Genel Başkan yardımcısı Erdoğan Toprak, ''CHP kendi içerisinde kendi dinamikleri olan bir parti'' dedi...
Genel Başkan yardımcısı Erdoğan Toprak TRT TÜRK ‘ün canlı yayınında, CHP kendi içerisinde kendi dinamikleri olan bir parti. Yani, bizde herkes tek sesli düşünecek, Genel Başkan ne derse o noktada fikir beyan edecek noktada değil” dedi
-“CHP olarak bizim farklı düşünmemiz, parti programı dışında hareket etmemiz mümkün değil. Ama, bir kısım medya fikir zenginliklerimizi aykırı ses, işte CHP’de çatlak var gibi sürekli kamuoyuna pompalıyor.”
-“CHP’nin bir programı var. Sayın Genel Başkan dün kürsüden okudu ve mesajını net verdi. Siyaseti bilenler bilir ki bu programın dışına çıkanlara belli bir yaptırım ve uygulama gelecektir.”
Ünsal ÜNLÜ- Merhaba. Ben Ünsal Ünlü masaya hoş geldiniz. Hiç kuşku yok ki, bu haftanın en çok konuşulan konusu Cumhuriyet Halk Partisi. Parti içinde önce Hüseyin Aygün’ün ardından da Birgül Ayman Güler’in söylediği sözler nedeniyle aslında toplumda da eleştiri alsa bile parti içinde çok daha büyük bir kaynama olduğu konuşuldu hafta boyu. Öyleydi, değildi bu ayrı bir tartışma konusu ancak algı yönetimi anlamında bir sıkıntı yaşandığı ortada. İyi ama bu konu sadece bir parti içi tartışma şablonuna sıkıştırılabilir mi? Yoksa göreve geldiği ilk günden buyana yeni CHP tanımını kullanan Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun eski CHP’yle bir mücadelesi mi sözkonusu? Elbette 40 dakika boyunca sadece CHP’nin iç işleyişini konuşacak değiliz. Cumhuriyet Halk Partisinin siyasi gündeme ilişkin değerlendirmeleri de olacak bugün masada. Konuğumda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Erdoğan Toprak.
Erdoğan bey hoş geldiniz.
Erdoğan TOPRAK- Hoş bulduk, iyi yayınlar Sayın Ünlü.
Ünsal ÜNLÜ- Sağolun. O kadar yoğun bir koşturmaca içinde bize zaman ayırdınız ki çok teşekkür ediyorum. Aslında hani biz bu hafta içinde hep CHP’yi konuştuk dedik ama CHP’nin konuşulan bölümü kadar konuşulması gereken bölümü de var. Dediğim gibi sadece bugün parti işleyişini konuşmayacağız, amacım o değil. Ama kuşkusuz bu kadar toplumun içinde tartışılırken de CHP’de ne olup bittiğini sizin ağzınızdan duymayı da isteriz doğrusunu isterseniz. İki milletvekilinin sözleriyle, önce Sayın Hüseyin Aygün’ün, ardından Sayın Birgül Ayman Güler’in sözleriyle başlayan tartışma bitti diyebilir miyiz? Sonundan başlayalım.
Erdoğan TOPRAK- Şimdi söyleyeyim. Cumhuriyet Halk Partisi kendi içerisinde kendi dinamikleri olan bir parti. Yani bizde herkes tek sesli düşünecek, Genel Başkan ne derse o noktada fikir beyan edecek noktada değil. Bizim farklı bölgelerden gelmiş, farklı meslek gruplarından, farklı bakış açıları olan bir milletvekili grubuna sahibiz. Bu bizim zenginliğimiz. Bu zenginliğimizi doğru idare ettiğimiz müddetçe de bu ülkenin yararına kullandığı müddetçe de bizim için çok güzel ve olumlu bir yaklaşım olur. Ama bazı arkadaşlarımızın ifadelerindeki bazı maksadı aşan sözleri veya kendilerini iyi ifade edememeleri bize sorun olarak yansıyabiliyor. Örneğin bir Hüseyin Aygün’ün bir akrabasının cenazesine gitmiş olmasını doğru ifade edemedi veya anlatamadı veya medya organları bunu farklı anlattılar.
Şimdi bakın, bir insana gidip helallik vermek kadar doğal bir şey yoktur. Ne olursa olsun. Yani hata yapmıştır, odur, budur birçok şey diyebilirsiniz. Ama vefat eden bir insanın evine taziyeye gitmiş olmanız, başsağlığı dilemiş olmanız. Bu Anadolu geleneğinde vardır. Bu konuda Hüseyin Aygün yerden yere vuruldu. O sıkıntılı bir nokta. Kendimizi doğru ifade edemedik diye ben bakıyorum.
Ünsal ÜNLÜ- Bende hani bu programın içinde özellikle söyledim. Hani burada sıkıntı sanki biraz şöyle gibi görünüyor. Her partinin içinde bu tartışmalar olur. Siyasi partiler dediğiniz gibi hani toplumsal tabanları anlamıyla da geniş örgütlenmelerdir aslında. O yüzden böyle çıkışlar olabilir ama CHP’nin bunu anlatmakta biraz sıkıntısı var gibi geliyor. En azından kamuoyuna yansıyan bölümü böyle geliyor. Katılır mısınız?
Erdoğan TOPRAK- Çok haklısınız. Yani biz bunu kamuoyuna yeterince iyi anlatamadık veya belli bir grup medya Cumhuriyet Halk Partisinin kendisini iyi anlatmasını bir türlü o şansı vermiyor. Ben aslında Sayın Ünlü konuşmamın başında söyleyecektim ama Gaziantep de 8 işçimiz öldü, 15 yaralımız var. Allahtan rahmet diliyorum. Ailesine sabırlar diliyorum. Yani Türkiye’deki sendikasız yapının, sigortasız çalışmanın, taşeron getirdiği sıkıntılar bunlar. Burada da bunu ne kadar yaşamıştır onu bilmiyorum ama Allah’tan rahmet diliyorum bu konuda.
Şunu söyleyeyim. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim farklı düşünmemiz, parti programı dışında hareket etmemiz mümkün değil. Ama fikir zenginliklerimizi aykırı ses, işte Cumhuriyet Halk Partisi çatlak var gibide bir kısım medya sürekli kamuoyuna pompalıyor. Bu konuda da inanın bizde rahatsızız.
Ünsal ÜNLÜ- Ama şimdi bu işi biraz basına ihale etmek aslında Türkiye’de siyasette çok sık yapılan bir şey. Doğru şuna katılıyorum. Özellikle köşe yazılarında zaman zaman Ankara’da yıllardır gazetecilik yapan biri olarak o açık yüreklilikle de söylüyorum. Burada ne olup bittiğini bilmeden oturduğu yerde yazan çok insan var. Buna bir gazeteci olarak bende katılıyorum. Ama bunun dışında bir de sağduyulu bir takım eleştirilerde parti içinde sert tepki görüyor. Mesela Sayın Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında ağzından aslında kendisinden çok duymaya alışık olmadığımız yönde sert sözlerde duyduk medyaya yönelik olarak. Bu çok Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Kemal beyin tarzı değildi aslında.
Erdoğan TOPRAK- Ama işte medya kalkıp sizin görevinizi de kendisi üstlenirse Genel Başkanın görevini. MYK’yı dağıttılar.
Ünsal ÜNLÜ- O doğru, haklısınız o konuda.
Erdoğan TOPRAK- Bir grup milletvekilimizi medya öyle yayın yaptı ki bir kısım medya. Bir grup milletvekilimiz kopup başka bir partiye gitti.
Ünsal ÜNLÜ- İşçi Partisine geçtiler onlar. Hatta Parti Meclisi de dağıldı bu arada sadece MYK değil.
Erdoğan TOPRAK- Parti Meclisi dağıldı, parti ikiye bölündü. Şimdi ne yapsın. Yani bir partinin iç işleyişine bu kadar müdahale edip iç yapısını darmadağın eden ve bu rolü de kendisine bir görev olarak seçen medyaya ne desin Kılıçdaroğlu? Yani parti dimdik ayakta. Evet bir arkadaşımız istifa etti. Bakın şunu çok açık söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin bir programı var. Sayın Genel Başkan dün kürsüden okudu ve mesajını net verdi. Orada altını okuyanlar, siyaseti bilenler bilir ki bu programın dışına çıkanlarla belli bir yaptırım ve uygulama gelecektir.
Ünsal ÜNLÜ- Şu aşama için geçerli mi bu?
Erdoğan TOPRAK- Geçerli bu. Dün o programı okumasının altında bu vardı. Cumhuriyet Halk Partisi fikir zenginliklerine tamam ama kişilerin bireysel şovuna kapısını kapattı dün.
Ünsal ÜNLÜ- Peki Sayın Ayman Güler’in o konuşmanın ardından tartışma bitmedi açıklaması var. Yani bu tartışma devam edecekse bundan sonra yaptırım olacak diyorsunuz siz doğru anlıyorum değil mi?
Erdoğan TOPRAK- Herkes Cumhuriyet Halk Partisinin programına uymak zorunda. Parti politikalarını büyük kurultay belirler. Büyük kurultay yetkiyi Parti Meclisine verir, Parti Meclisi de yürütme olan MYK’ya verir. Kimse kendi başına tartışma açamaz. Kendi farklılıklarını getirip program gibi, partinin programıymış gibi sunamaz. Ben bunu herkes için söylüyorum. Birgül hoca için değil. Yani biz bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi olarak parti programı dışındaki bir konuyu parti programı gibi tartışma ortamına açıp partinin tartışmasını doğru bulmayız. Ve partinin programını yürütende Genel Başkandır ve MYK’dır. Milletvekillerimizde buna bakmak zorundadır.
Ünsal ÜNLÜ- Metin Ergin Fransa’dan yazmış. Sağolun Metin bey çok teşekkür ediyorum bugünün ilk maili olsun. Teşekkür ediyorum programla ilgili güzel sözleriniz için. Erdoğan beyin söylediklerine katılıyorum. CHP’de ciddi anlamda bir algı yönetimi sıkıntısı var. Acaba bu partide iletişim kanallarının yeterince profesyonel olmamasından kaynaklanıyor olabilir mi?
Erdoğan TOPRAK- Doğrudur. Ben Metin beye teşekkür ediyorum. Bizim algı yönetimini yönetmek noktasında değil, buna kamuoyuna sunma konusunda sıkıntılarımız var. Bakın, bizim iç tartışmamız olduğu zaman sayfalar veriliyor. Ama biz önemli bir çalışma yaptığımız zaman küçük yerler alınıyor. Yani biz bu ülkede halkın öncelikleri kendi önceliklerimiz olarak koyuyoruz. Diyoruz ki, halkın bu sorunları var ve bu konuda çözüm önerilerimizde bunlar. Çözüm önerilerimiz konusunda gittiğimiz konferanslarda, toplantılarda, mitinglerde yeterince yer almıyor. Ama bizim bir milletvekilimizin söylediği bir laf parti içinde büyük kopuşlar ve tartışma var diye büyük yer alıyor. Türkiye’nin, medyanın geldiği nokta sıkıntılı bir nokta. Türkiye’de demokrasiyi, özgürlükleri, insan haklarını egemen kılmak istiyorsak önce iletişim kanallarını açmamız lazım. Bugün gelinen noktada iletişim kanalları kapalı. Bakın, biz aylardır diyoruz ki, Türkiye’de uzun tutukluluk süresi hükümlülük süresine dönüyor. Bu konuda bizi kalkıp bir yerin temsilcisi gibi gösteriyorlar. Ama aynı lafı Başbakan söylediği zaman sanki yeni bir lafmış gibi aman ne güzel Başbakanda bunu söyledi. Biz bunu aylardır söylüyoruz. Yani benim aylardır söylediğimi sen kamuoyunun gündeminde efendim birilerinin savunuculuğunu yapıyor. Evet ben Türkiye’deki her kesimin savunucusuyum. Ben Türkiye’de tüm vatandaşlarımın temsilcisiyim. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Ama bizim söylediğimizi bir yerlere çeken medya Başbakan aylardan sonra, yıllardan sonra bir laf etti diye neredeyse çok ayıp olacak ama zil takıp oynayacaklar. Bu olmuyor Sayın Ünlü.
Ünsal ÜNLÜ- Ahmet Üstüntaş Almanya’dan Berlin’den yazmış. Benim Sayın CHP Genel Başkan Yardımcısına bir sorum var. Sorma sebeplerimden biride Almanya Berlin’de CHP Parti Temsilciliğinin açılması. Bir; CHP acaba eski yani kuruluş şartlarına uygun olarak devam ediyor mu? İki; CHP kendini gelecek zamanlarda yenileyecek mi? Üç; yenilerse nereye gidecek, hangi tarafa yönelecek? Ortada mı kalacak, sağa mı yönelecek veya sola mı kayacak? Ahmet bey bugün 4 tane soruyla katıldı. Dört; Sayın Kemal Kılıçdaroğlu acaba bu partiyi toparlayabilecek mi? Ve parti programını yerine getirebilecek mi?
Erdoğan TOPRAK- Şimdi ben sondan başlayım. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu partiyi toparlar ve hoşgörüsüyle, sabrıyla ve partideki görevleri, yetkileri parti kurullarıyla paylaşarak toparlayacak. Yaptığı ilk şey neydi biliyor musunuz? Eğer Sayın Kılıçdaroğlu isteseydi partideki o tüzüğün kendisine vermiş olduğu padişahlık yetkisini kullanır her şey iki dudağı arasında olurdu. Onu yapmadı.
Ünsal ÜNLÜ- İkinci kere tüzük kurultayı yapılmazdı.
Erdoğan TOPRAK- İlk yaptığı iş tüzük kurultayıdır ve yetkiyi parti organlarına dağıttı. Parti üyelerine dağıttı, illere ve ilçelere dağıttı. Çünkü biz bunu yapmak zorundayız. Biz eğer sosyal demokrat bir partiysek herkesin kaderi iki dudağı arasında olmamalı. Genel Başkanın iki dudağı arasında olmamalı. Kendi tüzüğünde olmalı yetkilerinin ve yapacağı çalışmaların takdiri.
Şimdi biz bunu yaptık. Sayın Kılıçdaroğlu bunu yaptı. Yeni CHP diyoruz. Yeni bir anlayışı getiriyoruz. Biz hiçbir zaman geçmişimizi reddetmiyoruz. Ama bizimde güncellenmemiz gereken, çağa ayak uydurmamız gereken süreçler var.
Ünsal ÜNLÜ- Bu programda sizinle konuşurken de söylemiştim. Bu programın konu başlıklarından bir tanesi yeni CHP. Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu Genel Başkanlığa geldikten sonraki yaptığı ilk konuşmada yeni CHP ifadesini kullandı ve bu kamuoyunda o dönemde çok tartışıldı. Acaba CHP çizgisini mi değiştirecek? Yeni CHP tanımı nedir? Ama bugünde tartışılan şey, bugünde gazetelerde çok yer almıştır görüyorsunuz. Çatışmanın yeni CHP’yle gelenekçi CHP. İşte bugün binlerce isim takılıyor buna. Ulusalcı CHP deniyor, sol CHP deniyor, ortacı CHP deniyor fark etmez. Ama eski anlayışta, yani Kılıçdaroğlu’na kadar gelen anlayışta bir çatışma olduğu yönünde ifade var. Bu doğru mudur? Böyle bir çatışma var mı gerçekten? Direniş var mı?
Erdoğan TOPRAK- Yani çatışma değil ama böyle fikirler olabilir. Bu normaldir de. Bakın, bizim söylediğimiz şu; geçmişimizle gurur duyuyoruz ama yeniliklerinde partinin programına ve yol haritasına monte etmekte zorundayız. 21.yüzyıldayız. Bunu bir tek Kılıçdaroğlu yapmadı. Bunu Sayın Bülent Ecevit ortanın solu hareketiyle yaparken de bu sıkıntı yaşandı ve orada hatta bir grup cumhuriyetçi Güven Partisine gitti. Yani ortanın solu hareketi o da bu hareketlerden bir tanesiydi.
Ünsal ÜNLÜ- Sonra DSP kopuşu içinden aynı şekilde.
Erdoğan TOPRAK- Yani ortanın solu hareketinin parti programına gelişi 1976’dır. 60’ların sonunda tartışılmıştır ortalı ve 76’da programa girmiştir. Toprak işleyenin, su kullanın. Cumhuriyet Halk Partisinin merkezinde halk vardır. Cumhuriyet Halk Partisinin hizmeti, kıblesi halktır. Halkın öncelikleri bizim önceliklerimizdir. Hiçbir rejim eğer halkına hizmet etmiyor, halkını merkez almıyorsa ki ayakta durma şansı yoktur. Cumhuriyet Halk Partisinin kuruluşu budur zaten. İnsanı kul yerine birey haline getiren ve tüm merkezine insanı oturtan bir partidir. Ve bu yol haritası da devam edecek. 70’lerde toprak işleyenin su kullananındır toprak reformuydu. Bugün özgürlükler var. 21.yüzyılda sanayi hamlesi var Cumhuriyet Halk Partisinin merkezinde. İnsanların bilimle, eğitimle çok daha ileriye gidip donanımlı hale gelmesi var. Çünkü 21.yüzyıldaki en önemli stratejik değer eğitim ve bilimdir. Yani 70’lerde toprak reformuydu belki yenileşme hareketi.
Ünsal ÜNLÜ- Daha yerel söylemle politikada yerel söylemle de çevre yapmak, taban yapmak mümkündü ama artık böyle bir şansıda yok siyasi partilerin.
Erdoğan TOPRAK- Tabi. Şimdi bizim merkezimizde halk varsa biz halkın önceliklerini de merkezimize koymak zorundayız. Ve halkın öncelikleri eğer yoksulluksa, eğer halkın önceliklerinde özgürlükler varsa, halkın önceliklerinde daha iyi bir yaşam şartı varsa, milli gelirden pay alması varsa, yoksullaşıp milli gelirinden yeterince pay alamıyorsa bizim yapacağımız şey bu konuda halkın sorunlarına çözüm üretmektir ve üretmeye de devam edeceğiz.
Ünsal ÜNLÜ- Şimdi o kadar çok sayıda mail geliyor ki, şöyle hızlıca tarayarak gideyim. Sevgili izleyiciler biraz kısaltarak okuyacağım kusura bakmayın çok mail geliyor çünkü. Mustafa Demirsoy İstanbul’dan. Geçmişten günümüze baktığımda CHP’nin gittikçe daha dar bir alana kaydığını görüyorum. CHP belki en son 70’lerde Ecevit zamanında şimdikinden geniş bir söyleme sahipti. Daha sonra Sayın Kılıçdaroğlu’nun gelişi tekrar bir fırsat oluşturur gibi oldu. Yeni CHP söylemi belki birazda daha geniş kesime hitap edebileceğini ima ediyordu. Ancak son zamanlarda bazı milletvekillerinin tutumlarının bu anlayışla örtüşmediği, daha uç noktalarda görüşler bildirdiği görülüyor. Acaba tüm bu söylemler arasında konuğunuz CHP’nin geleceğini nerede görüyor? CHP gittikçe marjinal bir görüşe mi kayacak? Yoksa genele hitap edebilecek mi diye sormuş.
Erdoğan TOPRAK- Geniş kitlelere devam edeceğiz. Geniş kitlelere mesajlarımızı verip geniş kitleleri kucaklamaya devam edeceğiz. Biz bunu 2011 seçimlerinde gösterdik. 81 vilayete giden ve Türkiye’nin 260 noktasına gidip halka çözüm önerilerini, halkın sorunlarını dinleyen tek partiyiz. Bakın, 2011’de iktidar partisi dahil, AKP dahil. Tek partiyiz. 81 vilayete giden tek partiyiz. Bundan sonrada devam edeceğiz.
Parti içindeki sürtüşmeler konusuna değiniyor. Evet bazı arkadaşlarımız bu konuda hassasiyetleri olabilir. Bunları da ikna ederek yanımıza çekeceğiz.
Ünsal ÜNLÜ- Yani kimseyi kaybetmek değil burada amaç değil mi?
Erdoğan TOPRAK- Hayır. Kimseyi kaybetmek gibi bir lüksümüz yok Cumhuriyet Halk Partisi. Biz çoğalmak istiyoruz niye kaybedelim. Hassasiyetleri olabilir, bazı arkadaşlarımız bazı konularda endişe duyabilirler. Bunları da ikna ederek aramıza alacağız. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi toplumun her kesimini kucaklayacak sosyal demokrat bir partidir. Halkın partisidir. Eğer 74 milyon bu ülkede halk varsa demek ki hepsinin partisidir. Hepsinin sorunlarını kendi sorunları olarak kabul edip ve çözüm önerileri de üretmek zorundadır.
Ünsal ÜNLÜ- Sayın Hüseyin Aygün’ün söyleminde bu vardı zaten. O kendisiyle ilgili bir basın toplantısı yaptığında dedi ki, ben sosyal demokrat sol bir partide bu görüşlerimi ifade edemeyeceksem nerede ifade edeceğim. Yani belki de kamuoyunun kafasında o kargaşayı yaratan sözlerden bir tanesi de bu oldu. Hani gerçekten oradaki milletvekilleri kendilerini yeterince ifade edemiyorlar mı? Böyle bir sıkıntı var mı gibide bir…
Erdoğan TOPRAK- Hayır bizde yok. Bakın o konuda en özgürlükçü parti biziz. Ama Türkiye’nin en büyük şansızlığı nedir biliyor musunuz? Milletvekillerinin özgür iradesinin bazı partilerde olmayışı, tek adama bağlı oluşu ve tek adam otur otur dediği zaman oturulması, kalk dediği zaman kalkması. Parlamentoda böyle bir yapı olduğu için Cumhuriyet Halk Partisindeki o fikir zenginliği kaos gibi anlaşılıyor.
Ünsal ÜNLÜ- Sayın Toprak siz kıdemli bir siyasetçisiniz. Geçmişte bakanlıkta yaptınız. Yani siyaseti gerçekten bilen bir insansınız. Siyasi partiler yasasının değişikliği benim gazetecilik hayatım boyunca da hep konuşuldu. Ama bu konuda hep böyle ufak ufak değişiklikler yapıldı. Mesela Türkiye’de hiç köklü bir siyasi partiler yasası reformu yapılmadı. Aslında bu dediğimiz sorunu kökten çözebilecek adımlardan bir tanesi bu. Biz hep konuştuğumuz zaman çünkü siyasette belirli tıkanıklıklardan bahsediyoruz haklı olarak. Siz siyasetçi olarak, ben siyaset izleyen bir gazeteci olarak. Ama siyasi partiler yasası konuşulmaya geldiği zaman her parti kendi reflekslerini öne çıkartıyor ve bu konuşmalar erteleniyor. Neden?
Erdoğan TOPRAK- Çünkü siyasi parti liderleri elindeki o erki, gücü bırakmak istemiyorlar. Güç Genel Merkezlerde Genel Başkanlarının iki dudağı arasında toplandığı içinde siyasi partiler kanununda değişiklik yapılmasını kimse göze alamıyor. Eğer siz siyasi partiler kanununda siyasette demokrasiyi getiremezseniz bu ülkeye demokrasiyi getiremezsiniz. Biz bunu yaptık. Cumhuriyet Halk Partisi olarak siyasi partiler kanununu baktık parlamentoda geçmiyor bari biz kendi içimizde bunu yapalım dedik. Parti tüzüğünde yaptık ve Genel Başkanın kontenjan kullanma hakkı %10. %90 önseçimlere ve halka bıraktık. %33 kadın kotası getirdik. Kadının siyasette kaybolup gitmesini engellemek için %33 kadın kotası getirdik. Bugün bizde o yürürlükte. %10 gençlik kotası getirdik. Çünkü siyasi partiler kanunu Türkiye’ye yakışan bir kanun değil. Bunun kesinlikle değişmesi lazım. İşte parlamentoda milletvekillerinin özgürce o fikirlerini yönetime taşıyıp katkı yapabilmesi için siyasi partiler kanununun mutlaka değişmesi lazım. Ama şuanda kulluk sistemi var.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisindeki bu zenginliğin kaos gibi algılanıp kamuoyuna sunulmasının altında yatan neden diğer partilerdeki o biat kültüründen kaynaklanıyor. Bence o Türkiye’nin zararına olan bir yapı. Türkiye bunu aşmak zorunda. 550 tane milletvekili o seçilmiş çok deneyimli kişilerin katkılarını almadan parlamentonun bir kişinin iki dudağı arasında yönetilmesi padişahlıktır. Padişahlığı biz bırakalı yıllar oldu.
Ünsal ÜNLÜ- Sayın Halil Osman Eroğlu Aydın’dan yazmış. Partinin üretken katkıları için kurumsal beklentilerini beklentilerini açıklar mı size Sayın Toprak demiş. Kurumsal olarak neler bekliyorlar?
Erdoğan TOPRAK- Şimdi Cumhuriyet Halk Partisinin ilk defa tüzüğünde yaptığı değişikliklerle Genel Başkan Yardımcılıklarının çalışma birimleri getirildi. Ve o birimlerde uzman kadrolardan oluşan deneyimli bir takımlar oluşturuldu. En azından benim başında olduğum birim iş dünyasıyla diyalog birimi.
Ünsal ÜNLÜ- Siz iş dünyasıyla ilgileniyorsunuz.
Erdoğan TOPRAK- Evet. Bizim 22 tane milletvekili arkadaşım var. Onların altında her ilde Cumhuriyet Halk Partisini parti üyesi değil, ama sosyal demokrat dünya görüşüne sahip iş dünyasından arkadaşlarımız var yönetimlerimizde. Ve çok geniş bir kadroyla çalışıyoruz. Eğer piyasalarda bir sıkıntı varsa, esnafta bir sıkıntı varsa bu arkadaşlarımız bize iletiyorlar ve biz kendi kurullarımızda bunu çözüm önerileriyle beraber parlamento gündemine taşıyoruz. Eğer iktidar partisinden dahi bu çalışma gelse Türkiye’de sanayicinin, esnafın, kobinin OSB’nin önünü açacak çalışma eğer iktidar partisinden dahi gelse biz buna katkı veriyoruz. İktidardan geldi, muhalefetten geldi anlayışıyla bakmıyoruz. Çok geniş bir çalışma takımıyla çalışıyoruz. Bir üniversite gibi gerçekten çok deneyimli, yetişmiş kadrolarımız bir üniversitede ders verir gibi gelip anlamadığımız konularda da bilgi alıyoruz onlardan.
Ünsal ÜNLÜ- Murat Çakıl İzmir. Hala parti içi işler ne zaman bitecekte bu parti gerçek görevine dönecek. Bir seçim daha geliyor. Yeni kayıplara mı hazırlanılıyor CHP’de diye sormuş.
Bu arada bütün gelen mailleri hep bu notları iletiyim. Az sonra da okuyacağım. Mesela Finlandiya’dan var, Almanya’dan var, tekrar Hollanda’dan var onları da okuyacağım ama hepsi mesela genelde çok böyle olmaz siyasi partilerden. Bu kez CHP’lilerden çok fazla soru geliyor. Bu aslında bir anlamıyla eleştiri diye okunabilir herhalde. Çünkü herkes yurtdışından gelen mailler özellikle sizin de dikkatinizi çekmiştir. Orada merak ediyorlar CHP’nin durumunu. Yeni bir seçim yaklaşıyor demiş Murat bey.
Erdoğan TOPRAK- Şimdi CHP olarak seçimlere tüm partilerden önce başladık. Geçen sene, 2012’nin Mayıs ayında başladık. Çalışmalarımız hızla devam ediyor ve tek tek, il il, ilçe ilçe masaya yatırıyoruz. Çok büyükte yol aldık. Bundan 2,5 ay öncede bir fuar vardı. O fuarda da CHP’li belediyelerin çalışmaları sergilendi. 2 ay sonra tekrar sosyal demokrat belediyecilik nedir? Ne olmalı ile ilgili Mayıs ayında çok geniş bir çalışmamızı kamuoyuyla, halkla paylaşacağız. Bir fuar merkezi Sienar Fuar Merkeziyle anlaşmak üzereyiz ve orada seçimden önce halkımıza projelerimizi sunacağız.
Merak etmesinler. CHP kadroları çalışıyor. Evet, birkaç arkadaşımızın çıkışları belki gündemde olduğundan fazla yer alıyor ama içeride çok yoğun çalışanda bir takımımız var. Seçimlerden 2 yıldan önce çalışmaya başladık. Bu CHP’de bir ilktir. İlk defa bu kadar tüm partilerden erken başlıyor proje üretmeye.
Evet, belli sıkıntılar oldu. Yanlış anlaşılmalar oldu. Onlar çözülmeyecek konular değil. CHP köklü bir partidir. Bu olayı zaten aştı, aşmaya da devam edecek ve Türkiye’de inanın en hazırlıklı şu anda seçime en hazırlıklı parti CHP’dir.
Ünsal ÜNLÜ- Atatürkçüyüm, solcuyum, CHP’ye oy vermem çünkü boşa gider, aslında en kötüsünü yapıp kimseye oy vermiyorum demiş Okan Bey.
Erdoğan TOPRAK- Ama şimdi böyle yaparsa vatandaş sorumluluğundan kaçarsa yanlışlar nasıl düzelir. Şimdi şikayet ederek bir yere varamayız. Evet, eksik mi yapıyor? O zaman geleceksiniz partide yerinizi alıp bu mücadeleyi burada vereceksiniz. Bunu yapamıyorsanız, vaktim, işim müsait değil diyorsanız oy kullanın en azından. Vatandaşlık görevi yapın. Boşa gider. Ama doğru değil ki bu. Bu yaklaşımdan vatandaşlık görevini yapmamış oluyor. Yani o zaman bana bu soruyu sorma hakkını da kendisinde nasıl bulacak?
Ünsal ÜNLÜ- Eğer CHP eşitlik ve kendilerini iyi tanıtmak istiyorsa neden basında ölçülü davranmıyor? Bilhassa CHP milletvekilleri PKK cenazesine katılırsa bunu açıklayamazsın. Kan döken bir terör örgütüne bana bu neyi gösterir? Teröre de parti içinden az da olsa destek geliyor demiş Ercan Bey.
Erdoğan TOPRAK- Şimdi şunu söyleyeyim; Türkiye’de terörün bitmesi için en fazla gayret sarf eden partiyiz. Çünkü Türkiye’nin eğer köklü bir temel meselesi varsa, biz CHP olarak bu ülkenin ana muhalefet partisi isek yani bu meseleye bakmayalım. Hükümet bunun altında kalsın, Türkiye kan gölüne dönsün bende oy kazanayım kolaycılığına gitmemeliyiz.
Böyle bir meseleyi hepimizin partiler üstü mesele olarak görmesi Türkiye’nin bu kanayan yarasını durdurması lazım. Yazın şunu söyledik; Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediği bir laf vardı, benim siyasi geleceğime dahi mal olsa bu konunun bitmesi için elimden gelen hayreti gösteririm demişti.
Türkiye’nin bu olaya giden evlat sayısı 30 bin. Türkiye’nin bu konu ile harcadığı ekonomik rakam 400 milyar dolar. Yani Türkiye’nin tüm borcunun neredeyse tamamına eşit. Böyle önemli bir mesele de CHP olarak ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Türkiye’deki bu mesele ile ilgili iktidarı da evet, çözün biz bu konuda size katkı vermeye hazırız dedik. Artık benim annelerin, 20 yaşındaki evlatların elinde kınayla gönderip cenazeyle geri dönmesini tahammülü kalmadı.
Bizim bunu çözmemiz lazım. Ama iktidar partisi ne acıdır ki, biz bu desteği verdikçe iktidar partisi bu konuda çözmek yerine çözümsüzlüğe doğru gidiyor. Biz iktidar partisiyle bir şeyi konuşuyoruz, iktidar partisi dört parti bir araya gelsin diye öneride bulunuyoruz bizim toplantımızın hemen çıkışında Sayın Başbakan kalkıp BDP ve MHP’ye ağır eleştirilerde bulunuyor.
Ünsal ÜNLÜ- Ama MHP daha önce katılmayacağını söylemişti.
Erdoğan TOPRAK- O ayrı bir şey. Yani şimdi belki de bu çözüm önerisi MHP’nin çantasındadır, dosyasındadır. İkna etmek gerekmez mi? Yani Sayın Başbakanın görevi fal açmak mıdır? MHP katılmayacak ben MHP’ye vurayım. Yanlış bir şey. MHP’yi eleştireyim. Hayır, daha olay yeni başlamış, ikna etmek lazım, gitmek lazım, gelmek lazım. Ama daha bizim toplantımızın hemen sonrasında Sayın Başbakan BDP ve MHP’ye ağır eleştirilerde bulundu.
Siz eğer bu fırsatları doğru kullanamazsanız, bunların altını dolduramazsanız sizin kalkıp da böyle önemli tarihi meseleleri çözmeniz mümkün değil. Türkiye Cumhuriyetinde hiçbir partiye nasip olmayan 3 dönemlik tek başına güçlü bir iktidar yapısıyla geldiler. Türkiye’nin en önemli meselesi hangisidir? Budur bence. Şimdi siz 3 dönem tek başınıza iktidar olacaksınız ve bu meseleyi çözme noktasında fırsatçı davranacaksınız.
Bu doğru değil. Bence Türk halkına bu konuda hesap vermesi lazım. Çünkü Türk halkı 3 dönemdir bu partiye tek başına iktidar verdi.
Ünsal ÜNLÜ- Şu anda İmralı sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erdoğan TOPRAK- İmralı sürecinin altının doldurulması lazım.
Ünsal ÜNLÜ- Kastınız nedir bundan?
Erdoğan TOPRAK- Yani iktidar partisinin bu konuda attığı her adımı doğru tespit edip ve bunun da belli şekilde paylaşması lazım. Şimdi İmralı süreciyle ilgili CHP’ye gelin çözelim diyor. Bakın bu mesele sandalye sayısıyla çözülecek bir mesele değil. Bu mesele toplumsal uzlaşıyla çözülecek bir mesele. Eğer sandalye sayısı olsaydı AKP iktidarının parlamentoda çıkaramayacağı bir kanun var mıydı? Yok. İstediği kanunu çıkartabilir. Peki, niye çözemiyor? Çünkü bu olay kanunla çözülecek bir olay değil. Bu olay toplumsal uzlaşıyla çözülür. Bir kere terör örgütüyle oradaki vatandaşlarımız arasındaki bir ayrışımı doğru koymamız lazım. Parlamentoda tüm kesimlerle diyalog içerisinde de olmamız lazım. O bölgedeki teröre akan o gençlerin nedenini araştırmamız lazım. İşsizlikten mi kaynaklanıyor? Başka şeylerden mi? Bunu bulmak lazım.
Şimdi sen eğer gider Diyarbakır’a ben buraya fabrika yapacağım, tüten bacayı getireceğim, yoksulluğu yok edeceğim. Teröre giden o genç kaynağı işsizlikten dolayı keseceğim dersen bir nebze adım atmış olursun. Ama Sayın Başbakan gidip ben buraya cezaevi yapacağım, yani sizlerden daha fazlasını buraya tıkacağım diyor.
Şimdi böyle çözebilir misiniz? Çözemezsiniz. Bunun uluslararası boyutu var. Uluslararası müttefikimiz geçinen kişiler bu konuda bu meselenin çözülmesine müsaade etmiyor ne yazık ki. Yani bu meselenin bir tek boyutu yok. Eğitim boyutu var. Ekonomik boyutu var. Kültürel boyutu var. Uluslararası boyutu var. Büyük devlet adamı olma boyutu var. Şu anda devlet adamı boyutunda hareket edilmiyor iktidar partisi.
Bakın niye bunu söylüyorum? Habur vardı. 2007 vardı. 2009-2011. Üçünde de fiyasko var. Neden? Ben bu seçimi atlatabilir miyim? Bizim endişemiz şu; Başbakan başkanlık sistemi için oynuyor. Bu meseleyi de kendi siyasi geleceğine alet etmek istiyor. Umut ederim etmez. Ama bizim endişemiz bu yönde. Samimiyse attığı her süreçte parlamentoda liderler düzeyinde bilgi verebilir. Dışarıyla paylaşılmamak şartıyla. Ama şu dakikaya kadar CHP ile paylaşılmış hiçbir mesele yok.
Ünsal ÜNLÜ- Ana dilde savunma konusunun konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Parlamentoda çok ciddi tartışma yarattı. CHP’nin bu konuyu yasayı Anayasa Mahkemesine götürmesi gibi bir durum söz konusu mu?
Erdoğan TOPRAK- Şu anda yok.
Ünsal ÜNLÜ- Ardından da siz çıkan yasanın bu çıkmış halinden memnun kaldınız mı?
Erdoğan TOPRAK- Şimdi bir kere ben buradaki yasaya verilen adı yanlış buluyorum. Ana dilde savunma hakkı değil. Bu savunma hakkıdır. Sizin ana diliniz Türkçe de olabilir. Bakın sizin kanalınızın bir izleyici ağı var ve bunların çoğu yurt dışında.
Şimdi çocuk İngiltere’de doğmuş büyümüş veya Almanya’da doğmuş, büyümüş. Belli bir yaşa gelmiş. Türkiye’ye geliyor. Burada bir suç işledi diyelim veya bir suçlamayla karşı karşıya kaldı. Kendisini savunduğu zaman ana dili olmayan en iyi bildiği dil yabancı bir dil. Ama savunması gerektiği dil ise Türkçe olması lazım değil mi? Yani ana dilinde savunması lazım.
Demek ki, bu ana dil değil. Bu kendisini savunma hakkıdır. Yani başka bir ülkede doğup büyüyebilir, Türk olabilir, ana dili Türkçe olabilir ama ana dilinde kendisini iyi ifade edemeyebilir, bundan dolayı da bir tercüman bulunması lazım.
CHP olarak biz hakimden önce yani polisteyken de dahi bu savunmasının kendisini iyi ifade edebileceği dille yapmasını ve tercüman aracılığıyla bunun da zabıtlara geçmesini savunduk. Ama bu kabul edilmedi. İlk tutuklandığı andan itibaren. Bizin önerimiz çok daha genişti. Kabul görmedi. Savunma hakkı konusunda kendisini hangi dilde iyi ifade edebiliyorsa savunma hakkı kutsaldır. Savunma hakkını özgürce kullanmalı bir birey.
Ama bu ana dilde savunma değil. Bunun adı çok yanlış. Bunu yanlış buluyorum. Doğru değil bu. Çünkü benim ana dilim Türkçe olabilir ama ben yurtdışında yetiştiğim için Türkçe kendimi iyi ifade edemeyebilirim. O zaman peki kanun ana dil diyor. Senin ana dilin bu. Sen bu dilde savunacaksın böyle bir garabet olabilir mi?
Ünsal ÜNLÜ- Mustafa Çelikel, Ergenekon’da tutuklu askerler konusunda ilk kez Başbakan Erdoğan’la Sayın Kılıçdaroğlu’nun aynı sözü söylediğine şahit olduk. Acaba fikirler arasında bir uzlaşma mı var yoksa bu kez tesadüfen mi böyle bir denk gelme yaşandı diye soruyor.
Erdoğan TOPRAK- Şimdi Başbakanın o noktaya gelmiş olmasından dolayı mutluyuz. Biz yıllardır bunu savunuyoruz. Eğer bir suçlu varsa cezasını verin. Ama uzun tutukluk süresi, yükümlülük süresine dönüştüğü için insan haklarına da aykırı, uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin itibarı içinde haksızlık.
Yani Sayın Başbakana şunu söylemek isterim; eğer bu senin vicdanını sızlatıyorsa bu mesele ki, sızlatması lazım. Kendi müsteşarına çıkardığın kanunu bura içinde çıkartıp bu tutukluk süresini bir an evvel sonuçlandırabilirdi. Şimdi olay kendi müsteşarına geldiği zaman MİT Müsteşarıydı bu. 1 günde bir kanun çıktı. Peki, bu ülkeyi kim yönetiyor? Yani Sayın Başbakanın vicdanı sızlıyorsa bu ülkeyi yöneten, bu ülkede kanun yapma gücü elinde olan parlamentoda hangi parti? İktidar partisi. Peki, niye yapmıyoruz? Maden öyleyse getirsinler o kanuna bizde destek vermek istiyoruz.
Ünsal ÜNLÜ- Anayasa Mahkemesi Başkanı da Cumhuriyet Gazetesine bir röportaj verdi. Dedi ki, aslında yasal olarak bir sıkıntı yok fakat hakim uygulamalarında ciddi sıkıntı var ve uygulamada o zihniyet devrimini yapmak son derece zor oluyor.
Erdoğan TOPRAK- Hiçte zor değil. Takdir hakkını kısaltırsınız. Süreyi kısaltırsınız en azından takdir hakkı öyle ortadan kalkar.
Ünsal ÜNLÜ- Muzaffer Andaç, ben büyük Atatürk’ü bizzat da görmüş bir insanım. Kendi kökenini seven diğerlerine de saygı gösterir. Anacak kendinden emin olmayan diğerlerinin iddia ettiği kökeninden de rahatsız olur demiş.
Ercan Kılıç, verdiğiniz cevaptan tatmin olmadığını söylemiş.
Son soru şu olsun; Yunus Tacettin, parti olarak önümüzdeki seçimlerde anketleri nasıl göze alıyorsunuz demiş.
Elinizde şu an yapılmış bir anket var mı? CHP bu konuda çalışmalar yapıyor çünkü biliyoruz. Zaman zaman kamuoyu yoklamaları yapıyorsunuz.
Erdoğan TOPRAK- Performans anketi yapıyoruz. Kendi belediyelerimizle ilgili ve farklı belediyelerle ilgili. Orada gördüğümüz, kendi belediyelerimizden halk memnun ve başarılı. Ama CHP’nin bu başarılı belediyeciliğinden iktidar partisi çok rahatsız. Şu anda kendi imkanlarıyla dünyada ödül almış belediye Eskişehir Belediyesidir. Ama bugün Eskişehir Belediyesi Yılmaz Büyükerşen gerçekten Eskişehir gibi Anadolu’nun tam ortasında bir dünya kenti yarattı. Ama ödülü ne oldu? Tutuklatmak.
Şimdi devlet bir sürü prangalar takmış CHP’li belediyelere. CHP’li belediyeler bun rağmen başarılı çalışmalar yapıyorlar. Tabi ki, seçime gidiyoruz. Belediyelerimizin başarı grafiğini ölçüyoruz. Belediyelerimiz yaptığımız performans kriterlerinde başarılı çıktı bundan gurur duyuyorum ve birçok belediyeyi de CHP bünyesine 2014’de geçeceğine inanıyorum. Ama AKP seçim startını CHP’li belediyelere baskı yaparak başlattı. Baskılar bizi yıldıramayacaktır. Çünkü biz daha çok çalışacağız. Şu anda belediyeler onlar gelip yaptıkça halkta CHP’li belediyelerin ne kadar temiz ve şeffaf başarılı olduğunu görüyor. Ama benim onlara tavsiyem, birazda kendi belediyelerine baksınlar. Yolsuzluklarla boğuşuyorlar. Bir sürü orada sıkıntılı iler var. Biraz da o belediyelere baksınlar.
Ünsal ÜNLÜ- Çok teşekkür ediyorum.
Erdoğan TOPRAK- Ben teşekkür ederim. Tüm vatandaşlarıma yurt içinde, yurt dışında yaşayan tüm vatandaşlarıma saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Tabi ki, geniş bir program olmasını arzu ederdik. Her konusuna cevap vermeyi arzu ederdim. Enerjideki dışa bağımlılığımızı anlatmak isterdim. Sosyal demokrasinin gelişmesi gerektiğini anlatmak isterdim. Türkiye’de, dünyanın en büyük sorunu 21. Yüzyıldaki bu çarpık ekonomiden kaynaklandığını anlatmak isterdim. Liberal ekonominin dünyayı getirdiği boyutu anlatmak isterdim. Ama süre kısıtlı bu kadarı söyledim.
Vişne Haber Ajansı