CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 22 Mart Dünya Su Günü ile ilgili açıklama yaptı.
22 Mart Dünya Su Günü ile ilgili açıklama yapan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Ülkemizdeki su kaynakları ticari bir mal haline getirilmeye, kaynaklar ve hizmetler hızlı bir şekilde özelleştirilmeye başlanmıştır. Akarsularımızın çoğu şirketler tarafından yapılan barajlarla ve HES projeleriyle kelepçelenmiş, parsellenmiştir” dedi.
‘Su kaynaklarımızı parsellediler!’ CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan SARIBAL, “22 Mart Dünya Su Günü” dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamasında gezegenimizin toplam su stoklarının yalnız yüzde 1’inin hemen kullanılabilir olduğuna dikkat çeken Sarıbal, “Ülkemizde kişi başına düşen yıllık su miktarı 1400 metreküp dolayındadır; o nedenle su kaynaklarımızı gözümüz gibi korumalıyız” ifadesini kullandı.
Su kaynaklarının tarım ve hayvancılık için de hayati önem taşıdığını hatırlatan Sarıbal, “Bitkisel ve hayvansal üretimin sürdürülebilirliği için su kaynakları korunmalı ve doğru kullanılmalıdır” tavsiyesinde bulundu.
Neo-liberal politikalar nedeniyle su kaynaklarının ticari birer meta haline getirildiğini söyleyen Sarıbal, özetle şunları söyledi:
“Su kıtlığının tek çaresi suyun metalaştırılması değildir. Su, piyasa değeri olan bir meta değil; insanlığın ve doğanın ortak varlığı, tüm canlıların temel hakkı olarak görülmelidir. Su insan hakkıdır, stratejiktir; paraya ve ticarete konu olamaz”
‘Kıtlık da kirlilik de Kapitalizm’in sonucu’ “Küreselleşme adıyla sürdürülen kapitalist sistem, doğaya ve insana özgü ne varsa talan etme, her şeyi piyasada satılacak bir mal olarak değerlendirme mantığıyla, tüm canlıların en temel gereksinimi ve insan hakkı olan suya da el atmıştır. Politikalarının hayata geçirilmesinde kullandıkları en etkin söylem; suyun kıt bir kaynak oluşu, kuraklık ve küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğine dayalı bir su krizidir. Bilinmelidir ki suda kıtlığa da, kirliliğe de küresel kapitalist sistemin kendisi neden olmaktadır.”
1980’lerden itibaren uygulanan suyu ticarileştirme politikalarına Türkiye’nin de teslim edildiğini anlatan Sarıbal, “Akarsularımız kullanılamayacak kadar kirletilmiş, su havzaları sanayiye ve kentsel yerleşime açılmış, yeraltı suyu seviyeleri düşmüş, sulak alanlar ve göller yok olmaya başlamıştır” dedi. “Ülkemizdeki su kaynakları ticari bir mal haline getirilmeye, kaynaklar ve hizmetler hızlı bir şekilde özelleştirilmeye başlanmıştır” ifadesini kullanan Sarıbal, “ Akarsularımızın çoğu şirketler tarafından yapılan barajlarla ve HES projeleriyle kelepçelenmiş, parsellenmiştir” eleştirisinde bulundu.
‘Çözüm var’
Çözüm önerisi olarak öncelikle ulusal su politikasının oluşturulması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, açıklamasında tavsiyelerine de yer verdi:
“Suyun ticarileştirilmesinden vaz geçilmeli; su kamusal bir hizmet olarak kalmalıdır. Bitkisel ve hayvansal üretimin sürdürülebilirliği için su kaynakları korunmalı ve doğru kullanılmalıdır. Tarımda daha az su tüketen üretim modellerine geçilmelidir. Salma sulamadan damlama ve yağmurlama sulamaya geçiş projeleri teşvik edilmelidir. Kentsel yeşil alanlar artırılmalı, ayrıca yağmur suyu toplama kanalları oluşturulmalıdır. Toplam aylık geliri brüt asgari ücretin altında olan hanelerde kullanılan suyun 10 metreküpe kadar olan bölümü ücretsiz olarak karşılanmalıdır. Geçimlik tarım yapan çiftçilere su ücretsiz olarak verilmelidir.”
Vişne Haber Ajansı - Çiçek Güçlü