CHP Genel Başkan Yardımcısı ve yeni Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, ABD'nin YPG'ye ağır silah vereceğini ilan etmesi üzerine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ABD'ye gitme kararını gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve yeni Parti Sözcüsü Bülent Tezcan MYK sonrası açıklamalarda bulundu. Tezcan, ABD'nin YPG'ye ağır silah vereceğini ilan etmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD'ye gitme kararını gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.
Tezcan'ın açıklamaları şöyle:
"Türkiye'nin gündemi yoğun. Yargıyla ilgili yoğun bir süreç yaşanıyor. (HSK'ye üye seçilmesi) TBMM'de bu konuda karma komisyon geçen hafta çalışmalarına başlamıştır. Dün de bir kez daha toplandı. TBMM'nin seçeceği 7 üye için 83 aday adayı müracaat etti. Müracaatlar bir ibret vesikasıdır. Yargıda yeniden cemaat-siyaset ittifakının köşe taşlarının döşenmeye başladığını görüyoruz.
2010 yılından sonra olduğu gibi AKP ittifakını cemaatlerle aynı kararlılık ama aynı aymazlıkla devam ettiğini izliyoruz.
Dün oylamaya katılmayacağımızı ifade ettik. Bu mühürsüz seçimin gayrimeşru yapılanmasının parçası olmamaya karar verdik, oylamaya katılmayacağız. Bu yapının kurucularını baş başa bıraktık.
"Danıştay'ın kuruluş yıl dönümü töreninde Cumhurbaşkanı çıkmadan hakimler salona hapsedildi"
Bugün Danıştay'ın 143. kuruluş yıl dönümü kutlamaları vardı. Çok ilginç bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Danıştay başkanının konuşması hem yargının hem yüksek yargının hangi noktaya geldiğini göstermesi açısından çok çarpıcı. İdarenin işlemlerini denetlemek üzere kurulan Danıştay'ın başkanı bu anayasa değişikliğini değerlendirirken kuvvetler ayrılığının anayasa değişikliğiyle sağlandığını ifade etmiştir. Bunu söylemek için hukukçu değil bugünün Danıştay başkanı olmak gerekiyormuş. OHAL kararnameleri inceleme komisyonunu bir hukuk devletinin gereği gibi göstermek ustalığını sergilemiştir. Bizim için hayret vericidir. KHK ile yargısal denetimin önünü tıkamak için yüz binlerce mağdurun hak aramasını önlemek için adı konmuş kendi kurulmamış komisyonu hukuk gereği diye yutturmaya çalışmak bugünün Danıştay başkanına özgü yetenek olsa gerek. Bu, yüksek yargıda hangi acz içinde olunduğunun çarpıcı örneğidir.
Bu atmosfer protokol işleyişine de etki etti. Törenin bitiminde Cumhurbaşkanı çıkmadan hakimler salona hapsedildi. Salonların kapısı güvenlik tarafından tutuldu. Hakimlerin çıkmasının ne gibi tehdit oluşturacağını bilmiyoruz.
"Kılıçdaroğlu, Gülmen ve Özakça'nın durumunu Numan Kurtulmuş ve Binali Yıldırım'a iletti"
OHAL KHK'lerini hukuk devletinin gereği gibi yutturma anlayışı gibi mesleklerinden ihraç edilip haklarını arama imkanı bulamayanların her demokratik yolu deneyerek haklarını arama mücadelesi sürdürdüklerini biliyoruz. Açlık grevinde 63. gününe giren iki kamu görevlisi Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ölümle neticelenecek kritik eşiğe sürükleniyor. Hukuk önünde hak arama yolu kapatılan öğretim üyelerinin sıkıntılarını ifade etmek için bedenini açlık grevine yatıranlara hükümet ciddi ve vahşet diyebileceğimiz ilgisizlik içinde. Aileler hükümet yetkileriyle konuşmak, sorumlu Başbakan yardımcısından randevu istiyorlar ama alamıyorlar. Sayın başbakan ve hükümet yetkilerine soruyorum öldükleri zaman mı hatırlayacaksınız? Genel Başkanımız konuyu Numan Kurtulmuş ve Binali Yıldırım'a iletmiştir. Hükümetin çözüm arayışı içinde olması gerektiğini doğrudan bildirmiştir. Hükümeti sorumlu ve ilgili davranmaya davet ediyoruz.
"ABD'ye gönderilen ön inceleme heyeti, dışişleri kadrolarından oluşturulmadı"
Türkiye dış politikası çökmüştür. Dış işleri bürokrasinin özellikle AK Parti iktidarı tarafından bozulmasının vebali çok büyüktür. Monşerler diyerek alay ettikleri dışişleri bürokrasinini yok eden anlayış Türkiye'yi uluslararası ilişkilerde ne yapacağını bilemez duruma düşürmüştür. Bugün Cumhurbaşkanı'nın ABD ziyareti öncesi, tam da bu çürümüşlüğün çarpıcı neticeleri ile karşı karşıya kaldık. ABD'ye gönderilen ön inceleme heyeti, dışişleri kadrolarından oluşturulmadı. MİT müsteşarı ve genelkurmay başkanı hangi tabloda neyin mesajının dahi verileceği belli olmayan çarpık tablonun içine girilmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD'ye gitmeden ön inceleme heyeti oradayken ABD YPG'ye ağır silah vereceğini ilan etmiştir. Bu Türkiye dış politikası için kabul edilebilir bir şey değildir.
Böyle bir tablo hepimizin karşı çıkacağı bir tablodur. YPG'ye silah verilmesi bölgenin tehdit edilmesi anlamına gelmektedir. Cumhurbaşkanını bu kararın arkasından ABD ziyaretini ciddi olarak gözden geçirmesi gerekir diye düşünüyoruz.
"15 yıllık AK Parti döneminde Atatürk'e hakaret bir taltif, teşvik meselesi haline gelmiştir"
-Atatürk'e hakaretin maharet haline geldiği bir döneme girdik. 15 yıllık AK Parti döneminde kurucu liderimize hakaret bir taltif, teşvik meselesi haline gelmiştir. Tarihçi kılığına bürünmüş bazı sahtekarların iktidar imkanları tarafından semirtilmiş tv'lere çıkarak Mustafa Kemal Atatürk ve yakınlarına hakareti maharet haline getirdiği görülüyor. Bunlar tesadüf değil. Milletin gönlünden kurucu önderi silme projesidir. Bu proje artık Atatürk'ün manevi kızına hakaret edecek noktaya ulaşmıştır. Ülkemizin ortak değerlerini tahrip etme anlayışı bu duruma getirmiştir.
İktidarın kararlı bir duruş göstermesi gerektiğini düşünüyoruz.
-Mühürsüz seçimin, meşru olmayan referandumun sonuçlarını konuşmaya devam edeceğiz. Sandıkta toplumun yüzde 50'den fazlasının hayır dediği hayır mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. Demokrasi ekseninde tek adam rejimine karşı hayır buluşmasını daha büyük oranlara taşıma konusunda çalışmalarımız devam edecek."
Vişne Haber Ajansı