loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Baydar'dan 'Eğitim Bilimleri Üniversitesi' teklifi

CHP'li Baydar'dan 'Eğitim Bilimleri Üniversitesi' teklifi
Tarih: 04.03.2016 - 15:09
Kategori: Siyaset

CHP Aydın Milletvekili Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar'ın 'Eğitim Bilimleri Üniversitesi' adıyla yeni bir üniversite kurulmasına yönelik TBMM Başkanlığı'na kanun teklifi verdi.

CHP Aydın Milletvekili Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar'ın 'Eğitim Bilimleri Üniversitesi' adıyla yeni bir üniversite kurulmasına yönelik TBMM Başkanlığı'na kanun teklifi verdi.

Baydar kanun teklifinin gerekçesini şöyle açıkladı:

İnsanlık, ancak birden fazla insanın birbiriyle kurduğu tutarlı ilişkiyle varlığından bahsedilir bir olgu olarak karşımıza çıkar. Ve yine ancak bu biçimdeki diyalektik ilişkiyle insanlık adına bir ilerleme kaydedildiğinden bahsedilebilir. Bu tutarlı ilişki, toplumu oluşturan konvansiyondan başka bir şey değildir. İnsanlık tarihi incelemeleri; bu konvansiyonun, ancak belirli bir birikime sahip insanla hayata geçmiş olduğunu gözler önüne seriyor. Birikim ise kaçınılmaz olarak bir eğitimin ürünü olarak açığa çıkıyor. Eğitimden yoksun bir birikim, ontolojik olarak da mümkün değildir. Şu halde bu birikimi sağlayan yegâne unsur olarak eğitim, denebilir ki insanlığın gelişiminin ve varlığının temel dinamolarındandır. 

Eğitimin niteliğine ve gücüne bağlı olarak da, toplumun niteliği ve gücü değişim göstermektedir. Açıktır ki bir toplumun doğayla/evrenle kurduğu ilişkideki başarısı, o toplumun eğitimle kurduğu ilişkideki başarısıyla doğru orantılıdır. Bu orantı, eğitime verilen önemin mahiyetine bağlı olarak; (bugün) kimi toplumları ileri bir seviyeye ulaştırmış, kimi başka toplumları ise gelişimin gerisinde bırakarak, çeşitli sorun ve sıkıntılar ağı içerisinde yaşamaya mahkûm etmiştir. Peki, insanlık gelişiminin şimdiki aşamasında eğitimden yoksun bir toplumdan bahsedilebilir mi? Elbette ki hayır. Şu halde eğitim ile kurulacak toplumsal gelişim parametresinde belirleyici olan şey; eğitimin kalitesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu anlamıyla eğitim, kaliteli ve sonuç alıcı bir niteliğe bürünmedikçe, toplumun refah ve kaliteli yaşamından bahsedilemez. Bu kalite ve refah, ancak yeni nesillerin yaşamı organize eden alanlarda üretimin bir parçası olmasıyla mümkündür. Başta bilim ve teknoloji alanında olmak üzere, icatlar yapabilen; sosyal ve ekonomik alanlarda çeşitli patentler alabilen; sanatta, edebiyatta, sinemada, matematikte, müzikte ve teknolojide dünya çapında başarılar elde edebilecek; vizyonu sağlam, ufku geniş nesillerin yetiştirilmesi, bahsi geçen bu kalite ve refahı sağlamaya yeterli olacak olan yöntemdir. 

Ülke eğitimine ve eğitim sistemine yaklaşmamız gereken temel noktanın da burası olduğu su götürmez bir gerçektir. Bu su götürmez gerçek, eğitimin kalitesinin arttırılması üzerine bina edilmiş yeni bir modelle hayata geçtiği takdirde başarıya ulaşacaktır. 

Yeni bir modele ihtiyaç duyan eğitim sistemimizin görünürdeki amacının; bu tedrisattan geçmiş yeni nesillerin, dünya çapında nam sahibi olmuş birer; mucit, patent sahibi, ödüllü tasarımcı, teknoloji yaratımcısı vb. gibi, alanında uzmanlaşmış kadrolar yetiştirmek olması beklenir. Bu da ancak kaliteli bir eğitimle mümkündür. Kalite gradosu düşük bir eğitim modelinin, bahsi geçen bu nitelikte öğrenciler yetiştirmesi olanak dışıdır. Ülkemiz, eğitim sisteminin belirleyeceği yeni eğitim modeli de böylesi bir perspektife sahip olmalıdır.

Kaliteli eğitim ise birbirine bağımlı ve bağımsız pek çok belirleyici nedenle birlikte, (daha da çok) eğitimi veren merciin kaliteli olmasıyla olanaklıdır. Yani kaliteli bir eğitim, bu eğitimi veren eğiticinin kaliteli oluşuyla hayata geçirilebilir. Aksi durumda, eğitimin yeni nesiller ve toplum için hedeflenen sonuca ulaşması çok zordur. 

İnovasyonla yürütülen ve politeknik ile desteklenmiş bir eğitim modeli, nitelikli öğretmenlerin de varlığıyla, refah içinde ve sağlıklı toplum yaratmaya muktedir bir araçtır. Bu anlamıyla kaliteli bir öğretmen kadrosunun yetiştirilmesi, eğitimi geliştirmeye yönelik yapılacak müdahalelerin başında gelmelidir. Bu başat müdahale, eğitim sistemimizi içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtararak eğitim ile elde edilmek istenen amaca götürecek bir yöntem olmalıdır.

Yeryüzünün gelişmiş tüm toplumlarında eğitim, onu verenlerin niteliğinin arttırılmasıyla uygun bir modele dönüşmüştür. Bu anlamıyla ülkemizdeki eğitimin kalitesi sorununu giderecek önemli unsurlardan biri, öğretmenlerimizin daha nitelikli bir hale getirilmesidir. Bu sorunun özünde ise eğitim fakültelerinin nitelikli öğretmenler yetiştirmek için yeterli bir kapasiteye sahip olmaması yatmaktadır. Bu kapasitenin yeterli hale getirilmesi için denenen hemen tüm müdahalelerin başarısız olduğu görülmektedir. Bu sorunu ortadan kaldıracak yöntem, fakültelerin, kalıcı olmayan düzenlemelerle yenilenmesi olamaz. Kalıcı ve köklü bir çözüm için, kalıcı ve köklü bir adım olarak, yeni bir eğitim modeli inşa edilmelidir. Bu yeni eğitim modeli inşası içinde hiç kuşku yok ki öncelikli görev, öğretmenlerimizin kalitelerinin arttırılması olacaktır. Bunun için de zaman kaybetmeden, öğretmenlerin daha iyi bir eğitim alması için gerekli olan adımlar atılmalı ve bir Eğitim Bilimleri Üniversitesi kurulmalıdır.

Türkiye’de eğitim fakültelerinden mezun olan öğretmenlerin belirli bir uzmanlaşma ve yeterli bir eğitimden geçmedikleri çok açıktır. Bu acı tablo kendisini, en temel bilgilerden bile yoksun öğretmenlerden oluşan geniş bir yığınla ortaya koyuyor. Aynı zamanda mevcut eğitim sisteminin öğretmenler için nitelikli bir uzmanlaşma alanı yaratmadığı da Milli Eğitim Bakanlığı’nın istatistiki verilerinden anlaşılmaktadır. Örneğin mevcut öğretmenler içerisinde sadece binde biri doktora sahibidir. Yine bu öğretmenler içerisinde tezli yüksek lisans yapanların oranı yüzde 3’lerde kalmaktadır.

Oysa toplumun geleceği demek olan genç nesillerin öğretmenleri, bu nesillerin kaliteli eğitim alabilmesi adına; donanımlı, belirli uzmanlıkları olan ve çeşitli dillerde kendini ifade edebilir nitelikte olmalıdır. İşte bu zaruri ihtiyaç, öğretmenlerimizin artık, onları bu donanıma sahip birer eğitimci olarak yetiştirecek üniversitelerden mezun olmalarıyla ortadan kalkabilir. 

Ülkemizde, çok açıktır ki acil bir eğitim modeline ihtiyaç var. Yüzde 3’ü yüksek lisanslı, yüzde 0,10’u doktora sahibi olan öğretmenlerle yapılan eğitimden tutarlı bir sonuç çıkmaz. Ülkemiz eğitimi; doktora ve yüksek lisans sahibi, belirli uzmanlıkları olan, çeşitli dillerle kendini ifade edebilen, entelektüel bir birikime sahip öğretmenlere ihtiyaç duymaktadır. Bunun başarılması için ilk elden gerekli olan, bu amaç doğrultusunda hayata geçirilmiş bir üniversitedir.
Bu amaçla örülmüş bir eğitim kurumu olarak üniversite, kaliteli öğretmenler yetiştirmek için en uygun platform olacaktır. Bu gerçekten hareketle Ankara’da 4 fakülte ve 5 enstitüden oluşan bir Eğitim Bilimleri Üniversitesi’nin açılmasına ihtiyaç vardır. 

Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları