CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, MYK toplantı devam ederken parti genel merkezinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, MYK toplantı devam ederken parti genel merkezinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Prof. Dr. Haluk Koç, bakan olduğunu unutarak, hükümet olma sorumluluğunu bir kenara bırakarak, konuk olduğu Anadolu Ajansı’nın “Editör Masası”nda Anamuhalefet CHP’yi eleştiren Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a, “çanak toplantı nasıl yapılır gösterdi; Türk basın tarihinde utanç abidesi olacaksınız” yanıtını verdi.
Bozdağ için, “Türkiye’deki adaletsiz dönemlerin Adalet bakanı” tabirini kullanan Koç, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yapılan Merkez Yönetim Kurulu toplantısına ilişkin değerlendirmeler yaptı. Koç'un gündeminde Sultanahmet’teki canlı bomba katliamı, akademisyenlerin bildirisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın akademisyenleri hedef alan açıklamaları ve CHP’li milletvekili grubunun TRT ziyareti başlıkları da vardı. Koç şu mesajları verdi:
HOŞGÖRÜNÜZ İÇİN TEŞEKKÜRLER
“Değerli arkadaşlarım, hiçbir zaman rahat bir ortamda bir basın toplantısı yapma fırsatımız olmadı biliyorsunuz. Hep sıkıntılı olayların ertesinde ya da içinde siyasetin içeride ve dışarıda yoğunlaştığı günlerde sizlerle karşı karşıya kaldık.
Cumhuriyet Halk Partisi biliyorsunuz olağan kurultayını hafta sonunda gerçekleştirecek. Dolayısıyla Parti Sözcülüğü görevimde sona erecek. Bu sizlerle son kez Parti Sözcüsü olarak karşı karşıya kalışım. Bu süreç içerisinde tam hedefleyemediğim ya da ayarlayamadığım davranışlarım olduysa sizlere karşı, ben pek hatırlamıyorum ama yine de olduysa hakkınızı helal edin. Benim hatırladığım bir şey yok ama olabilir. Dışarıdan daha farklı algılanmış olabilir bazı tümceler, bazı yorumlar. O boyutta da hoşgörünüz için teşekkür ediyorum.
KURULTAY HAZIRLIKLARI TAMAMLANDI
Değerli arkadaşlarım, hafta sonundaki kurultayla ilgili, kurultayın organizasyonundan temel olarak sorumlu olan arkadaşlarımız büyük bir ihtimalle Cuma günü öğleden sonra ya da akşama doğru kongre alanında da sizleri bilgilendirme toplantısı yapacaklardır. Onu daha sonra belirtirler. Bütün bu hazırlıklarımız tamamlandı. Cumhuriyet Halk Partisi bütün illerinde kongrelerini tamamladı ve kurultayına da yenilenmiş bir delegasyonla gidecek. Bundan sonraki dönemde parti kurullarını, yönetimini oluşturacak yapıyla da çıkacak.
KARDEŞİM HÜKÜMET OLAN SENSİN
Ekranları başında bizleri izleyen değerli yurttaşlarımız, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Dün acı bir olayla daha karşılaştı Türkiye. Daha doğrusu birbiri ardı sıra, birbirini tekrar eden bu acı olayların bir yenisiyle daha karşı karşıya kaldı. Bir devletin iki temel görevi var değerli arkadaşlarım. Bunlardan bir tanesi temel hak ve özgürlükleri korumak, adaleti sağlamak. İkincisi ise kamu düzenini korumak ve bunu sürdürmek. Devlet dediğimiz aygıtın bunlar iki temel görev alanı. Bugün Türkiye’de temel hak ve özgürlüklere yönelik en büyük tehdit bizzat hükümetin kendisinden kaynaklanan bir tehdit. Yani bakıyorsunuz bazen insanın tüyleri diken diken oluyor. Her ne kadar bugünkü anayasa çerçevesinde hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen en tepede Cumhurbaşkanı seçilen zat sürekli olarak günlük olayların içerisinde yorumlarıyla, telkinleriyle, yönlendirmeleriyle olayın tam içerisinde, merkezinde. Birde bakıyorsunuz bugün özür dilerim bu benzetmemden dolayı. Yüzü köseleyi andıran bir bakan Anadolu ajansının yetkililerini karşısına almış bir çanak toplantı nasıl yapılır, bir çanak toplantıda çanak sorular nasıl sorulur, bu çanak sorulara da yüzü kızarmadan milletin huzurunda nasıl cevap verilerek toplumun önüne çıkılırın örneğini ortaya koydu. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır. Manzara bu. Kardeşim hükümet sensin. Suriye’nin içine bulaşan sensin, Ortadoğu’yu Türkiye’ye naklen taşıyan sensin, belayı Türkiye’ye davet eden sensin. Bütün bu yaşadıklarımızın temelinde sorumlulukların var. PKK boyutu ayrı, IŞİD boyutu ayrı. Bunların hepsiyle gününde aşne fişne olmuşsun. Öyle mi? Al takke ver külah, tencere kapak, ne derseniz deyin Türkçe benzetmeyle. Bunların hepsini yaşamışsın, yaşatmışsın bu millete. Oslo’da sarmaş dolaş olmuşsunuz. Öyle mi? İmralı’da, Kandil’de kucaklaşmışsınız. Öyle mi? Diyarbakır’da zılgıt çekmişsiniz, halay çekmişsiniz, zırıl zırıl ağlamışsınız, metiyeler düzmüşsünüz. Öyle mi? Doğuda, güneydoğuda bazı iller, ilçeler silah deposuna çevrilirken, cephane yığılırken gözünüzü kapatmışsınız. Mülkiye amirlere görmeyin, operasyon talimatı vermeyin emrini vermişsiniz. Oslo’da bizzat Türkiye’nin neresinde ne kadar patlayıcı depoladığınızı biz biliyoruz demişsiniz bunları kayıtlara geçirmişsiniz. Terör örgütünün liderine metiyeler düzmüşsünüz. Ondan sonra günün birinde film sizin istediğiniz gibi gitmediği zaman dönüp bunlar hiç yaşanmamış gibi, bunlar hiç olmamış gibi, bunlarda sizin hiç sorumluluğunuz, payınız yokmuş gibi. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır demem o. Utanmadan çıkıyorsunuz ve kendisini gazeteci olarak tarif eden çanak soru sorucularının önünde kalkıp Cumhuriyet Halk Partisini suçlamayı kendine hak görüyorsun. Olmadı Bekir bey olmadı. Zaten Türkiye’de ne kadar adaletsiz dönem varsa o dönemlerin Adalet Bakanı olarak ün yaptınız. Adalet Bakanlığı döneminiz şuanda Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan kişinin hukuksuzluklarını örtmek için hukuk yaratma, hukuk düzenleme dönemi oldu. Sizin siciliniz bu, kimliğiniz bu. Onun için kösele gibi bir yüzle kalkıp milletin önünde, milletin resmi ajansının önünde onların çanak sorularıyla hiç daha dün yaşanan acılar Türkiye’nin her tarafında olan sıkıntı, kamu düzeninin bozulması. Bunlar hiç gündeminde değil, dün beslediğin IŞİD’çilerin Türkiye’yi kana buladıkları gündeminde değil, sorumluluğun yok, aklında, fikrinde Cumhuriyet Halk Partisi.
Değerli arkadaşlarım, güleceksiniz gülünecek durum değil. Kelime arıyorsunuz uygun bir kelime yerine yerleştirmek için muhatap, muhatap bile değil. Değmez, kelime aramaya değmez. Geldiğimiz manzara bu. Acı ama bu.
2016’DAYIZ… DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER AÇISINDAN 1990’LARIN GERİSİNDEYİZ
Değerli arkadaşlarım, şimdi bakıyorsunuz temel hak ve özgürlükler dedik. Temel hak ve özgürlüklere 1990’lı yıllarda arkadaşlar bulmuşlar Recep Tayyip Erdoğan’ın o zaman il başkanıyken yaptığı bir konuşma var İstanbul’da bir ilçede. Hükümete hırsız diyor, yolsuzluk yapmakla suçluyor. Sanırım ANAP dönemi. Bunların hükümeti yargılayarak değil, yargılamadan öldürür. Bunların hükümeti yargılayarak değil, adamları, insanları yargılamadan öldürür diye bağırıyor. Merhum Özal’a cibilliyeti bozuk bunun diyor. Gayet rahat düşüncesi neyse söylüyor bir partinin il başkanı olarak. Bugün Türkiye’de onun söylediklerine yakın şeyler söyleyenlerin her birine konumu ne olursa olsun mutlaka soruşturma açılıyor. Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uyarınca yargılanması için işlem başlatılıyor.
2016 yılındayız. Demokrasi ve özgürlük açısından Türkiye 1990’ların bile gerisinde.
AKP’Yİ MENGENEYE ALAN SARAYDAKİ KİŞİ
Şimdi bugün özgürlüğünde önünde, demokrasinin de önünde, barışında önünde tek engel var köşeye sıkışan AKP ve AKP’liyi mengeneye alan saraydaki kişi. Manzara bu. Dost acı söyler. AKP’li arkadaşlar dost acı söyler. Bu yaptığımız görevlerin hepsi geçici görevler. Yani ille bir karşıtlıktan doğan ifadeler değil bu. Belki sizin de canınız yanıyor bir şey yapmamaktan ötürü, ses çıkartamamaktan ötürü, tepki verememekten ötürü, duygu belirtememekten ötürü. Biraz daha inelim aşağıya. Mimik ortaya koyamamaktan ötürü. Belki sizin de canınız sıkılıyor. Ama içinde yaşadığımız gerçek bu. Yukarısı bir şey söyleyecek, sırayla borazanlar başlayacak aynı bir orkestra gibi. Ne kadar yanlış, ne kadar saçma, ne kadar karşılıksız olursa olsun bu söz tekrarlana tekrarlana tekrarlana her kademede her hücreye kadar nüfuz edecek. Sistem bu. Bu sistemin adı demokrasi değil. Taşınmaz bu sistem. Bu sistem bu sistemi uygulayanlarla beraber çöker ve altında da siz kalırsınız.
HİÇ SORUMLULUKLARI YOK… BEKİR EFENDİ’YE GÖRE SORUMLU CHP
Değerli arkadaşlarım, şimdi kamu düzenini sağlamak dedim hükümetin görevlerinden bir tanesi de. Güneydoğu’daki manzara ortada. Türkiye’nin her tarafında her an kendine canlı bomba deyip ortada dolaşan insanların işlediği cinayetler, katliamlar ortada. İnsanlar ölüyor. Dünde Sultanahmet’te biliyorsunuz hemen hemen hepsi turist olan birçok insan hayatını kaybetti. Hepsine rahmet diliyoruz, yakınlarına, kendi ülkelerinin vatandaşlarına da başsağlığı diliyoruz. Çok acı bir saldırı, Türkiye’yi çok değişik boyutlarda etkileyecek bunu hepimiz biliyoruz. Peki bu saldırı nasıl oluyor? Bu soruyu sorduğun zaman vatan hainisin bir defa. Bugünkü manzara bu. Nasıl oluyor, kim bu adam? Suudi Arabistan doğumlu, Suriye uyruklu, gelmiş 5 Ocak’ta biyometrik olarak tanınacak bütün bilgileri emniyete vermiş, göçmen şeyi almış, ikametgah çıkartmış. 3 kişiyle beraber bir evde kalıyor. Retinası okunuyor, parmak izi biliniyor, takipte. Fransa’da patlamalar olduğunda birisi yüksek perdeden bağırıyordu hatırlıyorsunuz. Senin istihbarat servisin çalışmıyor mu kardeşim? Bir ülkede cinayet işleniyorsa o ülkenin hükümeti sorumludur. Hiç sorumluları yok. Sorumlu CHP. Bekir efendiye göre sorumlu CHP. Bey demeyelim iltifat etmiş oluruz. Efendi deyiminden o mutlaka daha mutlu olacaktır. Adalet Bakanını kast ediyorum. Bekir efendiye göre suçlu CHP. Böyle bir mantık.
SEN CHP İLE UĞRAŞACAĞINA KAMU GÜVENLİĞİNİ SAĞLA
Değerli arkadaşlarım, Diyarbakır Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri. 5 Haziran’da hatırlıyorsunuz bir patlama, fail ortada. Peşinden 20 Temmuz Suruç. Elini kolunu sallayarak gelen Adıyaman kökenli, menşei belli, hücresi belli tipler. Tık yaşadığımız olay ortada. Hemen peşinden sanki bir senaryonun diğer parçası devreye sokuluyormuş gibi Ceylanpınar’da şehit edilen iki polisimiz evinde uyurken ensesine kurşun sıkılarak hatırlıyorsunuz. O zamanda söylemiştik bu bir saray – PKK senaryosu demiştik. Türkiye’yi 1 Kasım’a götüren süreçte bir saray PKK senaryosu çalıştırılıyor demiştik hatırlıyorsunuz. Daha sonra Suruç’taki katliamın sorumlusunun kardeşi Ankara katliamının sorumlusu. Patlayana kadar bilinmiyor. Patladıktan sonra yakalanıyor onların ifadesi. Ortada yüzlerce ölü, kurban ve şimdi İstanbul Sultanahmet. Daha önce patlayan Rus asıllı canlı bombayı söylemiyoruz. İstanbul’a gelmiş. Kaç milyon mülteci var bugün? Kaçı IŞİD’in gizli uyuyan hücresi durumunda şuanda Türkiye’de? Bekir efendi sen CHP’yle uğraşacağına sen kamu güvenliğini sağla bakansın, hükümetin üyesisin. Kamu güvenliğini sağla. İnsanların toplu yerlerde dolaşırken can güvenliği içinde olmalarını sağla, huzurlarını sağla. Utanmıyor musun sen devletin ajansını karşına alıp çanak soru sordurmaya, çanak cevaplar vermeye ve naklen yayınlatmaya Türkiye’ye. İzan yok, utanma yok, arlanma yok, pişkinlik diz boyu. Yazıklar olsun size. Bunları sormayacak mıyız? Sorunca biz vatan haini miyiz şuanda? Şuanda ben Cumhuriyet Halk Partisi adına soruyorum kardeşim bu IŞİD’liler için birkaç öfkeli Sünni genç değerlendirmesi yapan senin hükümetinin başkanı değil miydi? Siz bunlara kol kanat germediniz mi? Siz bunları tedavi etmediniz mi, yatak bulmadınız mı? Siz bunların gelgitlerine, gidiş gelişlerine zemin hazırlamadınız mı, göz yummadınız mı? Bunları teçhiz etmediniz mi? Bunların hiçbiri olmamış, hepimizin zihni takıldı bir yerde o bölümleri unuttuk öyle mi?
Değerli arkadaşlarım, şimdi burada normal bir hükümet, aklı başında olan bir yapı, izanı olan, sorumluluğu olan bir yapı ve her şeyden önemli gerçekten hükümet etme sırasında vicdanı olan bir yapıda bu süreçleri takip eder, böyle bir eylemi de engeller. Bu kadar açık.
AKİF’İN DİZELERİ AKP’NİN BUGÜNKÜ YÖNETİCİLERİ İÇİN
Değerli arkadaşlarım, şimdi bütün bunları söylüyoruz ama söylediklerimiz herhalde bir yerden geliyor, bir yerden gidiyor. Bu şekilde ifade edeyim.
Şimdi Mehmet Akif’in çok güzel bir dizesi var. Mehmet Akif’i kendi şairi görüyor. Mehmet Akif bu milletin şairi. Bakın ne diyor Akif? Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde ne çirkin yüzleri örtermiş meğer o incecik perde. Yani bunu rahmetli Akif AKP’nin bugünkü yöneticileri için; Bekir Efendigiller için yazmış. Aynen öyle. Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde ne çirkin yüzleri ötermiş meğer o incecik perde.
Değerli arkadaşlarım, şimdi ülke ateş yerine dönmüş, hükümetin yerinde yeller esiyor. Sayın Davutoğlu iyi niyetli ifadelerin var, basın özgürlüğüyle ilgili karşı karşıya geldiğimiz heyetler arası görüşmelerde yani yapıcı değerlendirmelerde bulunuyorsun ediyorsun ama bir kabine kurmuşsun o kabinenin içinde saraya bağlı olan, doğrudan onun çıkarlarıyla örtüşerek görev yapan Bekir efendi gibi bakanları olduğu sürece ne yazık ki sen etkisiz eleman oluyorsun, boş eleman oluyorsun. Üzülerek söylüyorum. Geçen haftada bir benzetmede bulunmuştum. Bunu üzülerek yapıyorum Sayın Davutoğlu için. Bunu açıklıkla söylüyorum. Bu tipler olduğu sürece, Türkiye bu kadar acı yaşıyor, Türkiye bu kadar sıkıntı içerisinde. Utanmadan, arlanmadan, deminden beri söylediklerini anlatmaya çalışıyorum. Sayın Davutoğlu o zaman sizin iyi niyetli sözleriniz, tasavvurlarınız, beklentileriniz havada kalıyor.
MAHKEMEDE SUÇUNU İNKAR EDEN SUÇLULAR
Değerli arkadaşlarım, hep söyledim bunları bir kere daha tekrar edeyim. Diyarbakır, Suruç, Ankara’yı seyreden, dünde Sultanahmet’te patlayan canlı bombayı mülteci olarak kabul eden, ikamet izni veren, biyometrik tanınması için bütün verilerini alan, parmak ve retina dahil. İkametgahında 3 kişiyle, 4 kişiyle kalmasını seyreden, patlayana kadar gönül rahatlığıyla bunları oturup seyreden siz değil misiniz Allah aşkına? Sorular bu kadar açık. Sen şimdi bırak CHP’yi suçlamayı sen bana şunlara cevap ver. PKK, bak Bekir efendi Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkede barışın ve huzurun yanındadır. Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkede en önemli toplumsal sorun olan Kürt sorununun meşru zeminde geniş bir toplumsal mutabakatla çözülmesinden yanadır. Meşru devlet meşru zeminde TBMM’de bu sorunun tüm taraflar tarafından ele alınmasından yanadır. Daha hangi Türkçeyle söyleyeyim. Hala PKK – CHP diyor. Bak Bekir efendi sen unutmuş olabilirsin, daha düne kadar Oslo’da başlayıp İmralı’ya, Kandil’e kadar her türlü gizli kapaklı istişare mekanizmasını kuran sizsiniz. Boy sıranıza göre en tepedekinden senin boyuna gelene kadar, sen dahil. PKK’ya ve kadrolarına övgüler düzenler sizsiniz. Bazı yerleşim yerlerinin cephaneliğe döndürülmesine, tüneller kazılmasına, yok ve kimlik denetimleri yapılmasına, haraç alınmasına ses çıkartmayan bu alçakça teslimiyetin sergilenmesinin siyasi sorumluları sizlersiniz. Hukuk devleti, demokrasi ve meşru zeminde toplumsal mutabakatla çözüm ve barış aranmasını savunan CHP’ye karşı bunlar barışa, çözüme karşı diye ortalığı birbirine katanlarda sizdiniz. Şimdi bugün yaşadıklarımız karşısında hiçbir sorumlulukları yok bu arkadaşların. CHP’yi suçlayacaklar, akıl alacak gibi bir şey değil. Mahkemede suçunu inkar eden suçlu bunlar. Deminde söyledim yardakçılarda hazır. Bir görüş ileri sürülüyor boy sırasına göre tırrıt bütün yardakçılarda aynı konuyu işliyorlar. Türk basın tarihinde bir utanç abidesi olacaksınız. Bu dönemler yazılacak. Bakın gidin Ankara kitap fuarı var. Bakın orada belli yayın evlerinde Türk basın tarihinin de dönem dönem irdelendiği antolojik çalışmalar var. Bunlarda yazılacak. Hepimiz yok olacağız gideceğiz ama o dönemde isimleriniz bu dönemin yardakçıları, havuzcuları olarak yer alacak. Çocuklarınıza bırakacağınız miras bu olacak.
Değerli arkadaşlarım, onun için Bekir beye artık zavallımı desem, görüntüsü o şekilde suçlu. Suçluluğun verdiği bir ruh halimi desem, bu vebalin altında Bekir efendide kalmaya devam edecek.
CHP OLARAK DEĞERLENDİRMEMİZİ BİLDİRİNİN İÇERİĞİNDEN BAĞIMSIZ YAPIYORUZ
Değerli arkadaşlarım, bir başka soru, bir başka tartışma konusu bunu sizde soracaksınız. Bazı akademisyenlerin kendi görüşlerini ifade eden bir açıklama yapmaları ve ondan sonrasında kopan fırtına. Şunu ifade ederken baştan söyleyeyim Cumhuriyet Halk Partisi olarak bildirinin içeriğinden bağımsız yapıyorum bu değerlendirmelerimi. Bildirinin içeriği ayrı. Ben o içerikten bağımsız yapıyorum bu değerlendirmeleri. Düşünce hürriyeti, ifade hürriyeti, demokrasilerde temel alanlardan, kurallardan bir tanesidir. Bu çerçeve içinde bakmak lazım. Yani şiddet önermeyen, şiddete çağrı yapmayan, terörü teşvik etmeyen düşünceler ifade edilebilir. Düşünce hürriyetidir. Bu Cumhuriyet Halk Partisi olarak onu onaylıyor musunuz, onaylamıyor musunuz sorusu değil. Ben sadece içeriğinden bağımsız düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde bu değerlendirmemi yapıyorum. Peki aynı kişiler ne idüğü belirsiz gizli kapaklı barış süreci, çözüm süreci diye bir süreç çalıştırdığınız dönem sizi alkışladıkları zaman bunlar çok iyi akademisyendi öyle mi? Hatırlayın öyle mi? Sizi gidi sizi. Yani hatırlayın şimdi vatan haini, karanlık insanlar değerlendirme bu. Varsa karşı görüşün karşı görüşünü ifade edersin. Türk Ceza Kanunları içerisinde şiddete teşvik ya da teröre özendirme varsa ilgili maddeler çerçevesinde kovuşturma açılır değil mi? Bütün düşünce bu. Düşünce hürriyeti, ifade hürriyeti, bizim baktığımız nokta budur. Yoksa içeriği konusunda tabi bizimde eleştirilerimiz var. Olay tek yanlı bir sorun çözümü değil, devlet tabi ki güvenlik için terörle mücadele de her şey yapacaktır. Bunu yaparken ulusal ve uluslararası hukuka, insan haklarına bağlı kalmak, devlet tarifinde olan bir olaydır. Bizim ifade ettiğimiz budur. Hiç orada bu zeminin kimler tarafından yeşertildiğini falan tekrar etmiyorum. Oraya girersek Bekir Efendiler ve onun sınıfındakiler sorumluluk almış oluyorlar biliyorsunuz.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖNEMLİ OLMAYINCA 3. SINIF MAFYA BABALARI VAZİFE ÇIKARIYOR HEMEN
Değerli arkadaşlarım, bu çerçevede bakıyoruz tabi işin ilginç olanı hemen peşindeki en tepeden düşünce, ifade hürriyeti önemli değil, bir suçlama, bir hainlik kisvesiyle yaklaşma olunca 3. Sınıf mafya babaları bundan vazife çıkartıyorlar ve hemen balıklama atlıyorlar ve tehditler, bini bin para biliyorsunuz ortada dolaşmaya başlıyor. Bugün basında var. Savcılara bir çağrı var, TCK’nın 106. Maddesi çok açık. Eğer kendileri harekete geçmeyeceklerse bu ifadeler karşısında, ben buradan açık çağrı yapıyorum, TCK’nın 106. Maddesi açık, Cumhuriyet Savcılarının buradan, bu 3. Sınıf mafya babaları için harekete geçmesi gerekiyor.
TRT ZİYARETİ BİR KÜSTAĞLIĞA KARŞI UYARI
Değerli arkadaşlarım, TRT’yle ilgili de bir ufak değerlendirme yapacağım. Biliyorsunuz TRT’de bir yayın, dün arkadaşlarımızı oyalayan bir tavır, TRT Genel Müdürü sadece elektik faturalarından yapılan yüzde 2 kesintilerle yıllık 800 milyon lira geliri olan bir kurumdan bahsediyorum. Burası şu kanalı bu kanalı değil, herkes kendi havuz olmuştur, havuza yelteniyordur, uzağındadır, istediği gibi yayın yapıyor, kimseye bir şey demiyoruz. Burası TRT, kanunu var. Nasıl yayın yapacağına dönük TRT’nin kanunu var, bunların hepsi göz ardı edilmiş, beni Cumhurbaşkanım atadı, beni Başbakanım atadı, ben askerim diyen bir TRT Genel Müdürü randevu veriyor, mazeret uyduruyor, orada bulunmuyor biliyorsunuz. Oraya arkadaşlarımızın ne için gittiği belli. Türkiye Cumhuriyet’i tarihine damga vuran bazı kahramanların nasıl küçültüldüğü, nasıl aşağılandığına dönük bir program var ki Grup Başkanvekilimiz burada RTÜK’e de bu konuda bir şikayet mektubu yazdı ve burada bunu protesto etmek için gidiyorlar. Kendisine TRT Genel Müdürü’nün ve TRT’nin kanunla yayın yaptığını hatırlatmak istiyorlar. Kendisi en has havuzcu diye bas bas bağırıyor. Sergilenen bir küstahlık var ve milletvekillerimizde buna tepki veriyorlar. Bu bir baskın, bu bir başka kelimelerle ifade edilecek bir olay değil. Bir küstahlığa karşı, o küstahlığı yapanlara, yapmamaları gerekeni ifade etme uyarı toplantısıdır, ziyaretidir. Bu ziyareti bile provoke edecek tarzda yaklaşımda bulunuyorlar. Bugünlerde geçici, TRT’nin başındaki sayın müdür, bugünlerde geçici, senin de sırtına pulunu yapıştırırlar, gönderirler merak etme, sende ondan sonra süklüm püklüm hesap verenlerin arasında olursun. Bunlar yaşanmıştır, tarihte de yaşanmıştır, önümüzdeki dönemlerde de yaşanacaktır. Hiçbiriniz abat olmayacaksınız bu dönemdeki bu tavırlarınızla, bunu bilin. Utancı üzerinize kalacak ama sorumluluğunu da yargı önünde hepiniz bu dönemin taşıyacaksınız.
Evet değerli arkadaşlarım, orta vadeli programla ilgili de söyleyeceklerim vardı ama konuyu çok dağıtmamış olalım, onunla ilgilide zaten Sayın Faik Öztrak ve Sayın Selin Sayek Böke gerekli çalışmaları yaptılar. Sayın Böke bugünde ekonomi muhabirleriyle bir geniş değerlendirmek yaptı zaten.
Çok teşekkür ediyorum. Sorunuz varsa alayım diyeceğim ama siz herhalde cevapladınız hepsini diyeceksiniz. Şimdi belirli yerlerde şöyle çıkacak, CHP’de bu yapılan açıklamayı destekledi. Ben içeriğinden bağımsız bir yaptım farkındasınız. Düşünce hürriyeti, ifade hürriyeti çerçevesinde düşüncelerimi ifade ettim. Zaten konuyla ilgili CHP’nin tutumu başından itibaren belli. Bu toplumsal huzursuzluk sorununun nasıl çözüleceği konusunda ki siyasi yol haritamız belli, önerilerimiz belli, tutumumuz belli. Şimdi bunu da kulağını tersten göstererek 40 türlü yansıtmaya çalışanlar olacaktır yarın. Ben şimdiden uyarayım, hiç zahmet etmeyin, ben ne söylediğimi de biliyorum, pozisyonumu da biliyorum.
Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü
ETİKETLER : türkiye gerçeği, vişne haber ajans, vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, CHP'li Koç’tan Adalet Bakanı Bozdağ’a sert yanıt, Vişne Haber Ajansı, Çiçek Güçlü