oldukça eski.

İki ülke arasında önceki dönemlerin devlet yapılanmasına uygun olarak başlayan bu ilişki, günümüzde artık olgunluk dönemine girmiş bir Cumhuriyet ile bir Avrupa Birliği ülkesi arasındaki ilişki ve içinde bulunduğumuz yıl 400. yıldönümüne karşılık geliyor.

Hollanda ve Türkiye arasındaki toplumsal ilişkilerin gelişimi ise, Türkiye’nin Avrupa Birliği macerası ile koşut görece yakın bir tarihe denk düşüyor.

1960’lı yıllarda Türkiye’den başlayan emek göçü, daha sonraki dönemlerde yaşanan siyasal nedenli göç ve ardından Avrupa Birliği’nin açtığı olanaklarla gerçekleşen göç, Avrupa’da yaşayan Türklerin sayısını, büyük bir topluluk oluşturacak biçimde artırdı.

Emekçi Türkler, kendi özel sorunlarını aşmak için bir mücadele yürüttüler ve başardılar. Bugün ikinci ve üçüncü kuşak yurttaşlarımız, başka sorunlar yaşıyor.

Avrupa Türkleri bugün, hem nitelik, hem de nicelik olarak bir güç oluşturuyor. Avrupa’da yaşayan bilim insanlarımızın, sanatçılarımızın Avrupa ve dünya uygarlığına yaptıkları katkı, bu durumun somut kanıtları.

Bugün Avrupa’da yaşayan Türkler, bulundukları ülkelerde yerel ve ulusal mekanizmalarda temsil edilen, etkin görev yürüten ve yurttaşlık haklarından eşit koşullarda yararlanan bireyler.

Ülkemiz sınırları dışında yaşayan yurttaşlarımızın oy kullanarak siyasal katılımının sağlanması ve bunu kolaylaştıracak yöntemler, bizim kendi yurttaşlarımız için gecikmiş olarak ancak düzenlenebildi.

Seçimlerde, yurttaşlarımızın bulundukları ülkelerde oy kullanabilmeleri ile ilgili düzenlemenin yürürlüğe girmesi, yurtdışında bulunan yurttaşlarımızın Örgütlenme, üyelik ve Türkiye’deki siyasal süreçlere katılımı konularında düzenleme yapma gereksinimini partimiz için de öncelikli hale getirdi.

Şubat ayında yaptığımız 16.olağanüstü kurultay sonrasında da Tüzük metninde korunan bir hüküm Yurtdışı Temsilciliklerinin kurulması.

Merkez Yönetim Kurulu kararı ile AB üyesi devletler ile İsviçre, Norveç, Rusya, ABD, Kanada, Avustralya, K.K.T.C, Kafkasya ve Avrasya devletlerinde yurtdışı temsilcilikler kurulabileceği Tüzük’te yer alıyor.

Tüzük uyarınca yapılan yönetmelik düzenlemesi ile temsilciliğin, CHP Merkez Yönetim Kurulu kararı ile belirlenen CHP üye kütüğüne kayıtlı ve temsilcilik açılan ülke sınırları içinde daimi adresi olan biri başkan olmak üzere, en az beş; en çok dokuz kişi tarafından kurulacağı belirlenmiştir.

Kendilerine MYK tarafından temsilcilik kurma yetki belgesi verilen ve başkan ve üye olarak görevlendirilenlerin, en geç üç ay içinde bulundukları ülkenin yasalarına uygun olarak hazırlıklarını tamamlamaları ve yıllık faaliyet programlarını bağlı oldukları Genel Merkez birimine göndermeleri beklenmektedir.

Yurtdışı Temsilciliğinin çalışmalarına, bağlı birimlerin oluşturulması, üyelik, belgelerin ve dosyaların tutulması, ödentiler, mali konularla ilgili kurallar ve denetim gibi konular da yönetmelikte ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Federal Almanya ile ilgili çalışmalar bu alanda öncelik alan ve ilerleme kaydedilen bir noktadadır.

Parti olarak, Genel Merkez olarak bu çalışmaları kalıcı ve düzenli olarak yürütme konusundaki yaklaşımımız, her ülkenin koşullarını gözeterek, yurttaşlarımızın en geniş biçimde katılım ve temsilin sağlayacak, en uygun örgütlenme modelini oluşturmak konusunda da bizi yönlendiriyor.

Her ülkenin kendi özgün koşullarının farkında olarak, o ülkede yaşayan ve partimize yönelen tüm yurttaşlarımızı kapsayacak katılımcı bir yapılanmayı sağlamak çabası içindeyiz.

Ancak şunu öncelikle belirtmeliyim ki, bu güne dek hiç bir ülkede resmi görevlendirme yapmadık ve temsilcilik de vermedik.

Yürütme Kurulu Üyesi arkadaşlarım, bu konuda ayrıntılı bilgiyi sizlerle paylaşacaklar.

Hollanda’da CHP örgütlenmesi de bu doğrultuda yürüyecek ve bugün yapacağımız çalışmada öncesinde belirttiğim gibi, karşılıklı olarak düşüncelerimizi paylaşacağız.

Hollanda’nın coğrafi ve hukuksal koşulları ve yapısını gözeterek, en uygun örgütlenme modelinin oluşumunu, bununla ilgili çerçeveyi ve yapılanmayı birlikte saptayacağız.

Bu arayışın, Avrupa ülkelerinde sadece CHP örgütlenmesinin alt yapısını oluşturmak ve seçimlerde oy kullanmakla ilgili bir durumu düzenleme çabasına dayanmadığını da söylemek isterim.

Amacımız, CHP üyelerinin yanında, CHP gönüllülerinin de örgütlenmesi ile yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın temsilini ve ülke sorunlarına yönelik duyarlılıklarını yansıtacak, yurttaşlarımızın bulundukları ülkelerde yaşadıkları sorunların çözümüne katkı yapacak, onları destekleyecek mekanizmalar oluşturmak.

Bugün burada bulunmamız nedeniyle, Türkiye’den haber beklediğinizi ve Türkiye ile ilgili gelişmeleri öğrenmek istediğinizi biliyorum.

Türkiye’de içinde bulunduğumuz koşulların iç açıcı olmadığı, ülkemizin zor bir dönemeçten geçtiği hepimizce bilinen bir gerçek.

Ancak, tarihsel süreçte, aşılması gereken, aşılması kaçınılmaz olan ve aşılacak olan bir gerçek.

Bugün, zor, dayatma ve her düzeyde ve her türlü aracı kullanarak yaydığı korku ile ülkeyi yönetmeye kalkışan bir tek adam yönetiminden söz etmek mümkün.

Toplumda her konuyu karşıtlıklar yaratarak, karşıt konumlara itilen kesimleri birbirine düşürmeye çalışarak, tartışan, tartıştıran bir Başbakan tarafından yönetiliyor ülke.

Yasama, Yürütme ve Yargı organları tek bir kişi tarafından yönlendiriliyor, sistemin tüm denge ve denetim mekanizmaları etkisizleştirilmiş.

Temel hak ve özgürlüklerle ilgili evrensel kriterlerin yerini, Hükümetin - daha da ötesinde Başbakanın- izni ve yorumuna dayalı ölçütler almış. Başbakanın uygun gördüğü sınırlar içinde, yorumladığı doğrultuda ve izin verdiği ölçüde; basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü, söz konusu.

Grev hakkı, Toplu İş Sözleşmesi hakkı, çalışma hakkı, hatta yaşama hakkı yine Başbakanın koyduğu ölçülere göre geçerli.

Devletin yurttaşlarına karşı görevleri, bir çift ölçü konusu. Tüm hak ve özgürlükler de çifte standart geçerli.

Bugün, Milletvekilleri tutuklu, hak arayanlar tutuklu, öğrenciler tutuklu, gazeteciler tutuklu.

Türkiye, 2011’de siyasi şiddet içinde olan ülkeler arasında 11. sıradan Ağustos 2012 ayı itibariyle 5.sıraya sıraya yükseldi.

Başbakanın söylemlerindeki nefret ve şiddet, toplumsal barışı tehdit ediyor.

Bu söylemin toplumda yarattığı etki, güvenlik güçlerinden başlayarak toplumun tüm katmanlarına yayılıyor. Bu dil, bu tutum, kadına uygulanan şiddetin dozunu da artırıyor. Türkiye’de kadın cinayetleri ile baş edilemiyor.

Bugünün Türkiye’sinde kadının konumu geriliyor. 139 ülke arasında Türkiye, kadın- erkek eşitliğinde 127. sıraya düşmüş durumda. İstihdamda ve toplumsal yaşama katılımda, işsizlik ve kayıt dışı çalışmaya ilişkin verilerde de kadının eşitsiz konumu doğrulanıyor.

Başbakan, ülkede yaşanan sorunlara karşı duyarsız. Tüm yurttaşların yaşama hakkını gözetmek zorunda olduğunun farkında değil. Kişisel ikbal hesapları, tüm konuların önüne geçmiş durumda ve gerçekte yaydığı korku, kendisini de sarıyor.

Türkiye’yi çağdaş hedeflerinden uzaklaştırıp, orta- doğu değerleriyle bütünleştirme çabası, artık gizleme gereği duymadığı, AB üyeliği ile ilgili gerçek yaklaşımını da yansıtıyor.

AB Komisyonu’nun 2012 ilerleme raporunun ortaya koyduğu tablo, ilk kez AKP döneminde demokrasi göstergelerindeki gerilemeyi bu kadar net ortaya koyuyor.

AB sürecinde “ilerlemeci” olarak görünen AKP’nin, Türkiye’yi getirdiği noktada nasıl bir yanılsama yarattığının, ileri demokrasi adını verdiği durumun gerçekte bir melez demokrasi olduğu gerçeğinin artık herkes tarafından görülmesi gerekiyor.

CHP olarak, bu tarihsel sapmayı, bu dönemeci ülkeyi düzlüğe çıkararak aşma kararlılığındayız. Bunu, ülkenin birlik ve bütünlüğünü; ortak ulusal değerlerimizi, farklılıklarımızın yarattığı zenginliği koruyarak ve esirgeyerek gerçekleştireceğiz.

Bugün sizlerin burada bu salonda bulunması, bizim CHP olarak bu konudaki kararlılığımızı artırıyor. Kararlılığın ötesinde, başarma gücümüzü çoğaltıyor.” dedi.

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları