CHP'li Haluk Koç, A Haber'e konuştu...
CHP sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, A Haber'in canlı yayınında Murat Akgün'e gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu:
Murat AKGÜN- Günaydın efendim. Ankara’nın, Türkiye’nin oldukça yoğun bir gündemi var ve bu gündemle ilgili sorularımızı yanıtlaması için stüdyo konuğumuz biraz evvelde anons ettiğimiz gibi
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve
Parti Sözcüsü Sayın Haluk Koç. Efendim hoş geldiniz.
Haluk KOÇ- Hoş bulduk Murat bey, iyi yayınlar.
Murat AKGÜN- Efendim yayınımıza hepimizin içini acıtan Afyonkarahisar’daki patlamayla başlamak istiyorum. Şöyle
ki; bu olay ve birde ÖSYM’de kopya iddialarıyla ilgili olarak bu kuruma ve başkana yönelik eleştiriler vardı. Sayın Başbakan dün çok net ifadelerle hem Genel Kurmay Başkanına, hem de ÖSYM Başkanına sahip çıktı ve bunu yaparken de onlara ehliyetsizlikle suçlayanların ehliyeti nedir dedi. Ayrıca Genel Kurmay Başkanı ve ÖSYM Başkanına yalaka demek terbiyesizliktir, alçaklıktır dedi. Ne dersiniz efendim?
Haluk KOÇ- Öncelikle Afyon’la ilgili başlamıştınız sorularınıza. Patlamanın hemen ertesi sabah, çok erken saatlerde Cumhuriyet Halk Partisi heyeti olarak bölgedeydik. Ve şunu söyleyebilirim. Hayatımın en acı sahnelerinden birini yaşadım ki ben hekimim, bir çok acı sahneye mesleğimde de tanık oldum, yaşadım, zaman zaman empati yaptım. O hastaları kendi çok yakınımmış gibi hissettim, akraba gibi. Fakat Afyon’da tanık olduğum acıyı tarif etmem mümkün değil inanın. Ve burada biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak belki anımsarsınız çok dikkatli bir üslup kullandık. Hem şehitlerimizin anısına saygısızlık yapmamak, hem acılı ailelerin acılarını daha da örselememek adına çok dikkatli açıklama yaptık. Bir takım soru işaretleri biliyorsunuz olayın başlangıcından itibaren kamuoyunda tartışılmaya başlandı. Doğaldır açık bir toplumda, şeffaf bir toplumda değişik görüşlerin, iddiaların ortaya konması doğaldır. Biz kurumlarımızı hiçbir zaman böyle bir itham altında bırakmadık. Sadece başlatılan adli ve askeri soruşturmanın biran önce kamuoyunda tartışılan noktalara tatmin edici bir yanıt vermesini beklediğimizi ifade ettik. Daha sonra Sayın Genel Kurmay Başkanının ertesi gün, bizim ziyaretimizden sonraki gün Afyon’a intikalinde Afyon valisiyle basına Afyon vilayetinden yansıtılan, sitesinden yansıtılan görüntüler hoş kaçmadı.
Murat AKGÜN- Hediyeden bahsediyorsunuz değil mi?
Haluk KOÇ- O hediye teatisi, halı, kilim verme, plaket verme. Çünkü ortada bir acı var. Yani orada birbirlerine bu şekilde teşrifat yapacak bir gerek yok. Gündem çok farklı ve doğal olarak acı içinde süreci izleyen bütün milletin önünde de bu sahneler eleştiri konusu oldu. Yani bu da çok doğaldır.
Murat AKGÜN- Ne yapmalıydı Sayın Genel Kurmay Başkanı? Çünkü o diyor ki, ben nezaketsizlik etmek istemedim. O yüzden tepki veremedim diyor. Sizce ne yapmalıydı?
Haluk KOÇ- Bunlar çok daha rahat bir şekilde ifade edilebilir. Yani bir kaş, göz işaretiyle dahi böyle bir şeye gerek olmadığı ya kendisi, ya kurmay başkanı tarafından ifade edilebilirdi.
Biz burada hiç kimseyi yalaka olarak suçlamadık eğer bize dönükse. Ama tablonun hoş kaçmadığı ortada. Sayın Başbakan niye hiddetleniyor? Bu noktada niye hiddetleniyor bunu anlamak mümkün değil. Ortada bir acı var, ortada cevapsız bir takım sorular var. Yürüyen bir soruşturma var ve kamuoyu tatmin edici bir cevap bekliyor bu soruşturma sonucunda. Eğer böyle bir tatmin edici nokta olmazsa Cumhuriyet Halk Partisi olarak TBMM’de anayasal yetkimizi kullanıp bir denetim mekanizmasını işletecek bir araştırma komisyonu kurulmasını gündeme getireceğimizi de ifade ettik. Sabırla bekliyoruz. Sadece biz değil bütün Türkiye bekliyor.
Murat AKGÜN- Ne kadar beklemeyi planlıyorsunuz?
Haluk KOÇ- Makul bir süre. Bir adli soruşturmanın bütün teknik ve süreçle ilgili detaylar alındıktan sonra dediğim gibi kamuoyunun önüne açık, net o sorulara cevap verebilecek noktaların izahıyla mümkün olur.
Murat AKGÜN- Eğer bir soruşturma sonucu makul sürede gelirde siz tatmin olmazsanız yeniden meclis araştırma komisyonu kurulmasını isteyecek misini?
Haluk KOÇ- Tabi ki yani bu noktada. ÖSYM’yle ilgili sorunuzda vardı Murat bey. Yani bu ÖSYM Başkanının ilk falsosu değil. Bunu bizi izleyenlerin tümünün vicdanına seslenerek söylüyorum. Daha önce üniversite seçme, yerleştirme sınavında biliyorsunuz sorular çıktı, basıldı noter tasdikli örnekleri. Bu iddialar ortaya atıldı. Tıpta uzmanlık sınavında benzer süreç yaşandı hatırlıyorsunuz. Şimdi hakimliğe adaylık noktasındaki sınavda böyle bir süreç yaşanıyor. Bunlar eleştirilmeyecek, yani bu tespitler yapılmayacak, orada hakkı yanan insanların hakkı aranmayacak ise o zaman muhalefet görevini yapmamış olacak. Yani burada yalakalık filan sözkonusu değil. Sadece bir usulsüzlük ve birbiri ardı sıra gelen usulsüzlükler konusunda sorumlu kişinin eleştirilmesi var. Başbakan benim ÖSYM Başkanım, benim Genel Kurmay Başkanım, benim valim. Senin değil bir defa. Onlar devletin görevlileri. Bu kavramdan da yaklaşmak gerekiyor. Bunları söyleyenler ne şerefsiz, ne alçak, ne haysiyetsiz. Daha öncede bu tür suçlamalar oldu. Başbakanın içinden geçtiği süreçteki ruh haline bırakmak istiyorum. Ama bu sövgü edebiyatı, sövgü üslubu uygun değil Murat bey. Türkiye zaten çok gergin bir süreçten geçiyor. Dış ilişkilerde yaşadığımız tıkanıklıklar Türkiye’deki iç terörü tırmandıracak yeni boyutlar kazanıyor her geçen gün. Yani bütün bunlarda her gün toplumu Başbakanın söylemleriyle bu şekilde kutuplaştıracak girişimlerden bizzat temel sorumlu olan Sayın Başbakanın kaçınması gerekiyor. Bunu ifade ediyoruz. Daha öncede benzer deyimleri olmuştu. İşte görüştük, görüşmedik bazı kişilerle hatırlıyorsunuz. Daha sonra görüştüğü ortaya çıktığında o söylediği sözler havada kalmadı. Dönüp kendisine yapıştı. Yani burada da aynı şey olmaması gerekiyor.
Murat AKGÜN- Türkiye çok gergin bir dönemden geçiyor dediğiniz zaman tabi kaçınılmaz olarak aklıma terör geliyor. Terörle ilgili olarak da Sayın Başbakanın BDP’li milletvekillerine yönelik çok sert açıklamaları var. Belki okumayanlar olabilir diye hatırlatmak istiyorum. Kendisi BDP milletvekillerine hitaben ya Kandil, ya meclis. Teröristlerle kucaklaşanlar mecliste millet adına mücadele edemezler diyor. Şimdi görünen o ki kaçınılmaz bir şekilde bir süre içinde BDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıkları meclis gündemine gelecek gibi. O taktirde CHP’nin tavrı ne olacak efendim?
Haluk KOÇ- Burada bizim tavrımız çok net ve açık Murat bey. Hatırlıyorsunuz 2002’den beri, yani Cumhuriyet Halk Partisi tekrar parlamentoya girdiği andan itibaren ilk dönemde de ben Grup Başkanvekiliydim. Cumhuriyet Halk Partisinin 83 ve 100. maddeler anayasada dokunulmazlıklar ve bakanların, başbakanların soruşturulmasıyla ilgili maddeler dahil olmak üzere tavrı açık. Sadece kürsü dokunulmazlığıyla sınırlı olan bir yetki. Onun dışında milletvekillerinin de normal yurttaşlar, sade yurttaşlar gibi yargı önünde işledikleri her suçla ilgili sorgulanabilir olması, yargılanabilir olmasının önünün açılması. Bütün bakın, sadece teröre destek vermek, terör örgütüne şu veya bu şekilde yardımcı olmak, yanında gözükmek suçu değil. Hırsızlık, irtikap, rüşvet, fesat karıştırmak ihaleye. Bütün bunların hepsi. Yani şimdi bir kısmına ihtiyaç gösterdiği için dokunulmazlık kapsamından çıkartacaksanız ama ötekiler duracak. Yani bunlar milletin önünde sorgulanabilir hale getiriyor milletvekili konumunu.
Murat AKGÜN-
AKP MHP’yle anlaşır da sadece BDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik bir şey getirirse?
Haluk KOÇ- Biz genele ilişkin teklifimizi hazırlıyoruz. Yani dokunulmazlıkların daha öncede verdiğimiz teklifler var. 2002’yle 2010 arasında en az 2 defa 2002’den sonra 2007’de o zamanki seçimlerden sonra milletvekili dokunulmazlıklarının sadece kürsü sorumsuzluğu ile, kürsü dokunulmazlığıyla sınırlanmasına dönük taleplerimiz çok net ve açık. Biz bu kapsamda değerlendiriyoruz. Yani bugün şu noktada bir ihtiyaç oldu. Biz o noktayı giderelim ama ötekiler dursun. Duranlar ne, duranlar? Hırsızlığı koruyacaksınız, rüşvet vermeyi koruyacaksınız, kalpazanlığı koruyacaksınız, ihaleye fesat karıştırmayı koruyacaksınız. Bunlar milletvekilliği konumunu saygın olmaktan çıkartan davranışlar.
Murat AKGÜN- Peki ama tabi varsayımsal olarak ama sadece bununla gelirse o zaman mesela oylamaya katılmamak
CHP için olasılık mıdır?
Haluk KOÇ- Süreci görmemiz gerekiyor. Bizim teklifimiz açık ve net. Eğer bu şekilde bir dokunulmazlık kapsamı ortaya getirilir ise Cumhuriyet Halk Partisi başından itibaren kendi çizgisinde davranışını sürdürür.
Murat AKGÜN- Peki terörle bahsederken Hüseyin Aygün’ün kaçırılması olayına atıfta bulunmak istiyorum. Milletvekilinin Sayın Genel Başkanla görüşmesi neredeyse bir haftayı buldu. Basın bekledi günlerce Genel Merkezinizin önünde. Partiniz içinde de bu olayla ilgili bir sıkıntı olduğuna dair, belli bir kesimden sıkıntı olduğuna dair yorumlar vardı. Ne dersiniz bu sıkıntılar artık tamamen geçti mi, yoksa hala bir yerlerde duruyor mu?
Haluk KOÇ- Şimdi bakın, yani Cumhuriyet Halk Partisi sorgulayan bir parti, eleştiren bir parti. Yani daha önce başka
partilerin içerisinde yaşanan benzer ya da başka konulardaki süreçlerde olduğu gibi değil. Cumhuriyet Halk Partisi ana yörüngeden sapıldığında eleştirilerini ortaya koyan bir partidir. Hüseyin Aygün’ü ben aynı fikirde olmadığımı defaten söyledim. Solun bir başka renginden Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliğine gelen bir arkadaşımız. Yani orada hemen akabinde yaptığı açıklamalar duygusal açıklamalardır. Savunmak için söylemiyorum, bir tespit olarak söylüyorum. Ve bir baba olarak benimde katıldığım açıklamalardır. Keşke 17 – 18 yaşındaki gençler kandırılıp bu eli kanlı terör örgütünün ölüm makinası haline dönmeselerdi de üniversitede okusalardı, bu kandırılma sürecine girmeselerdi. Bir baba olarak bunu onaylamamak mümkün değil. Bunu herkes söylüyor. İnsan kaynağının kurutulması PKK’ya. Daha sonraki süreçlerde o ortamda söylenen cümleler arasından çıkartılan bazı kelimeleri onaylamak mümkün değil. Bunu bizde söylüyoruz.
Ama şimdi bakın, Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde bu tartışma olurken bir iki Mehmet öldü, hatırlıyorsunuz 14 Ağustos’ta meclisi olağanüstü toplantıya çağırmıştık. Bir iki Mehmet öldü diye meclis mi toplanacak diyen
AKP sözcüsünün, Genel Başkan Yardımcısının sözlerini Türk milleti hazmedecek, sindirecek ve ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisinin kıblesi belli, yörüngesi belli, abdestinden şüphesi olmayan, bu konudaki duruşu net olan Cumhuriyet Halk Partisine bu olay üzerinden bir yıpratma kampanyası başlatılacak. Kim yapacak bunu? Sayın Başbakan yapacak. O zaman sorarız Habur’da o kucaklaşmalar olurken Ekim 2009’da aynı gün veya ertesi gün TBMM’de
AKP grubunda konuşurken bakın ne güzel şeyler oluyor, millet kucaklaşıyor diyen Başbakan o zaman muhabbetin en kralını yapmış oluyor, en alasını yapmış oluyor.
Murat AKGÜN- Peki ama sizin partinizdeki sıkıntı bu konuda sona erdi mi?
Haluk KOÇ- Şimdi tartışmalar olur ama mümkün olduğu kadar bu sürece bir açıklık getirmeye çalıştık. Bakın aynı fikirde olmadığımız, kendine özgün fikirleri olan bir arkadaşımız. Daha önce seçim kampanyası boyunca PKK’nın yoğun baskısına, tehdidine uğramış hem kendisi, hem ailesi. Bütün bunları gözden kaçırmamak gerekiyor. PKK’nın kendisine söylediği nedir? Cumhuriyet Halk Partisi haindir. Kim söylüyor bunu?
PKK söylüyor. Cumhuriyet Halk Partisinde siyaset yapma kardeşim, bırak Cumhuriyet Halk Partisini ayrıl. Bu bölge için haindir. Bu sözler
PKK tarafından söyleniyor. Başbakan onu görmüyor. Ama bir
AKP için bunun aynısı söylenmedi daha önce yaşanan süreçlerde.
Murat AKGÜN- Sayın Başbakan bu süreçte size ve MHP’ye de bir çağrıda bulundu ve tabela parti olmayın Sivas’ın doğusuna geçin terörle mücadele çerçevesinde. Bu tabela partisi olmayın Sivas’ın doğusunda sözlerine yorumunuz nedir?
Haluk KOÇ- Valla Sayın Başbakan klişe sözlerini zaman zaman tekrarlamak konusunda mahir bir kişi. Sivas’ın ötesine Cumhuriyet Halk Partisi çok rahat geçiyor. Bakın ben kendi adaylığım sürecinde 15 gün bölgede yattım. Daha sonra Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıyken 6 aylık bir görev süremde geniş bir bölümü doğuda geçti. Sayın Genel Başkanımızın gitmediği il, ilçe yok. En son Uludere’ye gel beraber gidelim dedi. Sayın Başbakan artık bu sözleriyle kimseyi kandıramaz. Türkiye’nin her yeri bizim, biz çok rahatlıkla gidiyoruz. İsterse Sayın Başbakanda gelip bizimle beraber gidebilir.
Murat AKGÜN- Terör örgütünden bahsederken birde şunu soracağım. AKP’den size gelen eleştirilerden bir tanesi de Sosyalist Enternasyonalde terör örgütünü direnişçi diyen bir bildiriye imza atıldığı yönünde. Buna ne dersiniz?
Haluk KOÇ- Şimdi şu şekilde söyleyeyim. Bir ara Cumhuriyet Halk Partisinin Sosyalist Enternasyonalle ilişkilerinin soğuk bir dönemden geçtiği zaman dilimini hatırlatmak istiyorum. Sayın Başbakan dahil soldan siyasi vicdanlarını kiraya vererek AKP’ye geçen bir iki milletvekili de aynı şekilde sözler sarf etmişti. Efendim aslında Sosyalist Enternasyonalde bizim olmamız gerekiyor, CHP’nin orada yeri yok diyorlardı. Yani Sosyalist Enternasyonalin çalışma esaslarını, görüşlerini
AKP daha iyi kabul eder tarzında bir yaklaşım vardı.
Şimdi konu şudur; biliyorsunuz bu toplantılardan sonra bir sonuç bildirgesi yayınlanır uluslararası toplantılarda. Sosyalist Enternasyonalin Güney Afrika’da yaptığı toplantıdan sonrada 3 tane sonuç bildirgesi yayınlandı. Bir demokrasi konusunda, bir uluslararası ilişkiler, birde ekonomik göstergeler konusunda. Burada dünyadaki eşitsizlikler, demokrasi eksiklikleri ve uluslararası çatışma bölgelerindeki süreçlerle ilgili
Sosyalist Enternasyonal üyelerinin görüşleri ifade edildi. Burada 29 Eylül günü bu bildirge alınırken Sayın Loğoğlu ve Sayın Korutürk ikisi de deneyimli dış ilişkiler konusunda deneyimli milletvekillerimiz. Bir tanesi Genel Başkan Yardımcılarımızdan. Bu paragrafla ilgili olayı uluslararasılaştırmak amacı güden bu paragrafla ilgili ki içinde sert determinasyon dediğimiz bölümde var. Burada itirazlarını yapıyorlar ve ondan sonra, döndükten 2 gün sonra elektronik postayla bu bildirge geliyor ve Genel Sekretere de Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı bu konuda orada sözlü olarak ifade ettikleri çekinceleri yazılı olarak da bildiriyorlar. Buradan AKP’ye ekmek çıkmaz. Sayın Bekir Bozdağ’a hele hiç çıkmaz, Başbakana hiç çıkmaz. Onlar kendi çelişkileriyle malul durumdalar şuanda. Bu haftaki gelişmelerde göreceksiniz Çarşamba, Perşembe veya yarında olabilir. Yani Cumhuriyet Halk Partisi çok ciddi sorular getirecek gündeme. Sayın Başbakanın
PKK konusunda takındığı tavır Habur ve Oslo süreçlerinde İmralı Kandil arasındaki yazışmalar Başbakanın emriyle teati edilen mektuplar, götürülenler, getirilenler. Bunların hepsi elimizde. Bütün kayıtlarıyla beraber elimizde. Sayın Başbakan oldukça zor durumda kalacak. Eğer bu konuda CHP’yle
PKK arasında kendi kafasına göre ilişki kurmaya çalışan Başbakan çok büyük açmaz içine girecek.
Murat AKGÜN- Çok enteresan bir şey söylediniz mektuplardan bahsettiniz. Kimler arasında gidip gelen mektuplar sözkonusu?
Haluk KOÇ- Murat Karayılan’la Apo arasında, Öcalan arasında.
Murat AKGÜN- İçeriğini biliyorsunuz öyle mi?
Haluk KOÇ- Mektubu günü gelince açıklayacağız hepsini. Ve Başbakan burada Oslo görüşmelerinin, yani bu
KCK iddianamesi sırasında yapılan aramalarda ortaya çıkan bazı bilgiler çok açık bir şekilde Başbakanın bu feryadının, bu öfkesinin, bu durup dururken sanal suç yaratarak Cumhuriyet Halk Partisine bir takım yüklenmelerinin sebebini açıklayacak.
Şimdi Sayın Başbakan Cumhuriyet Halk Partisiyle uğraşacağı kadar PKK’yla uğraşsaydı bugüne kadar Türkiye terörle mücadelesinde yol alırdı. Yani terörün sırtını sıvazlayan, laubali ilişkiler kuran, şımartan bir sürecin perde arkası yavaş yavaş dökülüyor. Onun için Başbakanın sinirliliği ortada.
Murat AKGÜN- Siz bunları bu hafta gündeme getireceksiniz öyle mi?
Haluk KOÇ- Bu hafta ya da önümüzdeki süreç içerisinde belli bir planda Sayın Başbakanın yüzüne bu gerçekler Türk milleti önünde söylenecek. Ne cevap verecek göreceğiz. Ve şunu da söyleyeyim. Zaten hatırlıyorsunuz MİT Müsteşarının Cumhuriyet savcılığı tarafından, özel yetkili savcı tarafından bu süreçle ilgili eylemlerinden dolayı soruşturmaya alınmasına Başbakan ucu kendisine dokunacağı için çok şiddetli tepki göstermişti ve hemen alelacele bir özel durum yasası çıkartarak kendi iznine bağlamıştı soruşturma açılmasını. Nedenleri çıkacak ortaya, niye, neden, niçin? Sayın Başbakan bizle uğraşacağına onlara cevap verecek Türk milleti önünde. Küfür etmekte serbest, sövgü serbest. Biz ona küfürle cevap vermeyiz. Nasıl olsa o ettiği küfürler bir şekilde kendisine dönüyor.
Murat AKGÜN- Sayın Koç gündemimizin önemli maddelerinden bir tanesi de eğitim. 4+4+4 konusunda hala bir takım yorumlar var, zihinlerde karışıklık var. Şunu sormak istiyorum sizin partinizle ilgili olarak. Sizin 4+4+4’ün iptaline yönelik Anayasa Mahkemesine bir başvurunuz vardı. Bugün itibariyle birinci sınıflar eğitime başladılar. Haftaya da tümden başlıyor. Anayasa Mahkemesi gecikiyor mu? Okullar başladıktan sonra çıkacak bir iptal kararı olursa tabi varsayımsal soru. Eğitimi nasıl etkiler? Ne dersiniz?
Haluk KOÇ- Şimdi Anayasa Mahkemesinin biran önce bu konuda karar vermesi noktasında görüşlerimizi daha önceki haftalarda da ifade ettik. Partide görevli arkadaşlarımız bu konuda bu gereğin altını çizerek kamuoyuyla bu düşüncelerimizi paylaştık. Anayasa Mahkemesi adli tatil sonrasında bu olayı süratlendirmedi. Ve şuanda 66 aylık çocuklar büyük bir kargaşa içerisinde bir sürecin içine sokuldular. Yani temelden baktığınız zaman bu Türkiye’ye yapılabilecek olan en büyük kötülüktür. Bunu başından itibaren söylüyoruz. Yani Türkiye sorgulayan bir nesil yetiştirmekten 21.yüzyılını kaybedecek bir nesil yetiştirmeye doğru adım atıyor. Bu konudaki uyarılarımızı yaptık. Eğitim bilimcilerle, pedagoglarla, velilerle bu sürecin nasıl olumsuz seyredeceğinin altını çizdik. Ama yine burada da son derece açık ve basit bir şekilde demagojik suçlamalarla yaklaşıldı. Bir kaos ortamına giriyor Türkiye eğitim konusunda. Bugünden itibaren zaten bütün illerde eğitim alanındaki sivil toplum kuruluşları, sendikalarla Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri yaşanan tüm olumsuzlukları il il rapor olarak Genel Merkeze ulaştıracak ve oluşturduğumuz çalışma gurubu da içine sokulduğumuz cenderenin eğitim konusunda bizi nasıl bir açmaza sürüklediğinin kanıtlarını toplumla paylaşacak, uyarılarını tekrar yapmaya gayret edecek. Baktığınız zaman özünde şu var. Eğitim birliği yasası bu kanunla delinmiştir ve maalesef Sayın Milli Eğitim Bakanının, Sayın Başbakanın kendi kafalarının arkasında arzu ettikleri eğitim düzenini, kendi düşüncelerini Türkiye’ye kalıp olarak dayatmışlardır. Türkiye bunu taşıyamaz. Türkiye bunu taşıyamadığını gösterecektir. Ama biran öncede sizin sorunuzda yönelttiğiniz gibi Anayasa Mahkemesinin biran önce neresinden dönülürse, eğer siyasi bir karar verecek ve Başbakanın geçen hafta söylediği yargıya talimat verdik sözünü doğrularcasına bir karar verecek ise Anayasa Mahkemesi versin görelim. Çok ağır sorumluluk altında kurumlar. Hele yargı kurumları. Başbakanın geçen haftaki sözü yenilir yutulur değil. Belki haddimi bir miktar zorlayacağım ama Sayın Yargıtay Başkanı yargıyı eleştiren, yargı sürecini değişik davalar noktasında eleştiren siyasileri takip ettiklerini ifade etmişti. Valla yargıya talimat verdim sözünün sahibi Başbakanın Sayın Yargıtay Başkanının adli yılı açış konuşmasında konuşmasının içeriğinde nereye oturtturacak Başbakanı ben çok merak ediyorum.
Murat AKGÜN- Sayın Koç Afyon’la başladık Afyon’la bitirmek istiyorum. GATA’ya giden bir heyetiniz alınmadı şehit yakınlarıyla görüşmek üzere giden. Size Genel Kurmaydan bir açıklama yapıldı. Belirli kuralları, prosedürü vardır ziyaretin diye. Size Genel Kurmaydan bir açıklama, bir telefon bir şey geldi mi ayrıyeten, özel olarak. Çünkü Sayın Cemil Çiçek’te yanlış oldu diyor. Veyahut yeniden deneyecek misiniz ziyareti?
Haluk KOÇ- Tekrar bir açıklama gelmedi. Şimdi milletvekilleri seçildikleri ilin değil, anayasada tarifi üzerine tüm milletin, Türkiye’nin milletvekilleridir. Türkiye’nin canının yandığı bir noktada. Aileler bakın 5 gün oldu daha henüz cenazeleri alamadılar. Zaten ortada cenaze var mı, yok mu bu tartışılıyor patlama sonrasında. Çok acı bir tablo var. Yani orada o ailelere yardımcı olmak için, onların acılarını paylaşmak için yani giden milletvekillerinin ailelerle görüştürülmesinin engellenmesini anlamak mümkün değil. Hangi mevzuata sığar? Hangi insani kalıba sığar? Yani bazen bazı uygulamalar mevzuat gösterilerek bir takım gereksiz prosedürlere tabi tutuluyor. Bunu anlamak mümkün değil.
Murat AKGÜN- Yeniden ziyaret planlıyor musunuz?
Haluk KOÇ- Şuanda yok ama aileler ihtiyaç duyduğunda bir çoğuyla arkadaşlarımız temas ediyorlar. Tekrar bir ihtiyaç duyduklarında biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak o acının da yanındayız. Demin söylediğim gibi soruşturmanın da takipçiyiz ve bu olayın öyle kolay kolay kapanmasının da karşısında olacağız. Tıpkı Suriye’de düşürülen uçak gibi eğer bu bir sonuçsuzluğa, hani komisyonlara havale ettik sözü vardır biliyorsunuz bizim bürokrasimizde. O bir nedir? Sonuç alınamayacağının önceden ifadesidir. Eğer böyle bir süreç yaşatılacaksa Afyon patlaması konusunda da bunun takipçisi olacağımızı konuşmanın başında da söyledik. Yani bu işgüzarlıklara gerek yok. Acıyı hep beraber yaşıyoruz. Acıyı paylaşmayı da bilelim ve o acıyı kucaklamayı da bilelim. Acıyı odağında yaşayan insanlar için söylüyorum.
Murat AKGÜN- Haluk bey teşekkür ediyorum soruları yanıtladığınız için.
Haluk KOÇ- Ben teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.
ETİKETLER : CHP, Haluk Koç, PKK, AKP, Suriye, KCK, Tayyip Erdoğan, Abdullah Öcalan, Murat Karayılan, Bekir Bozdağ, Sosyalist Enternasyonal, türkiye, istanbul, gerçeği, haberleri, son dakika