loading
close
SON DAKİKALAR

CHP’li Sarıbal: Takviye gıdalar ölümlere neden oluyor mu?

CHP’li Sarıbal: Takviye gıdalar ölümlere neden oluyor mu?
Tarih: 31.03.2016 - 08:02
Kategori: Siyaset

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Denetimsizlik ve bilinçsiz kullanım nedeniyle yarattığı olumsuz etkilerle gündemden düşmeyen 'takviye edici gıdalar' bu kez meclis gündemine taşıdı.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, son zamanlarda ölüme sebebiyet verme iddialarıyla dahi gündeme gelen takviye edici gıdaları TBMM gündemine taşıdı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in yazılı olarak cevaplandırması istemiyle soru önergesi veren Sarıbal, ülkemizin sosyo-kültürel yapısından kaynaklı olarak kullanımına yatkınlığı, kolay temin edilmesi ve medyanın da olumsuz etkileriyle hastalığı önleme ve tedavi edici özelliklerinin olduğu inancıyla takviye edici gıdaların kullanımının giderek arttığını ifade etti. 

“Kaçak olarak girişinin kolay olması, bilimsel temelden uzak birden çok etken maddenin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının öngörülememesi ve bu ürünlerin merdiven altı tabir edilen yerlerde bile üretilmesi tehlikenin boyutunu daha da artırmaktadır” diyen Sarıbal, “Yazılı ve görsel basında takviye edici birçok gıda maddesini kullanan vatandaşlarımızın yaşamlarını yitirdiğine dair haberler yer almaktadır.” İfadesiyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

Konuyla ilgili yönetmeliğin; 21 Kasım 2015 tarihli ve 29539 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ve Tebliğlerle önemli ölçüde değişikliğe uğradığını hatırlatan Sarıbal, “Tüketici sağlığının korunması ve oluşabilecek risklerin önüne geçilmesi için vatandaşlarımızın Yönetmeliğin önceki hali ile Yönetmelik değişikliği hususunda detaylı bir şekilde bilgilendirilmelerine ihtiyaç bulunmaktadır” uyarısında bulundu.

Sarıbal, Faruk Çelik’e şu özetle soruları yöneltti:

“Bir ürünün takviye edici gıda olup-olmadığı kararını vermekle görevli (ve aralarında bilim insanlarının da bulunduğu) Takviye Edici Gıdalar Komisyonunun “Herhangi bir ürünün takviye edici gıda olup olmadığının kararını vermek ve risk değerlendirmesini yaparak değerlendirme sonucunu Bakanlığa sunmak” şeklinde tanımlanan görev ve yetkilerinin daraltılarak “Takviye edici gıdalarda kullanılan vitaminler, mineraller ve bunların dışında besleyici veya fizyolojik etkileri bulunan maddeler ile ilgili değerlendirme yapmak ve değerlendirme sonucunu Bakanlığa sunmak” şekline dönüştürülmesinin gerekçesi nedir? Takviye edici gıdalarda etken maddelerin kontrolü ve kullanılan miktarını belirleyen analiz raporunun başvuru sırasında istenmesi yeni düzenleme ile niçin kaldırılmıştır?”

‘Doğal beslenme imkanı varken neden önü açılıyor’

“Güneşten fazlaca yararlanabildiğimiz bir iklime sahip olan ülkemizde doğal olarak yeterli düzeyde sebze- meyve üretimi gerçekleştirilmektedir. Çocuklarımızın doğal beslenme olanakları varken; 2- 4 yaş çocukların için de takviye edici gıda üretiminin/ ithalatının önü niçin açılmıştır. Gıda işletmecilerine, kullanımına kısıtlama getirilen takviye edici gıda bileşenleri konusunda belirlenen limitlere uyum sağlamaları için 2 yıl süre verilmiştir. Riskli ve insan sağlığını olumsuz etkileyecek bir bileşen için, iki yıllık bir sürede uyum sağlanması imkânı verilmesi piyasada mevcut ürünlerin tüketici tarafından kullanılmaya devam edileceği anlamına gelmekte olup; bu durumda tüketici sağlığına herhangi bir olumsuzluğunun olmayacağı mı düşünülmektedir? Herhangi bir olumsuzluk durumunda sorumlu kim olacaktır?”

‘Ya farklı uygulamalar olursa?’

“Yeni düzenleme ile takviye edici gıdaların denetimi, üretimi, ön başvuru ve ithalatı aşamalarında yetkiler taşra teşkilatına devredilmiştir. Takviye edici gıdalar gibi riskli ürünlerin her türlü izin işlemlerinin titizlikle yapılması gerekirken, bu yetkinin devri sonrası illerde farklı uygulamalar olmayacak mıdır? Bakanlık laboratuvarlarında takviye edici gıdalarda yer alan etken maddelerin (besin ögeleri, botanikler vb. gibi) hangilerinin analizleri yapılmaktadır? Eğer yapılamıyorsa nedeni nedir?”

‘AB kriterleri dikkate alınıyor mu?’

“Takviye Edici Gıdalar Tebliği”nde yapılan değişiklikle sapma oranları ve minimum/maksimum değerlerden söz konusu sapma oranları kadar geçilebilir hükmü mevzuata eklenmiştir. Bu sapma oranları Avrupa Birliği’nde yer almakta mıdır? Yoksa direktiften sapılmış mıdır?”

‘Bu tüketiciyi yanıltmak değil mi?’

“Takviye Edici Gıdalar Tebliği”nde yer alan “Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği kapsamındaki belirgin miktarın sapma oranı kadar altına inebilir.” ve “Minimum limitleri Bakanlıkça belirlenen botanikler ve diğer maddeler için minimum değerlerin sapma oranı kadar altına inebilir” hükümleri ile etken madde miktarlarının minimum altında olması ve bunun da etikette yer almaması tüketiciyi yanıltma değil midir?

‘Denetim yapılıyor mu?’

“Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu”nun yürürlüğe girdiği 2010 tarihinden bu güne kadar Takviye Edici Gıdalar konusunda yıllar itibariyle ne kadar denetim yapmıştır? Ne kadar ürüne ithalat izni verilmiştir? Ülkemizde kayıtlı kaç işletme vardır? Denetimler sonucu olumsuzluğu tespit edilmiş ürünlerle ilgili hangi cezai işlemler, ne miktarda uygulanmıştır? Ülkemizde Takviye Edici Gıdalardan kaynaklı ölümler olmuş mudur? Bunların sebepleriyle ilgili çalışmalar yapılmış mıdır? Bakanlığınızda bürokrat olarak benzer konularda görevli iken emeklilik sonrası bu tür Takviye Edici Gıdalar ticaretinde bulunan firmalarda çalışan kişilerle ilgili engelleyici bir düzenleme yapılması düşünülmekte midir?”

Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları