loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Günaydın: Lozan'ın imzalanması, Cumhuriyet'in ilanının yolunu açmıştır

CHP'li Günaydın: Lozan'ın imzalanması, Cumhuriyet'in ilanının yolunu açmıştır
Tarih: 24.07.2019 - 10:01
Kategori: Gündem

CHP PM üyesi Gökhan Günaydın Lozan Anlatlaşması'nın 96. yıl dönümüne ilişkin bir yazı kaleme aldı.

CHP PM Üyesi Gökhan Günaydın sosyal medya hesabında Lozan Anlatlaşması'nın 96. yıl dönümü dolayısıyla bir yazı yazdı. Lozan'ın anlaşılabilmesi için Sevr, Kurtuluş Savaşı, İzmir İktisat Kongresi ve Cumhuriyet'in ilanı olgularının birlikte değerlendirilmesinin yarar olduğunu belirten CHP'li Günaydın "bütüncül bir bakış açısının Osmanlı özentilerinin sistematik yalanlarını deşifre etmeye yeterli olacaktır" ifadelerine yer verdi. 

"Batılı güçler, yeniledikleri davetle 23 Nisan 1923 tarihinde Lozan görüşmelerini tekrar başlatmak zorunda kalmışlardır" diyen Gökhan Günaydın'ın Lozan Antlaşması'na dair yazısı şöyle:

"Bugün, ülkenin emperyalizmin boyunduruğundan kurtarıldığı ve bağımsız bir Cumhuriyet kurulmasının temellerinin atıldığı Lozan Antlaşması'nın 96 ıncı yıldönümü. Kurucu kadroya; Mustafa Kemal Atatürk'e, İsmet İnönü'ye ve isimli/isimsiz tüm kahramanlara selam olsun..

Görüyoruz ki, Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullarda, cehaletlerini ihanetleriyle birleştiren zavallılar, Lozan'a dil uzatma cüretini kendilerinde bulabiliyorlar. Uzun yıllardır sürdürülen biatçı eğitim modelleri, 'Lozan'ın bir yenilgi olduğu, gizli maddeleri bulunduğu' gibi yalanları, kitlelerin ezberine sokabilmiştir. "Shakespeare diye biri yoktur, o zatın adı Şeyh Pir'dir" diyebilecek kadar yalanda sınır ve utanma tanımayan Fesli Şarlatanların yarattığı bataklığın kurutulması, doğru bilginin yaygınlaştırılmasıyla mümkündür.

Lozan'ın anlaşılabilmesi için Sevr, Kurtuluş Savaşı, İzmir İktisat Kongresi ve Cumhuriyet'in ilanı olgularının birlikte değerlendirilmesinde yarar vardır. Böyle bütüncül bir bakış açısı, Osmanlı özentilerinin sistematik yalanlarını deşifre etmeye yeterli olacaktır.

Tümüyle stratejik yanlış okuma çerçevesinde emperyal heveslerle Osmanlı Birinci Dünya Savaşı'na sokulmuş; kaçınılmaz yenilgi acı faturasıyla birlikte ortaya çıkmakta gecikmemiştir. Savaş sonrası Osmanlı Devleti, Damat Ferit Başkanlığı'ndaki bir heyetle katıldığı görüşmelerin sonunda, savaşı galip bitiren İtilaf Devletleriyle, 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalamıştır. Böylelikle topraklar batılı güçlerce paylaşılmış, ordu tasfiye edilmiş, iktisadi ve siyasi alanda tam bir boyunduruk ve bağımlılık tesis edilmiştir.

Anadolu'da bağımsızlık savaşını başlatan Mustafa Kemal ve yoldaşları, bu sefalet belgesini ve onu imzalayan Osmanlı Hükümetini tanımadıklarını ilan etmişler, kıt kaynakları güçlü iradeleriyle birleştirerek kurdukları TBMM Hükümetiyle Anadolu'yu düşmandan temizlemeye başlamışlardır.

Savaş meydanlarındaki bu başarı Sevr'in uygulanmasını imkansız hale getirince, TBMM Hükümeti, Batılı devletlerce bu kez Lozan Konferansı'na davet edilmiştir. İstanbul Hükümeti'nin davetini iptal ettiren Ankara, İsmet Paşa önderliğindeki bir heyetle Lozan'a katılmış, savaşta kaybettiklerini masada kazanmaya çalışan emperyal devletlerin dayatmalarını reddetmiş ve nihayetinde, 23 Kasım 1922'de başlayan görüşmeler 4 Şubat 1923'te anlaşmazlıkla dağılmıştır.

Heyet Ankara'ya döndükten hemen sonra, 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihlerinde, İzmir'de bir İktisat Kongresi düzenlenmiştir. Kongre'de, kurulacak yeni devlerin tarım, ticaret ve sanayii modelleri tartışılmış; böylelikle yeni bir devlet kurma konusundaki kararlılık tüm dünyaya gösterilmiştir.

Batılı güçler, yeniledikleri davetle 23 Nisan 1923 tarihinde Lozan görüşmelerini tekrar başlatmak zorunda kalmışlardır. Heyette bulunan ve kronik bir İnönü karşıtı olan, siyasal islamcıların referanslarından Rıza Nur dahi, Lozan'a ilişkin hatıratında, görüşmelerin ne denli zor geçtiğini ve sonuçta günün koşullarına göre en iyi çözümlerin nasıl yaratıldığını detaylandırarak anlatır. Nihayetinde ülkenin tapusu niteliğindeki Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanmıştır.

Lozan'ın imzalanması, Cumhuriyet'in ilanının yolunu açmış, 3 ay sonra, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilmiştir.

Bu kısacık anlatım dahi, ülkeyi kuran kadro ile emperyalizm işbirlikçilerini tanımlamaya yetmektedir. Ve kuşkusuz, tarafların bugünkü tutumları da, emperyalizme işbirlikçi olmakla ona karşı durmak arasındaki tercihi netleştirmektedir.

İşte tam da bu nedenle, bir kez daha, bu topraklarda, tüm engellemelere rağmen askeri, siyasi ve iktisadi bağımsızlığın temellerini atan kurucu kadroya şükran ve saygı doluyuz. Yolları yolumuzdur, sonsuza kadar da böyle olmaya devam edecektir"

Kaynak : Vişne Haber Ajansı-www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları