CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke: Her darbe önce üniversiteyi susturur. Hocalar mutlaka geri dönecek. Bu topraklarda aydınlık günlerde bilim ve özgürlük kazanacak.
"Dün itibariyle Türkiye’de üniversite yok edildi"
"Dün bir sinsi gece yarısı kararnamesiyle Türkiye’nin pek çok değerli akademisyeni kıyıma uğradı. Bir ülkenin üniversitesi eğer yok ediliyorsa, en değerli bilim insanları üzerinden silindir gibi geçiliyorsa o ülkenin geçmişi de geleceği de yok ediliyor demektir. Dün itibariyle Mekteb-i Mülkiye, cumhuriyetin kadrolarını yetiştirmiş olan soylu kurum yok edildi. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nin Tiyatro Bölümü artık fiilen yok. Özgür basının temsilcilerini yetiştiren iletişim fakültesi dağıtıldı. Dün itibariyle Türkiye’de üniversite yok edildi. Dersini almak için sıraya girmeleri gereken hocaları cahil cesaretiyle üniversitelerinden kopardılar. Üniversitesini korumayan, hocalarını, bilim insanlarını, otoriter iktidarın önüne atan o karanlıkla işbirliği yapan rektörler de bu iktidarla beraber o karanlık tarihe yazıldılar. Bilsinler ki o karanlık tarihe hep beraber gömülecekler ve asla unutulmayacaklar.
"Evren faşizmi Korkut Boratav'ı, Bülent Tanör'ü, Tarık Zafer Tunaya'yı üniversiteden atmıştı"
Bunu ilk kez yaşamıyoruz. Her darbe önce üniversiteyi susturur. Darbeciler en çok bilimden, aydınlıktan, özgürlükten korkar. Evren faşizmi Korkut Boratav'ı, Bülent Tanör'ü, Tarık Zafer Tunaya'yı üniversiteden atmıştı. Bugüne bakıyoruz, bu bilim insanları bize bugün ışık olmaya devam ediyorlar. Onlar onurlarıyla dimdik ayakta kaldılar, onları üniversiteden ve bilimden kopartabileceğini zanneden darbeciler utanç içinde silinip gittiler. Bugün üniversiteden atmaya çalıştığınız bilim insanları da mutlaka ayakta kalmaya devam edecek. Bugünün darbecileri de utanç içinde silinip gidecekler.
Hocalarımız, bu baskı döneminde düşüncelerinden, ilkelerinden dolayı ödedikleri bedeli onur sayıyorlar. Ben bugün onların kısılmaya çalışılan sesi olacağım. Onların sesi özgürce çıkana kadar biz onların sesi olmayı kendimize görev biliyoruz. Onların ağzından öğrencilerine söylemek istediklerini paylaşmak istiyorum.
Hocalardan öğrencilerine mesaj
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. İlhan Uzger şöyle diyor:
Ülkenin en eski, en köklü kurumuna, üniversitesine,bilimine hepsinin toplamında Türkiye'nin kendisine yapılmış bir saldırıdır. Öğrencilerime tek bir mesajım var: Dirensinler. Onlar kuracaklar yeniden.
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Profesörü Beliz Güçbilmez: Akademisyenlerin binalarla bağı yoktur. Bizleri, emeğimizden, birikimimizden, öğrencilerimizden koparamazlar. Bu günler geçtiğinde birileri utançla yaşayacak. Onlar biz olmayacağız.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Doçenti Murat Sevinç şöyle diyor: Öğrencilere her dönem sonunda ideolojinizin bir önemi yok derim. Önemli 2 şey var. Bir, Toplumda yoksul insanlar içinde yaşadığınızı unutmayın, onlara bir borcunuz var. iki, dürüst namuslu insan olun, gerisi çok da önemli değil."
"Türkiye’ye KHK’larla bir kıyım dayatılıyor"
Almanya'da Hitler'in baskısından kaçan nice bilim insanına genç cumhuriyet kucak açtı. Onlar genç cumhuriyetin demokratik şemsiyesinin altına sığındılar. Onlar burada bilim ürettiler, kimi zaman da Türkiye'nin kalkınmasına katkıda bulundular. Şimdi aynı vicdansızlığı, akılsız ve kin dolu yaklaşımı akademik kıyımda yaşıyoruz.
Karanlıkta gece yarılarında sinsice köşede bekleyen, korktuğu için bunu doğrudan yapamayan bir sinsilikle Türkiye’ye KHK’larla bir kıyım dayatılıyor.
Bir zamanlar ülkelerinden kaçmak zorunda kalanlara ev sahipliği yapan bir ülke şimdi kendi bilim insanlarını bu ülkede yok etmeye çalışıyor. Hatta o dönemin daha da korkuncu dayatılıyor. İstifa eden akademisyenler ihraç ediliyor. Neden, çünkü bir hınç duyuluyor, çünkü aydınlığa, özgürlüğe karşı bir mücadele veriliyor. Çünkü onlar hak ettikleri emeklilikten, yurtdışına çıkma özgürlüklerinden mahrum bırakılmak isteniyor.
"Hocalar mutlaka geri dönecek"
Bizi biz yapan bütün değerlerin, bütün tarihin üzerinden silindir gibi geçmeye niyetiniz var çok belli ama siz de şunu bilin, biz de çok kararlıyız. Biz o tarihe sahip çıkacağız ve o tarihle bir gelecek yazacağız. Siz Türkiye'yi karanlığa hapsetmeye ne kadar inat ettiyseniz, biz de Türkiye'yi hakettiği aydınlığa hep beraber çıkarmaya o kadar kararlıyız. Size ve kokmuş karanlığınıza asla teslim olmayacağız. Diktatör olmaya özenenler varsa bilinsin ki kahrolsun istibdat diyenler de var.
Hocalar mutlaka geri dönecek. Bu topraklarda aydınlık günlerde bilim ve özgürlük kazanacak."