loading
close
SON DAKİKALAR

CHP'li Kayan'dan 2015 değerlendirmesi

CHP'li Kayan'dan 2015 değerlendirmesi
Tarih: 29.12.2015 - 10:34
Kategori: Siyaset

Kırklareli Milletvekili Turabi Kayan 2015 yılının sonuna gelmemiz sebebiyle, geçtiğimiz yılın Türkiye ve Trakya açısından temel olaylarını değerlendiren bir açıklama yayımladı.

Kırklareli Milletvekili Turabi Kayan 2015 yılının sonuna gelmemiz sebebiyle, geçtiğimiz yılın Türkiye ve Trakya açısından temel olaylarını değerlendiren bir açıklama yayımladı.

Kayan'ın değerlendirmeleri şöyle:

''Yeni yıla girmeye yaklaştığımız şu günlerde, "acısıyla tatlısıyla bir yılı geride bıraktık" diyebilmek isterdik. Fakat ne yazık ki, 2015 yılının ülkemize mutluluktan çok acı ve kaygı getirmiş bir yıl olduğunu görüyoruz.

2015 yılı, 6 Ocak günü yabancı uyruklu bir canlı bombanın İstanbul Sultanahmet'te düzenlediği saldırıda bir polis memurunun şehit olmasıyla başladı. Bir IŞİD mensubu tarafından düzenlenen bu saldırı yıl boyunca yaşanacak olayların bir anlamda habercisi oldu.

Şubat ayının başlangıcında, tüm Türkiye'de infial yaratan bir olay yaşandı. Evine dönmek isterken bindiği minibüsün şoförü tarafından vahşice katledilen Özgecan Aslan'ın ölümü; kadın cinayetleri meselesini gündemin en üst sırasına taşıdı. Özgecan'ın katillerine verilen cezalar yürekleri soğutsa da 2015 yılı içerisinde kadın hakları konusunda maalesef ciddi adımlar atılmadı. Daha geçtiğimiz hafta Kırklareli'nde de acı bir şekilde tanık olduğumuz gibi, kadın cinayetleri hala devam ediyor.

Kadınları canilerden, askerleri ve polisleri teröristlerden koruyamayan Hükümetin kendini korumakta oldukça kararlı olduğunu, Şubat ve Mart aylarında TBMM'de İç Güvenlik Kanun Tasarısı'na dair yapılan görüşmelerinde gördük. Yargının görevlerini polise devreden, hukuksuz dinlemeyi kanunlaştıran, eylem ve toplanma hakkını tümden kısıtlayan kanun TBMM'de tartışılırken yaşanan kavgalar; AKP'nin Türkiye için neler düşündüğünü ortaya koymuştu. İç Güvenlik Paketi Mart ayı sonunda TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.

Nisan ayıyla birlikte Türkiye giderek kaosun ve kuralsızlığın egemen olduğu bir ülke görünümüne büründü. Mart ayının son gününde teröristler İstanbul Adalet Sarayı'nı basarak rehin aldıkları savcıyı öldürdüler. Hükümetin bu saldırıya tepkisi, rehine krizinin görüntülerinin yayınlanmasını yasaklamak oldu. 1 Nisan günü tüm Türkiye'de saatler süren bir elektrik kesintisi yaşandı. İlerleyen günlerde Trabzon'da Fenerbahçeli futbolcuları taşıyan otobüs kurşunlandı. Hükümet adeta bir şov operasyonuyla Suriye topraklarındaki Süleyman Şah Türbesi'ni Türkiye sınırları içerisine çekti. Devam ettiği söylenen "Çözüm Süreci"ne rağmen teröristlerle ordu arasında çatışmalar yaşanmaya başlandı.

Bu kaos görüntüsü seçime giden süreçte devam etti. 7 Haziran seçimlerinden sadece iki gün önce Diyarbakır'da son derece kalabalık bir miting alanına IŞİD bombalı saldırı düzenledi. Fakat yaratılmak istenen bu kaos ortamına rağmen halkımız 7 Haziran günü sandığa giderek AKP'ye nota verdi ve başka bir hükümet istediğini ortaya koydu.

Maalesef, seçimi izleyen süreçte halkın bu kararının dikkate alınmadığını gördük. Haziran ve Temmuz ayları, iyice yavaşlatılmış koalisyon arayışları içerisinde; bir oyun olduğu sonradan anlaşılan koalisyon görüşmeleri ile geçirildi. Bu arada, güvenlik birimlerince ihmal edilen IŞİD Türkiye'yi bir kez daha vurdu. Suruç'ta 35 genç insanımız bir canlı bomba tarafından katledildi. Bunu bahane eden terör örgütünün iki gün sonra iki polisi şehit etmesiyle birlikte Türkiye yeni bir çatışma ve terör ortamına girdi.

Türkiye'de bunlar yaşanırken Trakya da farklı bir koldan saldırı altındaydı. Temmuz ayında, Kıyıköy'den Enez'e kadar uzanarak Trakya'yı ikiye bölecek olan doğalgaz boru hattı projesi canlandırılmaya çalışıldı ve bir kez daha halkın tepkisiyle karşılaştı. Taş ocakları ve plansız sanayileşme ile zarar gören toprağımızı kurtarmak için mücadele ettik. Trakya halkı suyunu, havasını, toprağını korumak için eylemler gerçekleştirdi.

Ağustos ayı boyunca, Doğu'dan şehit haberleri gelirken, Batı'dan da Avrupa'ya geçmeye çalışan insanların hayatını kaybettiği haberleri geldi. İlerleyen aylarda, hükümetin mültecileri Avrupa'ya karşı bir koz olarak kullanacağı ortaya çıkacaktı.

Yine Ağustos ayında, Hükümet Koza-İpek Holding'e el koydu ve holdinge ait medya kuruluşlarını yandaş yayın organları haline getirdi.

Ağustos ayı sonunda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk yaşandı: hükümet kurulamadığı için Cumhurbaşkanı ülkeyi erken seçime götürme kararı aldı. Bu kararın alındığı dönemde terör saldırıları artmaya başladı ve 6 Eylül günü Dağlıca'da düzenlenen saldırıda 17 askerimiz şehit oldu. Terör saldırılarını bahane ederek sokağa çıkan gruplar gazetelere ve parti binalarına saldırdılar.

Erken seçim kararı ile birlikte Türkiye yeni bir terör ve kaos dalgasının etkisine girdi. Hükümet adeta halka şantaj yaptı, "bize oy vermezseniz şiddet ve terör egemen olur" dedi. Ekim ayında Ankara'da IŞİD tarafından düzenlenen korkunç saldırı korku ortamını iyice derinleştirdi. Bu ortamda gidilen 1 Kasım seçimlerinde AKP yeniden tek başına iktidara geldi.

Kırklareli, bu korku ve kaos ortamına rağmen CHP'nin oylarının yükseldiği az sayıda ilden biri oldu ve böylece rengini ortaya koydu. Tüm bunlar yaşanırken geçici hükümetin Sanayi Bakanı, insanımızın tüm itirazlarıne ve tehlikelere rağmen İğneada Nükleer Santrali Projesi'ni yeniden gündeme getirerek AKP'nin Trakya için ne gibi niyetlere sahip olduğunu göstermiş oldu.

Tek başına iktidara gelen AKP'nin bu terör ortamını bitireceği umulduysa da, 1 Kasım seçimlerinden bu yana korku, kaos ve terör ortamı azalacağına artmış bulunuyor. Güneydoğu'da birçok şehirde yaşanan çatışmalar artarak sürerken; Suriye sınırında bir Rus uçağının düşürülmesiyle Türkiye iyiden iyiye savaşın eşiğine getirildi.

Maalesef 2015 yılı, her türlü özgürlüğün ve insan hakkının ayaklar altına alındığı, Türkiye'de kaos ve savaş tehlikesinin dile getirilmeye başlandığı bir yıl oldu. 17-25 Aralık yolsuzluk skandalının yıldönümünde, bu skandalın üzeri tamamen örtülmüş ve bu tarihleri anmak bile yasaklanmış durumda. Öte yandan, Silivri zulmü hala devam ediyor. Bu kez içeride bulunanlar, hükümetin cihatçı örgütlerle bağlantısını ortaya çıkaran gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül.

Tüm bu olanların ekonomiye yansımasına baktığımızda ise, 1 Ocak 2015'te 2.33 TL olan dolar kurunun 2015 yılı sonunda 2.92 seviyesinde olduğunu görüyoruz. Paramız değer kaybetti, vatandaşımızın alım gücü düştü. Başka ülkelerin vatandaşları için Türkiye iyice ucuz bir ülke haline gelirken Türk vatandaşları için dışarısı iyice pahalı hale geldi.

Her şeye rağmen; 2015 yılında acı ve olumsuz olaylar yaşamış olsak da, yeni yıl yeni bir umut, yeni bir mücadele azmi demek olacaktır.

2016 yılının tüm Kırklareli halkına, Trakya halkına, ülkemize ve insanlığa mutluluk, huzur ve barış getirmesini diliyorum.''

Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları