loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Baydar: Terör Türkiye’nin en önemli sorunudur

CHP'li Baydar: Terör Türkiye’nin en önemli sorunudur
Tarih: 23.11.2015 - 15:58
Kategori: Siyaset

CHP Aydın Milletvekili Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar TBMM'de ülkede yaşanan terör olayları ve sokağa çıkma yasakları ile ilgili basın açıklaması düzenledi.

''Son aylarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tırmanış gösteren çatışmalı ortamla birlikte, terör örgütünün, sivil halkın yaşadığı mahallelere girerek, hendekler açmak suretiyle kamu güvenliğini tehdit etmesini endişeyle izliyoruz. 

Hükümetin ve valiliklerin 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayalı olarak ilan ettikleri sokağa çıkma yasaklarının, yasal ve Anayasal dayanağı bulunmamaktadır. 

Yasalara göre sokağa çıkma yasağı uygulamasına ancak Olağanüstü HAL veya Sıkıyönetim dönemlerinde başvurulabilmektedir. 

Dolayısıyla İl İdaresi Kanunu’na dayanarak ilan edilen sokağa çıkma yasakları hukuksuzdur.

Bölgede uygulanan sokağa çıkma yasakları, en temel insan haklarını bile ihlal etme niteliğindedir. 

Örneğin 3 Kasım-13 Kasım 2015 tarihleri arasında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde toplam 12 gün boyunca uygulanan sokağa çıkma yasağı, insanların açlıkla mücadele etmek zorunda kaldıkları bir atmosfere neden olmuştur.

Terör Türkiye’nin en önemli sorunudur ve bir mücadeleye ihtiyaç vardır. 

Mücadele yapılırken geçmişteki politikalar sonucunda terör sorunu daha karmaşık hale gelmiştir. 

AKP hükümetlerince PKK’nın toplum kesimleriyle iç içe geçmesine göz yumulmuş ve sonuçta terör sorunu bu iktidar döneminde karmaşık, tehditkâr ve siyasi bir sorun haline getirilmiştir.

AKP’nin göz yummaları sonucunda mahalle komiteleri kurulmuş, PKK‘ya şehirlerde örgütlenme fırsatı verilmiş, hendekler kazılmış ve kent giriş çıkışları örgüt tarafından kontrol edilerek; sözüm ona özyönetimler ilan edilmiştir. 

Özellikle bölge il ve ilçelerinde, örgütün kamu düzeni yerine kendi düzenini kurmasına izin verilmiştir.
Şimdi bu durum değiştirilmek isteniyor. Elbette değiştirilmeli. 

Bir ülkede devletin resmi misyonu dışında kimsede silah olamaz.


Devlet dışındaki silahlı güçlerin bir ilçeyi bir mahalleyi denetim altına almasına göz yumulamaz. Emniyet güçleri yetkisini devredemez. Olmaz ama oldu.

Bu durumu düzeltmek ve terör örgütünü mahallelerden çıkarmak daha güç hale geldi. 

Sıkıyönetim ve Olağanüstü Hal ilan etmedik diye övünüyorsunuz. 

Ancak bölgede yaratılan tablo bu durumlardan daha tehlikeli bir hal almıştır. 

Güvenlik güçlerinin her ne olursa olsun bir milletvekiline TOMA ile saldırarak zarar vermesi asla kabul edilemez.

9 gündür Nusaybin’de uyguladığınız sokağa çıkma yasağı ile insanlarımızın, hastaneye gidemeyeceği, ilaç alamayacağı, cenazesini kaldıramayacağı bir durum yaratıyorsunuz. 

Bu durum bölgeye yapılmış büyük bir haksızlıktır. 

Hem insan haklarına hem demokrasiye aykırıdır. 

Ne yazık ki bu duruma ülkeyi AKP hükümetleri getirmiştir. 

Terörün mahallelerde örgütlenmesine izin verenler, terörle mücadele politikalarını Oslo’da ilan etmişlerdir.

Şimdi egemenliği yer yer devretmelerle ülkeyi getirdiğiniz bu durumla; insanları, cenazelerini gömemez hale getirdiniz. Yazık değil mi? 

Terörle mücadele ediyoruz diye örgütün bölgede, mahallelerde örgütlenmesine müsaade ettiniz.

Bugün içinde bulunduğumuz temel gerçek terörle mücadele ediyoruz diyerek yaptığınız pazarlıklarla ne yazık ki terörü dağdan mahalleye soktunuz. 

Terör tüm dünyada ciddi bir tehdittir. 

Dünyanın her yerinde her ülke ister sosyalist, ister krallık olsun, herkes terörle mücadele eder. Ne yazık ki AKP hükümetleri terörle yeteri kadar mücadele edemedi. 

Pazarlık yapıp işi geçiştirmeye çalıştı. Peki sonuç aldı mı? Geçici olarak aldı.
 
Ancak daha büyük bir bedel ödeyerek şimdi mücadele etmeye çalışıyor.

Bölgede hendek var mı? Var. 

Patlayıcılar yollara yeraltına gömülmüş mü? Gömülmüş. 

Peki nasıl kazıldı bu hendekler? Nasıl gömüldü bu patlayıcılar? Kim kazdı? 

Kim gömdü? Bizi aldattılar laflarıyla artık bir yere varmanız mümkün değil? 

Bölge komiteleri nasıl kuruldu? 

Tüm bunlar yapılırken Vali, Emniyet Müdürleri, Asker ne yapıyordu? Tatilde miydiler? Hendek kazılırken niye müdahale etmediler? Çünkü AKP hükümetinin politikası buydu. 

Şimdi uygulayageldikleri politikanın ne kadar yanlış olduğuyla yüzleşiyorlar. 

Terörle mücadelede AKP’nin söylediği “aman analar ağlamasın” lafı kocaman bir yalandı. 

7 Haziran’dan günümüze kaybettiğimiz insanımızın sayısı 620’yi geçti. 

Ne yazık ki AKP’nin yanlış politikaları sonucu, bunun bedeli olarak daha fazla ‘analar ağladı’. 

Bölgedeki Kürt kardeşlerim çok acılar çektiler. 
 
Devletin bu konudaki yanlış mücadele anlayışından çok acılar çekildi.

Ancak bu terörün mazur görülmesi anlamına gelmez. 

Terör herkesin hakkına tecavüz anlamına gelir.

Siyasi hayatımız, terörün etkisi ortadan kalktıkça daha rahat işleyecektir.

Terör örgütünün siyasi partiler üzerindeki etkisi ortadan kalktıkça siyaset özgürleşecektir.

Terör, insan hakları sorununun önündeki en önemli engel haline gelmiştir.

Suruç ve Ankara patlamalarındaki istihbarat zafiyetine ne demeli? Bu nasıl istihbarat?

Şimdi adını bile söylemekten çekindikleri IŞİD terörü var. 

Aynı hataları burada da yapıyorlar. IŞİD’le pazarlıkla işi götüreceklerini sanıyorlar.

AKP’nin ikircikli tavrı İŞİD terörünü yarattı. Adını bile doğru dürüst koyamıyorsun. 

Kokteyl terör gibi kavramlar uydurarak kaçamak ikircikli bir tavır takınıyorsun. 

Bu şekilde terörle kararlı mücadele edilemez.

Ancak IŞİD terörünün uluslararası kabulü AKP’yi, IŞİD’i terör örgütü olarak kabule zorladı.

AKP hükümetlerinin terörle yanlış mücadele etmesinden artık bıktık.

Hendek kazmakla Kürt sorunu çözülemediği gibi; pazarlık yaparak da terörle mücadele edilemez.

Aklın başına gelip, “aldatıldım ben” dedikten sonra mücadeleye başladığında da; sivil halkın, vatandaşın can güvenliğini korumak, hukuk ve insan hakları çerçevesinde etkin terörle mücadele yapmak esas olmalıdır.''

Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları